Cehennemlik Olduğu Haber Verilen Sahâbî Kimdi?
Ebû Hüreyre radıyallahu anh rivayet ediyor:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir gün Ebû Hüreyre’nin de içinde bulunduğu bir topluluğun yanından geçti ve şöyle buyurdu:
“İçinizde öyle bir kimse vardır ki, cehennemdeki azı dişi Uhud Dağı’ndan daha büyük olacaktır.“
Bu söz, doğruluğu asla şüphe götürmeyen Resûlullah’ın haberiydi. Demek ki o mecliste bulunanlardan biri, sonunda cehennem ehlinden olacaktı.
Aradan yıllar geçti. O toplulukta bulunanların büyük çoğunluğu iman üzere yaşayıp hayır üzere vefat etti. Geriye yalnızca Ebû Hüreyre ile Benî Hanîfe kabilesinden Raccâl b. Unfuve kaldı.
Raccâl, Benî Hanîfe heyetiyle birlikte Medine’ye gelerek İslâm’a girenlerdendi. Resûlullah’ın yanında kaldı; ondan ilim öğrendi, Kur’ân’ı ezberledi, dinin hükümlerini öğrendi ve ibadette büyük gayret gösterdi.
Râfi’ b. Hadîc şöyle der:
“Raccâl’da gördüğümüz huşû, Kur’ân’a bağlılık ve hayır hâli gerçekten hayret vericiydi.”
Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ da onun hakkında:
“Bizim nazarımızda heyetin en faziletlilerindendi.” demiştir.
Gerçekten de o, Kur’ân hâfızı, gecelerini namazla ihya eden, gündüzlerini oruçla geçiren bir kimseydi.
Ne var ki Resûlullah’ın o sözü, Ebû Hüreyre’nin zihninden hiç silinmedi. Raccâl’ı her gördüğünde; ibadetini, zühdünü ve takvâsını müşahede ettikçe kendi kendine:
“Acaba Resûlullah’ın haber verdiği kişi bu mu?” diye düşünür, bu ihtimalden dolayı büyük bir korku ve endişe duyardı.
Derken Yemâme’de Müseylime el-Kezzâb peygamberlik iddiasıyla ortaya çıktı. Yemâme halkından birçok kimse ona tâbi oldu.
Bunun üzerine Halife Ebû Bekir es-Sıddîk, Raccâl b. Unfuve’yi Yemâme’ye gönderdi. Vazifesi, halkı Allah’a davet etmek ve onları İslâm üzerinde sebat ettirmekti.
Fakat Raccâl Yemâme’ye ulaşınca Müseylime onu büyük bir ilgiyle karşıladı; mal, servet ve makam vaat ederek kandırmaya çalıştı. Hatta ona saltanatının yarısını teklif etti. Karşılığında ise halka çıkıp:
“Ben, Resûlullah’ın, Müseylime’yi peygamberlikte kendisine ortak kıldığını bizzat işittim.”
demesini istedi.
Dünya sevgisi, Raccâl’ın kalbini istila etti. Fakir bir hayat yaşamış olması da bu imtihanı ağırlaştırdı. Böylece imanını, ibadetini, zühdünü ve yıllarca kazandığı ilmini bir anda feda etti.
Halkın huzuruna çıktı. İnsanlar onu Resûlullah’ın yakın talebelerinden biri olarak tanıyordu. Bu güveni istismar ederek, Resûlullah adına apaçık bir yalan uydurdu ve Müseylime’nin iddiasını doğrulamaya kalkıştı.
İşte bu sebeple Raccâl’ın fitnesi, Müseylime’nin fitnesinden daha tehlikeli oldu. Çünkü insanlar yalancıya değil, güvenilir zannettikleri bir âlime aldanmışlardı. Onun sebebiyle pek çok kimse sapıttı ve Müseylime’nin ordusu kırk bin kişiye ulaştı.
Bunun üzerine Ebû Bekir es-Sıddîk büyük bir ordu hazırladı. İlk çarpışmalarda Müslümanlar ağır kayıplar verdi. Daha sonra takviye kuvvetleri gönderildi ve ordunun başına Allah’ın Kılıcı Hâlid b. Velîd getirildi.
Bu orduda, geçmişte Hamza b. Abdülmuttalib’i şehit eden, daha sonra ise samimi bir tevbeyle Müslüman olan Vahşî b. Harb de bulunuyordu. Vahşî, Hamza’nın şehadetine kefâret olması ümidiyle Müseylime’yi öldürmeye karar vermişti.
Yemâme Savaşı, Arapların o güne kadar benzerini görmediği en çetin savaşlardan biri oldu. Düşmanın sayıca çokluğu ve hazırlığı sebebiyle Müslümanlar başlangıçta geri çekildiler. Ancak Resûlullah’ın ashâbı ile Kur’ân ehli büyük bir sebat göstererek safları yeniden topladı. Ardından Müslümanlar güçlü bir hücumla düşmanı bozguna uğrattılar.
Vahşî, kaleye sığınan Müseylime’yi takip ederek öldürdü. Benî Hanîfe ordusu dağıldı. Raccâl b. Unfuve de Müseylime’nin safında savaşırken öldürüldü; küfür üzere can verdi ve zillet içinde helâk oldu.
Bu haberi alan Ebû Hüreyre, hemen secdeye kapanarak Allah’a şükretti. Çünkü Resûlullah’ın haber verdiği kişinin kendisi olmadığını artık kesin olarak öğrenmişti.
İbret
Raccâl b. Unfuve, Resûlullah’ın yanında bulunmuş, Kur’ân öğrenmiş, ilim tahsil etmiş, ibadet ve zühdüyle örnek gösterilmişti. Fakat dünya sevgisine yenildi; hem kendisi sapıttı hem de nicelerini saptırdı. Sonu ise küfürle noktalandı.
Vahşî b. Harb ise bir zamanlar Allah’ın Arslanı Hamza’yı şehit etmişti. Fakat Allah ona hidayet nasip etti. Samimi tevbesi sayesinde güzel bir akıbete erişti ve İslâm uğrunda cihad eden salih müminlerden biri olarak hayatını tamamladı.
Bu sebeple hiçbir kimse ibadetine, namazına, orucuna, ilmine veya ameline güvenmemelidir. Asıl istenecek olan, Allah’ın kalbi din üzere sabit kılması ve güzel bir akıbet ihsan etmesidir.
Aynı şekilde hiçbir günahkâr da hor görülmemelidir. Çünkü bugün günah içinde olan bir kimse yarın Allah’ın sevgili kullarından olabilir. İnsan ise kendi sonunun nasıl olacağını bilemez.
Nitekim selefin söylediği gibi:
“İtibar, başlangıçlara değil; son nefestedir.”
Allah’ım! Ey kalpleri evirip çeviren! Kalplerimizi dinin üzere sabit kıl.
Allah’ım! Amellerimizin sonunu hayır eyle. Akıbetimizi hayırlı kıl ve huzuruna güzel bir dönüş nasip eyle.
Âmin. Yâ Zel-Celâli ve’l-İkrâm.
Allah Teâlâ vakitlerinizi hayır, bereket ve gönül huzuru ile mamur eylesin.
Bu rivayetin başlıca kaynağı, el-Bidâye ve’n-Nihâye’dir. Rivayet, mürtedlerle yapılan savaşlar (Hurûbü’r-Ridde) ve Müseylime el-Kezzâb’ın öldürülmesine dair olaylar çerçevesinde zikredilmektedir.
NOT:
Bu kıssa, vaaz ve irşad eserlerinde ibret yönü sebebiyle yaygın olarak zikredilmekle birlikte, hadis usûlü bakımından sahih bir rivayet olmayıp, tarih kaynaklarında nakledilen zayıf rivayetlerdendir.
- Raccâl’in Benî Hanîfe heyetiyle geldiği, Müslüman olduğu ve daha sonra Müseylime’ye katıldığı tarihî olarak meşhurdur ve kabul gören bir görüştür. Ancak tasdik/tezkiye detayları (Peygamber’e atfedilen “ortaklık” şahitliği) zayıf rivayetlere dayanır.
- Sorularla İslamiyet (İslamQA) gibi güvenilir platformlar da: “Raccâl’in Müseylime’ye destek verdiği tarihî olarak bilinir, ancak Peygamber’le ilgili rivayetlerin isnadı sahih değildir” der. (Mütercim)
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
03.07.2026 – OF
قصة الرَّجَّال بن عنفوة: العبرة بالخواتيم
من هو الصحابي الذي قال له النبي صلى الله عليه وسلم: “أنت ستدخل النار”؟
عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله ﷺ مرَّ عليه يوماً وهو جالس في رهط (جماعة) من القوم فقال ﷺ: «إِنَّ فِيكُمْ لَرَجُلًا ضِرْسُهُ فِي النَّارِ أَعْظَمُ مِنْ أُحُدٍ».
كان إخباراً من رسول الله ﷺ أن واحداً منهم سيكون من أهل النار، ويا له من إخبار من الصادق المصدوق ﷺ، فقد حقّت النار على أحدهم.
مات القوم جُلُّهم على خير، وعلى الإسلام والإيمان، ولم يبقَ منهم إلا أبو هريرة ورجلٌ من بني حنيفة اسمه الرَّجَّال بن عنفوة، وكان من الذين وفدوا على رسول الله ﷺ في وفد بني حنيفة، وكانوا بضعة عشر رجلاً فأسلموا، فلزم الرَّجَّال بن عنفوة النبي ﷺ، وتعلَّم منه، وحفظ القرآن والأحكام، وجدَّ في العبادة.
يقول رافع بن خديج: «كان بالرَّجَّال من الخشوع ولزوم قراءة القرآن والخير شيء عجيب».
وقال عنه ابن عمر رضي الله عنهما: «كان من أفضل الوفد عندنا».
سبحان الله! كان حافظاً، قوّاماً، صوّاماً.
ظلَّ إخبار النبي عالقاً برأس أبي هريرة رضي الله عنه، وكلما رأى الرَّجَّال بن عنفوة ومداومته على العبادة وزهده، ظنَّ أبو هريرة أنه هو الهالك وأنه هو المقصود بحديث النبي، وأنه هو صاحب النبوءة، فأصابه الرعب والفزع.
الفتنة والسقوط
فلما ظهر مُسيلمة الكذاب في اليمامة وادّعى النبوة واتَّبعه خلقٌ من أهل اليمامة، بعث أبو بكر الصديق الرَّجَّال بن عنفوة لأهل اليمامة يدعوهم إلى الله، ويثبّتهم على الإسلام. فلما وصل الرَّجَّال اليمامة التقاه مسيلمة الكذاب، وأكرمه، وأغراه بالمال والذهب، وعرض عليه نصف مُلكه إذا خرج إلى الناس وقال لهم إنه سمع محمداً يقول: إن مسيلمة شريك له في النبوة.
ولما رأى الرَّجَّال ما فيه مسيلمة من النعيم، وكان من فقراء العرب، ضعُف ونسي إيمانه وصلاته وصيامه وزهده، وخرج إلى الناس الذين كانوا يعرفون أنه من رفقاء النبي ﷺ، فشهد أنه سمع رسول الله يقول: إنه قد أشرك معه مُسيلمة بن حبيب في الأمر!
فكانت فتنة الرَّجَّال أشد من فتنة مسيلمة الكذاب، وضلَّ خلقٌ كثير بسببه، واتَّبعوا مُسيلمة، حتى تعدى جيشه أربعين ألفاً.
يوم الملحمة ونهاية الطاغية
فجهَّز أبو بكر الصديق جيشاً لحرب مسيلمة فُهزم في بادئ الأمر، فأرسل مدداً، وجعل على رأسه سيف الله خالد بن الوليد. وكان من ضمن الجيش وحشي بن حرب الذي قتل أسد الله وسيد الشهداء حمزة بن عبد المطلب رضي الله عنه ثم أسلم. ولما ذهب في جيش خالد قرر أن يترصّد مُسيلمة فيقتل شرَّ خلق الله سبحانه، تكفيراً عن قتل حمزة عم النبي ﷺ.
وبدأت معركة لم يعرف العرب مثلها، وكان يوماً شديد الهول، وانكشف المسلمون في البداية مع كثرة عدوهم وكثرة عتاده، ولولا ثبات أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم وأهل القرآن الذين نادوا في الناس، فعادوا إليهم وحملوا على جيش مسيلمة حتى زحزحوه.
وتتبَّع وحشي مُسيلمة الكذاب حتى قتله بحصن تحصّن فيه، وانهزم بنو حنيفة، وقُتل الرَّجَّال بن عنفوة مع مَن قُتل من أتباع مُسيلمة، فمات على الكفر مذموماً مخذولاً. ولما علم أبو هريرة خرَّ ساجداً شكراً لله سبحانه، بعد أن أدرك أخيراً أنه قد نجا.
تأمّل وتدبّر:
الرَّجَّال بن عنفوة: رافق النبي صلى الله عليه وسلم، ولزم العبادة والقرآن والزهد، ولكنه خُتم له بشرّ، فضَلَّ وأضل، ومات على الكفر.
وحشي بن حرب: قتل حمزة أسد الله وأسد رسوله صلى الله عليه وسلم، ولكن هداه الله، فخُتم له بخير، وصار من خيرة المجاهدين.
فلا تغتر بعبادتك، وصلاتك، وصيامك، وزكاتك، وصدقاتك ولا تمنن، وادعُ الله بأن يثبّتك، ويختم لك بخير. ولا تحقرنَّ أحداً بذنبه، وادعُ الله أن يتوب عليه، ولا تُظهر الشماتة بأخيك المسلم فيعافيه الله ويبتليك، فأنت لا تعلم ماذا كُتب في اللوح المحفوظ، فالعبرة بالخواتيم.
اللهم يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ.
الأعمال بخواتيمها، اللهم اجعل خير أعمالنا خواتيمها.
اللهم ردّنا إليك ردّاً جميلاً.
آمين يا ذا الجلال والإكرام.
أسعد الله أوقاتكم بالخيرات وراحة البال.
المصدر الرئيس لهذه الرواية هو كتاب البداية والنهاية. وتُذكر هذه الرواية في سياق الأحداث المتعلقة بحروب المرتدين (حروب الردة)، وكذلك ضمن الوقائع المرتبطة بمقتل مُسيلمة الكذّاب.
⚠️ ملاحظة مهمة:
هذه القصة تُذكر على نطاق واسع في كتب الوعظ والإرشاد للعبرة والموعظة، إلا أنها ليست رواية صحيحة من حيث أصول الحديث، بل هي من الروايات الضعيفة المنقولة في المصادر التاريخية.
تاريخياً: اشتهر أن الرجال بن عنفوة قدم مع وفد بني حنيفة، وأسلم، ثم انضم بعد ذلك إلى مسيلمة، وهذا رأي مقبول ومعروف. أما تفاصيل التصديق والتزكية (شهادته بأن النبي ﷺ جعله شريكاً له) فهي مبنية على روايات ضعيفة.
رأي العلماء والمصادر: تقول منصات موثوقة مثل موقع “إسلام سؤال وجواب” (IslamQA): «إن دعم الرجال لمسيلمة أمر معروف تاريخياً، إلا أن إسناد الروايات المتعلقة بالنبي ﷺ غير صحيح». (المترجم)