Umumen İnançsızlara, Hususen Kemalist Laik Vatandaşlarımıza Açık Bir Çağrı
Dünyada Şeriatı İstemeseniz de, Kabirde ve Hesap Gününde Şeriata Göre Sorgulanacak ve Yargılanacaksınız
Giriş: Düşmanlık Değil, Hasbi Bir Tebliğ ve İrşad Sadâsı
Bu satırları kaleme alan fakir, Tebliğ ve İrşad Fakültesi mezunu, hayatını hakikatin beyanına adamış uzman bir davetçidir. Tebliğ mesleğinin en temel esası; muhatabın ahvaline, zihniyetine ve dünyevi konumuna göre münasip bir üslup ihtiyar etmektir. Bizim anlayışımızda hesapçılık, pazarlık yahut şahsi bir çıkar ikmali yoktur; sadece ve sadece ihlasla yürütülen “hasbi” bir niyet mevcuttur.[1]
Sizler her ne kadar bizleri, muhafazakâr ve dindar camiayı bir husumet cephesi yahut çağ dışı bir hasım gibi telakki etseniz de, bizim size karşı kalbimizde herhangi bir kin, nefret yahut beddua barınmaz. Bizim yegâne arzumuz; bu muazzam mülkün sahibini tanımanız, hayra ve hidayete yönelmenizdir. Lafı dolandırmayı, süslü laflarla hakikati perdelemeyi yahut nezaket sınırlarını aşan hakaretlere tevessül etmeyi meslek ahlakımıza aykırı görürüz. Hakikat ne kadar yalınsa, beyanımız da o derece sarih, doğrudan ve ironik bir hakikat aynası niteliğinde olur.
Kâinattaki İntizam, Mizan ve Kaçınılmaz Nizam
Biliyorum, aranızdan pek çok kimse kabir hayatını, Berzah âlemini yahut nihai ahiret hesabını inkâr ediyor; bunları birer hüsnühayal yahut esatiri masal olarak görüyor. Ancak gelin, peşin hükümlerimizi bir kenara bırakarak akl-ı selim ile düşünelim. Şu içinde yaşadığımız kâinattaki muazzam ahenk, şaşmaz intizam ve muhteşem nizam tesadüfün eseri olabilir mi? Mikro âlemden makro âleme kadar her bir zerre, ilahi bir disiplin ve kanun çerçevesinde hareket etmektedir.[2]
Dünyada hemen her gün şahit olduğumuz yahut bizzat maruz kaldığımız zulümler, vurgunlar, hırsızlıklar ve haksızlıklar göz önündedir. Zalimler gururla hüküm sürüp yataklarında ecelleriyle ölürken; mazlumlar haklarını alamadan, adalete ermeden bu dünyadan göçüp gitmektedir. Şimdi soruyorum: Zalim ile mazlumun aynı toprak altında tamamıyla yok olup gitmesi, adaletsizliğin faillerinin yanına kâr kalması akılla, mantıkla ve vicdanla izah edilebilir mi? İnsan aklı, tecellisini aradığı nihai adaletin varlığını kabule mecburdur. İşte o mutlak adalet tecelligâhı Mahkeme-i Kübra, mizanı ise Şeriat-ı Garra’dır.[3]
M. Kemal Paşa, Berzah Âlemi ve İronik Adalet Hakikati
Siz ki kendinizi “Atatürk’ün mirasçıları” olarak görüyor, ona derin bir minnet borçlu hissediyorsunuz. “O olmasaydı biz olmazdık” diyorsunuz. Eğer bu minnet duygunuzda ve hürmetinizde samimiyseniz, meselenin öte yüzünü de tarafsızca tefekkür etmek zorundasınız. Zira o, 10 Kasım 1938 gecesinden bu yana Berzah âleminde müstakil bir hayat yaşamakta; amellerine ve icraatlarına uygun mutlak ve adil bir muameleye tâbi tutulmaktadır.[4]
Berzah, kabir hayatının ilk durağıdır. Orada ruhlar, dünyada işledikleri amellere göre ya nimet içinde ya da azap içinde bulunur. Kabir, mü’min için cennet bahçelerinden bir bahçe, kâfir ve zalim için cehennem çukurlarından bir çukur olabilir. Orada ne dünyadaki imtiyazlar geçerlidir ne de hüsnühatırla yapılan merasimler. Berzah’ta torpil, kayırma yahut çifte standart yoktur; mutlak adalet hâkimdir. Sizin dünyada arayıp da bir türlü bulamadığınız, özlemini çektiğiniz o adil düzeni o şimdi bizzat tecrübe etmektedir. Eğer siz gerçekten ona saygı duyuyorsanız, onun adını kalkan ederek haksızlık, soygun, hırsızlık ve zulüm yapanların icraatlarına mani olmalı; onları tövbeye davet etmelisiniz. Sizin onun adına işlediğiniz süfli ameller, onun Berzah’taki hesabını zorlaştırmaktan ve yükünü artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Berzah Âleminin Mahiyeti ve Merakınız
Şüphesiz bu anlattıklarımızdan sonra Berzah âleminin mahiyetini, ruhların oradaki ahvalini ve irtibatlarını merak edeceksiniz. Ruhun cesetten ayrıldıktan sonraki durağı olan Berzah, zaman ve mekân boyutlarının dünya kriterlerinden tamamen farklı olduğu mühim bir merhaledir.[5]
Bu husustaki merakınızı gidermek, zihni tahlillerinizi derinleştirmek ve kendinizi o büyük hesap gününden evvel hesaba çekmenize vesile olmak adına tafsilatlı makalemizi tetkik edebilirsiniz:
“Ölümden Sonraki Hayatın İlk Durağı: Berzah Âleminde Ruhların Hayatı ve İrtibatları”
https://www.aynamayansiyanlar.com/makalelerim/olumden-sonraki-hayatin-ilk-duragi-berzah-aleminde-ruhlarin-hayati-ve-irtibatlari/
M.Kamal Paşa’nın Berzah’taki hususi durumunu da merak ediyorsunuz. Biz gaybı bilmeyiz ve gaybi detayları izah etmeye muktedir değiliz. Ancak fikir edinmenize vesile olacak, bizzat tecrübe edilmiş bir hadiseyi aktarmakta fayda görüyoruz. Olayı rivayet eden zât, sizin belki de dünya görüşü itibarıyla sıcak bakmadığınız bir isim olabilir. Fakat onun yalan söylemeyeceğine, sözünde sadık olduğuna benim kefil olmamı acaba yeterli görür müsünüz? Kaldı ki, dinleyip fikir edinmenize hiçbir mani yoktur. Sizler “fesli bir meczup” olarak nitelendirilen bir şahsın telkinleriyle hemen etki altında kalacak kadar zayıf karaktere yahut sığ bir birikime sahip insanlar değilsinizdir.
Bilinmelidir ki, cinler âlemi (üç harfliler) ışın/ateş unsurundan yaratılmış, maddeye nüfuz edebilen, insan şekline bürünüp görünebilen ve ruhlar âlemi ile muayyen temaslar kurabilen varlıklardır.[6] Bu sahada tecrübe sahibi bir ismin M.Kemal Paşa’nın ruhu ile kurduğu iddia edilen temas ve diyalog kayıtlarını dinlemek suretiyle tarafsız bir değerlendirme yapabilirsiniz:
“Fesli Meczup M. Kemal Paşa’nın Ruhu İle Neleri Nasıl Konuştu?”
https://youtube.com/watch?v=i4WFyN5XDfw&si=_qL82PiyRJBSRoBm
Sonuç: Hesaba Çekilmeden Evvel Kendinizi Hesaba Çekiniz
Netice itibarıyla; dünyevi sistemler, kanunlar ve rejimler geçicidir. İster laiklik prensibine sıkı sıkıya sarılın, ister Şeriat kavramından ürkün; hakikat değişmemektedir. İnsanoğlu toprağın altına girdiğinde ne laik Anayasa maddeleriyle ne de dünyevi unvanlarıyla karşılanacaktır. Kabirde ve Mahkeme-i Kübra’da yegâne adalet mizanı ilahi hukuk, yani Şeriat olacaktır.[7]
Bizim çağrımız bir dayatma yahut tahakküm değil; samimi bir irşad, akla ve vicdana hitap eden bir uyarıdır. Hayat sermayesi tükenmeden, nefes kesilmeden evvel zihni bir muhasebe yapmak, hakikate yüz dönmek her akıl sahibinin borcudur. Unutmayınız ki adalet gecikir ama asla zayi olmaz; hesap günü ise tahmin ettiğinizden çok daha yakındır.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
22.07.2026 – OF
Dipnotlar ve Kaynaklar:
[1] Kur’ân-ı Kerîm, Nahl Sûresi, 125. âyet.
[2] Kur’ân-ı Kerîm, Mülk Sûresi, 3-4. âyetler.
[3] Kur’ân-ı Kerîm, Zilzâl Sûresi, 7-8. âyetler.
[4] Kur’ân-ı Kerîm, Mü’minûn Sûresi, 100. âyet.
[5] İbrahimoğlu, Ahmet Ziya. “Ölümden Sonraki Hayatın İlk Durağı: Berzah Âleminde Ruhların Hayatı ve İrtibatları”.
[6] Kur’ân-ı Kerîm, Hicr Sûresi, 27. âyet.
[7] İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, “Ölüm ve Ötesi” bölümü.
ترجمة من التركية إلى العربية:👇
الدعوة المفتوحة إلى غير المؤمنين عمومًا، وإلى المواطنين الكماليين العلمانيين خصوصًا
إن لم تشاؤوا الشريعة في الدنيا، فإنكم ستُسألون وتُحاسبون بموجب الشريعة في القبر ويوم الحساب
المقدمة: ليست عداوة، بل صوت دعوة وإرشاد خالص
هذه السطور يكتبها الفقير إلى الله، خريج كلية التبليغ والإرشاد، الذي جعل حياته لإعلان الحقيقة، وهو داعية متخصص. أساس مهنة التبليغ هو اختيار الأسلوب المناسب بحسب حال المخاطب وزهنيته وموقعه الدنيوي. في فهمنا لا توجد حسابات أو مساومات أو تحقيق مصالح شخصية؛ بل .نية خالصة صادقة (حسبية) تُدار بالإخلاص فقط[1]
أنتم، وإن كنتم تروننا وترون المحافظين والمتدينين كجبهة عدائية أو خصمًا متخلفًا عن العصر، فإن قلوبنا لا تحمل تجاهكم أي حقد أو كراهية أو دعاء بالشر. غايتنا الوحيدة هي أن تعرفوا مالك هذا الكون العظيم، وأن تتجهوا إلى الخير والهداية. نحن نرى أن اللف والدوران، أو إخفاء الحقيقة بالكلام المزخرف، أو تجاوز حدود اللياقة بالشتائم، أمرًا مخالفًا لأخلاق مهنتنا. فكما تكون الحقيقة صريحة، يكون بياننا صريحًا ومباشرًا ومرآة ساخرة للحقيقة.
النظام الكوني والميزان والنظام الحتمي
أعلم أن كثيرين منكم ينكرون حياة القبر وعالم البرزخ والحساب الأخروي النهائي، ويعتبرونها أوهامًا جميلة أو أساطير. لكن تعالوا نضع التحيزات جانبًا ونتفكر بعقل سليم. هل يمكن أن يكون هذا النظام العظيم والانسجام الدقيق والنظام البديع في الكون الذي نعيش فيه نتيجة صدفة؟ من العالم المصغر إلى العالم المكبر، كل ذرة تتحرك ضمن قانون .وانضباط إلهي[2]
الظلم والنهب والسرقة والحرمان التي نشاهدها أو نتعرض لها كل يوم أمام أعيننا. الظالمون يحكمون بكبرياء ويموتون في أسرتهم حتف أنفهم، بينما المظلومون يرحلون عن هذه الدنيا دون أن ينالوا حقهم أو يصلوا إلى العدل. فأسألكم: هل يمكن أن يُقبل عقليًا ومنطقيًا ووجدانيًا أن يفنى الظالم والمظلوم تحت التراب وتنتهي القصة، ويبقى أصحاب الظلم بلا حساب؟ العقل البشري مضطر إلى الاعتراف بوجود العدل المطلق الذي ينشده. ذلك المحل لتجلي العدل المطلق هو .المحكمة الكبرى، وميزانه هو الشريعة الغراء[3]
م. قمال باشا وعالم البرزخ وحقيقة العدل الساخرة
أنتم الذين تعتبرون أنفسكم «ورثة أتاتورك»، وتشعرون تجاهه بدين عميق من الامتنان. وتقولون: «لولاه لما كنا». إن كنتم صادقين في هذا الامتنان والاحترام، فعليكم أن تفكروا في الوجه الآخر للموضوع بموضوعية. فهو منذ ليلة 10 نوفمبر 1938 يعيش حياة مستقلة في عالم البرزخ، ويُعامل معاملة .عادلة مطلقة تناسب أعماله وتصرفاته[4]
البرزخ هو المحطة الأولى لحياة القبر. هناك تكون الأرواح إما في نعيم أو في عذاب بحسب أعمالها في الدنيا. فالقبر يكون للمؤمن روضة من رياض الجنة، وللكافر والظالم حفرة من حفر جهنم. لا تنفع هناك الامتيازات الدنيوية ولا المراسم الشكلية. لا محاباة ولا وساطة ولا معايير مزدوجة في البرزخ؛ العدل المطلق هو الحاكم. النظام العادل الذي تبحثون عنه في الدنيا ولا تجدونه، هو يعيشه الآن فعليًا. إن كنتم تحترمونه حقًا، فيجب أن تمنعوا من يتخذون اسمه ذريعة للظلم والنهب والسرقة والفساد، وتدعوهم إلى التوبة. إن أعمالكم الدنيئة باسمه لا تزيد إلا في تعقيد حسابه في البرزخ وزيادة حمله.
ماهية عالم البرزخ وفضولكم
لا شك أنكم بعد ما ذكرناه ستتساءلون عن ماهية عالم البرزخ وأحوال الأرواح فيه وصلاتها. البرزخ، المحطة التي تنتقل إليها الروح بعد مفارقتها الجسد، مرحلة هامة تختلف فيها أبعاد .الزمان والمكان اختلافًا كليًا عن معايير الدنيا[5]
لتلبية هذا الفضول، وتعميق التأملات الذهنية، ولتكون وسيلة لمحاسبتكم أنفسكم قبل يوم الحساب العظيم، يمكنكم الاطلاع على مقالتنا المفصلة:
«المحطة الأولى بعد الموت: حياة الأرواح وصلاتها في عالم البرزخ»
https://www.aynamayansiyanlar.com/makalelerim/olumden-sonraki-hayatin-ilk-duragi-berzah-aleminde-ruhlarin-hayati-ve-irtibatlari/
كما أنكم تتساءلون عن حال م. قمال باشا الخاص في البرزخ. نحن لا نعلم الغيب ولا نقدر على تفصيل أمور غيبية. لكننا نرى فائدة في نقل واقعة معاشة تساعدكم على تكوين فكرة. الراوي قد يكون شخصًا لا تنظرون إليه بإيجابية بحسب رؤيتكم للعالم. لكن هل تكفيكم كفالتي بأنه لا يكذب وهو صادق في قوله؟ على أي حال، لا مانع من الاستماع والتفكر. أنتم لستم بضعف الشخصية أو سطحية المعرفة بحيث تتأثرون فورًا بتلقينات «مجنون بالطربوش».
ويجب أن يُعلم أن عالم الجن (الثلاثي الحروف) مخلوق من نار/شعلة، قادر على النفاذ في المادة، واتخاذ هيئة بشرية، والظهور، وإقامة صلات معينة مع عالم الأرواح[6]. يمكنكم الاستماع إلى تسجيل الاتصال والحوار المزعوم الذي أجراه شخص خبير في هذا المجال مع روح م. كمال باشا، ثم تقييم الموضوع بموضوعية:
«كيف تحدث المجنون بالطربوش مع روح م. كمال باشا؟»
https://youtube.com/watch?v=i4WFyN5XDfw&si=_qL82PiyRJBSRoBm
الخاتمة: حاسبوا أنفسكم قبل أن تحاسبوا
في النتيجة، النظم والقوانين والأنظمة الدنيوية زائلة. سواء تمسكتم بمبدأ العلمانية بشدة، أو نفرتم من مفهوم الشريعة؛ فالحقيقة لا تتغير. حين يدخل الإنسان تحت التراب، لن يُستقبل بمواد الدستور العلماني ولا بالألقاب الدنيوية. في القبر وفي المحكمة الكبرى، الميزان الوحيد للعدل هو الحق الإلهي، أي الشريعة.[7]
دعوتنا ليست إكراهًا أو استبدادًا، بل إرشاد صادق وتحذير يخاطب العقل والوجدان. قبل أن ينفد رأس المال (العمر) وقبل أن ينقطع النفس، يجب على كل صاحب عقل أن يحاسب نفسه ذهنيًا ويتوجه إلى الحقيقة. لا تنسوا أن العدل يتأخر لكنه لا يضيع أبدًا، ويوم الحساب أقرب مما تظنون.
المُعِدّ: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
22.07.2026 – أوف
الهوامش والمصادر:
[1] القرآن الكريم، سورة النحل، الآية 125.
[2] القرآن الكريم، سورة الملك، الآيتان 3-4.
[3] القرآن الكريم، سورة الزلزلة، الآيتان 7-8.
[4] القرآن الكريم، سورة المؤمنون، الآية 100.
[5] إبراهيم أوغلو، أحمد ضياء. «المحطة الأولى بعد الموت: حياة الأرواح وصلاتها في عالم البرزخ».
[6] القرآن الكريم، سورة الحجر، الآية 27.
[7] الإمام الغزالي، إحياء علوم الدين، قسم «الموت وما بعده».