Müslümana Gavur Eziyeti…
Yazan: Zekeriya Şahin
1940’lı yıllarda Trabzon ili Çaykara ilçesi Şahinkaya köyündeki evinde 576 hafız yetiştiren dedem Muhammed Şahin, evine baskın yapılacağının haberini önceden almıştı.
İsmet’in zaptiyeleri gelmeden önce evdeki hafızlar çoktan dışarı çıkarılmıştı. Evde bulunan Kur’ân-ı Kerîm’ler ve elif cüzleri ise yakınlarda bulunan bir gürgen ağacının kovuğuna gizlenmişti.
Bir müddet sonra dedemin üç katlı ahşap evinin tahta kapısı tekmelendi. Gelenler, sağır İsmet’in davetsiz zaptiyeleriydi.
Kapı açıldı ve zaptiyeler hızla içeri daldılar. Evi baştan aşağı aradılar. Evde; büyük dedem, eşi, çocukları ve torunlardan oluşan geniş aile yaşıyordu.
Arama sonunda gözden kaçmış olan:
- 1 adet Kur’ân-ı Kerîm
- 1 adet rahle
- 1 adet elif cüzü
bulundu.
Başzaptiye:
“Demek ki ihbar doğruymuş! Siz burada Kur’ân okutup hafız yetiştiriyorsunuz!” diyerek, 70 küsur yaşındaki pîr-i fânî dedemin yakasına yapıştı ve onu duvardan duvara çarpmaya başladı.
Ailesinin gözü önünde ihtiyar dedem sille tokat darbedildi. Hınzırlar bununla da yetinmeyip Kur’ân-ı Kerîm’i yere atıp tekmelediler.
Elif cüzünü ise yeni yürümeye başlayan torun Resûl’ün necaset kabına (Karadeniz’de “dağar” denir) koydular.
Sonra “suç aletleri” olan:
- 1 rahle
- 1 Kur’ân-ı Kerîm
- 1 elif cüzü
ters kelepçeyle dedemin ellerine bağlandı.
Pîr-i fânî dedem, Karadeniz’in sarp yollarında Şahinkaya köyünden Of ilçesine kadar yaklaşık 35 kilometre boyunca düşe kalka yürütüldü. Defalarca yere düştü; başı ve yüzü kanlar içinde kaldı.
Of ilçesinde hâkim karşısına çıkarıldı.
Önce tevkif edildi, sonra yaşından dolayı tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Hâkim, “suç aleti” sayılan rahleyi, Kur’ân-ı Kerîm’i ve elif cüzünü mühürledi.
Hâkimin sözleri şöyleydi:
“Bak ihtiyar! Bunlar senin suç aletlerindir. Bunlara iyi bak. Her mahkemeye gelişinde yanında getireceksin. Getirmezsen seni tekrar hapse atarım.”
Bundan sonra dedem için bitmeyen bir mahkeme çilesi başladı. Şahinkaya–Of arasındaki 35 kilometrelik yolu defalarca gidip gelmek zorunda bırakıldı.
Elinde bastonu, sırtında “suç aletleri”, azığıyla birlikte… O yıllarda ne yol vardı ne araç. Açık baş, çıplak sırt, çarıkla yürüyerek…
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak…
Yaşlı ve hasta olduğundan bu yolu bir haftada, köy köy dinlene dinlene gidip gelirdi.
Nihayet bu ağır zulme dayanamayarak Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Din yolunda mazlum bir şekilde şehadete yürüdü: Hebeş Muhammed…
Ona bu zulmü yapanlar Ebu Cehil gibi bu dünyadan gittiler. Ancak temsil ettikleri zihniyet hâlâ yaşamaktadır.
Bugün ellerine fırsat geçse, daha beterini yapacaklardır.
Bu hadiseleri anlatmamızın gayesi; zalimleri ifşa etmek ve toplumsal farkındalık oluşturmaktır.
Hz. Ali Efendimizin buyurduğu gibi:
“Bir yerde zulme engel olamıyorsanız, en azından zalimi ifşa ediniz.”
Bizim yaptığımız da budur.
İkinci eserim, yakın çevremdeki din mazlumlarının acı hatıralarını ihtiva edecektir. Kitap yayına hazırdır.
Dua ve desteğinize muhtacım.
Dua eder, dua beklerim.
Fi emanillah…
Kaynak: Yerelhaberim.net
20 Nisan 2026

ترجمة من التركية إلى العربية:👇
تعذيب الكافر للمسلم…
الكاتب: زكريا شاهين
في أربعينيات القرن الماضي، في قرية شاهينكايا التابعة لقضاء تشايكارا بولاية طرابزون، كان جدّي محمد شاهين، الذي خرّج 576 حافظاً في بيته، قد تلقى خبراً مسبقاً بأن منزله سيُداهم.
وقبل وصول شرطة إسْمَت، كان الحفّاظ قد أُخرجوا من المنزل، وأُخفيت المصاحف وأجزاء الألف في تجويف شجرة غورغن (شجرة قرنية) قريبة.
وبعد فترة قصيرة، رُكِل باب المنزل الخشبي المكوّن من ثلاثة طوابق. وكان القادمون هم شرطة إسْمَت غير المدعوّين.
فُتح الباب واقتحموا المنزل بسرعة، وفتشوه تفتيشاً دقيقاً.
وكان يسكن المنزل جدّي الأكبر مع زوجته وأولاده وأحفاده وأبناء أحفاده.
وأسفر التفتيش عن العثور على ما كان قد غُفِل عنه:
- مصحف واحد
- رحلة واحدة
- جزء ألف واحد
فقال رئيس الشرطة:
«إذن الإخبار صحيح! أنتم تقرؤون القرآن وتُخرّجون الحفّاظ في هذا المنزل!»
ثم أمسك بجدّي الطاعن في السن (أكثر من سبعين عاماً) من ياقته، وبدأ يضربه ويرميه من جدار إلى آخر أمام عائلته وأطفاله.
ولم يكتفِوا بذلك، بل ألقوا المصحف على الأرض وركلوه كالكرة.
أما جزء الألف فوضعوه في وعاء النجاسة (المعروف محلياً باسم «داغار») الخاص بالحفيد الصغير رسول، الذي كان قد خرج لتوّه من المهد.
ثم رُبطت «أدوات الجريمة»:
- الرحلة
- المصحف
- جزء الألف
بكبل خلف ظهر جدّي.
وسُيّر الشيخ الهرم في طرق جبال البحر الأسود الوعرة من قرية شاهينكايا إلى قضاء أوف، مسافة 35 كيلومتراً، يسقط وينهض مراراً، حتى غطّى الدم وجهه ورأسه.
ثم أُحضر أمام القاضي في أوف.
حُكم عليه أولاً بالاعتقال، ثم أُفرج عنه لاحقاً بسبب كبر سنه مع استمرار المحاكمة.
وقام القاضي بختم «أدوات الجريمة» وقال له:
«اسمع أيها الشيخ! هذه أدوات جريمتك. احفظها جيداً، وأحضرها معك في كل مرة تأتي فيها إلى المحكمة. فإن لم تحضرها أو ضيّعتها فسأعيدك إلى السجن».
ومن ذلك اليوم بدأت سنوات المعاناة الطويلة للجدّ. أُجبر على قطع مسافة 35 كم بين شاهينكايا وأوف مشياً على الأقدام مرات عديدة.
بعصاه في يده، وعلى ظهره «أدوات الجريمة» وزاده… في زمن لم تكن فيه طرق ولا مركبات. رأس مكشوف، ظهر عارٍ، وقدماه في «تشَارِك» (حذاء بدائي).
لا قدم تتحمل، ولا جسد يصبر…
وكان جدّي مريضاً وكبيراً في السن، فكان يقطع الطريق في أسبوع كامل، يستريح في القرى عند الأصدقاء والمعارف.
حتى لم يعد جسده الضعيف قادراً على احتمال هذا الظلم، فانتقل إلى رحمة الله تعالى. مات دين مظلوم، واستُشهد في سبيل العلم والقرآن: هبش محمد.
أما الذين ظلموه فماتوا كما مات أبو جهل، لكن الذهنية التي يمثلونها لا تزال حية وفاعلة.
ولو سنحت لهم الفرصة اليوم، لفعلوا أسوأ من ذلك.
إن ذكرنا لهذه الظلم ليس إلا لفضح الظالمين وإيقاظ الوعي.
قال علي بن أبي طالب رضي الله عنه:
«إذا لم تستطيعوا أن تمنعوا الظلم، فأشهروا بالظالمين على الأقل».
وهذا بالضبط ما نقوم به.
كتابي الثاني سيحتوي على قصص مؤلمة لحياة مظلومي الدين في محيطي القريب، وهو جاهز للنشر تقريباً.
أحتاج إلى دعائكم ودعمكم.
أدعو لكم وأرجو دعاءكم.
في أمان الله…
المصدر: موقع Yerelhaberim.net – 20. أبريل 2026
المترجم: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
٢٠ / ٠٤ / ٢٠٢٦م أوسكودار