İngilizlerin Kurduğu Ürdün Devletçiğinin Perde Arkası
Filistin’i Parçalama Planında Haşimî Emirliğinin Gerçek Misyonu
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin tasfiyesiyle birlikte Ortadoğu’nun siyasî haritası, bölge halklarının iradesine göre değil, Londra ve Paris’te hazırlanan emperyal projelere göre yeniden çizildi.
Bu haritanın en dikkat çekici ürünlerinden biri, bugün Ürdün Haşimi Krallığı adıyla bilinen Transürdün (Doğu Ürdün) Emirliği idi.
Bu devlet, tarih boyunca müstakil bir siyasî kimlik taşıyan bir ülkenin devamı olarak değil; İngiliz Mandası’nın ihtiyaçlarını karşılamak üzere meydana getirilen yeni bir siyasî yapı olarak ortaya çıktı.
Filistin İkiye Bölündü
1921 Kahire Konferansı’nda Winston Churchill’in başkanlığında alınan kararlarla İngiliz Mandası altındaki Filistin fiilen ikiye ayrıldı.
Batı yakası, Balfour Deklarasyonu doğrultusunda “Yahudi Millî Yurdu” projesine tahsis edilirken;
Ürdün Nehri’nin doğusu ise Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Abdullah’a bırakılarak Transürdün Emirliği kuruldu.
Böylece Filistin’in yaklaşık dörtte üçü Arap emirliğine dönüştürülmüş, geriye kalan batı kesim ise Siyonist göç ve yerleşime açık bırakılmış oldu.
Abdullah Emir Değil, İngilizlerin Tercihiydi
Abdullah bin Hüseyin bölgenin yerli kabilelerinden çıkmış bir lider değildi.
Hicaz’dan getirildi.
Tahta, İngilizlerin siyasî tercihiyle oturtuldu.
Yerel kabilelerin desteğini sağlayan da büyük ölçüde İngiliz askerî ve mali desteğiydi.
Dolayısıyla ortaya çıkan yönetim, doğal tarihî gelişmenin değil, manda siyasetinin ürünüdür.
İngiltere Neden Böyle Bir Devlet Kurdu?
İngiltere’nin hedefi yalnızca bir Arap devleti kurmak değildi.
Asıl hedefleri şunlardı:
- Filistin’deki Yahudi yerleşimini doğuya taşırmamak,
- Irak’a uzanan kara yolunu güvence altına almak,
- Süveyş Kanalı’nı doğudan koruyacak bir tampon bölge oluşturmak,
- Büyük Suriye veya birleşik Arap devleti fikrini engellemek,
- Haşimî hanedanı vasıtasıyla bölgeyi kolay yönetmek.
Bu sebeple Transürdün, güçlü değil; İngiltere’ye bağımlı bir emirlik olarak tasarlandı.
İngiliz Subayları Tarafından Yönetilen Ordu
Ürdün ordusunun bel kemiğini oluşturan Arab Legion, uzun yıllar İngiliz subaylarının kumandasında kaldı.
Özellikle General John Glubb (Glubb Paşa), yalnızca askerî danışman değil; fiilen ordunun gerçek komutanı durumundaydı.
Bu durum, emirliğin askerî bağımsızlığının oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir.
Siyonist Liderlerle Temaslar
1930’lu yıllarda Siyonist hareketin önde gelen isimleriyle Transürdün yönetimi ve bazı kabile liderleri arasında çeşitli temaslar gerçekleştirildiği bilinmektedir.
Dolaşıma sokulan fotoğrafta Haim Weizmann, Haim Arlosoroff, Moshe Sharett ve İshak Ben Zvi’nin bazı Doğu Ürdünlü ileri gelenlerle bir arada görülmesi de bu temaslara delil olarak gösterilmektedir.
Bazı Arap kaynakları, bu görüşmeleri Doğu Ürdün’de arazi satışı müzakereleriyle ilişkilendirirken, bu yorumun tarihçiler arasında tartışmalı olduğu da belirtilmelidir.
1948 Savaşındaki Tutumu
1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Abdullah’ın temel hedefi yalnızca Filistin’i kurtarmak değildi.
Batı Şeria ile Doğu Kudüs’ü kendi krallığına katmak istiyordu.
Savaş sonunda bunu gerçekleştirdi.
1950 yılında Batı Şeria’yı ilhak ederek Ürdün Haşimi Krallığı’nı ilân etti.
Bu gelişme, birçok Filistinli tarafından Filistin’in paylaşılmasına ortak olmak şeklinde değerlendirildi.
Neden “Köksüz Devlet” Deniliyor?
“Köksüz devlet” ifadesi, Ürdün halkını küçümsemek için değil; devletin kuruluş biçimini anlatmak amacıyla kullanılmaktadır.
Çünkü:
- sınırlarını İngiltere çizdi,
- hükümdarını İngiltere tayin etti,
- ordusunu İngilizler kurdu,
- dış politikasını uzun süre İngiliz nüfuzu belirledi.
Bu sebeple Transürdün, bölgenin tabiî tarihî gelişiminin değil, manda siyasetinin ürünü olarak görülmektedir.
Sonuç
İngilizler, Filistin meselesini yalnızca İsrail’in kurulmasıyla şekillendirmedi.
Bunun yanında, İsrail’in doğusunda kendilerine bağlı bir Haşimî emirliği inşa ederek bölgenin güç dengesini de kendi çıkarlarına göre düzenledi.
Transürdün Emirliği, bu büyük jeopolitik planın en önemli halkalarından biri oldu.
Bugün dahi Ortadoğu’naki birçok siyasî gelişmeyi doğru okuyabilmek için, Ürdün’ün kuruluş felsefesini ve İngiliz manda siyasetinin bölgeye bıraktığı mirası iyi anlamak gerekmektedir.
Tarih, yalnızca devletlerin nasıl kurulduğunu değil; kimler tarafından, hangi maksatlarla kurulduğunu da sorgulamayı gerektirir. Bu sorgulama yapılmadan Ortadoğu’nun bugünkü siyasî denklemini tam anlamıyla kavramak mümkün değildir.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
07.08.2026 – OF
خلفيات الكيان الأردني الذي أنشأته بريطانيا
الدور الحقيقي لإمارة شرق الأردن في مشروع تقسيم فلسطين
بعد انتهاء الحرب العالمية الأولى وانهيار الدولة العثمانية، لم تُرسم خريطة الشرق الأوسط وفق إرادة شعوبه، بل صاغتها المشاريع الاستعمارية التي وُضعت في لندن وباريس.
وكان من أبرز نتائج تلك المشاريع إنشاء إمارة شرق الأردن، التي أصبحت فيما بعد المملكة الأردنية الهاشمية.
ولم تنشأ هذه الإمارة امتداداً لكيان سياسي مستقل عرفه التاريخ، وإنما أُقيمت في ظل الانتداب البريطاني لتؤدي وظيفة سياسية محددة ضمن الإستراتيجية البريطانية في المنطقة.
تقسيم فلسطين إلى شطرين
في مؤتمر القاهرة سنة 1921، برئاسة ونستون تشرشل، قررت بريطانيا تقسيم فلسطين الواقعة تحت الانتداب إلى قسمين:
فخُصِّص غرب نهر الأردن لتنفيذ وعد بلفور وإقامة “الوطن القومي اليهودي”،
أما شرقه، فقد مُنح للأمير عبد الله بن الحسين، ليُقام فيه كيان جديد عُرف بإمارة شرق الأردن.
وبذلك أصبح ما يقارب ثلاثة أرباع مساحة فلسطين التاريخية تحت حكم الإمارة الجديدة، بينما تُرك القسم الغربي مفتوحاً أمام المشروع الصهيوني.
الأمير عبد الله… اختيار بريطاني
لم يكن الأمير عبد الله بن الحسين من أبناء القبائل المحلية في شرق الأردن، وإنما قدم من الحجاز.
ولم يصل إلى الحكم نتيجة اختيار شعبي أو توافق قبلي، بل جاء بدعم مباشر من السلطات البريطانية التي رأت فيه شخصية مناسبة لتحقيق مصالحها.
ولهذا كان قيام الإمارة جزءاً من سياسة الانتداب البريطاني أكثر من كونه تطوراً سياسياً طبيعياً داخل المنطقة.
لماذا أنشأت بريطانيا شرق الأردن؟
لم يكن هدف بريطانيا مجرد إقامة إمارة عربية، وإنما كانت تسعى إلى تحقيق جملة من المصالح الإستراتيجية، من أهمها:
- منع انتقال الاستيطان اليهودي إلى شرق نهر الأردن.
- تأمين الطريق البري الواصل إلى العراق.
- إنشاء منطقة عازلة تحمي قناة السويس من الجهة الشرقية.
- الحيلولة دون قيام دولة عربية كبيرة في بلاد الشام.
- إدارة المنطقة عبر أسرة هاشمية تعتمد سياسياً وعسكرياً على بريطانيا.
ولهذا صُممت الإمارة لتكون كياناً محدود القوة، يعتمد في بقائه على الدعم البريطاني.
جيش تقوده بريطانيا
كان الفيلق العربي، الذي شكّل القوة العسكرية الرئيسة للإمارة، خاضعاً لقيادة ضباط بريطانيين لسنوات طويلة.
ويُعد الجنرال جون غلوب (غلوب باشا) أبرز من تولى قيادته، حتى أصبح القائد الفعلي للقوات المسلحة، وهو ما يعكس مدى النفوذ البريطاني داخل الدولة الناشئة.
الاتصالات مع الحركة الصهيونية
شهدت ثلاثينيات القرن الماضي اتصالات بين عدد من قادة الحركة الصهيونية وبعض المسؤولين والزعامات القبلية في شرق الأردن.
وتُستدل على ذلك بصورة متداولة يظهر فيها حاييم وايزمان، وحاييم أرلوسوروف، وموشيه شاريت، وإسحاق بن تسفي إلى جانب عدد من شيوخ شرق الأردن.
وتذهب بعض المصادر العربية إلى أن تلك اللقاءات ارتبطت بمباحثات حول شراء أراضٍ في شرق الأردن، غير أن هذه الرواية ما تزال محل نقاش بين الباحثين والمؤرخين، ولم تحظ بإجماع تاريخي.
موقف الأمير عبد الله في حرب 1948
عندما اندلعت الحرب العربية الإسرائيلية سنة 1948، لم يكن هدف الأمير عبد الله مقتصراً على الدفاع عن فلسطين، بل كان يسعى أيضاً إلى ضم الضفة الغربية والقدس الشرقية إلى مملكته.
وبعد انتهاء الحرب، أعلن سنة 1950 ضم الضفة الغربية رسمياً إلى المملكة الأردنية.
وقد قوبلت هذه الخطوة بانتقادات واسعة من عدد من القيادات الفلسطينية والعربية، التي رأت فيها مساهمة في تقسيم فلسطين.
لماذا يصف بعض الباحثين الأردن بأنه «كيان بلا جذور سياسية»؟
لا يُقصد بهذا الوصف الانتقاص من الشعب الأردني، وإنما الإشارة إلى ظروف نشأة الدولة الحديثة.
فقد رسمت بريطانيا حدودها،
واختارت حكامها،
وأشرفت على بناء جيشها،
وظل قرارها السياسي والعسكري مرتبطاً بالنفوذ البريطاني زمناً طويلاً.
ولهذا يرى بعض الباحثين أن شرق الأردن كان نتاجاً مباشراً لسياسات الانتداب البريطاني، أكثر من كونه ثمرة تطور تاريخي داخلي.
خاتمة
لم تقتصر السياسة البريطانية في فلسطين على تمهيد الطريق لقيام إسرائيل، بل شملت أيضاً إنشاء كيان هاشمي في شرق الأردن يؤدي دوراً سياسياً وأمنياً ضمن التوازنات التي رسمتها بريطانيا للمنطقة.
وقد أصبحت إمارة شرق الأردن إحدى أهم حلقات المشروع الجيوسياسي البريطاني في المشرق العربي.
ولا يزال فهم ظروف نشأة هذا الكيان وسياسات الانتداب البريطاني ضرورياً لفهم كثير من تعقيدات القضية الفلسطينية وتاريخ الشرق الأوسط الحديث.
فالتاريخ لا يكتفي ببيان كيفية قيام الدول، بل يقتضي أيضاً البحث في الجهات التي أنشأتها، والدوافع التي قامت من أجلها، والأدوار التي أُريد لها أن تؤديها.