Erdoğan’ın Akamete Uğrattığı Büyük Oyun
Sunucu (Alaa): Değerli izleyicilerimiz, Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun. “Dokuzuncu Stüdyo” programının bu yeni bölümüne hoş geldiniz.
“İsrail rejiminin bir numaralı düşmanı…” Türk Cumhurbaşkanı’nın net ve kararlı bir duruş sergileyerek, bölgeyi parçalamak ve Araplar, Farslar, Kürtler ve Türkler arasında yıkıcı bir savaşın fitilini ateşlemek üzere kapalı kapılar ardında tezgâhlanan tarihi ve büyük bir oyunu akamete uğrattığını ilan etmesiyle vaziyet bu şekilde tescillendi.
Erdoğan, bugün dehşet ve şaşkınlık içinde kıvranan ve bu hâlini Diasporadan Sorumlu Bakanı’nın “Türkiye, Katar ve Suriye arasında kurulacak güçlü bir bölgesel ittifaka” dair uyarılarıyla itiraf eden İsrail rejiminin tüm engellemelerine rağmen, bölgeye sükûnetin hakim olacağını vurguladı. Tüm bu gelişmelerin fevkinde, Israel Hayom gazetesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “en büyük tehdit” hanesine yerleştirerek bu durumu tescil ve ilan etti.
Programımızın bu bölümünde, giderek tırmanan bu tarihi eksen kaymasını masaya yatırıyor ve şu mihveri sualleri yöneltiyoruz:
Ankara, etnik fitne şifrelerini çözmeyi ve bir emrivaki olarak kabul ettirdiği istikrar denklemini inşa etmeyi nasıl başardı?
Yeni filizlenen bu ittifak, İsrail rejiminin küstahlığını dizginlemek adına sahadaki güç dengelerini nasıl değiştirecek?
Bölge, harici vesayetten kurtularak nihayet kendi halklarının menfaatine hizmet edecek hakiki bir mutabakat evresine mi kadem basıyor?
Değerli izleyicilerimiz, tekrar hoş geldiniz. Türkiye Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Hamza Tekin Beyefendi bugün Dokuzuncu Stüdyo’da bizlerle birlikte. Hamza Bey, Hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Hamza Tekin: Hoş bulduk Alaa Bey; size ve tüm izleyicilerimize hürmetlerimi sunarım.
Sunucu (Alaa): Hamza Bey, gerek bölgede gerekse Türkiye’nin iç siyasetinde gelişmeler her zamanki gibi baş döndürücü bir süratle akıyor. Belki programımızın nihayetinde Türkiye’nin iç ahvaline de temas ederiz.
İsrail matbuatının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “en büyük düşman” olarak tavsif etmesinden ve Sayın Erdoğan’ın “Araplar, Türkler, Kürtler ve Farslar arasında bir yangın çıkarmak isteyen büyük bir oyunu bozduk” beyanından yola çıkalım. Cumhurbaşkanı’nın tafsilatına girmediği bu dikkat çekici açıklama hakkında, herkesin merak ettiği o suali soralım:
Bu büyük oyun nedir ve nasıl okumalıyız?
Hamza Tekin: Alaa Bey, Türkiye ile İsrail işgal rejimi arasındaki ihtilafların dozajı giderek artıyor ve bu kırılmanın pek çok veçhesi artık tamamen su yüzüne çıkmış vaziyette. Bu sefer mesele son derece ciddi. Bakınız, Amerikan Başkanı Donald Trump daha birkaç saat evvel bir beyanatta bulundu. Ümmetimiz içinde Trump’a inanan, onu adeta hatasız gören ve her sözünü mutlak hakikat kabul eden kesimler var; ne de olsa ABD Başkanı konuşuyor. Peki, Trump ne dedi? “Erdoğan İsrail’i sevmiyor” dedi.
Meseleye tam da buradan, yani bugün Türkiye’de icra edilen siyasetin mihverinin bu duruş olduğu hakikatinden başlayalım. İşgal rejimiyle yaşanan bu derin ihtilaf, tamamen mevcut siyasi iradeden kaynaklanmaktadır. Türkiye geçmişte bu işgal rejiminin gaddarlığını diplomatik kanallarla, doğrudan diyalogla dizginlemeye çalıştı. Fakat nihayetinde Ankara şunun farkına vardı: Bu rejimin idarecileri ve karar merciindekiler ne hukuka riayet ediyorlar ne dosta sadık kalıyorlar ne de bir ahde ve misaka bağlılar. Dolayısıyla Türkiye bugün, harici siyasetinde bu işgal rejimine karşı yeni ve kesin bir istikamet tayin etmiş vaziyettedir.
Müsaadenizle, Türkiye’nin hamlesiyle bertaraf edilen ve Erdoğan’ın işaret ettiği o büyük fitnenin küçük bir cüzünden bahsedeyim. Önümüzdeki günlerde, haftalarda veya aylarda muhtemelen diğer dosyalar da faş olacaktır. Fakat Erdoğan’ın kastettiği en büyük pay, Benjamin Netanyahu ile Mossad’ın yaklaşık iki ay evvelki İran gerilimi esnasında, oradaki kargaşadan istifade ederek hazırladığı o meşum plandır. Plan; İran’ın kuzeyinde konuşlu bulunan ve Suriye’deki terör, yıkım, yağma ve etnik temizlik faaliyetlerinden yakinen tanıdığımız QSD terör örgütünün uzantısı olan milisleri nitelikli silahlarla donatmaktı.
Netanyahu ve Mossad’ın planı, bölgedeki savaş ve otorite boşluğundan istifade ederek bu milisleri ileri sürmek, bu güvenlik tehdidini Irak ve Suriye’ye yayarak tüm bu hattı mezkûr milislerin kontrolüne geçirmek üzerine kuruluydu. Eğer bu feci plan muvaffak olsaydı, kısa süre zarfında bu yangın Türkiye’nin sınırlarından içeri sıçrayacaktı. Lakin bizzat Recep Tayyip Erdoğan, Hakan Fidan ve İbrahim Kalın tarafından yürütülen, Türk istihbaratının sahadaki muazzam gücüyle desteklenen o sarsılmaz ve kararlı diplomasi, bu planı daha doğmadan beşiğinde boğdu. Amerikalılar, İsrail bu tezgâha devam ettiği takdirde Türkiye’nin askeri müdahale hususunda ne derece ciddi olduğunu idrak ettiler ve geri adım attılar. Erdoğan’ın “Kürt, Fars ve Arap” unsurlarını bilhassa zikretmesinin sebebi de buydu. Çünkü bu meşum plan, Kürt kardeşlerimizin adını istismar eden ama onları asla temsil etmeyen bu kukla milislerin sırtından yürütülecekti. İran topraklarında Kürt ve Fars maskesi takan bu fitne, Arap coğrafyasındaki Suriye ve Irak’ı hedef alacak, oradan da Türk toprağına uzanacaktı.
Şeytani Bir Plan
Hamza Tekin: Türkiye, işte bu şeytani planı akamete uğrattı. Erdoğan’ın ilan ettiği hakikatin şimdilik sadece bir cüzü budur.
Sunucu (Alaa): Dilerseniz bu hayati mevzuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi sesine kulak verelim, ardından Hamza Bey ile devam edelim. Buyursunlar…
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İran krizi göstermiştir ki, bu süreç (terörsüz Türkiye iradesi) sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati bir ehemmiyete haizdir. Sürecin sağladığı müspet iklim ve diyalog kanalları sayesinde, Kürt kardeşlerimize de telafisi imkânsız zararlar verecek çok büyük bir fitnenin önüne geçilmiştir. Şimdilik şu kadarını söylemekle iktifa ediyorum: Türkler, Kürtler, Farslar ve Araplar olarak hep birlikte akamete uğrattığımız bu oyunun ne denli kanlı ve haince olduğu, gelecekte çok daha net bir şekilde anlaşılacaktır.”
Sunucu (Alaa): Evet değerli izleyiciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri fevkalade çarpıcıydı ve şüphesiz önümüzdeki saatlerde çok ciddi akisler bulacaktır. Hamza Bey, Cumhurbaşkanı detay vermedi, sadece “Büyük bir oyun tezgâhlanıyordu, akamete uğrattık” diyerek bir başlık açtı.
Hamza Tekin: Evet, az evvel ifade ettiğim husus, Türkiye’nin ilerleyen safhalarda faş edeceğini vadettiği o hakikat, buz dağının sadece görünen yüzüdür. Alaa Bey, o plan gerçekten de tam manasıyla toprağa gömüldü. Çünkü Türkiye, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere ilgili tüm taraflara açık ve net bir ihtar gönderdi: Türk ordusunun o İran gerilimine bizzat müdahil olacağını ve Netanyahu’nun bu tehlikeli planı sahada icra etmesine asla müsaade etmeyeceğini bildirdi. Türk ordusunun müdahalesi mutlak ve tayin edici olacaktı.
Amerikan yönetimi bu Türk ihtarının ciddiyetini kavradı. ABD şu süreçte Türkiye’yi karşısına almak istemiyor, aksine Ankara ile münasebetlerini tahkim etme arayışında. Nitekim birkaç gün sonra Donald Trump’ı Türk topraklarında göreceğiz. Bu, devasa bir stratejik dönüşümdür. ABD, Türkiye’nin dostluğunu kazanmak istiyor ve bu yüzden “Türk ordusunun sınır ötesinde, çok derin bir sahada fiilen ve kararlı bir şekilde müdahale edeceği” yönündeki o askeri ihtarı fevkalade ciddiye aldı.
Sunucu (Alaa): Türkiye bu hususta İran’ın safında yer alma pahasına dahi olsa bunu yapacak mıydı?
Hamza Tekin: Türkiye zaten öteden beri İran halkının yanındadır, Türkiye tecavüzkar bir siyasetin yanında saf tutmaz.
Sunucu (Alaa): Fakat oradaki nizam pek… Yani Trump’ın bu husustaki ifadeleri biraz garipti. Dilerseniz iki meseleyi cem etmek adına Trump’ın ne dediğine bir kulak verelim. Buyursunlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözlerini dinleyelim.
(Trump’ın konuşması yayınlanır)
Evet Hamza Bey, Başkan Trump’ın sözleri bunlardı. Trump, Erdoğan’ı her daim methediyor ve ona hürmet beslediği aşikâr. Fakat bu mükerrer beyanlar akıllara şu suali getiriyor: Burada Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir tuzağa çekme, tabiri caizse Şam bölgesindeki amiyane tabirle “başına fes giydirerek” işin içine bulaştırma kastı yok mudur?
Hamza Tekin: Bu ihtimal her zaman masadadır lakin Türkiye bu tür oyunlara gelmeyecek kadar akıl ve feraset sahibidir. Türk devlet aklı, Trump’tan da onun zihniyetinden de fersah fersah üstündür. Ancak Trump’ın Erdoğan hakkındaki bu sözleri, şahsen benim Erdoğan’a olan bakışımı zerre kadar değiştirmez. Trump’ın Erdoğan’ı övmesi yahut yermesi bizim nezdimizde bir kıymet ifade etmez. Burada asıl mühim olan husus şudur: Bugün dünyanın en büyük gücü olan ABD, ittifak kurmak ve dost olmak için zayıfların değil, ancak güçlülerin kapısını çalmaktadır. Trump’ın dilinden düşürmediği hakikat; Erdoğan’ın sarsılmaz bir lider olduğu, onun inşa ettiği muazzam bir Türk ordusunun mevcudiyeti ve Türkiye’nin sahadaki ezber bozan hamleleridir. Dolayısıyla bugün Trump’ın şahsında tezahür eden bu hürmet, Türkiye’nin ve Erdoğan’ın hakiki gücünün bir neticesidir. Stratejik ve siyasi boyuttan bakıldığında bu durum, Türkiye’nin küresel arenada ulaştığı mertebeyi göstermesi bakımından mühimdir. Trump çapında bir lider ve ABD gibi bir devlet, bölgedeki pek çok kritik dosyada Türkiye’yi baypas edemeyeceğini idrak etmiştir.
Bunun en somut delili, az evvel zikrettiğimiz Netanyahu planıdır. Netanyahu bu planın icrası için Trump’a muazzam bir baskı uyguladı lakin Trump, Netanyahu’nun değil Erdoğan’ın iradesini kabullenmek mecburiyetinde kaldı. Nitekim İsrail muhalefet lideri Yair Lapid’in Knesset’te yaptığı o itiraf da bunu doğrulamaktadır: “Başbakanımızın uğradığı hüsrana bakınız! Erdoğan’ın Washington’daki nüfuzunun, bizim Başbakanımızın oradaki nüfuzundan fersah fersah güçlü olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır.” Lapid bunu Netanyahu adına tarihi bir mağlubiyet olarak kaydetmiştir.
Sunucu (Alaa): Peki, Türkiye’nin Washington üzerinde bu derece bir tesir icra edebilecek bir kudrete erişmesi hakikaten mümkün müdür?
Hamza Tekin: Şüphesiz. Bakınız, Türkiye yıllar evvel (eski Suriye rejimi yıkılmadan evvel) DEAŞ, QSD, PKK gibi terör güruhlarına karşı Suriye sahasında askeri harekatlar düzenlerken, bunu ABD’ye ve harici tüm baskılara rağmen gerçekleştirdi. Türk İstihbarat Teşkilatı Başkanı daha iki gün evvel zikretti; o dönem pek çok küresel aktör Türkiye’ye ambargolar uyguladı, cephe aldı, tenkit etti (ki burada kastedilen birinci derecede ABD’dir). Fakat bugün aynı aktörler Türkiye’ye şükranlarını sunuyorlar. Zira Türkiye’nin uzun vadeli, sabırlı siyasetinin bölgedeki en isabetli ve en müessir strateji olduğu tebellür etmiştir.
Evet, Türkiye bu muazzam kudrete istiklal-i tam (tam bağımsız) siyasi kararları sayesinde ulaştı. Çünkü Türkiye, son yirmi yılda muazzam bir iktisadi omurga inşa etti. Bugün Avrupa Birliği iktisadi manada Türkiye’ye muhtaç durumdadır. Keza savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var; Türk savunma sanayii bugün dünyada parmakla gösteriliyor. Önümüzdeki Temmuz ayının 7 ve 8’inde Ankara’da bir araya gelecek olan NATO liderleri, Ankara caddelerinde Türk füzelerinin, Bayraktar İHA’larının, Türk hava savunma sistemlerinin ve Yıldırım Han füzelerinin ihtişamlı resimleriyle karşılanacaklar. Türkiye bu liderlere adeta şunu ihtar edecek: “Ben bir NATO üyesi iken bana ambargo uyguladığınızda neler yaptığımı görüyorsunuz; şimdi ise o silahları benden satın almak için sıraya giriyorsunuz.” Daha iki gün evvel Romanya Cumhurbaşkanı Türkiye’deydi ve Türk tersanelerinde Romanya ordusu için inşa edilen askeri fırkateynin teslim törenine iştirak etti.
Yine iki gün evvel Polonya Cumhurbaşkanı, Külliye’de Sayın Erdoğan’ın huzurunda, ülkesinin Türk Bayraktar SİHA’larına sahip olmasıyla nasıl iftihar ettiğini beden diliyle ve kelimeleriyle açıkça izhar etti. Bakınız biz yirmi yıl evvel nerede idik, bugün nerede vizyon sahibiyiz. Eskiden kapılarda… Şimdiki kelime belki kifayetsiz kalacak ama söylemek mecburiyetindeyim…
Sunucu (Alaa): Avrupa kapılarında adeta el açan bir vaziyette miydi?
Hamza Tekin: Evet, Avrupa kapılarında maalesef mahzun ve boynu bükük bir Türkiye vardı. Bugün ise yirmi küsur yıllık Ak Parti iktidarının neticesinde, koca Avrupa Türkiye’den silah tedarik etmek için Ankara’nın yolunu tutuyor. Beşeriyet tarihinin en muazzam askeri ittifakı olan NATO’nun azaları, Polonya gibi devletler, Türk silahlarına sahip olmakla gurur duyuyorlar. İşte Türkiye bu mertebeye yükseldiği içindir ki Trump çıkıp bu sitayişkar sözleri sarf etmek mecburiyetinde kalıyor.
Sunucu (Alaa): Hamza Bey, bu izahatınız fevkalade güzel. Fakat müsaadenizle şuraya sarsıcı bir sual sıkıştırmak isterim. Trump’ın, Erdoğan’ın İran safında savaşa girmeye ne denli yakın olduğuna dair iddiaları tehlikeli bir boyuta işaret ediyor. Türkiye şu iki zıt kutbu nasıl telif edebiliyor? Bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan her daim mazlumların, Müslümanların sesi oluyor, Türkiye’yi Hilafet-i İslamiye’nin ve Osmanlı’nın varisi olarak konumlandırıyor; Kudüs ve Filistin davasını haykırıyor ki nitekim İsrail matbuatı da onu en büyük düşman ilan ediyor. Fakat diğer tarafta aynı Türkiye bir NATO üyesi, Ankara’da NATO liderlerini ağırlıyor ve Trump ona gece gündüz senalar diziyor. Bu iki muazzam tezat nasıl bir arada var olabiliyor? Bu denklem nasıl kuruluyor?
Hamza Tekin: Bu fevkalade asil ve yerinde bir sual Alaa Bey, sizi tebrik ederim. Elbette bunun sarih bir cevabı mevcuttur.
Bugün hak canibinde durup ümmetinizin, kardeşinizin yahut dostunuzun hakkını müdafaa ederken; kapalı kapılar ardında bağırıp çağırmak yahut sadece sizinle aynı fikirde, aynı renkte ve aynı çizgide olan dost meclislerinde nutuk atmak bir güç göstergesi değildir. Bunu herkes yapabilir. Hakiki güç ve asalet, Alaa Bey; muhaliflerinizin, düşmanlarınızın ve zalimlerin masasına oturup, yüzlerine karşı “Burada muazzam bir cürüm işliyorsunuz, bu haince hamlenizi askeri güçle engelleyeceğim, bu noktada sizinle savaşacağım ve bu sınırı geçmenize asla müsaade etmeyeceğim” diyebilmektir. Hakiki asalet, kapalı odalarda değil, zalim bir sultanın karşısında hakkı haykırmaktır. İşte bugün Türkiye’nin ve bazı dirayetli İslam ülkelerinin icra ettiği şey tam olarak budur.
Bugün Türkiye, o şer odaklarının ta kalbinde, NATO masasında hakkı haykırmaktadır. Bazıları Türkiye’nin NATO üyeliğini tenkit ediyor lakin ben bu tenkitlere iştirak etmiyorum. Zira bunun alternatifi nedir? Stratejik akılla konuşalım, hislerimizden tecerrüd ederek soralım: Bugün bu muazzam askeri ittifaktan ayrılmasını talep edenler, Türkiye’nin iltihak edebileceği alternatif bir İslam askeri ittifakı mı inşa ettiler? Müslümanlar böyle bir ittifak kurdular da Türkiye mi gitmedi? Evvela o ittifakı tesis etsinler, sonra tenkit hakları doğar.
İkinci bir husus; bölgede NATO’nun münhasıran Müslümanları katletmek için kurulduğuna dair sığ bir kanaat var, bu tarihi bir hatadır. NATO, Sovyet tehdidine karşı kurulmuş bir ittifaktır, kuruluş felsefesinin İslam dünyasıyla bir alakası yoktur. Türkiye bu ittifakın içinde devasa bir askeri güç olarak yer almakta ve NATO kararları üzerinde mutlak bir veto ve tesir gücüne sahip bulunmaktadır. Size bizzat müşahade ettiğim bir misal vereyim: Afganistan’ı defalarca ziyaret ettim, oradaki liderlerle ve halkla bu mevzuyu defalarca konuştum. Türkiye yirmi yıl boyunca orada NATO sancağı altında askeri varlık bulundurdu lakin biliyor musunuz Alaa Bey, Türk ordusu NATO’nun Afgan halkına yönelik pek çok şüpheli askeri operasyonunu, gece baskınını ve hukuksuz devriyesini oradaki nüfuzunu kullanarak bizzat engelledi. Türk askeri her daim Afgan halkının hamisi oldu ve bu yüzden koca NATO içinde Afganistan sokaklarında muhabbetle ve dualarla karşılanan yegâne sancak Türk sancağıydı.
Sunucu (Alaa): Yani Afganlar bugün Türkiye’ye bir işgal gücü nazarıyla bakmıyorlar mı?
Hamza Tekin: Asla! Onlar “NATO ayrı, Türk ordusu ayrı” derler.
Sunucu (Alaa): Bunu size bizzat ifade ettiler mi?
Hamza Tekin: Evet, bizzat Afgan devlet ricalinden ve mücahitlerinden işitmişimdir. Yirmi yıl boyunca Afganistan topraklarında tek bir Afgan kardeşine kurşun sıkmayan ve harici güçlerin sıkmaya yeltendiği nice kurşuna da mani olan yegâne askeri varlık Türk ordusuydu. İşte Türkiye budur; engel olur ve hakkı ikame eder.
Sunucu (Alaa): Demek ki Türkiye, Trump’ın iddia ettiği gibi Amerikan menfaatlerini bölgede taşeronlukla koruyan o eski “emir kulu, vazifeli devlet” vasfından tamamen sıyrılmıştır.
Hamza Tekin: Trump çok konuşur Alaa Bey; sözlerinin belki ancak yüzde beşi hakikate tekabül eder, bunu en başta ifade ettim. Bazıları onun her lafına inanıyor, o yüzden cümleme “Erdoğan İsrail’i sevmiyor” sözüyle başladım. Onun her kelimesini mutlak hakikat sayamayız; zira sabah başka, akşam başka konuşan bir şahsiyettir. Hakikat şudur: Türkiye artık bir taşeron devlet değildir. Evet, mazide maalesef öyle bir dönem yaşandı; Türkiye bir dönem İsrail’in bölgedeki en sadık müttefiklerinden biri kılınmıştı. Fakat o devir geride kaldı. Biz bugün yepyeni bir Türkiye’nin, Ak Parti’nin ve milli iradenin Türkiyesi’nin huzurundayız.
Sunucu (Alaa): Peki, Trump’ın bu hayranlığının, methiyelerinin ve teslimiyetinin arkasındaki asıl sır nedir?
Hamza Tekin: “Kudret!” Kendisi de bir defasında itiraf etmişti: “Ben güçlü liderleri severim ve ancak onlarla muhatap olurum.” Trump, bölgesel dengeleri sarsan güçlü liderlere hürmet duymak mecburiyetinde kalıyor. Nitekim dün yayınlanan videoda dahi ne diyor: “Erdoğan ABD’yi sever lakin kendi ülkesi Türkiye’yi fersah fersah daha çok sever.” Alaa Bey, kendinizi harici güçlere peşkeş çekerseniz ne dostunuz ne de düşmanınız size hürmet besler. Fakat şahsiyetli, güçlü durur, tarihinize ve milli kudretinize istinat ederseniz, karşınızdakiler size kerhen de olsa hürmet etmek mecburiyetinde kalırlar.
Sunucu (Alaa): İşte tam bu noktada müşterek menfaatler mühendisliği devreye giriyor ve yeri geldiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan “Hayır” demesini biliyor.
Hamza Tekin: Elbette, nihayetinde ABD hafife alınacak bir devlet değildir, onu yok sayamayız. Fakat Erdoğan’ın o kararlı “Hayır” duruşu, Netanyahu’nun meşum planını akamete uğratmıştır.
Sunucu (Alaa): Trump’ın iddialarına dönecek olursak; Erdoğan’ın İran’ın safında savaşa girmeye bu denli teşne olduğu iddiası ne derece doğrudur?
Hamza Tekin: Oradaki asıl maksat, İran’ın ısrarla Erdoğan’ı kendi savaşına ortak etme arayışıdır.
Sunucu (Alaa): Hayır, Trump açıkça “Erdoğan bu savaşa müdahil olmaya, belki de İran’ın yanında saf tutmaya fevkalade istekliydi” tarzında konuştu.
Hamza Tekin: O dönem herkes Türkiye’nin bu savaşa müdahil olmasını talep ediyordu. Hatırlarsanız geçmiş programlarımızda, İran füzelerinin Türkiye’yi bir şekilde kışkırtarak bu girdabın içine çekme gayretlerinden bahsetmiştik. Batı dünyası da Hürmüz Boğazı meselesine mukabil Türk kuvvetlerinin sahaya inmesini talep ediyordu. Keza Batı, İran’ın kuzeyindeki terör milislerine karşı Türkiye’nin göz yummasını istiyordu; İran canibi de kendince taleplerde bulunuyordu. Fakat Türkiye tüm bu harici talepleri elinin tersiyle itti. Çünkü Türk devlet aklı, hedefi ve mahiyeti meçhul olan bu kirli savaş girdabına girmeyecek kadar basiret sahibidir.
Bu savaşın hakiki mahiyeti nedir ki? İran bu savaşa Kudüs’ü azat etmek için mi girdi? Hayır. Peki ABD bu savaşa İran nizamını yıkmak için mi girdi? Ona da hayır. Dolayısıyla Türkiye harici tüm tazyikleri reddetti ve Trump da nihayetinde bu akil ve dirayetli kararı sitayişle karşıladı.
Sunucu (Alaa): Peki, Türkiye’nin içinde Ankara’yı bu istikamete zorlayan bir İran lobisi mevcut muydu?
Hamza Tekin: Türkiye ulu bir çınar, adeta bir mozaiktir. Ülke içinde İsrail muhibbi olanlar da vardır, İran sempatizanı olanlar da, Arap dünyasına muhabbet besleyenler da. Bu bir iç çeşitliliktir. Bugün maalesef Arap dünyasında dahi Tel Aviv’de kadeh kaldırma sevdalısı olan hilkat garibeleri mevcut.
Sunucu (Alaa): Peki, Türkiye’deki Şii vatandaşlarımızın aidiyeti ve sadakati nereye aittir? Türkiye’ye mi? Yani mezhebi manada soruyorum…
Hamza Tekin: Bugün dünya genelindeki Caferi (İsnâaşeriyye) ekolüne mensup kitlelerin ekseriyetinin İran’daki “Velayet-i Fakih” teorisine tabi olduğu yönünde bir algı var. Fakat bu mutlak bir hakikat değildir, hepsi bir tutulamaz.
Sunucu (Alaa): Büyük bir kısmı diyelim…
Hamza Tekin: Bu Velayet-i Fakih düşüncesi, esasen İran nizamının ihdas ettiği siyasi bir kurgudur; Şii fıkhının kadim ve köklü umdelerinde yeri yoktur. Ben bu mevzuyu yedi yıl boyunca bizzat tetkik ve tahsil ettim. Şii fıkhının asil derinliğinde böyle bir mutlak velayet anlayışı mevcut değildir; bu tamamen İran’ın icadıdır ve maalesef Arap dünyasından pek çok kitle de bu meşum siyasetin peşine takılarak kendi coğrafyalarına yıkımdan başka bir şey getirmemişlerdir.
Sunucu (Alaa): Şu günlerde Aşure günlerindeyiz ve Türkiye’de de muhtelif anma merasimleri icra ediliyor. Bu faaliyetleri de zikrettiğiniz o kültürel mozaiğin bir cüzü olarak mı görmeliyiz, yoksa bu tür tezahürlerin harici bir nüfuz alanına kapı aralamasından endişe mi duymalıyız?
Hamza Tekin: Hayır, hayır. Türkiye’nin ahvali Arap coğrafyasından tamamen farklıdır; kıyas dahi kabul etmez. İran’ın Arap ülkelerinde kurduğu o habis nüfuzun Türkiye topraklarında zerre kadar karşılığı yoktur ve olması da muhaldir. Türkiye devleti, kendi sınırları dahilinde harici hiçbir gücün vesayet odağı kurmasına asla müsaade etmez. Türkiye’deki Şii ve Caferi vatandaşlarımız, asil Türk evlatlarıdır; aidiyetleri o al bayrağa ve beyaz hilale aittir, harici bir nizama değil. Onların içinden harici bir devletle haince emellere sapanlar olursa…
Sunucu (Alaa): Bu hususta emin misiniz?
Hamza Tekin: Şüphesiz. Onların içinden harici bir nizamla örgütsel bağ kurup mutlak sadakatini yabancılara satanların akıbeti doğrudan zindan olmuştur. Bunun en bariz delili, 90’lı yıllarda, henüz Ak Parti iktidara gelmeden evvel, Türkiye’de İran sancağı ve propagandası yapmaya yeltenen şer odaklarına karşı düzenlenen o muazzam operasyonlardır. Ben o dönem çocuk yaştaydım ve Türk televizyonlarında hayranlıkla izlerdim; Türk istihbaratı ve emniyeti tıpkı bugün FETÖ terör örgütüne yaptığı gibi, bir gecede o şer odaklarını darmadağın etti, kökünü kazıdı ve o fitne düşüncelerini beşiğinde boğdu. Türkiye’de buna asla müsaade edilmez.
Sunucu (Alaa): Fakat Hamza Bey, biliyorsunuz ki İran bu nüfuz, sızma ve kitleleri devşirme hususunda fevkalade mahirdir.
Hamza Tekin: Yabancılar ancak aidiyet hissi, vatan sevgisi ve milli şuuru olmayan topraklarda mahirdirler.
Sunucu (Alaa): Sadece Türkiye’de değil; Afrika ülkelerinde, Tunus’ta, Cezayir’de de bu tür sızma gayretleri mevcut…
Hamza Tekin: Vatanına sadakatle bağlı olan bir insan, asla harici odakların uşaklığını yapmaz. Türk milletinin aidiyeti ve sadakati kayıtsız şartsız kendi devletine ve al bayrağınadır. Bu mukaddesata ihanet edenlerin akıbeti ise her daim hüsran olmuştur.
Sunucu (Alaa): Peki ya Türkiye’deki Aşure merasimleri?
Hamza Tekin: Aşure merasimleri tamamen dini ve kültürel bir mevzudur. Vatandaşlarımızın harici siyasi şarlatanlıklara prim vermeden, kendi inanç ve gelenekleri dairesinde bu matem ve anma ritüellerini icra etmeleri en tabii haklarıdır.
Sunucu (Alaa): Bu tür insani ve dini hassasiyetlerin, harici sızmalar için bir sıçrama tahtası olarak kullanılmasından endişe edilmez mi?
Hamza Tekin: Türkiye’deki bu mezhebi ve kültürel çeşitlilik, Ehl-i Sünnet ve Caferi kardeşliği, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye devrinden beri tevarüs eden köklü bir ananedir. Dolayısıyla bugün Türkiye gibi kudretli bir devletin çatısı altında bu tür habis emellerin hayat bulması muhaldir. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan da Aşure vesilesiyle fevkalade mühim mesajlar vermiştir.
Hamza Tekin: Müsaadenizle zikredeyim; bugün Muharrem’in onuncu günüdür. Az evvel Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yıl ananevi olarak tertip ettiği o Aşure merasimini Külliye’de icra etti. Hz. Hüseyin Efendimiz’in asil şehadetini ve Kerbela’nın o yürek burkan acısını yad ederek İslam dünyasını vahdete davet etti. Erdoğan son birkaç aydır yaptığı tüm hitaplarda Şii ve Sünni dünyasına seslenerek: “Hz. Ali de bizimdir, Hz. Ömer de bizimdir; Hz. Zeynep, Hz. Aişe, Hz. Fatıma da bizimdir” hakikatini haykırmaktadır. Bizler bu asil ve kucaklayıcı hitabın neresindeyiz?
Bugün maalesef Sünni ve Şii dünyasından bazı gafil kitleler, kendilerini İsrail’in o “Büyük Orta Doğu” desiselerine ve fitne tezgâhlarına meze ediyorlar ki bu durumdan işgal rejiminden başka kimse nemalanmamaktadır. Dolayısıyla Ehl-i Sünnet’in de Caferilerin de kendi inanç dünyaları dairesinde ritüellerini icra etmeleri bir zenginliktir; lakin günün sonunda her iki kitle de karşıdan gelen ve mezhep ayrımı gözetmeksizin ümmeti hedef alan o büyük tehdide karşı tek bir yumruk olmak mecburiyetindedir. Bakınız, işgal rejimi bugün nasıl bir kirli propaganda yürütüyor; “Şii gücünü darmadağın ettik, şimdi ise bizi tehdit eden Sünni gücü var” diyerek ümmeti fırkalara bölmek istiyorlar. Eğer Müslümanlar tek bir yürek olsalardı, bugün yeryüzünde İsrail diye bir habis urun varlığı dahi bahis mevzusu olamazdı. Bu sebeple tüm Müslümanların bu radikal, tefrikacı ve fitneye hizmet eden dilden acilen tecerrüd etmesi icap eder.
Sunucu (Alaa): Bu tespitleriniz fevkalade kıymetli; lakin burada asıl ve en büyük mesuliyetin İran nizamına ait olduğunu görmüyor muyuz? Zira bölgede muazzam bir yayılmacılık ve tahakküm ajandası yürütüyorlar. Nitekim o malum milis ordularının, Şam’ın göbeğinde, Emevi coğrafyasının kalbinde nasıl boy gösterdiklerini hep birlikte müşahade ettik.
Hamza Tekin: İran, onlarca yıldır mezhep kartını ve Şii dünyasını kendi siyasi emellerine alet ederek muazzam bir hataya imza atmıştır; bu bir vakadır. Arap dünyasındaki bu kitlelere hiçbir stratejik gelecek sunamadığı gibi, onlara hakiki bir vizyon da vaat edememiştir. Unutulmamalıdır ki devletlerin siyaseti başkadır, kitlelerin inanç dünyası başkadır. Nasıl ki ABD’yi tenkit ederken Hristiyanlık dinini değil, bir devletin habis siyasetini hedef alıyorsak; bugün İran’ı tenkit ederken de kastettiğimiz o nizamın tahripkar harici siyasetidir.
İran’ın bu bölgede açtığı yaralar o denli derindir ki, Alaa Bey, belki önümüzdeki onlarca yıl boyunca bu tahribatın izlerini silmek mümkün olmayacaktır. İşte tam da bu sebeple, bizim bugün acilen dini ve insani düzlemde müspet, birleştirici ve kucaklayıcı bir vahdet dilini ikame etmemiz ve bu tahribatı el birliğiyle tamir etmemiz şarttır.
Sunucu (Alaa): Nitekim iki gün evvel Suriye ricalinden de benzer müspet açıklamalar sadır oldu; Lübnan’ın ahvaline, oradaki Caferi unsurlara temas ederek, ümmetin menfaati iktiza ettiği takdirde Hizbullah ile de diyalog kapısının açık olduğunu ifade ettiler. Fakat asıl problem karşı tarafta; onlar bu müspet ve yapıcı dilden fersah fersah uzaklar. Akılları hala tahakküm, vesayet ve fitne medyasında. Lübnan ve Irak’ta harici bütçelerle fonlanan o fitne ekranlarını hepimiz görüyoruz.
Hamza Tekin: Kanaatimce bugün Irak, harici vesayet odaklarından tecerrüd ettiği takdirde, kendi medeniyet birikimiyle bölgede çok daha mutedil, vakur ve birleştirici bir rol üstlenebilecek bir potansiyele haizdir. Biz bugün Muharrem’in onuncu günündeyiz Alaa Bey; müsaadenizle şu tarihi hakikati zikredeyim: Müslümanlar geçmişte ihtilafa düştüklerinde ve birbirlerinin kanını döktüklerinde, tam da bu Muharrem’in onunda, ümmetin sahip olduğu en mukaddes ve en kıymetli değeri kaybettiler; o devrin en aziz şahsiyeti olan İmam Hüseyin Efendimiz’i şehit verdiler.
Sunucu (Alaa): Allah ondan razı olsun, o cennet gençlerinin seyididir. Lakin bu acı hadiseyi her yıl bir şovenizm, fanatizm ve tahrik unsuru olarak kullananlar var. Burada ortada bir tecavüzkar, bir de mazlum var. Kimse Tahran’a Faruk yahut Osman taburları göndermedi; aksine o yabancı milisler Şam’ın kalbine kadar gelip kan döktüler. Dolayısıyla iki tarafı aynı kefeye koyamayız.
Hamza Tekin: İran nizamının bu muazzam hatasını zaten az evvel zikrettik…
Sunucu (Alaa): Yani iki taraf arasında bir müsavat (eşitlik) yoktur…
Hamza Tekin: Asla bir müsavat mevzubahis değildir. Benim burada kastettiğim, devletlerin siyasi cürümleri değil, o samimi, saf ve temiz halk kitleleridir. Biz halklar olarak vahdeti, adaleti ve kardeşliği savunmak mecburiyetindeyiz. Ümmet, bundan yaklaşık 1380 sene evvel İmam Hüseyin Efendimiz’i kaybetmekle en büyük dersi almıştır. Bugün sıradan Müslümanlar olarak yeniden aynı tefrika ve nefret sarmalına düşersek, ümmetin kaybı çok daha muazzam ve feci olacaktır. Şüphesiz ki harici odakların o tahripkar siyasetlerinin hesabı ve hukuku ayrıca sorulmalıdır.
Sunucu (Alaa): Müsaadenizle şunu sorayım…
Hamza Tekin: Lakin Alaa Bey, harici siyasetler ne denli habis ve tahripkar olursa olsun, bizim dilimiz ve üslubumuz her daim yapıcı, vakur ve birleştirici olmak mecburiyetindedir. Biz asla o şer odaklarının düştüğü o süfliyete ve çirkefliğe tenezzül etmeyeceğiz. Bizim sancağımız her daim sulhun ve vahdetin sancağı olacaktır.
Sunucu (Alaa): Hamza Bey, bu müspet ve vakur duruşunuz fevkalade asil. Fakat malumunuzdur ki o harici nizamın Afganistan’da, Irak’ta oynadığı roller, Amerikan tanklarının gölgesinde nasıl coğrafyamıza nifak soktukları tarihin hafızasındadır. Bugün pek çok kesim, uluslararası anlaşmalar neticesinde o nizamın kasasına yeniden on milyarlarca doların girmesinden endişe ediyor. İnsanlar haklı olarak soruyorlar: Bu muazzam finansal güç, yarın yeniden bir İslam yurdunun, bir Arap ülkesinin sırtına saplanacak bir hançere dönüşür mü? Ve bu listenin başında da Türkiye mi var? Ankara bu tehditten endişe etmiyor mu? Geçmişte de anlaştılar ve Irak’ta, Suriye’de koca bir nesli katlettiler; bugün yeniden bölge halklarının aleyhine kirli bir mutabakatın kurulması ihtimal dâhilinde midir, değil midir?
Hamza Tekin: Bölge halkları adına bu tehlike her zaman mevcuttur. Fakat burada asıl sual şudur: Bölge ülkeleri ve halkları geçmişteki o acı tecrübelerden gerekli dersi çıkardılar mı? Biz harici güçlerin şu yahut bu kudrete erişmesini engellemeye çalışmaktan ziyade, evvela kendi bünyemizi tahkim etmek, o fitne ve fesat siyasetlerinin vatanımıza sızmasına asla müsaade etmemek mecburiyetindeyiz. Hakiki çare budur; yoksa gidip harici başkentlerle doğrudan bir savaşa tutuşmak değil. Onlar kendi habis emellerinin peşinden koşsunlar, mühim olan biz vatanımızı muhafaza edebildik mi?
Sunucu (Alaa): Zaten kimse size savaşa girin demiyor…
Hamza Tekin: Biz devletlerimizi bu fitnelerden koruyacak o mutlak askeri, iktisadi ve siyasi kudrete sahip miyiz? Öyle bir kudret inşa etmelisiniz ki, o harici odaklar sizin sınırlarınıza bakarken dahi ürpermeli, o kirli emellerini aklından bile geçirememelidir. İşte size Türkiye misali: Eğer o harici nizam, Doğu Akdeniz’e uzanan o şer hattında sergilediği cüretin bir benzerini Türkiye topraklarında sergilemeye yeltenirse, şüphesiz ki o kirli eller Türkiye’de kökünden kırılır!
Sunucu (Alaa): Nitekim öyle de oldu…
Hamza Tekin: Türkiye sınırları içerisinde bugüne kadar o yabancı istihbarat şebekelerinin nice gizli hücreleri Türk istihbaratı tarafından darmadağın edildi, tek tek deşifre edildi.
Sunucu (Alaa): Peki ya o malum ayrılıkçı terör örgütlerini bizzat o harici nizamın kalbinde kimler besleyip büyüttü?
Hamza Tekin: Şüphesiz ki o harici nizam; Lübnan’da, Irak’ta, Suriye’de, Pakistan ve Afganistan’da icra ettiği o habis ve yıkıcı siyasetlerin bir benzerini Türkiye’de de tatbik etmek istedi. Lakin Türkiye kayalıklarına çarptı ve darmadağın oldu. Orada muvaffak oldular lakin Türkiye’de asla muvaffak olamadılar.
Sunucu (Alaa): Fakat bugün bakıyorsunuz, muhalefetten bazı isimler (mesela Ahmet Davutoğlu gibi şahıslar) yeni Suriye yönetimine “Yabancıların maşası olmayın” tarzında nasihatler verirken, diğer taraftan “İran ile ittifak kurmalıyız” fikrini müdafaa ediyorlar.
Hamza Tekin: Kendi şahsi fikridir, dileyen dilediğiyle ittifak hayali kurabilir. Şüphesiz ki komşu devletler coğrafyanın bir gerçeğidir; hafife alınamazlar. Lakin bizim asıl ihtilafımız, o nizamın bugüne kadar yürüttüğü o tahripkar harici siyasettir. Şayet o nizam, geçmişteki o habis hatalarından rücu eder, dini ve mukaddes değerleri istismar ederek kanını döktüğü, mallarını yağmaladığı o mazlum bölge halklarından açıkça özür diler ve açtığı o muazzam yaraları tazmin etmeye yanaşırsa; işte o zaman buyursun gelsin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın asil bir azası olarak masadaki yerini alsın. Lakin işlediği cürümlerin hesabını vermeden, özür dilemeden ve o tahribatı tazmin etmeden hiçbir şey olmamış gibi davranılamaz.
Sunucu (Alaa): Açık konuşalım…
Hamza Tekin: Evet, o nizamın bu adımları atması icap eder. Zira hem kendi mezhebinden olan Arap kitlelerini kirli siyasetine alet ederek hüsrana uğrattı, hem de diğer mezheplerden olan mazlumları katletti. Günün sonunda Arap dünyasındaki hem Şii hem de Sünni tebaa, o harici siyaset yüzünden muazzam kayıplar verdi.
Sunucu (Alaa): Hamza Bey, bugün pek çok basiret sahibi insan coğrafyamızın iki dehşetengiz yangın arasında kaldığını görüyor: Bir tarafta o habis, yayılmacı ve Siyonist İsrail kanseri ki tehdidi mutlak ve anidir; diğer tarafta ise yıllardır yürüttüğü o tahripkar ve sinsi siyasetle adeta İsrail’in ekmeğine yağ süren o malum harici nizam. Bugün kitlelerin gözü Türkiye’de; “Yahu siz neredesiniz? Çıkın ve ümmete hakiki bir üçüncü yol açın” diye haykırıyorlar.
Hamza Tekin: Hakiki çare, her manada mutlak kudret sahibi olmaktır.
Sunucu (Alaa): Çünkü birileri insanları adeta şu iki şıkka mahkûm etmek istiyor: Ya İsrail safı, ya o malum harici nizamın safı…
Hamza Tekin: Bu dayatma asla kabul edilemez; siyaset iki şıktan ibaret sığ bir denklem değildir. Uluslararası arenada pek çok farklı denklem mevcuttur. Mühim olan, her iki şer odağına karşı da dik durabilmektir. O harici nizam muazzam hatalar işlemiştir lakin o devletin ricali ile diyalog kapısı tamamen kapatılamaz; nihayetinde komşu bir halktan bahsediyoruz.
Sunucu (Alaa): Bizim hedefimiz asla o halk kitleleri değildir; kastımız o habis nizamın idari kadrosudur…
Hamza Tekin: Elbette. Yarın o nizamın aklıselime dönmesi, işlediği cürümleri tazmin ederek müspet bir çizgiye gelmesi ihtimal dâhilindedir. Lakin işgal rejimiyle böyle bir ihtimal dahi mevcut değildir; Siyonist rejim doğası gereği tamamen harici ve habis bir yapıdır.
Sunucu (Alaa): Peki, o Washington-Tahran arasındaki gizli mutabakatın günün sonunda bölgenin ve bilhassa Türkiye’nin aleyhine neticelenmesinden endişe etmiyor musunuz? Hülasa olarak sorayım…
Hamza Tekin: Türkiye’nin aleyhine bir netice devşirmeleri fevkalade zordur. Şayet bölgede birilerinin aleyhine bir hüsran doğacaksa, bunun mesuliyeti o harici odaklarda değil; kendi devletlerini tahkim edemeyen, basiretsiz ve zayıf kalan o bölge idarecilerinde aranmalıdır. Suç tecavüzkarda değil, kapısını kilitlemeyen ev sahibindedir.
Sunucu (Alaa): Fakat Türkiye’nin de açıkça hedef tahtasına konulduğu bir vakadır. İsrail rejimi ile Türkiye arasındaki o derin kırılmaya dair meşhur bir İsrail gazetesinin yayınladığı o raporu izleyelim, ardından programımızı nihayete erdirelim. Buyursunlar…
(İsrail televizyon raporu yayınlanır)
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bu asil millet asla diz çökmeyecektir! Bu ümmet her daim dimdik ayaktadır!”
İbranice Medya Raporu: “İsrail’in hakiki düşmanının maskesini düşürün! Israel Hayom gazetesinde yayınlanan geniş analizde, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘İsrail’in bir numaralı düşmanı’ olarak ilan edildi ve Netanyahu hükümetine çağrıda bulunularak Erdoğan’ın hakiki çehresinin dünyaya faş edilmesi talep edildi.”
İsrail Stratejik Analisti Yoni Ben-Menachem: “Erdoğan’ın İsrail’e karşı muazzam bir adavet (düşmanlık) beslediği hususunda zerre kadar şüphe yoktur.”
Raporun Devamı: “İsrail gazetesi, Erdoğan’ı Filistin direnişinin sarsılmaz liderlerini İstanbul ve Ankara’da devlet törenleriyle ağırlamakla ve İsrail’in terörist ilan ettiği bu mücahitlerin Türk topraklarından özgürce faaliyet yürütmesine müsaade etmekle suçladı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İsrail; hukuku çiğneyen, hiçbir ahlaki umdeye riayet etmeyen, şımartılmış, gaddar ve tam manasıyla bir terör devletidir!”
Raporun Devamı: “Gazete, Erdoğan’ın artık niyetini ve duruşunu gizleme ihtiyacı dahi hissetmediğini; İsrail’i Nazi Almanyası ile kıyasladığını, işgalin nihayetinin yakın olduğunu ve sahip olduğu nükleer bombaların dahi Tel Aviv’i kurtaramayacağını ilan ettiğini yazdı. 7 Ekim 2023’ten beri Erdoğan tam karşı safımızda yer alarak Gazze’deki mücahitleri ‘şehitler ve kahramanlar’ olarak tavsif etti; İsrail’e karşı topyekûn bir İslam ittifakı çağrısında bulundu ve Gazze’yi müdafaa etmeyi dini ve insani bir vecibe ilan etti. Onun idaresindeki Türkiye sokaklarında İsrail bayrakları ve Netanyahu resimleri ateşe verilirken, Türk hükümeti buna kılını dahi kıpırdatmadı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bizler, mukaddesat uğruna canını feda etmeyi şeref bilen bir medeniyetin varisleriyiz. Bu kutlu yolda aziz milletimizle birlikte yürümeye her daim hazırız!”
Raporun Devamı: “Israel Hayom gazetesi öfkeyle sordu: Neden Erdoğan’ı resmen düşman ilan etmiyoruz? Neden onun o direniş ağlarıyla olan gizli münasebetlerini dünyaya faş etmiyoruz? Amerikan yönetimi, nesiller boyu kök salmış bu dini şuurun ve mukaddesat aşkının, Washington’ın yeşil dolarlarıyla söndürülebilecek bir meşale olmadığını idrak etmekte zorlanıyor. Bizler Trump’tan farklı hareket etmeli, dünyaya bu hakikati haykırmalıyız…”
Sunucu (Alaa): Evet, İsrail medyasındaki o kirli propaganda ve tahrik dili aynen bu şekilde. Netanyahu kabinesinin o radikal bakanı da açıkça ilan etti: “Müslüman Kardeşler, Suriye, Katar ve Erdoğan ittifakı, bugün varlığımıza yönelik en ani ve en büyük tehlikedir” dedi.
Hamza Tekin: Evet, fevkalade isabetli bir tespit; zira İsrail bugün hakiki bir varoluşsal dehşet yaşamaktadır. Peki, neden Türkiye’nin ümmetle birlikte sergilediği bu asil duruş İsrail nezdimizde harici odakların o yapay füzelerinden çok daha tehlikelidir? Çünkü İsrail ricali gaddar ve katildir lakin aptal değildir; bölgeyi ve tarihi gayet iyi okurlar. Onlar çok iyi biliyorlar ki, Türkiye ile yaşanan bu stratejik hesaplaşma, sadece askeri bir bilek güreşi yahut füze düellosu değildir; bu hakiki manada jeopolitik ve medeniyetsel bir hesaplaşmadır. Ve jeopolitik hesaplaşmalar, tankların ve topların gürültüsünden fersah fersah daha kalıcı ve yıkıcı neticeler doğurur. Bu sahadaki en köklü ve sarsılmaz aktör ise Türkiye’dir.
Türkiye bu coğrafyanın yabancısı değildir; o bu toprakların asil unsurudur, halkların kalbine diniyle, tarihiyle, kültürüyle ve hatta sofrasındaki aşıyla bağlıdır. Oysa o Siyonist işgalciler, bu coğrafyanın dokusuna en harici, en yabancı unsurdur. İşte İsrail’i asıl dehşete düşüren, uykularını kaçıran hakikat budur; bu medeniyet derinliği, onların Yıldırım Han füzelerinden yahut Bayraktar SİHA’larından çok daha fazla korktukları bir kabustur. Türkiye’nin kökleri bu topraklarda onlardan fersah fersah derindir ve uzun vadede bu jeopolitik şuur, işgal rejiminin bu topraklardan tamamen tasfiye edilmesiyle neticelenecektir.
Sunucu (Alaa): Peki, Türkiye bu muazzam medeniyet mirasını ve jeopolitik derinliğini, bu himayeye muhtaç ve susuz kalmış sahalarda yeterince tahkim edebildi mi?
Hamza Tekin: Türkiye bugün pek çok sahada bizzat varlık göstermektedir; asil eli her daim mazlumlara uzanmıştır lakin şüphesiz harici birtakım engellemeler ve barikatlar da mevcuttur. Lakin şafak yakındır; bu muazzam medeniyet yürüyüşü bir-iki günde tamamlanacak bir mesele değildir. Bu, o işgal rejimiyle yürütülen asırlık bir hesaplaşmadır.
Sunucu (Alaa): Fakat bugün bakıyorsunuz, Lübnan’daki Ehl-i Sünnet adeta o habis sofralarda hamisiz kalmış yetimler gibi mahzun…
Hamza Tekin: Lübnan’ın ahvalinin fevkalade çetin ve sancılı olduğu bir vakadır; bu sadece Sünni kardeşlerimiz için değil, tüm Lübnan tebaası için geçerlidir.
Sunucu (Alaa): Lakin bilhassa Ehl-i Sünnet sahipsiz; zira diğer unsurların arkasında harici hamileri mevcut…
Hamza Tekin: Peki sorarım size; bugün Lübnan’daki Caferi unsurların ahvali çok mu parlaktır? O harici nizamın kendilerini yüzüstü bırakmasından, köylerinin ve yurtlarının o kirli siyaset yüzünden darmadağın edilmesinden sonra hala o yabancı odaklara mutlak bir güven beslediklerini mi zannediyorsunuz? Biz burada Lübnan halkının o meşru direnişini ve vatan müdafaasını tenkit etmiyoruz; o her kadının ve erkeğin en tabii hakkıdır. Bizim tenkit ettiğimiz, o masum kitleleri harici emellerine meze eden o tahripkar harici siyasettir.
Sunucu (Alaa): Peki, mezhep tazyiklerinden azade olarak soracak olursak; bugün Lübnan halkının önünde, o yeni Suriye-Türkiye aksına, her iki tarafın da kazanacağı o muazzam hürriyet ve refah trenine iltihak etmek adına tarihi bir fırsat yok mudur? Harici vesayetlerden tecerrüd ederek…
Hamza Tekin: Bugün Lübnan’ın bu müspet ve asil yürüyüşe iltihak etmesinin önündeki en büyük barikat Fransa’dır! Lübnan halkının acilen o sömürgeci Fransız vesayetinden sıyrılması, kendi asli coğrafi ve tarihi derinliğine dönerek Türkiye ile stratejik bir ortaklık tesis etmesi icap eder. Türkiye, Lübnan’a Paris’ten fersah fersah daha yakındır. Bugün Macron, Lübnan topraklarında fevkalade habis ve sömürgeci bir siyaset yürütmektedir.
Sunucu (Alaa): Macron’un hala Lübnan’da bir hükmü var mıdır?
Hamza Tekin: Maalesef, Fransa’nın oradaki o zihniyet kalıntıları hala mevcuttur ve Lübnan’ın hakiki manada ayağa kalkmasını her alanda baltalamaya devam etmektedirler. Bakınız, Lübnan devlet ricalinden fevkalade mühim bir isim (ki kendisi Sünni’dir, yani kimse kalkıp başka yere çekmesin); sırf Paris’teki sömürgeci efendileri “Gitme” dediği için bugün Türkiye’nin kapısını çalmaktan imtina etmektedir! Evet, devletin en üst kademesindeki bir isimden bahsediyorum.
Sunucu (Alaa): Beyrut’un o köklü ailelerinden mi?
Hamza Tekin: Evet, şu an fiilen hükümetin en tepe noktasında bulunan, Beyrut’un en kadim ve köklü ailelerine mensup bir zattır.
Sunucu (Alaa): Eski bir idareci değil, halihazırdaki isim mi?
Hamza Tekin: Evet, fiilen o makamdadır ve göreve geldiği günden beri sırf harici tazyikler yüzünden Ankara’ya tek bir resmi ziyaret dahi gerçekleştirememiştir. İşte Lübnan’ın trajedisi budur.
Sunucu (Alaa): Peki, Başbakan Nevaf Selam’ın bugün Lübnan’da hakiki bir halk desteği ve tabanı mevcut mudur?
Hamza Tekin: Harici bir göz olarak sorayım: Onun Sünni dünyasından evvel, Lübnan’ın bütününde hakiki bir karşılığı var mıdır ki?
Sunucu (Alaa): Yani Türkiye’yi hiç ziyaret etmedi mi?
Hamza Tekin: Hayır, Başbakanlık makamına geldiği günden bu yana henüz Ankara’ya kadem basmamıştır.
Sunucu (Alaa): Hamza Bey, bu kıymetli malumat için kalbi şükranlarımı sunarım. Müsaadenizle programı kapatırken ekranlara fevkalade mühim bir resmi yansıtmak isterim. Ajansınızın o muazzam emeğiyle servis edilen, Milli Savunma Bakanlığı’mızın resmi açıklamasına istinat eden o fotoğrafı rica edelim. Türk ve Mısır Hava Kuvvetleri, önümüzdeki Temmuz ayında muazzam bir müşterek hava tatbikatına imza atacaklar; keza bu tatbikata can Azerbaycan Hava Kuvvetleri de iştirak edecek. Geçtiğimiz günlerde Kahire’de icra edilen o tarihi dörtlü zirveyi (Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır) hatırlatıyor bu manzara. Muazzam bir ittifakın ayak sesleri mi?
Hamza Tekin: Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasındaki o muazzam ittifak arayışları fevkalade planlı ve müspet bir seyir izlemektedir. Bu, Türkiye ile Mısır arasında icra edilecek ikinci büyük hava tatbikatıdır ve bu sefer sürece Azerbaycan da dahil olmaktadır. Burada fevkalade hayati bir nüans mevcuttur: Mazide İsrail ile birtakım münasebetleri olan Azerbaycan, bugün o şer odaklarının ekseninden tamamen çekilerek ümmetin asil safına iltihak etmektedir. Bu jeopolitik kırılmanın neticeleri önümüzdeki haftalarda çok daha net tebellür edecektir.
Sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi; bu asırlık bir jeopolitik hesaplaşmadır ve Türkiye bugün o işgal rejimini diplomasiyle, istihbaratla ve sarsılmaz askeri ortaklıklarla dört bir yandan kuşatmaktadır. Nitekim o Siyonist rejimin faşist ve radikal bakanı (ki Mavi Marmara kahramanlarına saldıran o habis zihniyetin uşağıdır) açıkça itiraf etmiştir: “Türkiye ile Mısır arasındaki bu stratejik yakınlaşma, İsrail’in varlığına yönelik en somut tehdittir.” Ankara ile Kahire arasındaki münasebetler elhamdülillah muazzam bir ivme kazanmıştır. Hazır bu mevzuya temas etmişken; Türkiye’nin bu güçlü nüfuzu vesilesiyle, Mısır’daki o malum siyasi tutuklular ve Müslüman Kardeşler dosyası hususunda perde arkasında müspet bir arabuluculuk rolü üstlenmesi yakın ufukta ihtimal dâhilinde midir?
Hamza Tekin: Bu mesele esasen Mısır’ın bir iç mevzusudur; lakin Türkiye, bölgenin selameti ve kardeşlik hukukunun ikamesi adına müspet bir arabuluculuk ve tarafları telif etme rolü icap ettiğinde, her daim o asil vazifeyi üstlenmiştir ve üstlenmeye de hazırdır. Lakin nihayetinde kararı verecek olan Mısır’ın kendi iç iradesidir; temennimiz tüm tarafların bu müspet duruşa yapıcı adımlarla mukabele etmesidir.
Sunucu (Alaa): Türk harici siyasetinin bu muazzam yükselişi ve dirayeti, şüphesiz ruhan rütbeli bir lider olan Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsiyetiyle yakinen alakadar. Nitekim bugünlerde onun yeniden Cumhur İttifakı’nın mutlak adayı olarak ilan edilmesi, akıllara erken bir seçim ihtimalini mi getiriyor?
Hamza Tekin: Recep Tayyip Erdoğan, sadece Türkiye’nin değil, tarihin akışını değiştiren dahi ve karizmatik bir liderdir; bu hakikat inkar edilemez. O, küllerinden yepyeni bir Türkiye inşa etti lakin bunu tek başına değil, arkasındaki o muazzam devlet aklı ve kadrolarla gerçekleştirdi. Dolayısıyla bizim buradaki asil duruşumuz şahısları putlaştırmak değil, o köklü devlet yürüyüşüne sadakat göstermektir. Seçim mevzusuna gelecek olursak; halihazırda takvim tescillendiği üzere 2028 yazıdır. Erken seçim iddiaları şu an için sadece muhalefetin kendi iç kargaşasını örtbas etme gayretinden ibarettir; zira muhalefet bugün darmadağın bir vaziyettedir. Türkiye ise kararlı adımlarla hedeflerine yürümektedir.
Sunucu (Alaa): Hamza Tekin Beyefendi, kıymetli analizleriniz ve vakur duruşunuzla programımıza muazzam bir değer kattınız; kalbi şükranlarımı sunarım. Değerli izleyicilerimiz, Cenab-ı Mevla aziz Türkiyemize ve ümmet-i Muhammed’e her daim hayırlar lütfeylesin. Allah’a emanet olunuz.
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
09.07.2026 – OF
NOT:
Yukarıdaki yazı, alttaki linkte olan Arapça mülakatın yazılı metin haline dönüştürülmesi ve Türkçeye tercüme edilmesi ile oluşmuştur:
Türkiye Oyun Kuran ve Bozan Ülke
Bölgesindeki Oyunu Nasıl Bozdu?
https://youtube.com/watch?v=7DBdQbnxQmk&si=omd3LbiDLTlWcLlr
ما هي المفيدة الكبرى التي أفشلها أردوغان
حياكم الله مشاهدين الكرام، أهلا مرحبا بكم معنا هذه حلقة جديدة من الستيديو التاسعة
“هو العدو الأول للكيان الإسرائيلي” هكذا تصدر الموقف بعد أن وقف الرئيس التركي بحسم وحزم معلنا إفساد مكيدة تاريخية كبرى كانت تحاك في الغرف المغلقة لتمزيق المنطقة وإشعال حرب مدمرة بين العرب والفرس والأكراد والأتراك
مؤكدا أن الهدوء سيسود في المنطقة رغما عن أنف الكيان الإسرائيلي الذي يعيش اليوم حالة من الذعر والارتباك يترجمها وزير شتاته بالتحذير من تحالف إقليمي قوي يضم تركيا، قطر وسوريا
وتوجت هذا كله صحيفة إسرائيل اليوم بتصنيف الرئيس أردوغان في خانة التهديد الأكبر
نفتح في هذه الحلقة ملف هذا التحول المتنامي والمتصاعد لنطرح أسئلة محورية
-كيف نجحت أنقرة في تفكيك شفرة الفتنة العرقية وصياغة معادلة استقرار فرضتها كأمر واقع
-وكيف سيغير هذا التحالف الناشئ موازين القوى على الأرض لكبح جماح غطرسة الكيان الإسرائيلي
-وهل بدأت المنطقة بالفعل مرحلة التحرر من الهيمنة الخارجية لصالح تفاهمات تصب بالفعل في مصلحة شعوب المنطقة؟
أهلا مرحبا بكم معنا مشاهدين الكرام أهلا وسهلا برئيس تحرير وكالة أنباء تركيا الأستاذ حمزة تكين منورنا في الستيديو التاسع أستاذ حمزة
حمزة تكين:
حياك الله حياك الله أستاذ علاء والمشاهدين جميعا
أستاذ حمزة، التطورات متسارعة كما هي العادة إن كان في المنطقة أو فيما يتعلق حتى بتركيا والشأن الداخلي وربما سنعرج على الشأن الداخلي التركي في نهاية برنامجنا
من توصيف الرئيس أردوغان بالعدو الأكبر للكيان الإسرائيلي كما وصفته أحد الصحف الإسرائيلية ومن قول الرئيس أردوغان إن لقد أفسدنا مكيدة كبرى كانت تريد أن تشعل النار بين العرب والأتراك والأكراد والفرس
نبدأ من هنا بهذه المكيدة والتي لم يفصل حولها على كل حال الرئيس أردوغان، كيف نفهم هذا التصريح اللافت الذي الآن الكل يتساءل ما هي هذه المكيدة
حمزة تكين:
يعني الخلافات أستاذ علاء تتصاعد بين تركيا وبين الاحتلال الإسرائيلي وهذه الخلافات بكل تأكيد بدأت أجزاء كثيرة منها تظهر للعيان تظهر على العلن تطفو على السطح بكل جدية حقيقة هذه المرة يعني دونالد ترامب الرئيس الأمريكي قبل ساعات، البعض يصدق ترامب يعني ترامب سيدهم كثير من أجزاء من أمتنا يحبون ترامب ويصدقونه ويعتبرون كلامه منزل، الرئيس الأمريكي يتكلم وبالتالي ماذا قال ترامب قبل ساعات قليلة قال إن أردوغان لا يحب إسرائيل
من هنا دعنا نبدأ أن حقيقة السياسة اليوم الموجودة في تركيا هذا عدوانها
الخلاف مع الاحتلال الإسرائيلي بسبب هذه السياسة سابقا حاولت تركيا أن تكبح جماع هذا الاحتلال بطرق دبلوماسية بحوار مباشر مع هذا الاحتلال وبطرق مباشرة مع قادة هذا الاحتلال ولكن تبين لتركيا في نهاية المطاف أن قادة هذا الاحتلال وأهل القرار في هذا الاحتلال لا يرعون، لا لقاء ولا صديق ولا عهد ولا ميثاق ولا أي شيء وبالتالي اليوم تركيا حسبت قرارها فيما يتعلق بهذا التوجه الجديد بالسياسة الخارجية التركية إتجاه هذا الاحتلال
حقيقة دعني أتحدث عن جزء بسيط من الفتنة التي تم وؤدها بمبادرة تركية بالمناسبة الكبيرة التي تحدث عنها أردوغان
أتحدث عن جزء بسيط ربما هناك ملفات أخرى تكشف خلال الأيام المقبلة والأسابيع والأشهر القليلة القادمة ولكن الجزء الأكبر الذي يقصده أردغان هو الخطة التي أعدها بن يمين نتنياهو مع الموساد لخلاء بان الحرب الإيرانية قبل شهرين تقريبا لتسليح الميليشيات المنتشرة في الشمال الإيراني والتي هي امتداد لتنظيم قسد يعني للمتابع كي يفهم أكثر الصورة تلك الميليشيات في الشمال الإيراني هي امتداد لقسد ورأينا قسد ماذا فعلت في سوريا من إرهاب وتدمير وحرق وقتل على الهوية وبالتالي الخطة كانت تقوم أن يقوم نتنياهو والموساد بدعم تلك الميليشيات بأسلحة نوعية واغتنام فرصة الحرب والفوضى الأمنية في المنطقة والبدء بتحركات وامتداد تلك التحركات الأمنية من تلك الميليشيات إلى العراق وإلى سوريا وبالتالي يصبح كل هذا الخط تحت سيطرة تلك الميليشيات وربما تدخل النار خلال فترة قصيرة لو حصل هذا المخطط إلى الداخل التركي ولكن الدبلوماسية التركية الحاسمة مع دونالد ترامب والإدارة الأمريكية والتي قادها شخصيا رجب طيب أردوغان وهاكان فيدان وابراهيم كالن والقوة الاستخباراتية حقيقة في الميدان التي لعبتها الاستخبارات التركية وئدت هذه الخطة وفهم الأمريكان أن تركيا جده بتحركها العسكري لو استمرت إسرائيل بهذه الخطة وبالتالي وئدت الخطة ولماذا يقول أردوغان الكرد لماذا ذكر الكرد والفرس والعرب؟ لأن الخطة هذه كانت ستقوم على ظهر من يتمسحون بالإخوة الأكراد هذه الميليشيات التي لا تمثل الإخوة الأكراد أي أكراد عنوان كردي داخل الأراضي الإيرانية عنوان فارسي ستستهدف دول عربية سوريا والعراق عنوان عربي وستدخل الى الأراضي التركية عنوان تركي
مخطط جهنمي
حمزة تكين:
مخطط جهنمي وأدته تركيا هذا جزء مما أعلنه أردوغان
خلينا نسمع الرئيس أردوغان حول هذا الأمر الجلل حقيقة ونكمل مع الأستاذ حمزة اتفضلوا
أردوغان:
أثبتت أزمة إيران أن هذه العملية(مسار تركيا بلا إرهاب) ليست ذات أهمية كبيرة لبلدنا ومنطقتنا فحسب بل لأشقائنا الأكراد أيضاً
بفضل الأجواء الإيجابية وقنوات الحوار التي وفرتها العملية تم منع فان أكبر كان من شأنها أن تلحق الضرر لأشقائنا الأكراد أيضاً
وهنا أكتفي بالقول سيتضح بشكل أوضح في المستقبل مدى دموية ومكر المفيدة التي أفشلناها نحن الأتراك والأكراد والفرس
طبعاً مشاهدين الكرام الرئيس أردوغان هذا كان لافتاً جداً وسيلقى الكثير من التفاعل حقيقة في الساعات القادمة
أستاذ حمزة لم يفصل الرئيس أردوغان، وضع عنوانا فقط أن مكيدة كبرى كانت تحاك وأفشلناها
حمزة تكين:
نعم هو ما ذكرته أنا قبل قليل رأس الجليد من الحقيقة التي ستكشفها تركيا في المرحلة المقبلة كما وعد أردوغان وبالتالي فعلا أستاذ علاء تم وقت تلك الخطة لأن تركيا أرسلت رسائل مباشرة للأطراف المعنية كافة وخاصة للولايات المتحدة الأمريكية أن الجيش التركي سيتدخل بالحرب الإيرانية الماضية سيتدخل ولن يمنع هذه الخطة التي أعدها نتنياهو من أن تترجم على أرض الواقع وبالتالي تدخل الجيش التركي كان سيكون حاسما
فهمت الإدارة الأمريكية التهذير التركي الولايات المتحدة الأمريكية لا تريد الآن أن تغضب تركيا تريد تعزيز العلاقة مع تركيا لذلك بعد أيام سنرى دونالد ترامب على الأراضي التركية وبالتالي تحول كبير تركيي، الولايات المتحدة الأمريكية تريد صداقة تركيا وبالتالي أخذت التحذيرات التركية على محمل الجد أن الجيش التركي كانت سيتتدخل فعليا وبشكل حاسم وبعمق كبير بأراضي خارج الأراضي التركية
حتى لو اصطف إلى جانب إيران في هذا؟
حمزة تكين:
تركيا أصلا إلى جانب الشعب الإيراني، تركيا ليست مع العدوان
لأن النظام ليس
الشعب النظام الإيراني اليوم لأنه كلام ترامب شوي كان يعني غريب بهذا الإطار
شو رأيك نسمعه عشان نجمع المسألتين سوا؟ فضلوا مشاهدينا نستمع إلى ما قاله دونالد ترامب الرئيس الأمريكي
إذن هذا كلام الرئيس ترامب أستاذ حمزة دائما يمدح الرئيس ترامب أردوغان واضح أنه يعني يقدره، لكن هيك سريعا حول هذه التصريحات المتكررة بنفس المعنى ما في توريط ما في زاوية فيها محاولة توريط لتركيا ورئيس أردوغان كما نحكي بالعامية في بلاد شام تلبيس طربيش يعني بيلبسوا طربيش حتى يورطوا
حمزة تكين:
وارد جدا ولكن تركيا أذكى من أن تقع بهذه التوريطة أذكى بكثير السياسات التركيه أذكى من ترامب ومن عقل ترامب ولكن اليوم هذا الكلام من ترامب تجاه أردوغان أنا شخصيا أستاذ علاء يعني لا يغير بنظرتي لأردوغان أي شيء، لا يهمنا إن قام ترامب بمدح أردوغان أو بذنب أردوغان لا يقدم بالأمر ولكن المهم بالقضية أنك ترى أن دولة اليوم أعظم دولة في العالم الولايات المتحدة الأمريكية تريد أقوياء لتتحالف معهم وتكون أصدقاء معهم وليس ضعفاء، وترامب دائما يركز على جملة أن أردوغان قوي أن أردوغان يمتلك جيشا قويا وأن تركيا لديها جيش قوي بناه أردوغان وأن أردوغان فعل وفعل في هذا الميدان أو ذاك الميدان وبالتالي الاحترام النابع اليوم الذي نراه من ترامب تجاه أردوغان هو نتيجة قوة تركيا وقوة أردوغان ولكن حقيقة لا يغير بنظرتنا لأردوغان أي نحن لن نستطيع لن نكون مقدرين لأردوغان أكثر اليوم بسبب كلام ترامب لا يعنينا كلام ترامب لا من قريب ولا من بعيد ولكنه جيد بالبعد السياسي بالبعد الاستراتيجي لنفسر اليوم أين وصلت تركيا بمكانتها العالمية، أن رجل اليوم بقوة ترامب ودولة بقوة الولايات المتحدة الأمريكية لا تستطيع أن تتجاوز تركيا في كثير من الملفات، لا تستطيع، هناك خلافات في شيء آخر هذا طبيعي بين الدول ولكن بالعمق الاستراتيجي وما يؤكد هذه الفكرة ما ذكرناه قبل قليل خطة بن يمين نتنياهو التي بالمناسبة نتنياهو ضغط على ترامب أيضاً لتنفذ الخطة ولكن ترامب اختار رأي أردوغان ولم يختار رأي نتنياهو وبالتالي هنا نستطيع أن نرى كما قال يائير زعيم المعارضة الإسرائيلية أيضاً بتصريح في الكنيسة، يالي خيبة أمل رئيس حكومتنا يقول عن نتنياهو لقد تبين أن نفوذ أردوغان في واشنطن أقوى بكثير من نفوذ رئيس حكومتنا هناك، وبالتالي أعدها خسارة لينتنياهو خلال هذه الحرب
بس معقول وصلنا لهذه المرحلة أن تركيا تستطيع أن تؤثر على ترامب؟
حمزة تكين:
بطبيعة الحال يعني اليوم تركيا منذ سنوات دعني أبدأ معك على سبيل المثال يعني أيام ولت ولكن نستذكرها العمليات العسكرية التي قامت بها تركيا في سوريا قبل إسقاط النظام البائد ضد التنظيمات الإرهابية ضد داعش وضد قسب وبيكاكا وهذه الشرذمة الإرهابية قامت بها رغما عن الولايات المتحدة الأمريكية ورئيس الاستخبارات التركية قبل يومين أشار إلى أن هناك أطراف العالم فرضوا عقوبات على تركيا وحاربوا تركيا وانتقدوا تركيا بسبب هذه العمليات ويقصد بدرجة أولاء الولايات المتحدة الأمريكية ولكن اليوم أتوا ليتشكروا تركيا وتبين أن السياسة التركية طويلة الأمد هي الأنجح والأنجع في كثير من القضايا وفي كثير من الملفات الإقليمية
نعم تركيا وصلت إلى هذه القوة بحرية قرارها السياسي وصلت إلى هذه القوة لأن تركيا على مدى عشرين سنة بنت قوة اقتصادية حقيقية في العالم، اليوم الاتحاد الأوروبي اقتصاديا هو الذي بات يحتاج تركيا وليس العكس كما قلنا قبل عشر سنوات على سبيل المثال بنت قوة تركيا قوتها بخلال الصناعات الدفاعية التي اليوم أصبحت أشهر من نار على علم بالعالم، بالمناسبة قادة الناتو الذين سيجتمعون في أنقرة في السابع والثامن من شهر تموز يوليو المقبل سيتم استقبالهم في شوارع أنقرة بصور الصواريخ التركية وبصور بيرقدار التركية وبصور الدفاعات الجوية التركية وبصور يلدرم خان صفر ستة صفر صفر وبالتالي سيستقبلون بهذه الصور لماذا؟ لتقول تركيا لهؤلاء عندما فرضتم علي العقوبات وأنا عضو في حلف الناتو انظروا ماذا فعلت أصبحتم أنتم تأتون وتشترون مني السلاح رومانيا قبل يومين الرئيس الروماني يتواجد في تركيا ويشهد حفل تسلم فرقاطة عسكرية بنتها تركيا لصالح الجيش الروماني
قبل يومين الرئيس البولندي يتفاخر أستاذ علاء يتفاخر بلغة جسده بمصطلحاته أمام أردوغان في المجمع الرئاسي في أنقره يتفاخر أن بولندا تمتلك مسيرات بيرقدار، يتفاخر يعني انظر أين أصبحنا كنا على أبوابهم حقيقة أستاذ علاء قبل عشرين سنة، تركيا كانت ربما المصطلح قاصر ولكن سأقوله
تتسول
حمزة تكين:
تتسول وذليلة على أبواب أوروبا، اليوم مع حكم حزب العدالة والتنمية عشرين سنة، ثلاث وعشرين سنة تقريبا أصبحت أوروبا تأتي لتشتري أسلحة من تركيا، أعضاء في الناتو أعظم تحالف أو أكبر تحالف عسكري في تاريخ البشرية
الناتو دول الناتو تأتي إلى تركيا لتشتري أسلحة وعضو في الناتو الرئيس البولندي بلاده عضو في الناتو يتفاخر أنه يمتلك بيرقدار، وبالتالي إلى هنا وصلت تركيا لذلك يخرج ترامب ويقول هذا الكلام
جميل جداً أستاذ حمزة لكن خليني هون هيك سؤال أيضاً سريعاً قبل أن أسألك عن كلام ترامب بانخراط أردوغان في الحرب مع إيران لأنه هذا خطير كيف تركيا تستطيع أن تجمع بين أمرين، أنه اليوم يعني الرئيس أردوغان دائماً يرفع صوت المستضعفين إذا بدك والمسلمين وتركيا وريثة الخلافة الإسلامية العثمانية يتحدث عن فلسطين وعن القدس، الصحيفة الإسرائيلية تصرفه بأنه العدو الأكبر للكيان الإسرائيلي اليوم، كيف تستطيع أن تجمع بين هذا وبين أنك اليوم أنت عضو في النيتو ستستقبل قادة النيتو في أنقرة، ترامب يمدحك ليل ونهار ويشيد بإنجازاتك كيف؟ كيف راكب يعني؟
حمزة تكين:
والله سؤال قوي سؤال أحييك عليه أستاذ علاء سؤال مهم والإجابة طبعاً موجودة
اليوم عندما تكون صاحبة حق وتدافع عن قضية محقة قضية جزء من أمتك قضية صديقك قضية شقيقك ليس من القوة أن تجلس في غرفة مغلقة وتصرخ وتنادي بالحق أو تجلس بين أقربائك أصدقائك أو من هم من نفس لونك وخطك وتدافع عن الحق، عادي يعني الكل يفعلها ولكن القوة أستاذ علاء أن تجلس مع الآخرين مع الأعداء مع الأطراف الأخرى مع الأطراف المعتدية وتقول لهم أنتم ترتكبون خطأ هنا وتقول لهم أنا سأمنع هذه الخطوة وتقول لهم أنا سأحاربكم في هذه النقطة وتقول لهم أنا لم أسمح لكم أن تتجاوزوا هذا الخط وأقول لكم أنتم نجحت لهم أقول لهم أنتم نجحتم هنا بإبادة بقتل بظلم ولكن أنا سأقف ضدكم أنا سأقيم تحالفات مع أمتي لأحاربكم يوماً ما أنا سأفعل سأفعل سأفعل هنا القوة أنك تتكلم كلمة حق أمام سلطان جائر وليس في غرفة مغلقة هذا ما تفعله تركيا اليوم وبعض الدول العربية والإسلامية
اليوم تركيا تقول كلمة الحق أمام هؤلاء وهي في عقر دارهم، اليوم في الناتو البعض ينتقد ولكن أنا لا أنتقد
أين البديل؟ لنفترض باللغة الاستراتيجية بعيداً عن المشاعر العربية الإسلامية مشاعر الشرق أو الصدد بعيداً عن هذا اليوم كدولة هي عضو في هذا التحالف العسكري الكبير, البعض يطالبها بالخروج طبعاً إذا خرجت أين التحالف الآخر لتنظم إليه؟ هل بنى المسلمون تحالفاً عسكرياً لتخرج هذه الدولة من تحالفات الآخرين وتنظم له؟ عندما يبنوا لوموا الآخرين
هذه النقطة الأولى النقطة الثانية اليوم تحالف الناتو هناك نظرة خاطئة عند بعض من هم في منطقتنا أن الناتو ولد ليذبح المسلمين، هذا ليس صحيح
تحالف الناتو تأسست ضد روسيا يعني لا علاقة للمسلمين بالموضوع ولم يتأسس ضد المسلمين
وبالتالي تركيا عضو في هذا الناتو أولاً هذا قوة عسكرية هائلة، تركيا تؤثر في قرارات الناتو وأعطيك مثال أعطيك مثال أستاذ علاء أفغانستان وأنا زرت أفغانستان عدة مرات وتحدثت عن هذه النقطة عشرات المرات مع الإخوة الأفغان، من قادة إلى الشعب، تركيا عضو في الناتو وكانت تتواجد بقوة عسكرية في أفغانستان عشرين سنة تحت راية الناتو طبعاً ولكن هل تعلم أستاذ علاء أن تركيا منعت الكثير من التحركات العسكرية المشبوهة لقوات الناتو في أفغانستان؟
لأنها كانت مع الشعب الأفغاني تمنع هذه التحركات، تمنع هذه الغاره، تمنع هذه الدورية من هنا وكانت تركيا الراية الوحيدة في الناتو التي تستقبل بالترحاب في أفغانستان
يعني الأفغان الآن لا ينظرون إلى تركيا أنها كانت جزء من الاحتلال؟
حمزة تكين:
أبداً يقولون الناتو
قالوا لك هذا؟
حمزة تكين:
نعم طبعاً يقولون قوات الناتو في جهة والجيش التركي في جهة أخرى
الجيش التركي الجيش الوحيد وهم قالوا لي هذا الكلام ليس من عندي من قادة أفغان، الجيش الوحيد في أفغانستان الذي لم يطلق رصاصة واحدة خلال عشرين سنة على الأفغان، ومنع إطلاق الكثير من الرصاص من قبل قوات أخرى على الأفغان
هذه تركيا تمنع وتفعل
تركيا لم تعد تلك الدولة الوظيفية التي تحقق المصالح الأمريكية في المنطقة لأن ترامب يتحدث عن إنجازات حققتها تركيا
حمزة تكين:
لا ترامب يتحدث كثيراً، يعني جزء من خمسة بالمئة ربما من كلامه يكون فيه صحة كما ذكرت في البداية، البعض يصدق ترامب لذلك بدأت بهذه الجملة عندما قال أن أردوغان لا يحب إسرائيل، ولا نأخذ كلامه محور الجد، يعني يقول في الصباح شيء وفي المساء شيئ
العمل هو الجاليه التركيه ليست دولة وظيفية كانت نعم كانت دولة وظيفية قبل، كانت ليست فقط وظيفية كانت من أشد الحلفاء لإسرائيل تركيا ولكن في الماضي ليس الآن، نحن أمام تركيا الجديدة، أمام تركيا العدالة والتنمية
ماهي سرها الأعجاب من ترامب وإنجازات ومديح؟
حمزة تكين:
“القوة”هو قالها مرة أنا أحب الأقوياء وأتعامل مع الأقوياء هو قالها وبالتالي هو يحق بالزعماء الأقوياء الذين يؤثرون، وقالها أمس بنفس الفيديو عندما قال أردوغان يحب الولايات المتحدة الأمريكية حسب ما قلته ولكن يحب تركيا أكثر، ترامب قال يحب تركيا أكثر هكذا أستاذ علاء أنت عندما تبيع نفسك لا يحترمك الآخرون، لا يحترمك حتى الصديق ولا العدو لا يحترمك
صحيح
ولكن عندما تكون قوية وتعتز بنفسك وبتاريخك وبقوتك ستحترم غصبا عنهم
في هذه الوقت في مصالح مشتركة يتم هندستها وبعض الأحيان يقول الرئيس أردوغان “لا”
حمزة تكين:
طبعا أكيد هناك مصالح مشتركة بالنهاية الولايات المتحدة الأمريكية ليست دولة على الهامش من يقول الولايات المتحدة الأمريكية على الهامش يعني لا يستطيع…
أردوغان قال لا لترامب فيما يتعلق بالمكيدة وإفشال المكيدة
حمزة تكين:
طبعا هي “لا” أردوغان كلمة “لا” من أردوغان أفشلت خطة نيتنياهو
عند ترامب بس شو يعني هل هذا صحيح أنه أردوغان كان مرشحاً بقوة للانخراط في الحرب إلى جانب إيران هيك حكى ترامب صحيح كلامه ولا لا؟
حمزة تكين:
المقصد أنه إيران تدعو أردوغان لمشاركتها الحرب
لا ترامب قال ترامب قال أنه أردوغان كان مرشحاً بقوة للانخراط في الحرب وربما إلى جانب إيران هكذا ربما قال إلى جانب إيران
حمزة تكين:
الكل كان يطلب من تركيا أن تنخرط بالحرب وتحدثت معك في لقاءات سابقة حول الصواريخ الإيرانية التي كانت تحركش بتركيا، علّى تركيا ترد في مكان ما وتدخل هذه المعمعة
الغرب طلب من تركيا في مقابل قضية الهرموز وأن تتدخل قوات تركيه
الغرب طلب من تركيا أن تعد النظر عن الميليشيات الإرهابية في الشمال الإيراني، الجانب الإيراني ربما طلب من تركيا في مكان ما، ولكن تركيا رفضت الكل لأن تركيا أذكى من أن تنخرط بهذه الحرب التي غير معروف عنوانها
ما هو عنوان الحرب سواء كان من جانب إيران يعني هل إيران دخلت الحرب هي رفعت بهذا الحرب أنا أتكلم هذه الحرب بالتحديد هل إيران دخلت هذه الحرب من أجل تحرير القدس؟ لا
هل الولايات المتحدة الأمريكية دخلت بهذه الحرب من أجل إسقاط النظام الإيراني؟
لا أنا مش هون سؤالي أن هل كلام ترامب ماشي بس هل كلام ترامب صحيح أنه بالفعل أردوغان كان متحمس، يمكن ل…
حمزة تكين:
لا ليس لا لا يقصد
ليدعم إيران يعني هاي الكلام أو لا؟
حمزة تكين:
كانت تركيا تطلب أو يطلب منها التدخل بالحرب ليس التحمس ولكن تركيا رفضت كل طلبات التدخل بالحرب، وأشاد ترامب بالقرار
ضد إيران أو مع إيران
حمزة تكين:
الإثنين طلبا من تركيا تتدخل لطرفهما
اها
حمزة تكين:
عرفت كيف أستاذي وبالتالي تركيا رفضت هذا وهذا أولا تركيا ليست مرتبطة باتفاقيات شراكات عسكرية دفاعية لا مع واشنطن وبالتالي لن تقول تركيا لواشنطن أمر
ولا من خلال الناتو
حمزة تكين:
ولا مع ولا من خلال الناتو ولا مع إيران
هناك بند بالناتو أنه إذا تعرض بلد من أعضاء الناتو للخطر
حمزة تكين:
عليه الدفاع وليس الهجوم، “الدفاع”
تمام
حمزة تكين:
وبالتالي ولا من إيران يعني تركيا قلناها سابقا لا يوجد اتفاق دفاع مشترك وشراكة عسكرية بين تركيا وإيران وبالتالي عند الواقعه من الصعب
هل فيه لوبي إيراني في الداخل التركي كان يضغط باتجاه ما؟
حمزة تكين:
لوبي إيراني، يعني هناك جزء يعني اليوم تركيا دولة فيه فسيفسائية إذا صحها التعبير فيه ناس في تركيا مع إسرائيل عادي، فيه ناس مع إيران، فيه ناس مع العالم العربي هناك فسيفساء متنوعة، هناك ناس يؤيدون إسرائيل، يعني اليوم أصبح بعض حتى في العالم العربي البعض يريد أن يشرب خمر في تل أبيب
بس شيعة تركيا ولاؤهم لمن؟ لتركيا؟
المذهب يعني؟
الديني تقصيد؟
إيه
الشيعة إجمالاً الاثنى عشرية اليوم في مختلف أنحاء العالم معظمهم ولاؤهم يؤمنون بالنظرية الولي الفقه
لا ليس كلهم بطبيعة الحال
الكثير منهم
حمزة تكين:
فكرة ولي الفقه هذه يعني ابتكار إيراني هو ليس موجود أصلاً بعمق الفقه الشيعي وأنا أعرف هذا الأمر ودرست هذا الأمر سبع سنوات، يعني لا يوجد في عمق الفقه الشيعي فكرة ولي الفقيه، إلا إيران اخترعت هذا الأمر ومع الأسف الشديد سار بها الكثيرون في العالم العربي ولم يحققوا أي نتائج إيجابية
نحن الآن نعيش أجواء عاشوراء الآن ونلاحظ في فعاليات في تركيا، هل هذه الفعاليات تأتي ضمن الفوسيفسة التي تحدثت عنها؟
طبعا اليوم الفعاليات…
أو هناك مخاوف من نمو هذه الظواهر
حمزة تكين:
لا لا تركيا مختلفة، لا يمكن مقارنة تركيا بالدول العربية أبداً. النفوذ الإيراني في تركيا لا أستطيع أن أقول لا يشبه النفوذ الإيراني في الدول العربية أبداً وغير موجود أصلاً
تركيا لا تسمح أصلاً أن يكون هناك نفوذ بمعنى النفوذ لإيران داخل الأراضي التركية على الإطلاق
الشيعة الأتراك هم أتراك مع تركيا هم مع الراية الحمراء والهلال الأبيض وليسوا مع إيران ومن يتعامل منهم مع إيران
متأكد بهذا الكلام؟
حمزة تكين:
بطبيعة الحال من يتعامل منهم مع إيران بالمعنى التنظيمي وبالمعنى الولاء المطلقة، يسجن
والدليل على ذلك في تسعينيات القرن الماضي قبل أردوغان كان هناك تنظيمات في تركيا ترفع الراية الإيرانية والعلم الإيراني في ليلة واحدة كنت صغيراً وأتابع الأخبار على القنوات التركية في ليلة واحدة عمليات ساحرة كيف الآن الاستخبارات التركية والأمنية تحارب تنظيم جولين الإرهابي، نفس الطريقة حُربت تلك التنظيمات وتم القبض عليهم كواً وتم وقت تلك الأفكار ممنوع
أستاذ حمزة أنت عارف أن الإيراني شاطر بهذه المسألة بالاستخطاب والاختراقات
حمزة تكين:
شاطر حيث لا يوجد ولاء حيث لا يوجد وطن
ليس فقط في تركيا تنظيم القرى الأفريقية، تونس، جزائر
حمزة تكين:
من ولاءه لوطنه لا يعمل لصالح دول أخرى
والأتراك ولاءهم لتركيا ولاءهم للراية التركية ولاءهم لهذا العلم، ومن يكون ولاءه لغير هذا العلم من الأتراك أنا أتحدث، مصيره سيكون صعب
والفعاليات العاشورائية في تركيا؟
فعاليات العاشوراء موضوع ديني هذا موضوع يحق لهذه الفئة أن تقيم تقوصها الدينية وشعائرها الدينية بعيدة على الشعارات السياسية
ما في مخاوف من استغلال هذا الأمر كمدخل للاختراق؟
حمزة تكين:
هذا التنوع الديني السنة والشيعة الموجود في تركيا موجود منذ أيام الدولة العثمانية وبالتالي الآن هذا الطرح وهذه الرؤية من الصعب أن تكون اليوم خاصة مع دولة قوية كتركيا
والرئيس أردوغان تحدث عن العاشوراء
بالمناسبة
حمزة تكين:
اليوم اليوم نحن بالمناسبة لو تسمح لي اليوم نحن في العاشر من المحرم قبل قليل كان هناك مناسبة خاصة يقيمها أردوغان في المجمع الرئاسي كل سنة بهذه المناسبة ويستذكر شهادة الإمام الحسين وواقع الكربلاء المؤلمة للأمة ويدعو المسلمين اليوم في هذا الزمن للوحدة بين بعضهم البعض
يدعو أردوغان السنة والشيعة للوحدة بين بعضهم البعض في عدة خطابات له خلال الشهرين الماضيين يقول أردوغان علي لنا وعمر لنا وزينب لنا وعائشة لنا وفاطمة لنا أين نحن من هذا الخطاب؟
اليوم جزء من السنة والجزء من الشيعة مع الأسف الشديد يبيعون أنفسهم لمخططات إسرائيل الكبرى، يبيعون أنفسهم للفتن، اليوم التي لا يستفيد منها إلا الاحتلال الإسرائيلي
لذلك من حق السنه أن يقيموا شعائرهم الدينية وفق مذهبهم وفق معتقدهم وكذلك من حق الشيعة أن يقيموا شعائرهم الدينية وتقوصهم الدينية وفق مذهبهم وفق معتقدهم ولكن في نهاية المطاف على الطرفين أن يكونا يداً واحد لمواجهة الخطر الكبير القادم الذي لا يميز بين السنة والشيعة
الاحتلال الإسرائيلي أستاذ علاء اليوم يخرج ببعض الخطابات يقول قضينا على القوة الشيعية، والآن هناك قوة سنية تهددنا، انظر إلى المصطلحات التي يستخدمونها يريدون تفرقة الأمة وشرذمة الأمة
لو كان المسلمون على قلب رجل واحد لما كان هناك أصلا شيء اسمه إسرائيل موجودة
لذلك على السنه والشيعه أن يخففوا من خطاباتهم المتطرفة، خطاباتهم العنصرية التي لا تصل إلا إلى الفتن
جميل جدا لكن ألا ترى بأن هنا النظام الإيراني يتحمل المسؤولية الأكبر؟ لأنه يمتلك أجندة التوسع والهيمنة وشفنا جيوش اللطيمة جيوش اللطيمة في مثل هذه الأيام رأيناها كيف كانت في دمشق في قلب دمشق
حمزة تكين:
إيران أخطأت كثيرا على مدى عقود باستخدام الورقة الشيعية المذهبية مع الأسف الشديد
لم تقدم لهذه الفئة من العرب أنا أتحدث، أي شيء استراتيجي حتى الأسلحة لم تقدم شيئا استراتيجيا
السياسة الإيرانية إيران شيء والشيعة شيء آخر
تركيا شيء والسنة شيء آخر
عندما تتحدث عن سياسة الدولة ليس المقصود مذهب معين أو دين معين وبالتالي اليوم عندما أنتقد الولايات المتحدة الأمريكية لا أنتقد المسيحية، انتقد سياسة الدولة
واليوم إيران نفس الشيء، إيران أخطأت كثيرا، هناك جرح عميق أستاذ علاء تسببت به إيران في المنطقة، ربما من الصعب أن يندمن لعشرات من السنين القادمة لذلك خطابنا اليوم بوحدة سنية شيعية عاجلة بالمفهوم الديني، بالمفهوم الوحدوي لعلنا نساهم بترميم الخطأ الإيراني بشكل عاجل
حتى رئيس الشرع تحدث بهذا المنحة عندما كان له مقابلة من يومين وتحدث بالنسبة للبنان وشيعة لبنان وحتى هو موافق على حوار مع حزب الله إذا كان في المصلحة المشكلة الطرف الآخر أين؟ أين هو من هذا النفس الإيجابي؟ طرف الآخر أين؟ بعده بعقلية الهيمنة والشرطة والتحريض شوف المنصات الإعلامية المموله من إيران في لبنان والعراق
حمزة تكين:
بالعكس اليوم أنا برأيي العراق بدون إيران نحن نتحدث بدون السياسة الإيرانية قادر على أن يكون أو أن يحمل الراية الشيعيه وأن يكون أكثر اعتدالا في المنطقة بدون السياسة الإيرانية، ملاحظة بدون السياسة الإيرانية التي أيضا لم تقدم إلى العراق إلا مع الأسف كثير من الأمور التي انتقدها كثيرون في هذا الخط
نحن في العاشر من محرم أستاذ علاء هنا جملة سريعة تؤكد فكرة أنه لا نريد فتنة في العاشر من محرم عندما اختلف المسلمون وعندما تصارع المسلمون فقدوا في ذاك الوقت في العاشر من محرم اليوم فقدوا أغلى ما كانت تملكه الأمة في ذاك الوقت في ذاك اليوم في العاشر من محرم، أعظم شخص في العالم الإسلامي كان الإمام الحسين
رضي الله عنه، سيد شباب أهل الجنة عم يستغلوها كل سنة للتعبئة بس عم يستغلوها كل سنة للتعبئة والتحريض أي فتنة؟ اليوم أنت أمام طرف معتدي وطرف معتدى عليه لم يرسل أحد كتائب الفاروق وكتائب عثمان رضي الله عنهما إلى قمه إلى طهران
لذلك هذا الخطأ الإيراني الميليشيات هي التي جاءت إلى دمشق
حمزة تكين:
هذا الخطأ الإيراني الذي تحدثنا عنه قبل قليل يجب أن …
أي يعني ما في مساواة بين الطرفين
لا يوجد مساواة
حمزة تكين:
لا يوجد مساواة على الإطلاق أنا أتحدث عن الناس العاديين عن البسطاء عن السنة العاديين البسطاء وليس عن الدول الآن، عليكم أن تكونوا وحدويين، عليكم أن تكونوا مع بعضكم البعض، لأن الأمة عندما خسرت في مثل هذا اليوم قبل أكثر من 1380 سنة تقريبا خسرت الإمام الحسين أعظم رجل في ذاك الوقت
علينا إذا الآن اختلفنا مجددا كناس عاديين سنه وشيعه أتحدث، ستخسر الأمة أكثر وأكثر
أما السياسة الإيرانية فيجب أن تحاسب إيران بكل تأكيد على سياساتها الخاطئه
خليني أسألك
حمزة تكين:
ولكن نحن أخي لو تكرمت إذا كانت السياسة الإيرانية سلبية، نحن يجب أن يبقى خطابنا خطاب إيجابي، لا ننزلق إلى السوء الذي اتبعته إيران
لذلك سيبقى خطابنا خطابا إيجابيا وحدويا وليس خطابا دوريا
سيد حمزة جميل جميل هذا النفس الإيجابي أنت تعلم الدور الإيراني في أفغانستان، الدور الإيراني في العراق، كيف دخلوا على ظهر الدبابة الأمريكية
اليوم البعض يخشى أن عودة عشرات المليارات إلى جيب النظام الإيراني والاتفاق القادم إذا استوى واستكمل
البعض يتساءل هل يمكن إعادة توظيف النظام الإيراني للطعن ببلد عربي أو مسلم جديد، وتركيا على رأس القائمة ألا تخشون من هذا؟
الآن الاتفاق الأمريكي الإيراني أن يصب مرة أخرى إحنا اتفقوا بالزمنات وذبحوا الناس بالعراق وبالسوريا، البعض الآن يخشى يرجعوا يتفقوا على شعوب المنطقة هذا وارد ولا مش وارد؟
حمزة تكين:
على شعوب المنطقة هذا وارد هذا السؤال على شعوب المنطقة عليها أن تكون تعلمت الدرس من السياسة الإيرانية السابقة وبالتالي قبل أن نحاول منع إيران من امتلاك هذه القوة أو تلك القوة، علينا أن نحافظ على أنفسنا وأن لا نسمح لتلك السياسات التخريبية والفتنوية من أن تدخل مجددا إلى بلادنا
هذا هو الحل وليس الحل أن نذهب إلى طهران ونشتبك مع طهران، فتفعل طهران ماذا تريد ولكن نحن هل حمينا أنفسنا؟
لا أحد يدعو لإشتباكك مع طهران
حمزة تكين:
هل حمينا دولنا من هذه الفتن؟ هل امتلكنا القوة الحقيقية التي تمنع طهران من مجرد أن تفكر أن تدخل إلى هذه الدولة أو تلك الدولة، والمثال تركيا نحن في تركيا أعطيك هذا المثال إذا فكرت إيران أن تدخل إلى تركيا بنفس الطريقة التي دخلت فيها إلى هذا الخط الذي يصل إلى شرقي البحر الأبيض المتوسط سيتم تكسير أقدام إيران في تركيا بكل تأكيد
ما كانوا يا أستاذ
حمزة تكين:
كم من شبكة للإستخبارات الإيرانية تم تفكيكها داخل الأراضي التركية
والمليشيات التي تنسب نفسها للأكراد في قلب إيران من كان يدعمها؟
حمزة تكين:
طبيعة الحال اليوم إيران عندما اتبعت سياسات خاطئة تجاه لبنان، تجاه العراق، تجاه سوريا، تجاه باكستان تجاه أفغانستان، اتبعت نفس السياسة تجاه تركيا ولكن مع تركيا لم تنجح
أنا لا أقول أن إيران لم تحاول أن تزعزع في تركيا ولكن لم تنجح نجحت هناك، ولكن في تركيا
لأن اليوم الدكتور أحمد داود أوغلو عم يعطي نصائح لرئيس أحمد الشرع أنه لا تكون أداة للآخرين وكذا ويتحدث يقول علينا أن نتحد مع إيران
حمزة تكين:
فليتحد، عندما تحسن إيران أستاذ علاء إيران دولة مهمة، ليست دولة بسيطة ولكن نحن خلافاتنا مع إيران السياسة المتبعة يعني الآن إذا صححت إيران سياساتها واعتذرت للشعوب التي إما استغلتهم وتاجرت بهم تحت العنوان الديني وأنا أعرف ماذا أقول وماذا أقصد ومن يشاهدني يفهم وإما قتلتهم تحت العنوان الديني أيضا ولكن يختلفون عن دينها ومذهبها، تاجرت بمن هم بمثل مذهبها عن العرب أتحدث وقتلت من هم من غير مذهبها والطرفان السنه والشيعه يعني في العالم العربي خسيرا بسبب السياسة الإيرانية
لذلك اليوم
نحكي بصراحة
حمزة تكين:
إذا صححت إيران سياساتها لا مانع فلتتفضل ولتكون عضو أساسي في منظمة الدولة الإسلامية ولكن إيران أخطأت، يجب أن تحاسب على خطأ يجب أن تعتذر ويجب أن تعوض للدول التي خربت فيها
أستاذ حمزة اليوم كثيرون يرون أن المنطقة بين نارين نار المشروع السرطاني الإسرائيلي التوسعي وهذا خطره مستمر وداهم وعندك المشروع الإيراني الذي حقق أهداف الكيان الإسرائيلي من خلال التخريب عبر السنوات الماضية
كثيرون ينظرون إلى تركيا اليوم
تركيا ودول أخرى يا جماعة وينكم فلتشقوا طريقا ثالثا
حمزة تكين:
الحل أن نكون أقوياء
لأن البعض يحيرك يا ما مع الكيان الإسرائيلي يا ما مع المشروع الإيراني
حمزة تكين:
لا مش صحيح، ليست معادلة
هناك عدة معادلات تكون مع إسرائيل ضد إيران تكون مع إيران ضد إسرائيل تكون مع الطرفين يعني كما يقول البعض يختلفون وتكون ضد الطرفين يعني عدة معادلات لماذا الحصل في معادلتين؟
عدة معادلات، اليوم إيران أخطأت ولكن الخطأ الإيراني برأيي يمكن الحوار مع إيران، بالنهايه إيران جزء شعب الإيران يعني 80 مليون
لا لا أنا لا أتحدث أبداً الشعب الإيراني طبعاً جزء من أمتنا، ما في مشكلة
مسلم
سياسات الإيرانية النظام طبعاً
حمزة تكين:
على الأقل يمكن الحوار معه يوما ما يمكن إيران أن تغير سياساتها يوما ما يمكن أن تعوض إيران عن من قتلتهم في المنطقة، يمكن أن تعدل سياساتها الإيجابية خاصة إذا حصل الاتفاق وتم التغيير ولكن مع إسرائيل لا يمكن هذا الأمر يعني إسرائيل قوة تختلف عن إيران
ألا تخشى أن يتم الاتفاق الأمريكي الإيراني على حساب المنطقة وعلى حساب تركيا؟
باختصار
حمزة تكين:
على حساب تركيا صعب ولكن على حساب المنطقة إن حصل هذا يتحمل مسؤوليته ليست لا إيران، ولا الولايات المتحدة الأمريكية بل الدول في الشرق الأوسط التي هي ستكون ضعيفة لا الحق على الحرق ليست على إيران ولا على أمريكا
لكن تركيا أيضا مستهدفة تركيا مستهدفة وبين الكيان الإسرائيلي خلينا نشوف ماذا قالت صحيفة إسرائيليه اليوم معك أستاذ حمزة ونكمل ما تبقت تفضلو المشاهد
أردوغان:
هذه الأمة لم تمت
هذه الأمة شامخه
إعلام عبري يدعو لكشف الوجه الحقيقي لعدو إسرائيل
تقرير في صحيفة “يسرائيل هيوم” يصف الرئيس التركي رجب طيب أردوغان بعدو إسرائيل الأول داعيا حكومة نيتنياهو إلى كشف حقيقته
محلل سياسي إسرائيلي يوني بن مناحيم
انظروا ليس هناك شك في أن أردوغان معاد جداً لإسرائيل.
الصحيفة العبرية اتهمت أردوغان باستضافة قيادات المقاومة الفلسطينية في إسطنبول وأنقرة والسماح لهم بالعمل من الأراضي التركية، وهم الذين تعدهم إسرائيل قتلة وإرهابيين
أردوغان:
إسرائيل خارجه عن القانون ومخالفه للقواعد وعديمة للمبادئ ومدللة متهورة وهي دولة إرهابية لا ترحم
الصحيفة تشتكي من أن أردوغان لم يعد يخفي موقفه، فهو يصف إسرائيل بدولة الإرهاب ويقارنها بالنازيين ويعلن أن نهاية الاحتلال قريبة وأن القنابل النووية لن تنقذها
بحسب الصحيفة منذ 7 أكتوبر 2023 وقف أردوغان في الجانب المقابل يصف المقاتلين الفلسطينيين بغزة بالمجاهدين والشهداء ويدعو لتحالف إسلامي لمواجهة إسرائيل ويعتبر الدفاع عن غزة واجباً دينياً وإنسانياً وتحرق أعلام إسرائيل وصور نتنياهو وترامب في شوارع بلاده دون أن يحرك ساكناً
أردوغان:
نحن نحب أن يضحي المرء بحياته
نحن مستعدون لخوض هذا الطريق مع أمتنا
“يسرائيل هيوم” تساءلت بغضب لماذا لا نعامل أردوغان كعدو رسمي؟ ولماذا لا نكشف أسرار علاقاته مع الإرهابيين
في حالة أردوغان الإدارة الأمريكية تجد صعوبة في استيعاب أن الكراهية المتجذرة عبر أجيال في التطرف الديني لا يمكن إخمادها بخرطوم أموال، نحن بخلاف ترامب يجب أن نتصرف ونتحدث بشكل مختلف وأن نضمن أن يعرف العالم كله…
هذا هو الترويج الإسرائيلي تحريض مستمر ووزير الشتات كان أيضاً واضحاً قال لك في تحالف إخوان مسلمين سوريا وقطر وأردوغان هم الآن الخطر الداهم
حمزة تكين:
نعم صحيح اليوم إسرائيل تشعر بخطر حقيقي
لماذا حقيقة اليوم الخطر التركي مع الأمة أخطر على إسرائيل من إيران؟ لأن إسرائيل تدرك هم ليسوا أغبياء صراحة، مجرمين نعم إرهابيين نعم لكن ليسوا أغبياء يعني يقرؤون صحيح بصحة بدقة في كثير من الأحيان يدركون أن الخلاف مع تركيا أو الصراع الاستراتيجي مع تركيا هو صراع ترويج الأمن هو ليس صراعاً عسكرياً، هو صراع جيوسياسي حقيقي والصراعات الجيوسياسية أخطر بكثير من الصراعات بالحديد والنار والصواريخ والدبابات والأقوى بهذا الصراع حقيقة في المنطقة هي تركيا وليست إسرائيل
تركيا أقرب لشعوب المنطقة هي جزء أصلاً من شعوب المنطقة، أقرب لهم دينياً، وثقافياً، بالأكل حتى أقرب بطريقة الطعام أقرب
وإسرائيل يعني الصهاينة في إسرائيل هم أبعد ما يكونون عن شعوب المنطقة
هذا ما تخاف منه إسرائيل وأكثر مما تخاف من يلدرم خان ومن قآن ومن بيرقدار
هذا الخوف الإسرائيلي الحقيقي من تركيا
أن تركيا أعمق في المنطقة منها وهذا على المدى الطويل يعني إزالة إسرائيل حقيقةً قد تغزو إسرائيل بدون سلاح وبدون يلدرم خان بحرب جيوسياسية عميقة هذا البعد جداً مهم هذا ما تخاف منه إسرائيل
هل استثمرت فيه تركيا كما يجب في ساحات متعطشة لهذا البعد كأنه
تركيا عارضة الآن هي موجودة في كثير من الساحات، بعض الساحات يد تركيا ممدودة لها ولكن هناك عرقلة معينة
ولكن الأمور قادمة هذا الأمر لا يحصل في يوم أو يومين هذه حرب جيوسياسية عميقة مع هذا الاحتلال وكما ذكرت لك أستاذ علاء
أهل السنة في لبنان كالأيتام الآن على مائدة اللئام
حمزة تكين:
يعني في لبنان وضع شائق ووضع صعب جداً في لبنان سواء كان السنه أو غير السنه
السنه تحديداً كل طرف مضبط حاله ما تخاف على البقية
حمزة تكين:
يعني حتى اليوم الشيعة في لبنان هل وضعهم ظابط مع إيران كثيراً بعد هذه الحرب بعد أن خذلتهم إيران بعد أن دمرت قراهم بسبب إيران؟
بس إيران اليوم اتخذت موقفاً حاسماً بموضوع المفاوضات تهدد بالعودة للحرب إذا لم تقف في لبنان
حمزة تكين:
واليوم الاحتلال الإسرائيلي بعد كل الدمار إنسحب الآن والدمار من يعوض؟ من يبني للناس؟ لمن كانوا مع إيران لا نتحدث عن المقاومة أو مقاومة الشعب اللبناني ضد الإحتلال, هذا حق كامل أن تقاوم المحتل ولكن السبب الرئيسي بهذا الأمر، السياسة الإيرانية
طب بعيداً عن السنه والشيعه في فرصة أمام اللبنانيين جميعاً لركوب القطار السوري التركي ببوابة رابح رابح ونوان رابح رابح بعيداً عن الهيمنة والنفوذ والتمدد
حمزة تكين:
أكثر من نعرقل أكثر من نعرقل لبنان اليوم عن مسيرة عن هذه المسيرة الإيجابية هي فرنسا لذلك على اللبنانيين أن يخرجوا من العباء الفرنسية وأن يعود لبنان إلى عمقه العربي بالدرجة الأولى ولشراكة استراتيجية مع تركيا تركيا أقرب للبنان من فرنسا
اليوم ماكرون يتبع سياسة سلبية جداً في لبنان
اليوم ماكرون يحاول…
ماكرون في لبنان؟
حمزة تكين:
ما زال له أيتام نعم ما زال هناك أيتام فرنسا موجودين في لبنان مع الأسف الشديد ما زالوا يعرقلون النهضة اللبنانية في كثير من النواحي
يعني مسؤول كبير في لبنان وهو سني لا يقول البعض يعني سني يعني لا يأتي إلى تركيا لأن فرنسا تقول له لا تذهب نعم مسؤول كبير جداً
بيروتي؟
حمزة تكين:
مسؤول حكومي كبير جداً لا يأتي هو سني مسؤول حالي ومن أعرق العوائل البيروتية
مسؤول حالي ليس سابق؟
حمزة تكين:
حالي حالي لا يأتي إلى تركيا لأن فرنسا لا تريد، يعني لهذه تقول لي سني هذا
هل ترى بأن رئيس الحكومة نواف سلام لديه تمثيل سني في لبنان؟ شعبي؟
حمزة تكين:
يعني أنا من الخارج هل لديه تمثيل لبناني أصلاً قبل أن يكون سني؟
ما جاء إلى تركيا ولا مرة؟
حمزة تكين:
إلى الآن لم يأتي عندما يعني منذ أن تولى رئاسة الحكومة لم يأتي
طيب شكراً على هذه المعلومة أستاذ حمزة أريد أن أختم معك بهذه الصورة خلينا نأخذ هذه الصورة معلش قبل أن أسأل عن الوضع داخل تركيا سريعاً أيضاً معنا صورة صورة هذه على الهواء نقلاً عن وكالتكم الزاهرة، الله يعطيكم ألف عافية وكالة أنباء تركيا وزارة الدفاع التركية تعلن عن مناورات جوية جديدة بين القوات الجوية التركية والمصرية خلال تموز يوليو المقبل إضافة إلى مشاركة من القوات الجوية الأذارية وهذه الصورة وكان في اجتماع رباعي مهم جداً في القاهرة صحيح، باكستان، سعودية، تركيا، مصر
حمزة تكين:
مساعي التحالف ما زالت مستمرة وتسير بخطة إيجابية بين تركيا والسعودية وباكستان ومصر هذا ثاني تدريب عسكري سيحصل جوياً بين تركيا ومصر وتنضم إليه أذربيجان التي كان لديها تحالف أو لديها علاقة مع إسرائيل، اليوم يتم سحب أذربيجان من الشراكة مع إسرائيل هذه نقطة مهمة وستوضح خلال الأسابيع المقبلة وبالتالي اليوم نعود أن الصراع هو جيوسياسي عميق وأن تركيا اليوم تحاول أن تحاصر السياسة الإسرائيلية بالدبلوماسية بالاستخبارات بالشراكات
الاحتلال الإسرائيلي يقول بنفسه أن هذه الشراكة مع مصر بالتحديد تهدد استخدم هذا المصطلح هذا المدعو المتطرف أحد وزراء نتنياهو وكلهم متطرفون يعني الذي ساهم بالاعتداء بن غفير على أبطال أسطول الصمود، يقول الشراكة بين تركيا ومصر تهدد وجود إسرائيل، بهذا الحرف تطورت بشكل مذهل العلاقة بين أنقرة والقاهرة علها مش هيك علها مش سريعة ما كان في مجال لأي وساطة بموضوع المعتقلين المصريين في تركيا ملف الإخوان بعلاقة تركيا القوية ما في حل حلا ولو في الأفق القادم؟
حمزة تكين:
تركيا هذا ملف داخلي مصري ولكن تركيا إذا كان هناك ما يمكن أن تقدمه إيجابا لهذا الأمر لتقريب وجهات النظر بين المصريين بكل تأكيد تركيا تلعب وستلعب هذا الدور ولكن تركيا في نهاية المطاف دولة من الخارج، هذا ملف مصري داخلي ولكن استطيع أن أقول لك أن هناك دور تركي إيجابي في هذا الملف ولكن على المصريين من كل الأطراف أن يبادروا لبعضهم البعض بإيجابية أيضاً
هذه السياسة التركية الخارجية تحديدا مرتبطة بشخص اسمه رجب طيب أردوغان لأنه اليوم البعض يتساءل لماذا تم الإعلان عن ترشيحه الآن أنه هو مرشح في العدالة والتنمية والحركة القومية دعمت
حمزة تكين:
رجب طيب أردوغان رجل تاريخي قائد تاريخي لا يمكن الإنكار هذا الأمر، بنى تركيا ولكن ليس لوحده مع مجموعة من العقول الكبيرة وبالتالي تركيا بنيت بمسيرة رجال وليس رجل واحد لذلك الدعوة لمن هم في تركيا للأتراك وحتى لخارج تركيا لا تؤلهو الأشخاص رغم نجاحاتهم وإيجابياتهم ولكن مسيرة تركيا سوف تبقى مستمرة مهما كان يعني بموقع الرئاسة ولكن المنطقة في حالة حرب نحن في حالة حرب في المنطقة تحتاج رجلا قويا هذه الفكرة
لماذا الآن تم الإعلان أنه مرشح حزب العدالة والتنمية الحاكم، في انتخابات قريبا مبكرا
حمزة تكين:
لم يحسب الموضوع فيما يتعلق بانتخابات مبكرة حتى هذه اللحظة ما زالت الانتخابات في موعدها صيف 2028 ولكن إن حصلت انتخابات مبكرة ستكون مبكرة جدا
بس وضع المعارضة فايتين ببعضهم ليس الأفضل ظرف لإجراء انتخابات
جيدة، فكرة إستراتيجيه ننقلها لهم، لعلهم يدرسونها فكرة ممتازة
شكرا جزيلا أستاذ حمزة تكين، نسعى دائما في وجودك معنا حقيقة والحديث تتم على كل حال شكرا لكم مشاهدين الكرام ربنا يهيئ الخير لتركيا ولهذه الأمة في أمان الله.