İsrail Düşmeden, Türk Dünyası Gerçek Bir Birlik Oluşturamayacak

İçimizdeki İşbirlikçi Hainlerin Faaliyetleri de İsrail’in Askeri Olarak Düştüğü Gün Son Bulacaktır

Kıymetli Dostlarım!

I. Küreselci Paganlar, Beyaz Irkçı Hristiyanlar ve Siyonist Organizasyon Arasındaki Hâkimiyet Mücadelesi

Geçmiş yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Batı dünyasına hâkim olan küreselci-siyonist-beyaz ırkçı-Hristiyan-pagan ittifakı, yakın geçmiş itibarıyla ciddi bir siyasi bölünmeye gitmiş bulunmaktadır. Bu bölünmenin temelinde, küreselci paganların Amerika Birleşik Devletleri’ni merkez karargâh olarak konumlandırmaktan vazgeçerek merkezlerini Çin’e kaydırma ve gelişen teknolojiyi de kullanarak bütün dünyayı tek elden yönetmeyi sağlama yönünde ortaya koydukları strateji bulunmaktadır.

Küreselci paganların bu stratejiyi etkin kılmak için geliştirdikleri çevre politikaları; insanı bireyselleştirme ve cinsiyet yönünden çok yönlülük içinde bulundurma yaklaşımları; mülkiyetsizlik, ailenin ortadan kaldırılması, uyuşturucuya alıştırma, nüfusu azaltma, milliyetçi yönetimleri yok etme ve ABD dolarını etkisiz kılacak yeni bir küresel para oluşturma politikaları önemli tepkilere neden olmuş bulunmaktadır.

Bu bağlamda ABD’de beyaz ırkçı ve ABD merkezli düşünen Hristiyan gruplarla Avrupa’da ırkçı-baskıcı yaklaşımlar gelişmeye başlamış ve neticede küreselci paganlarla beyaz ırkçı-Hristiyan gruplar arasında şekillenen bir hâkimiyet mücadelesi her zeminde yaşanmaya başlamıştır. Bu arada üçüncü bir kol olarak siyonist organizasyon da kendi gündemini oluşturmaya ve fırsat bulduğu alanlarda etkinlik kazanma yolunu tercih etmeye yönelmiştir.

II. İngiltere’nin Konumu ve Avrupa’daki Gelişmeler

İngiltere, Kraliçe II. Elizabeth’in ölümünden sonra küreselci paganlara direnemez bir duruma düşmüş ve bu nedenle beyaz ırkçı-Hristiyan grupların temsil edildiği ABD yönetimiyle de ters düşen bir siyasi konuma savrulmuştur.

Yine küreselci paganlar Avrupa’da da güç kaybetmeye başlamış ve bu durum neticesinde Avrupa’daki olayların fitili ateşlenerek Avrupa’nın içinden çıkılması zor bir duruma sürüklenmesi hedeflenmiştir. Bu arada siyonist organizasyonun intikam düşüncesiyle etkili olduğu ülkelerin bulunduğunu da görmek gerekmektedir…

III. Rusya ve Türkiye’ye Yönelik Stratejiler

Bu arada küreselci paganlar, önlerinde engel olarak gördükleri iki ülkeden biri olan Rusya’yı Ukrayna çatışmasının içine çekerek parçalamayı ve kontrolleri altına almayı hedeflemiş; engel olarak gördükleri diğer ülke olan Türkiye ile ise en azından bir süre için iş birliği zemininde buluşma stratejisine yönelmişlerdir.

Bu yönelimin ortaya çıkmasında Türkiye’nin Suriye, Irak, Katar, Suudi Arabistan, Somali, Sudan, Libya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri, Endonezya, Malezya ve Pakistan gibi ülkelerdeki etkisi; Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hâkimiyeti; Türkiye’nin merkezine oturduğu ticaret yollarının önemi; enerji güvenliği açısından sahip olduğu konum; Türkiye’nin ordu gücü ve göz ardı edilemeyecek düzeydeki küresel bağlantıları gibi faktörler etkili olmuştur.

Türkiye’nin küresel açıdan büyük bir oyuncuya dönüşmesindeki en önemli faktör ise Cumhurbaşkanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan tarafından uygulanan siyasi, askerî ve ekonomik strateji olmuştur.

Türkiye, ekonomik açıdan içinde bulunduğu adı konulmamış savaş nedeniyle hedeflediği daha ileri sonuçlara ulaşamamış olsa da siyasi ve askerî açıdan çok önemli sonuçlara ulaşmış; baskılara direnebilen bir güce ve kimliğe bürünmüş, oyun bozan ve oyun kuran bir kapasiteye erişmiştir.

Bu noktada küreselci paganlar da boş durmamış, Türkiye’deki iktidarı değiştirmek için ellerinde ne kadar malzeme varsa kullanmışlar; ancak milletimizin de basireti sayesinde arzuladıkları sonuca ulaşamamışlardır.

IV. Siyonist Organizasyonun Türkiye’yi Kuşatma ve Türk Dünyasını Ayrıştırma Teşebbüsleri

Bu arada bağımsız bir stratejiyle kendi hedefleri doğrultusunda yürümeye çalışan siyonist organizasyon ise önce Türkiye ile Orta Doğu arasındaki bağlantıyı Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Suriye sahasında desteklediği PKK/PYD/YPG/SDG yapılanmasıyla fiziki olarak kesmeyi ve bu yapılanma üzerinden de Türkiye’yi parçalamayı hedefleyen bir stratejiyi gündeme taşımayı planlamıştır.

Bu plan ise Türkiye’nin oyun bozan askerî ve siyasi stratejisi dâhilinde bertaraf edilmiştir.

Bunun üzerine siyonist organizasyon, Türkiye ile Irak ve İran arasında çatışmalar çıkarmak istemiş; Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden Türkiye’yi hedef alıp kışkırtacak ittifaklar oluşturmuş ve en sonunda da paranın gücünü ve FETÖ organizasyonunun militanlarını kullanarak Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerde zemin kazanmanın ve bu ülkelerle Türkiye’nin arasını açmanın peşine düşmüştür.

Azerbaycan yönetimiyle yaşamakta olduğumuz, Aliyev yönetimi tarafından aniden ve kasıtlı olarak alevlendirilen hususlar da bunun en büyük delili olarak karşımızda durmaktadır.

Bu gerilimin, Türkiye’miz ne kadar yapıcı bir yaklaşım ortaya koyarsa koysun, ya İsrail’de ya da Azerbaycan’da büyük bir kırılma yaşanana kadar devam edeceğini şimdiden görmek gerekmektedir. Siyonist organizasyon zamana oynamakta ve Türkiye yönetimini değiştireceği günü iple çekmektedir.

V. Abdülhamid Han Dönemiyle Günümüz Arasındaki Benzerlik

Bir asır önce aynı durumla karşılaştığımızda Abdülhamid Han, İttihatçı dönmelerin siyonizmin güdümünde gerçekleştirdiği bir darbeyle yıkılmış ve İsrail’in kuruluşunun önü açılmıştı. Bu sefer de İsrail’in yıkılışının önü açılacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetimi emin ellerde kalmaya devam edecektir.

VI. Küreselci Paganlarla Siyonist Organizasyonu Birbirinden Ayırmak

Burada önemli olan husus, siyonist organizasyonla küreselci paganları aynı ittifakta bulunmaktan uzak tutmaktır.

Küreselci paganlar; Türkiye ile Rusya’yı dengelemeyi, Avrupa Birliği’ni kontrol etmeyi, Amerika Birleşik Devletleri’ni yönlendirmeyi ve dünya ticaretinde iş birliği yapmayı hedeflemektedir. Siyonist organizasyon ise Türkiye yönetimini ele geçirmeyi, yıkmayı ve parçalamayı amaçlamaktadır.

Ayrıca küreselci paganlar, Türkiye yönetimine açıkça cephe alamayınca Türkiye’deki iktidarın da eli güçlenecek ve muhalefetin ittifak hâlinde hareket etme stratejisi darbe alacaktır…

VII. İngiltere’nin Türkiye’ye Yönelik Tutumu ve Stratejik İşaretler

Herkes, küreselci paganların güdümündeki İngiltere’nin Türkiye ile neden belirli bir çizgi ve sınırlar dâhilinde de olsa müttefik ruhuyla hareket etmeye çalıştığını iyi analiz etmelidir.

İngiltere’nin Türkiye karşısında tavır aldığının görülmesi ise farklı bir işaret fişeğinin ateşlendiği nokta olacaktır…

Eurofighter savaş uçaklarının akıbeti, Kalkınma Yolu Projesi’ndeki Irak hükümetinin tavrı ve Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin gelişim yönü, bu hususta güzel turnusol kâğıtları hükmündedir.

VIII. Türkiye’nin Bölgedeki Gücünü Pekiştirmesi ve Askerî Stratejisi

Bu arada Türkiye; bölgesel ittifaklarını geliştirmeli, Doğu Akdeniz’deki gücünü perçinlemeli, ilk fırsatta Yunanistan’ı dünya nezdinde sürklase etmeli, Kıbrıs’ı yüzen ve bölgeyi kontrol eden bir savaş gemisi hâline getirmeli, Suriye sahasında İsrail cephesine iyice yerleşmeli, asimetrik savaşa yönelik envanterini düşmanlarının tamamına yetecek hâle getirmeli ve siyonizmin etkilerini bertaraf edecek asimetrik saldırıları organize etmelidir.

IX. Mısır ve Suudi Arabistan’ın Geleceği ve Türkiye’nin Birlik Stratejisi

İhanet sarmalında yaşayan, Yunan sevici ve Firavun Sisi yönetimindeki sinsi Mısır diktatörlüğü, önümüzdeki süreçte büyük bir değişim ve karışıklık merkezi olarak ortaya çıkacak; Suudi Arabistan rejimi, İsrail-BAE ittifakının baskısı altında ayakta kalma mücadelesi verecek ve Türkiye’nin değişim gücü ile birlik stratejisi de bütün İslâm âlemini saracaktır…

X. İsrail’in Askerî Olarak Düşmesi ve Türk Dünyasının Birliği

İsrail, Türkiye’nin hedefine oturup askerî olarak düşürüldüğünde, Türk dünyasındaki siyonist organizasyon da düşecek ve işte o zaman gerçek birliğimizin kurulmasının önündeki bütün engeller kalkacaktır…

İçimizdeki iş birlikçi hainlerin faaliyetleri de işte o gün son bulacaktır…

Artık tarafımca kesin olarak anlaşılmıştır ki İsrail düşmeden Türk dünyası gerçek bir birlik oluşturamayacaktır…

Yazan: Yazar / Sedat ÇETİNKAYA https://www.facebook.com/story.php?
26.10.2026

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

ما لم تسقط إسرائيل، لن يتمكن العالم التركي من إقامة وحدة حقيقية

ستنتهي أنشطة الخونة المتواطئين من داخلنا أيضاً يوم تسقط فيه إسرائيل عسكرياً

أصدقائي الكرام!

أولاً: الصراع على الهيمنة بين الوثنيين العولميين، والمسيحيين العنصريين البيض، والتنظيم الصهيوني

لقد شهد التحالف الذي هيمن على الولايات المتحدة الأمريكية والعالم الغربي خلال القرن الماضي، والذي جمع بين العولميين والصهاينة والعنصريين البيض والمسيحيين والوثنيين، انقساماً سياسياً حادّاً في الفترة الأخيرة. ويكمن أساس هذا الانقسام في الاستراتيجية التي انتهجها الوثنيون العولميون، والمتمثلة في التخلي عن الولايات المتحدة الأمريكية بوصفها مركز قيادتهم الرئيسي، ونقل مركزهم إلى الصين، والعمل على إحكام السيطرة على العالم بأسره من مركز واحد، مستفيدين كذلك من التطور التكنولوجي.

وقد أثارت السياسات التي وضعها الوثنيون العولميون من أجل تفعيل هذه الاستراتيجية ردود فعل واسعة، ومن أبرزها: السياسات البيئية، والتوجهات الرامية إلى تحويل الإنسان إلى فرد منعزل، وإبقائه في حالة من التعدد والتقلب في مسائل الجنس والهوية الجنسية، والدعوة إلى عالم بلا ملكية، وتفكيك الأسرة، وتعويد الناس على المخدرات، وتقليص عدد السكان، والقضاء على الحكومات القومية، والسعي إلى إنشاء عملة عالمية جديدة تُفقد الدولار الأمريكي فاعليته.

وفي هذا السياق، بدأت تتصاعد في الولايات المتحدة الأمريكية اتجاهات لدى جماعات مسيحية عنصرية بيضاء تتبنى رؤية تتمحور حول أمريكا، كما أخذت تظهر في أوروبا توجهات عنصرية وقمعية. ونتيجة لذلك، بدأ صراع على الهيمنة يتشكل بين الوثنيين العولميين والجماعات المسيحية العنصرية البيضاء، وامتد هذا الصراع إلى مختلف الميادين.

وفي خضم هذه التطورات، اختار التنظيم الصهيوني، بوصفه طرفاً ثالثاً، أن يضع أجندته الخاصة، وأن يسعى إلى تعزيز نفوذه في المجالات التي تتاح له فيها الفرصة.

ثانياً: موقع بريطانيا والتطورات في أوروبا

لقد وجدت بريطانيا نفسها، بعد وفاة الملكة إليزابيث الثانية، في وضع لم تعد فيه قادرة على مقاومة الوثنيين العولميين، ولذلك انزلقت إلى موقف سياسي جعلها على خلاف مع الإدارة الأمريكية التي تمثل الجماعات المسيحية العنصرية البيضاء.

كما بدأ الوثنيون العولميون يفقدون نفوذهم في أوروبا أيضاً، وعلى إثر ذلك جرى استهداف أوروبا بإشعال فتيل الأحداث فيها، ودفعها نحو وضع يصعب الخروج منه.

وفي الوقت نفسه، ينبغي لنا أن نلاحظ أن هناك دولاً يمارس فيها التنظيم الصهيوني نفوذاً مؤثراً بدافع الانتقام…

ثالثاً: الاستراتيجيات الموجّهة ضد روسيا وتركيا

في هذه الأثناء، استهدف الوثنيون العولميون تفكيك روسيا، التي يرون فيها أحد العائقين الرئيسيين أمامهم، وإخضاعها لسيطرتهم، وذلك من خلال جرّها إلى أتون الصراع في أوكرانيا. أما تركيا، التي يرون فيها العائق الثاني، فقد اتجهوا إلى اعتماد استراتيجية تقوم على الالتقاء معها في إطار من التعاون، ولو لفترة محدودة على الأقل.

وقد أسهمت في نشوء هذا التوجه عوامل عدة، منها: نفوذ تركيا في دول مثل سوريا والعراق وقطر والمملكة العربية السعودية والصومال والسودان وليبيا وجمهورية شمال قبرص التركية ودول منظمة الدول التركية وإندونيسيا وماليزيا وباكستان؛ وهيمنتها في شرق البحر الأبيض المتوسط؛ وأهمية طرق التجارة التي تتمركز تركيا في قلبها؛ وموقعها الاستراتيجي من حيث أمن الطاقة؛ وقوة جيشها؛ وشبكة علاقاتها الدولية التي لا يمكن تجاهلها.

أما العامل الأهم في تحوّل تركيا إلى قوة فاعلة كبرى على الصعيد العالمي، فهو الاستراتيجية السياسية والعسكرية والاقتصادية التي ينتهجها رئيس جمهوريتنا، السيد رجب طيب أردوغان.

وعلى الرغم من أن تركيا لم تتمكن اقتصادياً من بلوغ النتائج الأبعد التي كانت تطمح إليها، بسبب الحرب غير المعلنة التي تواجهها، فإنها حققت نتائج بالغة الأهمية على الصعيدين السياسي والعسكري، واكتسبت قوة وهوية تمكّنانها من الصمود أمام الضغوط، كما بلغت مستوى من القدرة يجعلها قادرة على إفشال مخططات الآخرين ووضع مخططاتها الخاصة.

وفي هذه المرحلة، لم يقف الوثنيون العولميون مكتوفي الأيدي؛ بل استخدموا كل ما لديهم من أوراق ووسائل لتغيير السلطة الحاكمة في تركيا، غير أنهم لم يتمكنوا من بلوغ غايتهم المنشودة، بفضل ما أبداه شعبنا من بصيرة وحسن تقدير.

رابعاً: محاولات التنظيم الصهيوني لمحاصرة تركيا وتفريق العالم التركي

أما التنظيم الصهيوني، الذي يسعى إلى تحقيق أهدافه الخاصة من خلال استراتيجية مستقلة، فقد خطط أولاً لقطع الاتصال الجغرافي بين تركيا والشرق الأوسط، وذلك عبر التشكيلات التي يدعمها في منطقة إقليم كردستان العراق وفي الساحة السورية، وهي تشكيلات حزب العمال الكردستاني (PKK)، ووحدات حماية الشعب (PYD)، ووحدات حماية الشعب الكردية (YPG)، وقوات سوريا الديمقراطية (SDG). كما سعى إلى طرح استراتيجية تستهدف تقسيم تركيا من خلال هذه التشكيلات.

غير أن هذه الخطة أُحبطت في إطار الاستراتيجية العسكرية والسياسية التركية القادرة على إفشال المخططات المعادية.

وعلى إثر ذلك، حاول التنظيم الصهيوني إشعال صراعات بين تركيا وكل من العراق وإيران، وأقام تحالفات عبر اليونان وقبرص اليونانية تستهدف تركيا وتستفزها. ثم اتجه، في نهاية المطاف، إلى استغلال قوة المال وعناصر تنظيم فتح الله غولن (FETÖ)، سعياً إلى اكتساب موطئ قدم في الدول الأعضاء في منظمة الدول التركية، وإثارة الخلاف بينها وبين تركيا.

أما المسائل التي نشهدها اليوم في علاقتنا مع الإدارة الأذربيجانية، والتي جرى تصعيدها بصورة مفاجئة ومتعمدة، بحسب تقديري، من جانب إدارة علييف، فهي تقف أمامنا بوصفها من أبرز الأدلة على ذلك.

وينبغي لنا أن ندرك منذ الآن أن هذا التوتر سيستمر، مهما أبدت تركيا من مواقف بنّاءة، إلى أن يحدث تحول كبير أو انكسار حاسم، إما في إسرائيل وإما في أذربيجان.

إن التنظيم الصهيوني يراهن على عامل الزمن، وينتظر بفارغ الصبر اليوم الذي يتمكن فيه من تغيير الإدارة التركية.

خامساً: أوجه الشبه بين عهد السلطان عبد الحميد الثاني والمرحلة الراهنة

عندما واجهنا وضعاً مماثلاً قبل قرن من الزمان، أُسقط السلطان عبد الحميد الثاني بانقلاب نفّذه، بحسب هذا الطرح، الانقلابيون من الاتحاد والترقي المرتبطون بالتنظيم الصهيوني، ففُتح الطريق أمام قيام إسرائيل.

أما هذه المرة، فسيُفتح الطريق أمام سقوط إسرائيل، وستظل إدارة دولة الجمهورية التركية في أيدٍ أمينة.

سادساً: ضرورة الفصل بين الوثنيين العولميين والتنظيم الصهيوني

إن المسألة المهمة هنا هي الحيلولة دون بقاء التنظيم الصهيوني والوثنيين العولميين ضمن تحالف واحد.

فالوثنيون العولميون يهدفون إلى موازنة تركيا وروسيا، والسيطرة على الاتحاد الأوروبي، وتوجيه الولايات المتحدة الأمريكية، والتعاون في مجال التجارة العالمية.

أما التنظيم الصهيوني، فيهدف إلى الاستيلاء على السلطة في تركيا، وإسقاط الإدارة القائمة، وتفكيك البلاد.

وفضلاً عن ذلك، إذا لم يتمكن الوثنيون العولميون من اتخاذ موقف عدائي معلن ضد الإدارة التركية، فإن ذلك سيعزز موقف السلطة الحاكمة في تركيا، وسيُضعف استراتيجية المعارضة القائمة على التحرك في إطار تحالف موحّد…

سابعاً: الموقف البريطاني من تركيا والمؤشرات الاستراتيجية

ينبغي للجميع أن يحللوا جيداً الأسباب التي تدفع بريطانيا، الواقعة تحت نفوذ الوثنيين العولميين، إلى محاولة التعامل مع تركيا بروح الحليف، ولو ضمن خطٍّ محدد وحدود معينة.

أما ظهور مؤشرات على اتخاذ بريطانيا موقفاً معادياً لتركيا، فسيكون عندئذٍ علامة على انطلاق مرحلة مختلفة…

إن مصير الطائرات المقاتلة من طراز يوروفايتر، وموقف الحكومة العراقية من مشروع طريق التنمية، والمسار الذي ستتخذه العلاقات بين أرمينيا وتركيا، كلها مؤشرات مهمة يمكن الاستدلال بها على حقيقة هذا التوجه.

ثامناً: تعزيز القوة الإقليمية التركية والاستراتيجية العسكرية

وفي هذه الأثناء، ينبغي لتركيا أن تطوّر تحالفاتها الإقليمية، وتعزّز قوتها في شرق البحر الأبيض المتوسط، وأن تتمكن، في أول فرصة سانحة، من إحراج اليونان وتجاوزها في نظر الرأي العام الدولي، وأن تجعل من قبرص سفينة حربية عائمة تسيطر على المنطقة، وأن ترسّخ وجودها في الساحة السورية على جبهة مواجهة إسرائيل، وأن تجعل مخزونها العسكري المخصص للحرب غير المتكافئة كافياً لمواجهة جميع أعدائها، وأن تنظّم عمليات هجومية غير متكافئة من شأنها تحييد آثار الصهيونية ونفوذها.

تاسعاً: مستقبل مصر والمملكة العربية السعودية واستراتيجية الوحدة التركية

إن الدكتاتورية المصرية الماكرة، التي تعيش في دوامة الخيانة، وتُظهر ميلاً إلى اليونان، ويحكمها عبد الفتاح السيسي الذي يشبّهه الكاتب بفرعون، ستتحول في المرحلة المقبلة إلى مركز رئيسي للتغيير والاضطراب.

أما النظام السعودي، فسيخوض معركة من أجل البقاء تحت ضغط التحالف الإسرائيلي الإماراتي. وفي المقابل، ستمتد قوة التغيير التي تمثلها تركيا واستراتيجيتها الوحدوية لتشمل العالم الإسلامي بأسره…

عاشراً: سقوط إسرائيل عسكرياً ووحدة العالم التركي

عندما تصبح إسرائيل هدفاً مباشراً لتركيا وتسقط عسكرياً، فسيسقط معها أيضاً التنظيم الصهيوني داخل العالم التركي، وعندها ستزول جميع العقبات التي تحول دون إقامة وحدتنا الحقيقية…

وستنتهي في ذلك اليوم أيضاً أنشطة الخونة المتواطئين من داخلنا…

لقد اتضح لي الآن، بصورة قاطعة، أن العالم التركي لن يتمكن من إقامة وحدة حقيقية ما لم تسقط إسرائيل…

سدات چتين قايا
26.10.2026

المترجم: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
٢٨ / ١٠ / ٢٠٢٦ م – أوف