Otoriteyi Mutlak İtaat Anlayışıyla Savunan Selefî (Medhalî) Çevrelerin Fikrî Açmazı
Hakikati müdafaa eden, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran Faslı bir âlim; bu uğurda hapsedilir, işkencelere maruz bırakılır ve inandığı hakikatten en küçük bir taviz vermeden Rabbine kavuşur. Buna rağmen, otoriteye mutlak itaati dinî bir ilke hâline getiren Selefî (Medhalî) anlayışa mensup Faslı bir kimse, Allah’ın kendilerini bu “Hâricî” diye nitelediği kişiden kurtardığını söyleyerek memnuniyetini dile getirir.
Tunuslu bir Medhalî Selefî ise Zeynelâbidîn bin Ali’yi hararetle müdafaa eder; onu, kendisine itaat edilmesi dinen vacip olan meşru bir idareci kabul eder. Buna karşılık, onun gerçek mahiyetini ortaya koyan Tunuslu âlimleri Hâricîlikle itham eder; onları diliyle tahkir ve tezyif etmekten çekinmez.
Libyalı bir Medhalî Selefî, Halife Hafter uğruna canını ortaya koyacak derecede taassup gösterir; ön saflarda savaşır ve bu uğurda hayatını kaybeder. Aynı anlayışı paylaşan çevreler onu “şehit” olarak nitelerken, Libya Müftüsü Sâdık el-Garyânî’ye en ağır hakaretleri yöneltmekten ve onu en çirkin isnatlarla suçlamaktan geri durmazlar.
Ardından Mısırlı bir Medhalî Selefî çıkar karşımıza. O da her hâl ve şartta Abdulfettah es-Sîsî’ye itaati bayrak edinir. Merhum Cumhurbaşkanı Muhammed Mursî’ye -Allah Teâlâ rahmet eylesin- ağır tenkitler yöneltir; hatta Mısır’ın bugün maruz kaldığı sıkıntı ve musibetlerin mesuliyetini bile ona yüklemeye kalkışır.
Kıble ehli arasında, bu anlayışın mensuplarından daha büyük bir fikrî çıkmaza sürüklenmiş başka bir zümreye rastlamak güçtür. Zira Allah Teâlâ insana akıl nimetini ihsan etmiştir. Fakat insan, peşin hükümler, taassup ve şahıslara kayıtsız şartsız bağlılık sebebiyle bu nimeti hakkıyla kullanmaktan mahrum kalırsa, kendisini çelişkilerle örülü bir çıkmazın içinde bulur.
Din, akıl ve beden selâmeti nimetini bizlere ihsan eden Allah Teâlâ’ya hamdolsun. Hamd, her hâlükârda yalnız O’na mahsustur.
Cihad Adle
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
13.07.2026 – OF
Mütercim Notu:👇
Metinde geçen “Medhalî Selefîlik”, adını Suudi Arabistanlı Selefî âlim Rebî’ b. Hâdî el-Medhalî’den alan çağdaş bir fikrî akımdır. Bu anlayış, fitneden kaçınma gerekçesiyle mevcut idarecilere itaati son derece geniş yorumlamasıyla tanınır. Bu sebeple yöneticilere yönelik siyasî muhalefete ve halk hareketlerine çoğunlukla karşı çıkar; bu çizginin dışında kalan birçok İslâmî hareketi ise “Hâricîlik” ve benzeri ithamlarla tenkit eder. Metindeki değerlendirmeler, söz konusu anlayışın çeşitli İslâm ülkelerindeki uygulamalarına yöneltilen eleştirileri yansıtmaktadır. Bu hareketi besleyen ve destekleyen dış kaynaklar, özellikle MI6 mutlaka dikkate alınması gerekir. (A. Ziya)
“شقاء المداخلة”
شيخ مغربي، منافح عن الحق، وآمر بمعروف، وناه عن منكر، ويسجن في سبيل ذلك ويعذب، ويموت دون أن يبدل، ثم يعبر مدخلي مغربي عن سروره بأن أراح الله رؤوسهم من هذا “الخارجي”.
و مُدخلي تونسي ينافح عن زين العابدين بن علي، ويرى فيه حاكما شرعيا واجب الطاعة، بينما يشنع على مشايخ تونس الذين بينوا أمر رئيسه، ويتهمهم بالخارجية وينالهم بلسانه.
ومُدخلي ليبي يستميت من أجل خليفة حفتر، ويقاتل باندفاعة في الصفوف الأولى، ويقتل في ذلك، فيعتبره إخوته في ملة المدخلية شهيدا، ثم يشتمون مفتي ليبيا الصادق الغرياني ويتهمونه بأبشع التهم.
ثم يأتيك المدخليِ المصري الذي يرفع راية الطاعة للسيسي في المنشط والمكره، ويقدح في الرئيس الراحل محمد مرسي، رحمه الله تعالى، ويرجع إليه أسباب عذابات مصر اليوم.
لا يوجد بين أهل القبلة من هو أشقى من المدخُلي، من جهة أن الله تعالى خلق له آلة العقل، ثم سلبه القدرة على استعمالها، فجرى فيه قدره بالشقاء والعذاب.
الحمد لله على نعمة العافية في الدين والعقل والبدن، ثم الحمد لله.
(جهاد عدلة).