Allah’ı En Büyük Ortak Kabul Eden Dokuz Mısırlı Mühendisin Bereketli Ticareti

Tefehnâ el-Eşrâf Köyünden Bütün Dünyaya: İman, Tevekkül, İhlâs ve İnfakla Yazılmış İbretlik Bir Başarı Hikâyesi

Mısır’ın Nil Deltası’nda, Dakahliye vilâyetinin Meyt Ğamr ilçesine bağlı Tefehnâ el-Eşrâf adında mütevazı bir köy vardır. İşte bu küçük köyde, çağımızın iman, tevekkül, ihlâs ve bereket bakımından en ibretli başarı hikâyelerinden biri yazıldı.

O yıllarda köy, fakirlik ve işsizlikle mücadele ediyordu. Geçim sıkıntısı sebebiyle pek çok genç, ekmek parası kazanabilmek için doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalıyordu. Fakat 1980‘li yılların başında (yaklaşık 1982 yılında), askerlik hizmeti sırasında tanışmış olan Ziraat Fakültesi mezunu dokuz genç, köylerinin kaderini değiştirmeye karar verdi.

Mütevazı Bir Hayalin Doğuşu

Bu dokuz genç son derece yoksuldu. Küçük çaplı bir tavukçuluk işletmesi kurmaya karar verdiler. Her biri ancak 200 Mısır lirası koyabildi. Böylece sermayeleri yaklaşık 1800-2000 Mısır lirasına ulaştı.

Bu para kolay kazanılmamıştı. İçlerinden kimi eşinin ziynet eşyalarını sattı, kimi küçük bir araziyi elden çıkardı, kimi de borç aldı. Buna rağmen sermaye yine de yetersizdi. Hesaplarına göre bir ortağa daha ihtiyaç vardı.

Günlerce ortak aradılar; fakat kimseyi bulamadılar.

Bir gün içlerinden Mühendis Salâh Mustafa Atıyye (18 Mart 1946 – 11 Ocak 2016), yüzünde güven veren bir tebessümle arkadaşlarının karşısına çıktı ve:

Onuncu ortağı buldum!” dedi.

Arkadaşları heyecanla sordular:

Kim o?

Salâh Atıyye büyük bir sükûnetle şu cevabı verdi:

Allah…

Ardından düşüncesini şöyle açıkladı:

“Kazancımızın yüzde onunu Allah rızası için ayıralım. Bu payı sembolik olarak ‘Allah’ın hissesi‘ yahut ‘En büyük hisse Allah’ındır.‘ diye isimlendirelim. Böylece ticaretimizi Allah’ın rızası üzerine bina edelim. O da lütuf ve keremiyle işimize bereket versin; bizi salgın hastalıklardan, afetlerden ve her türlü zarardan muhafaza buyursun.”

Bu teklif, arkadaşlarının gönlünde derin bir karşılık buldu. Tam bir teslimiyet ve samimiyetle kabul ettiler. Hatta bu anlayışı şirket sözleşmesine geçirerek resmî şekilde tescil ettirdiler. Böylece kazançlarının belirli bir kısmını sürekli olarak Allah yolunda harcamayı taahhüt ettiler.

Beklenmedik Bereket

İşe son derece mütevazı imkânlarla başladılar. Fakat kısa zamanda elde ettikleri neticeler, bütün hesapların ötesine geçti.

Kazançları beklenenden çok daha fazla oldu.

Her üretim döneminde Allah rızası için ayırdıkları payı daha da artırdılar. Önce %10, sonra %20, ardından %30… Zamanla bazı dönemlerde bu oran %50‘yi, hatta daha fazlasını buldu.

Bir tavuk çiftliğiyle başlayan teşebbüs, kısa sürede on büyük tavuk çiftliğine, yem fabrikalarına, tarım ürünleri ticaretine ve yurt dışına meyve-sebze ihraç eden büyük bir ticaret kuruluşuna dönüştü.

Salâh Atıyye artık tanınmış ve başarılı bir iş adamıydı. Fakat o, kendisini hiçbir zaman servetin sahibi olarak görmedi. Daima tevazu içinde şöyle derdi:

Ben sadece En Büyük Ortağın hizmetkârıyım.”

İmanın Meyveleri: Bir Köyün Kaderi Değişiyor

Onlar için servet hiçbir zaman hedef olmadı; sadece hayra ulaştıran bir vasıta oldu.

Bu sebeple Allah rızası için ayrılan payı köylerinin ve çevre halkının hizmetine tahsis ettiler.

Bu hayır faaliyetleri neticesinde:

Erkek ve kız öğrenciler için ilkokuldan liseye kadar tam teşekküllü Ezher eğitim kurumları kuruldu.

Köye tren istasyonu inşa edildi; böylece üniversite açılmasının önü açıldı.

Ezher Üniversitesine bağlı Şeriat ve Hukuk, Usûlüddin, Eğitim ve benzeri fakülteler ile şehir dışından gelen öğrenciler için yurtlar yapıldı.

Fakirlik ve işsizlik büyük ölçüde ortadan kaldırıldı.

Gençlere küçük sermayeler verilerek iş kurmaları sağlandı.

Yetim kızların evlenmelerine destek olundu.

Camiler, Kur’ân kursları ve hayır müesseseleri inşa edildi.

Böylece küçük bir köy olan Tefehnâ el-Eşrâf, üniversitesi, eğitim kurumları ve sosyal hizmetleriyle örnek gösterilen bir ilim ve hizmet beldesine dönüştü.

Bu köy, sadakanın, ihlâsın, infakın ve Allah’a tevekkülün bereketini gösteren canlı bir misal hâline geldi.

Dünyadan Ebedi Yolculuğa Hüzünlü Veda

Mühendis Salâh Mustafa Atıyye, uzun süren hastalığının ardından 11 Ocak 2016 tarihinde Rabbine kavuştu.

Cenazesine çevre köy ve şehirlerden on binlerce insan iştirak etti. Merasim, Mısır’ın yakın tarihindeki en kalabalık cenazelerden biri olarak kayıtlara geçti.

Ezher-i Şerif, Ezher Üniversitesi ve çok sayıda ilim ve davet ehli onun vefatı dolayısıyla taziye mesajları yayımladı.

Geride ise hâlâ sevabı devam eden nice sadaka-i câriye, ilim müessesesi ve hayır eseri bıraktı.

Bu Hikâyeden Alınacak Büyük Ders

Salâh Atıyye sık sık şu sözü tekrar ederdi:

Allah ile yapılan ticaret, bütün ticaretlerin en kârlısıdır.

Ona göre servetin gerçek sahibi Allah Teâlâ idi; insan ise O’nun kendisine emanet ettiği malın emanetçisinden başka bir şey değildi.

İşte bu ihlâs, bu teslimiyet ve bu tevekkül sebebiyle Cenâb-ı Hak, onların az sermayesini bereketlendirdi; ummadıkları hayır kapılarını kendilerine açtı.

Bu ibretli kıssa, bizlere bir kez daha göstermektedir ki; Allah yolunda samimiyetle verilen hiçbir şey eksilmez. Bilakis, Cenâb-ı Hakk’ın vaad ettiği bereketle çoğalır; hem sahibini hem de yaşadığı toplumu ihya eder.

Allah Teâlâ, Mühendis Salâh Atıyye’ye ve bu kutlu yolda beraber yürüyen arkadaşlarına rahmet eylesin.

Yaptıkları hayırları mizanlarında ağır gelen salih amellerden eylesin.

Bütün tüccarlara, yatırımcılara ve imkân sahibi müminlere de mallarını Allah’ın rızasına vesile kılmayı; kazançlarının en bereketli hissesini O’nun yolunda harcamayı nasip eylesin. Âmin.

Not: Bu yazı; merhum Salâh Mustafa Atıyye’nin yakınlarının ve çalışma arkadaşlarının şahitlikleri, güvenilir basın kaynaklarında (el-Yevmü’s-Sâbi’, el-Ehrâm vb.) yayımlanan haberler ile Şeyh Muhammed Râtib en-Nablusî gibi ilim adamlarının nakilleri esas alınarak hazırlanmış Arapça metinden tercüme edilmiştir. Tercümede, aslın tarihî muhtevası korunurken Türkçenin tabiî akışı ve edebî üslûbu gözetilmiş; yer yer anlamı güçlendiren ifade düzenlemeleri yapılmıştır.

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
23.07.2026 – OF

Bu Hikayeyi 👆Sesli Dinlemek İsteyenler:👇
Ticaretlerine Allah’ı (cc) Ortak Eden
Mısırlı Dokuz Mühendisin Hikayesi
https://www.instagram.com/reel/DbBayc_mv_B/?l=1

تجارة مع الله: قصة المهندس صلاح عطية ورفاقه التسعة في تفهنا الأشراف

في قرية صغيرة هادئة تدعى «تفهنا الأشراف» التابعة لمركز ميت غمر بمحافظة الدقهلية في دلتا مصر، ولدت واحدة من أجمل قصص الإيمان والتوكل والبركة في العصر الحديث. كانت القرية تعاني الفقر والبطالة، وكان أبناؤها يهاجرون بحثًا عن لقمة العيش. لكن في أوائل الثمانينيات (حوالي عام 1982م)، اجتمع تسعة شبان من خريجي كلية الزراعة -تعارفوا أثناء الخدمة العسكرية- على أمل تغيير واقع قريته.

بداية الحلم المتواضع

كانوا تسعة شباب فقراء جدًا. قرروا إنشاء مشروع صغير لتربية الدواجن. جمع كل واحد منهم 200 جنيه فقط (إجمالي حوالي 1800-2000 جنيه). بعضهم باع مصاغ زوجته، وبعضهم باع قطعة أرض صغيرة أو اقترض. كان المبلغ ضئيلاً، لكنهم كانوا يبحثون عن شريك عاشر ليكملوا رأس المال.
بعد أيام من البحث دون جدوى، جاء المهندس صلاح مصطفى عطية (رحمه الله) -الذي ولد في 18 مارس 1946م في نفس القرية- وقال لهم بابتسامة مطمئنة:
«وجدت الشريك العاشر!»
سألوه بحماس: «من هو؟»
فأجاب بهدوء: «هو الله!»
اقترح أن يدخل الله شريكًا عاشرًا، يأخذ 10% من الأرباح (سموه «سهم الشريك الأعظم» أو «سهم الله»)، مقابل أن يتولى حماية المشروع من الأوبئة والآفات والرعاية والبركة. وافق الجميع بقلوب ممتلئة إيمانًا. كتبوا عقد الشركة رسميًا وسجلوه في الشهر العقاري بهذا الشكل الفريد.

البركة التي فاقت كل التوقعات

بدأ المشروع بتواضع، لكن النتائج كانت مذهلة. حققوا أرباحًا كبيرة فاقت كل التقديرات. في كل دورة إنتاجية كانوا يزيدون نسبة “سهم الله” شكرًا وتوكلاً: من 10% إلى 20%، ثم 30%، حتى وصلت إلى 50% أو أكثر في بعض المراحل.
توسع المشروع إلى عشر مزارع دواجن، ثم مصانع أعلاف، وتجارة حاصلات زراعية، وتصدير فواكه وخضروات إلى الخارج. أصبح صلاح عطية رجل أعمال ناجحًا، لكنه كان يرى نفسه «خادم الشريك الأعظم» فقط.

ثمار الإيمان: تحول القرية

لم يكن النجاح المادي هدفًا، بل وسيلة. خصصوا أرباح “سهم الله” لخدمة أهل القرية والمنطقة:

  • أنشؤوا معاهد أزهرية كاملة (ابتدائي، إعدادي، ثانوي — للبنين والبنات).
  • بنوا محطة قطار للقرية حتى تُقبل طلبات إنشاء كليات جامعية.
  • أسسوا فرع جامعة الأزهر في القرية (كليات الشريعة والقانون، أصول الدين، التربية، إلخ) مع سكن طلابي للمغتربين.
  • قضوا على الفقر والبطالة: لا فقير واحد في القرية، مشاريع صغيرة للشباب، تجهيز يتيمات للزواج، مساجد، مراكز تحفيظ قرآن.
    تحولت تفهنا الأشراف إلى نموذج فريد: قرية ريفية صغيرة تضم جامعة ومعاهد وخدمات متكاملة، وأصبحت قصة إلهام لكل من يؤمن ببركة الصدقة والتوكل.

الوداع الأبدي

توفي المهندس صلاح عطية في 11 يناير 2016م (رحمه الله) بعد صراع مع المرض، عن عمر ناهز الـ70 عامًا. خرجت جنازته في موكب مهيب حضره عشرات (أو مئات) الآلاف من الناس من القرى والمدن المجاورة. وُصفت بأنها من أكبر الجنازات في تاريخ مصر الحديث. نعاه الأزهر الشريف وجامعة الأزهر ورجال الدعوة، وترك خلفه صدقات جارية لا تزال تُثمر حتى اليوم.

الدرس العظيم

قال صلاح عطية مرارًا: «التجارة مع الله هي أربح تجارة». كان يؤمن أن المال مال الله، والإنسان أمين عليه. فبارك الله له في قليله فأصبح كثيرًا، وفتح له أبواب الخير التي لا تُغلق.

رحم الله المهندس صلاح عطية ورفاقه، وجعل أعمالهم في ميزان حسناتهم، وألهم كل تاجر ومستثمر أن يجعل الله شريكه الأعظم.

هذه الرواية مبنية على شهادات أقاربه وشركائه وتقارير إعلامية موثوقة (مثل اليوم السابع، الأهرام، وروايات الشيخ محمد راتب النابلسي وغيره). القصة تُروى بأسلوب عاطفي لتلامس القلوب، مع الحفاظ على الدقة التاريخية.