“Anneniz Kıskandı”
Kadın Kıskançlığına Nebevî Yaklaşım
Kadının kıskançlığı, yaratılıştan gelen fıtrî bir duygudur. Bu duygu yalnız kadına mahsus olmayıp erkekte de vardır. Ne var ki kadının yaratılışında duyguların daha baskın olması sebebiyle, kıskançlık zaman zaman mâkul ölçüleri aşabilir; insan, davranışlarının doğuracağı neticeleri gerektiği gibi değerlendiremeyebilir. İşte bu durum, aile hayatında birtakım anlaşmazlık ve huzursuzlukların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Bu sebeple denilebilir ki, erkeğin kadının kıskançlığını anlayışla karşılaması ve doğru yönetebilmesi, evlilik bağını güçlendiren en mühim unsurlardan biridir. Böyle bir yaklaşım, aile yuvasındaki sevgi ve muhabbeti canlı tutar; güven, huzur ve sükûnet ikliminin yerleşmesine vesile olur.
Erkeğin, kadının kıskançlığını doğru değerlendirebilmesi için öncelikle şu gerçeği bilmesi gerekir: Kadının kıskançlığı çoğu zaman sevgisinin bir tezahürüdür. Kocasının başka bir kadınla ilgili en küçük davranışına karşı gösterdiği aşırı gibi görünen hassasiyet, çoğu defa eşinin gönlündeki yerini kaybetme endişesinden kaynaklanır. Bu sebeple erkek, kadının kıskançlığını başlı başına bir problem olarak görmemelidir. Aksine bu duygu, çoğu zaman daha fazla ilgiye, şefkate ve gönülden bir yakınlığa duyulan ihtiyacın sessiz bir ifadesidir.
Erkeğin bu hususta düştüğü en büyük hata ise, kadının kıskançlığını küçümsemesi, onunla alay etmesi, basite alması yahut akıl ve şahsiyet zaafıyla itham etmesidir. Böyle bir tavır, kadında değersizleştirildiği duygusunu uyandırır; korkularını yatıştırmak yerine daha da derinleştirir ve onları haklı çıkarma eğilimini kuvvetlendirir.
Kadının böyle zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğu şey, duygularının dikkatle dinlenmesi ve endişelerini rahatça dile getirebileceği güvenli bir ortamın hazırlanmasıdır. Onu sabırla dinlemek, hislerine değer vermek ve kendisini saygıyla karşılamak, gerginliğini büyük ölçüde hafifletir. Böylece kadın kendisini anlaşılmış hisseder; ardından da eşinin açıklamalarını peşin hüküm ve kuruntuların baskısı altında kalmadan dinlemeye daha hazır hâle gelir.
Kadının gönlüne huzur veren ve kıskançlığın doğurduğu baskıyı hafifleten hususlardan biri de, erkeğin davranışlarında açık ve şeffaf olmasıdır. Gizemli ve kapalı tavırlardan kaçınması, hayatına dair meseleleri eşiyle paylaşması, onun kalbinde güven duygusunu kökleştirir. Bu güven ise, kıskançlık ne kadar güçlü olursa olsun, onu kontrol altına almasını kolaylaştırır.
Erkek, kıskançlığı körükleyebilecek davranışlardan da titizlikle kaçınmalıdır. Meselâ eşini başka kadınlarla kıyaslaması, bu kıyasın yemek yapmak gibi sıradan bir konuda bile olsa tekrarlanması yahut başka bir kadını onun yanında aşırı derecede övmesi, zamanla kıskançlığı alevlendirir ve çoğu zaman şüpheye dönüşmesine yol açar.
Bu konuda önemli bir diğer husus da, erkeğin eşine değer verdiğini, onu beğendiğini ve takdir ettiğini hissettirmesidir. Bilhassa başkalarının huzurunda samimiyetle söylenen güzel sözler ve takdir ifadeleri, kadının kendine güvenini artırır; kıskançlığın sebeplerini önemli ölçüde azaltır. Çünkü kadın, eşinin gönlündeki yerinden emin olduğunda, kuruntu ve endişelerin esiri olmaktan kurtulur.
Kadının kıskançlığını anlamaya dair okuduğum en güzel misallerden biri, Hz. Enes b. Mâlik’in (radıyallahu anh) rivayet ettiği şu hadistir:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), hanımlarından biri olan Hz. Âişe’nin yanında bulunuyordu. Bu sırada Müminlerin annelerinden biri, içinde yemek bulunan bir tabak gönderdi. Hz. Âişe, hizmetçinin eline vurunca tabak yere düştü ve kırıldı. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kırılan tabağın parçalarını bir araya getirerek yere dökülen yemekleri topladı ve:
“Anneniz kıskandı.”
buyurdu.
Ardından hizmetçiyi bekletti; bulunduğu evden sağlam bir tabak getirterek onu kırılan tabağın sahibine gönderdi, kırık tabağı ise kırıldığı evde bıraktı.
Müminlerin Annesi Hz. Âişe’nin kıskançlığı son derece açık olduğu hâlde, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu ne azarlamış ne de mahcup etmiştir. Çünkü onun bu davranışının kadın fıtratının tabiî bir tezahürü olduğunu biliyordu. Üstelik orada bulunanların yanında onu mazur göstererek:
“Anneniz kıskandı.”
buyurmuş; böylece hem gönlünü incitmemiş hem de mahcup olmasına fırsat vermemiştir.
İmam İbn Hacer el-Askalânî, Resûlullah’ın bu sözünü şöyle açıklar:
“Resûlullah’ın, ‘Anneniz kıskandı.’ buyurması, onun davranışının kınanacak bir fiil olarak görülmemesi içindir. Çünkü bu, kuma kadınlar arasında görülen tabiî kıskançlıktır. Kıskançlık, insan nefsine yerleştirilmiş bir duygudur; onu bütünüyle ortadan kaldırmaya güç yetirilemez.”
Burada Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Âişe’nin kıskançlığını anlayışla karşılamış; yumuşak üslûbu, engin şefkati ve geniş gönüllülüğüyle onun kalbine huzur vermiştir. Bununla birlikte, hakkın zayi olmaması ve haksızlığın önlenmesi için gerekli tedbiri de almış; kırılan tabağın yerine sağlamını göndermiştir. Böylece hem duyguları incitmemiş hem de adaletin gereğini yerine getirmiştir.
Bunun yanında kadına da önemli bir vazife düşmektedir. O da bilmelidir ki, sevgi ve muhabbetin en sağlam temeli güvendir. Nasıl ki eşinden kendi kıskançlığını anlayışla karşılamasını bekliyorsa, kendisi de kıskançlığını ölçüsüz bir şüpheye dönüştürmemelidir. Eşinin güvenilirliğini sarsacak kesin bir delil bulunmadıkça ona güvenmeyi esas almalı; her davranışını kötüye yormamalıdır. Çünkü sağlam bir aile yuvası; sevgi ile güvenin, ilgi ile hürriyetin, şefkat ile karşılıklı saygının hassas dengesi üzerine inşa edilir.
İhsan el-Fakîh
Tercüme: Ahmet Ziya İBRAHİMOĞLU
18.07.2026 – OF
غارت أُمكم
غيرة المرأة أمر فطري في الرجال والنساء، ولكن نظرا لطبيعة المرأة وغلبة العاطفة على إدراكها للأمور، فقد تخرج بها الغيرة عن حد المعقول وإدراك العواقب، ومن ثم تحدث المشكلات.
لذا يمكن القول إن استيعاب الرجل لغيرة المرأة هو أحد أهم مقومات نجاح العلاقة الزوجية واستمرار الدفء العاطفي وتحقق أجواء الثقة والاطمئنان.
أول ما ينبغي أن يعلمه الرجل على طريق استيعاب غيرة المرأة، هو إدراكه أن هذه الغيرة غالبا ما تكون دليل محبة، وحساسيتها التي قد تكون مفرطة تجاه أي موقف يحدث للزوج يتعلق بامرأة أخرى، كثيرًا ما تكون انعكاسًا لخوفها من تحوّل مكانتها في قلب شريك حياتها، لذا عليه أن يعلم أن غيرة المرأة ليست في حد ذاتها مشكلة، فهي غالبا ما تكون رسالة تحمل في طياتها الحاجة إلى مزيد من الاهتمام والاحتواء.
أشد الأخطاء التي يقع فيها الرجل إزاء غيرة المرأة، السخرية منها والتقليل من شأنها، والتعامل معها بسطحية وتسفيه المرأة واتهامها بضعف العقل أو الشخصية، وهذا الأسلوب يدفع المرأة للشعور بعدم التقدير، ويجعلها أكثر إصرارًا على إثبات صحة مخاوفها.
المرأة في هذا الموطن تحتاج إلى الإنصات العاطفي والاستماع الجيد، ومنحها الفرصة للتعبير عن مشاعرها ومخاوفها بوضوح، فهذا من شأنه أن يخفف حدة توترها وانزعاجها، وإشعارها بأنها محل احترام وتقدير، ومن ثم تؤهل للاستماع إلى شريك حياتها وردوده دون أن تلح عليها ظنونها ومخاوفها.
وإن مما يبعث الطمأنينة في قلب المرأة وإزالة مشاعر الغيرة الضاغطة عليها، تجنب الرجل للغموض، بل يلزم أن يكون واضحا في تصرفاته وتعاملاته، ويشاركها تفاصيل حياته، وهذا من شأنه أن يغرس فيها الثقة التي تعينها على السيطرة على غيرتها مهما كانت شديدة.
الرجل يستوعب غيرة المرأة بتجنب التصرفات التي قد تثير غيرتها، مثل إدراجها في مقارنة مع نساء أخريات ولو في الطهي، أو المبالغة في مدح امرأة أخرى أمامها، خاصة إذا تراكمت مثل هذه المواقف، حينئذ تزداد غيرتها اشتعالًا يصل في كثير من الأحيان إلى الشك.
ومن المسائل المهمة في هذا الباب، ضرورة إشعار الرجل زوجته بأنها محل موضع وتقدير وإعجاب، وإمطارها بكلمات الثناء خاصة أمام الآخرين، فهذا بلا شك يعزز من ثقتها بنفسها، ويقلل من دوافع غيرتها، وذلك عندما تشعر بمكانتها لدى زوجها وتقديره لها، فلا تنشغل حينها بالمخاوف والهواجس.
ومن جميل ما قرأته بشأن غيرة المرأة واستيعابها من قبل الرجل، ما رواه أنس بن مالك رضي الله عنه قال: (كان النبي صلى الله عليه وسلم عند بعض نسائه (يعني عائشة)، فأرسلت إحدى أمهات المؤمنين بصحفة فيها طعام، فضربت التي النبي صلى الله عليه وسلم في بيتها يد الخادم، فسقطت الصحفة فانفلقت، فجمع النبي صلى الله عليه وسلم فلق الصحفة، ثم جعل يجمع فيها الطعام الذي كان في الصحفة، ويقول: «غارت أمكم» ثم حبس الخادم حتى أتي بصحفة من عند التي هو في بيتها، فدفع الصحفة الصحيحة إلى التي كسرت صحفتها، وأمسك المكسورة في بيت التي كسرت).
فعلى الرغم من الغيرة الشديدة التي ظهرت عليها أم المؤمنين عائشة، إلا أنه صلى الله عليه وسلم لم يعنفها، وإنما تفهمها لعلمه أنها تصرفت بمقتضى فطرتها، بل وبرر لها صنيعها أمام الناس فقال: غارت أمكم.
يفسر الإمام ابن حجر العسقلاني هذه المقولة الأخيرة في الحديث بقوله: “وقوله “غارت أمكم” اعتذار منه صلى الله عليه وسلم لئلا يحمل صنيعها على ما يذم بل يجري على عادة الضرائر من الغيرة فإنها مركبة في النفس بحيث لا يقدر على دفعها”.
فهنا استوعب النبي صلى الله عليه وسلم غيرتها، وبث في روعها الطمأنينة بهذه المعالجة الهادئة وسعة الصدر، إلا أنه أمر بما تصان به الحقوق ويُمنع به الظلم.
المرأة بدورها مطالبة بإدراك حقيقة أن الثقة هي أساس الحب والمودة، فإذا كانت تطالب زوجها بتفهم غيرتها، فعليها كذلك ألا تبالغ في هذه الغيرة فتخرجها عن طبيعتها أو حقيقتها إلى الشك، فطالما أنه ليس لديها يقين بما يقدح في كونه محلا للثقة، فعليها أن تمنحه إياها دون أن تجعل الشك هو التفسير الأول لكل تصرفاته، فالحياة الزوجية تقوم على التوازن بين الحب والثقة، بين الاهتمام والحرية، وبين الاحتواء والاحترام المتبادل.
احسان الفقيه
https://shrq.me/opbfjah