Irak Topraklarında Nasreddin Hoca’nın Çivisi
Ey Iraklılar, Uyanınız!
Hamaney’in Irak’a Defnedilmesi Tasarısının Arka Planında Ne Var?
Dinî Sembolizmin Kullanılması ile Tarihî Emellerin Yeniden Canlandırılması Arasında
Birinci Bölüm
Nasreddin Hoca’nın Çivisi ve Sınırları Aşan Bir Türbe Tasarısı
Birçok gözlemciye göre Ali Hamaney’in Irak’ta defnedilmesi düşüncesindeki asıl tehlike, defin işleminin kendisinden değil; bunun doğurabileceği uzun vadeli siyasî ve sembolik neticelerden kaynaklanmaktadır.
Zira İran lideri ölçüsünde bir şahsiyet adına inşa edilecek bir türbe, zamanla Velâyet-i Fakih anlayışına bağlı çevrelerin ziyaretgâhına dönüşebilir. Bu da Tahran’a, dinî ve mezhebî gerekçeler üzerinden Irak içerisinde yeni nüfuz alanları açabilecek bir vasıta sağlayabilir.
Bu sebeple bazıları söz konusu tasarıyı “Nasreddin Hoca’nın çivisi” benzetmesiyle açıklamaktadır. Çünkü böyle bir yapı, ilerleyen yıllarda türbenin korunması veya manevî değerinin muhafazası bahanesiyle müdahale kapısını aralayabilir; aynı zamanda onu, İran devletinin sınırlarını aşan ve ulusötesi bir siyasî projeyle ilişkilendirilen bir sembole dönüştürebilir.
İkinci Bölüm:
Denge Oyunu
Süleymânî Neden Kirman’da, Hamaney Neden Necef’te?
Şu soru sıkça gündeme getirilmektedir:
Irak, İran nüfuzunun en mühim sahalarından biri kabul edildiği hâlde, Kasım Süleymânî neden doğduğu şehir olan Kirman’da defnedildi; buna karşılık Hamaney’in Irak’ta defnedilmesi düşüncesi niçin gündeme taşınmaktadır?
Bu görüşü savunanlara göre Süleymânî, İran’ın askerî yönünü temsil etmekteydi. Bu sebeple onun sembol değeri İran sınırları içinde muhafaza edilmiş, böylece İran toplumundaki tesiri güçlendirilmek istenmiştir.
Hamaney ise Velâyet-i Fakih düzeninin en üst temsilcisi ve başlıca simgesi olarak görülmektedir. Bu sebeple onun Necef civarında defnedilmesi hâlinde, bunun yalnızca şahsî bir tercih olarak değil; Kum’un sembolik konumunu güçlendirmeye ve bunu Necef’in temsil ettiği tarihî merciiyet pahasına gerçekleştirmeye yönelik bir girişim olarak değerlendirilebilir.
Üçüncü Bölüm
Ebu Mehdi el-Mühendis ve Süleymânî Paradoksu
İran Projesine Bağlılığın Tahkimi
Bu yaklaşımı benimseyenlere göre semboller üzerindeki tasarruf, insanların hayatlarıyla sona ermemektedir.
Defin yerleri ve bu yerler etrafında oluşan anlam dünyası, zaman zaman siyasî projelerin hizmetine sunulmakta; aidiyetlerin ve bağlılıkların pekiştirilmesinde bir araç olarak kullanılmaktadır.
Bu sebeple Hamaney’in nerede defnedileceğine dair tartışmalar da yalnızca şahsî bir mesele olarak değil, bölgede süregelen nüfuz ve sembol mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Dördüncü Bölüm
İmparatorluk Hafızası
Kisrâ’dan Velâyet-i Fakih’e
Irak toprakları tarih boyunca çevresindeki büyük güçlerin rekabet sahası olmuş; medeniyet, siyaset ve kültür bakımından bölgenin ağırlık merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürmüştür.
Bazı araştırmacılara göre tarihî hafıza günümüzde de etkisini korumaktadır. Her ne kadar araçlar ve söylemler değişmiş olsa da, bölgesel projelerin bir kısmında geçmişten devralınan tasavvurların izleri hâlâ görülebilmektedir.
Bu bakımdan İran Devrimi Rehberi’nin Irak’a defnedilmesi fikri, yalnızca dinî bir tercih olarak değil; nüfuz, sembol ve kalıcı etki oluşturma gayretinin bir parçası olarak yorumlanmaktadır.
Iraklıların İdraki Boyun Eğmeyi Reddediyor
Irak toplumunun geniş kesimleri, hangi kökenden ve hangi mezhepten olursa olsun, dinî sembollerin siyasî nüfuz uğruna kullanılmasının doğurabileceği tehlikelerin farkındadır. Bu sebeple Irak’ın hâkimiyetini ve bağımsız karar hakkını muhafaza etmenin zaruretine inanmaktadır.
Şiî çevrelerin önemli bir bölümü de Necef’in Arap kimliğine ve tarihî merciiyetine bağlılığını sürdürmekte; ilmî havzanın sınırları aşan tahakküm projelerine bağlanmasına veya dış nüfuz merkezlerinin etkisi altına girmesine karşı çıkmaktadır.
Peygamberler ve vasîler yurdu olan Irak’ın, başka devletlerin liderleri için siyasî bir mezarlığa dönüştürülmesi; ayrışmayı derinleştiren ve dış müdahalelere meşruiyet kazandıran sadakat merkezleri inşa edilmesi kabul edilemez.
Irak hiçbir devletin eyaleti değildir. Aynı şekilde mahalli hesaplaşmaların yürütüldüğü açık bir saha yahut eski nüfuz tasarılarının yeni adlar altında yeniden üretileceği bir zemin de değildir.
Necef, tarihî merciiyeti, ilmî mirası ve bağımsız iradesiyle Arap kimliğini muhafaza etmeye devam edecektir. Aynı şekilde Irak’ın medeniyet mirasının, Arap aidiyetinin ve İslâmî hüviyetinin ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürecektir.
Iraklılar da, hangi sloganlar ileri sürülürse sürülsün ve hangi unvanlar kullanılırsa kullanılsın, topraklarına yapay bir kutsiyet perdesine büründürülmüş siyasî çiviler çakılmasına izin vermeyecektir.
Iraklı Bir Yazar
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
25.06.2026 – OF
مسمار جحا في أرض الرافدين
أفيقوا أيها العراقيون
ما وراء مشروع دفن خامنئي في العراق؟
بين توظيف الرمزية الدينية وإحياء الأطماع التاريخية
أولاً: مسمار جحا وبناء مرقدٍ سياسي عابرٍ للحدود
يرى كثير من المراقبين أن أخطر ما في فكرة دفن علي خامنئي داخل العراق لا يكمن في فعل الدفن ذاته، وإنما فيما قد يترتب عليه من آثارٍ سياسية ورمزية بعيدة المدى.
فإنشاء ضريحٍ لشخصيةٍ بحجم المرشد الإيراني قد يحوله مع مرور الزمن إلى مزارٍ يؤمه أتباع مشروع ولاية الفقيه، الأمر الذي يمنح طهران ورقةً جديدة للحضور والتأثير داخل العراق تحت عناوين دينية وشعائرية متعددة.
ومن هنا يصف بعضهم هذا المشروع بأنه أشبه بـ«مسمار جحا»؛ إذ يفتح الباب أمام ذرائع مستمرة للتدخل بحجة حماية المرقد أو صيانة رمزيته، مع السعي إلى تقديم صاحبه بوصفه رمزاً يتجاوز حدود الدولة الإيرانية إلى فضاءٍ أوسع يتصل بالمشروع العابر للحدود.
ثانياً: لعبة التوازنات
لماذا سُليماني في كرمان وخامنئي في النجف؟
يطرح كثيرون سؤالاً مفاده: إذا كان العراق يمثل إحدى أهم ساحات النفوذ الإيراني، فلماذا دُفن قاسم سليماني في مسقط رأسه بمدينة كرمان، بينما يُثار الحديث عن دفن خامنئي في العراق؟
ويذهب أصحاب هذا الرأي إلى أن سليماني كان يمثل البعد العسكري التنفيذي للمشروع الإيراني، ولذلك كان من الضروري الاحتفاظ برمزيته داخل الحدود الإيرانية لتعزيز حضوره في الوعي الوطني الإيراني.
أما خامنئي، باعتباره رأس منظومة ولاية الفقيه ورمزها الأعلى، فإن دفنه ـ إن تحقق ـ بالقرب من النجف قد يحمل دلالاتٍ تتجاوز الجانب الشخصي، وقد يُفهم على أنه محاولة لتعزيز المكانة الرمزية لقم على حساب المرجعية التاريخية التي تمثلها النجف في الوجدان الشيعي العربي.
ثالثاً: مفارقة المهندس وسليماني
تكريس الارتباط بالمشروع الإيراني
يشير أصحاب هذا الطرح إلى أن إدارة الرموز لا تتوقف عند حدود الحياة، بل تمتد إلى ما بعد الوفاة أيضاً.
فقد تحولت أماكن الدفن والرموز المرتبطة بها إلى أدواتٍ تُستثمر في ترسيخ الانتماءات وتوجيه الولاءات، بما يخدم المشاريع السياسية الكبرى.
ومن هذا المنطلق يُنظر إلى الجدل الدائر حول مكان دفن خامنئي بوصفه جزءاً من معركة الرموز والنفوذ في المنطقة، لا مجرد مسألة شخصية تتعلق بوصية أو رغبة فردية.
رابعاً: الذاكرة الإمبراطورية
من كسرى إلى ولاية الفقيه
شهدت أرض الرافدين عبر تاريخها الطويل تنافساً دائماً بين القوى الكبرى المحيطة بها، وظلت تمثل مركز ثقلٍ حضارياً وسياسياً في المنطقة.
ويرى بعض الباحثين أن الذاكرة التاريخية لا تزال حاضرة في كثير من المشاريع الإقليمية المعاصرة، وإن اختلفت الأدوات والشعارات.
ومن هذا المنظور يُنظر إلى فكرة دفن مرشد الثورة الإيرانية في العراق على أنها تتجاوز البعد الديني إلى أبعادٍ تتصل بالنفوذ والرمزية وصناعة الحضور طويل الأمد داخل المجال العراقي.
وعي العراقيين يرفض التبعية
تدرك الشرائح الواسعة من الشعب العراقي، بمختلف مكوناته وانتماءاته، خطورة المشاريع التي تسعى إلى توظيف الرموز الدينية في خدمة النفوذ السياسي، وتتمسك بحق العراق في الحفاظ على سيادته واستقلال قراره الوطني.
كما يرفض كثير من أبناء الطائفة الشيعية، المتمسكين بعروبة النجف واستقلال مرجعيتها التاريخية، أي محاولة لربط الحوزة العلمية بمشاريع الهيمنة العابرة للحدود أو إخضاعها لمراكز نفوذ خارج العراق.
ولا يمكن القبول بتحويل أرض الأنبياء والأوصياء إلى مقبرةٍ سياسية لقادة دولٍ أخرى، بقصد صناعة مزاراتٍ ولائية تُكرّس الانقسام وتمنح الشرعية لتدخلاتٍ خارجية تحت عناوين دينية أو مذهبية.
فالعراق ليس مقاطعةً تابعةً لأحد، ولا ساحةً مفتوحةً لتصفية الحسابات الإقليمية أو إعادة إنتاج مشاريع النفوذ القديمة بأسماء جديدة.
وستبقى النجف عربيةً بمرجعيتها وتاريخها وقرارها المستقل، كما ستبقى جزءاً أصيلاً من هوية العراق الحضارية والعربية والإسلامية.
ولن يسمح العراقيون بأن تُغرس في أرضهم مسامير سياسية مغلّفة بهالةٍ من القداسة المصطنعة، مهما اختلفت الشعارات وتبدلت العناوين.
️ كاتب عراقي