Şia’nın Tarihî Sicilinden Bir Sahne
Kur’ân-ı Kerîm Okurken Canlı Canlı Derisi Yüzülen Şehit: Ebû Bekir en-Nâbulusî
Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed b. Sehl er-Remlî en-Nâbulusî (Allah ondan razı ve hoşnut olsun); kendisini canlı canlı yüzmekle görevlendirilen Yahudi celladın dahi merhamet ettiği, fakat bizimle aynı “Lâ ilâhe illallah” kelimesini söyleyenlerin merhamet etmediği büyük imam ve şehit…
İmam Zehebî onun hakkında şöyle der:
“O, imam, rehber ve şehit Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed b. Sehl er-Remlî’dir. İbnü’n-Nâbulusî diye tanınır.”
Hâfız Ebû Zer el-Herevî ise şöyle nakleder:
“Beni Ubeyd onu hapsetti ve Sünnet üzere haça gerdi. Dârekutnî’nin ondan söz ederken ağladığını ve şöyle dediğini işittim: ‘Derisi yüzülürken şöyle diyordu: كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا – ‘Bu, Kitap’ta yazılmış bulunuyordu.’”
Bu söz, İsrâ Sûresi’nin 58. âyetindendir:
“Bu, Kitap’ta yazılmış bulunuyordu.” (İsrâ, 17/58)
Yani: Başına gelecek olan, Allah’ın ilminde yazılmış ve takdir edilmişti.
Canlı Canlı Derisinin Yüzülmesinin Sebebi
İbnü’l-Cevzî şöyle anlatır:
Cevher es-Sıkıllî, İbnü’n-Nâbulusî’ye:
“Bize ulaştığına göre sen, ‘Bir kimsenin elinde on ok bulunsa, bunlardan birini Rumlara, dokuzunu da bize atması gerekir’ demişsin. Doğru mu?” diye sordu.
İbnü’n-Nâbulusî şöyle cevap verdi:
“Ben öyle demedim. Bilakis, ‘Bir kimsenin elinde on ok bulunuyorsa, dokuzunu size, onuncusunu da yine size atması gerekir’ dedim. Çünkü siz dinî hükümleri değiştirdiniz, salih kulları öldürdünüz ve ilâhlık nuru iddiasında bulundunuz.”
Bunun üzerine Cevher onu teşhir ettirdi, dövdürdü ve ardından bir Yahudi’ye emir vererek derisini canlı canlı yüzdürdü.
Zehebî de şöyle kaydeder:
“Nâbulusî’nin derisi başının tepesinden yüzülmeye başlandı ve yüzüne kadar ulaştı. O ise Allah’ı zikrediyor ve sabrediyordu. Derisinin yüzülmesi göğsüne kadar ulaştığında, Yahudi olan cellat ona acıdı ve bıçağı kalbinin bulunduğu yere saplayarak hayatına son verdi.”
Ben derim ki:
Fâtımîlerin elinde şehit edilmesinden sonra onun hakkında bir keramet de nakledilmiştir. Derisi yüzüldükten sonra haça gerildiğinde, bedeninden Kur’ân-ı Kerîm tilâveti işitildiği rivayet edilmiştir.
Zehebî şöyle der:
“O, hadis ve fıkıhta imam idi. Ömrünü oruçla geçirirdi. Halkın ve seçkinlerin katında büyük bir heybet ve nüfuz sahibiydi. Derisi yüzüldükten sonra, bedeninden Kur’ân okunduğu işitilirdi.”
Ben de derim ki:
Bu, doğru olduğu takdirde Allah’ın kendisine lûtfettiği büyük bir keramettir.
Allah ondan razı ve hoşnut olsun; cennet-i a‘lâda makamını yüceltsin. (Amin)
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
01.09.2026 – OF
Mütercimin Notu:
Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed b. Sehl er-Remlî en-Nâbulusî hazretlerinin Fâtımîler -Ubeydîler- tarafından yakalanıp canlı canlı derisinin yüzülerek şehit edilmesi, İslâm tarih, tabakat ve ricâl kaynaklarında yer alan köklü bir tarihî rivayettir.
Olayın ana hatları, birbirinden farklı dönemlerde yaşamış önemli tarih ve tabakat âlimlerinin eserlerinde kaydedilmiştir. Bunların başında İmam Zehebî’nin Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ’sı gelir. Zehebî, İbnü’n-Nâbulusî’nin hayatını ve şehadetini ayrıntılı biçimde nakleder; Ebû Zer el-Hâfız’ın rivayeti üzerinden Dârekutnî’nin onu anarken ağladığını ve derisi yüzülürken “Bu, Kitap’ta yazılmış bulunuyordu” âyetini söylediğini aktarır.
İbnü’n-Nâbulusî’nin vefatı 363/974 olarak kaydedilmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi de onun Fâtımî Halifesi Muiz-Lidînillâh’ın emriyle öldürüldüğünü; Şevval 363’te Mısır’a gönderildiğini, sarayda sorgulandığını ve daha sonra bir Yahudi tarafından diri diri derisinin yüzülerek öldürüldüğünü belirtmektedir. Aynı madde, hadisenin kaynakları arasında Zehebî’nin Târîhu’l-İslâm ve Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ’sının yanı sıra İbnü’l-Cevzî’nin el-Muntazam’ını, İbnü’l-Esîr’in el-Lübâb’ını, İbn Kesîr’in el-Bidâye ve’n-Nihâye’sini ve başka eserleri zikretmektedir. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Hadisenin meşhur “on ok” kısmı da kaynaklarda yer almaktadır. Rivayete göre İbnü’n-Nâbulusî’ye, elinde on ok bulunsaydı bunların birini Rumlara, dokuzunu Fâtımîlere atıp atmayacağı sorulmuş; o ise dokuzunun da, onuncusunun da Fâtımîlere atılması gerektiğini söylemiştir. Gerekçe olarak onların dini değiştirdiklerini ve salihleri öldürdüklerini belirtmiştir. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Bu sebeple hadisenin ana gövdesinin, birbirinden farklı klasik kaynaklarda yer alan tarihî bir rivayet olarak kabul edilmesi mümkündür. Ancak burada nakledilen bütün ayrıntıları aynı derecede kesin görmek doğru olmaz. Özellikle şehadetinden sonra bedeninden Kur’ân tilâveti işitildiğine dair rivayet, kaynaklarda zikredilmekle beraber bir keramet rivayeti olarak aktarılmalıdır; tarihî bir hadise gibi kesin hüküm cümlesiyle sunulmamalıdır. (İslamweb)
İbnü’n-Nâbulusî’nin hayatı ve şehadeti hakkında başvurulabilecek başlıca kaynaklar şunlardır:
- Zehebî, Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, XVI, 148-150.
- Zehebî, Târîhu’l-İslâm, Hicri 351-380 yılı, s. 310-312.
- İbnü’l-Cevzî, el-Muntazam fî Târîhi’l-Mülûk ve’l-Ümem, VII, 82.
- İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, III, 286.
- İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, XI, 284.
- Safedî, el-Vâfî, II, 44-45.
- Süyûtî, Hüsnü’l-Muhâdara, I, 515.
- Mehmet Ali Sönmez, “İbnü’n-Nâbulusî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, XXI, 163. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Sonuç olarak: İbnü’n-Nâbulusî’nin Fâtımîler tarafından yakalanması, sorgulanması ve diri diri derisinin yüzülerek öldürülmesi, yalnızca günümüz sosyal medya nakillerine dayanan bir hikâye değildir; Ayrıntılar Kaynaktan kaynağa bazı farklılıklar arzetse de, olayın esası klasik İslâm tarih ve tabakat kaynaklarında yer alan bir hadisedir.
مَشْهَدٌ مِنْ سِجِلِّ التَّارِيخِ الشِّيعِيِّ
الشهيد أبو بكر النابلسي: سُلِخ حيًّا وهو يتلو القرآن الكريم
أبو بكر محمد بن أحمد بن سهل الرَّمْلي النابلسي رحمه الله تعالى ورضي عنه، ذلك الإمام الشهيد الذي عُذِّب وسُلِخ حيًّا بأمر الفاطميين، حتى إن اليهودي الذي أُوكل إليه سلخه رقَّ له ورحمه، بينما لم ترحمه أيدٍ تنتسب إلى الإسلام وتشترك معه في قول: «لا إله إلا الله».
قال الإمام الذهبي رحمه الله:
«هو الإمام القدوة الشهيد، أبو بكر محمد بن أحمد بن سهل الرَّمْلي، ويُعرف بابن النابلسي».
وقال الحافظ أبو ذر الهَرَوي:
«حبسه بنو عبيد، وصلبوه على السُّنّة. سمعت الدارقطني يذكره ويبكي، ويقول: كان يقول وهو يُسلخ: كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا».
وهذه الآية من سورة الإسراء:
﴿وَإِن مِّن قَرْيَةٍ إِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ الْقِيَامَةِ أَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَدِيدًا ۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا﴾ (الإسراء: ٥٨)
أي: كان ذلك أمرًا مقدَّرًا مكتوبًا، لا مفرَّ منه.
سبب سلخه حيًّا
قال ابن الجوزي رحمه الله:
«سأل جوهر الصقلي النابلسي فقال له: بلغنا أنك قلت: إذا كان مع الرجل عشرة أسهم، وجب أن يرمي في الروم سهمًا، وفينا تسعة. فقال: ما قلت هذا، بل قلت: إذا كان معه عشرة أسهم، وجب أن يرميكم بتسعة، وأن يرمي العاشر فيكم أيضًا؛ فإنكم غيّرتم الملة، وقتلتم الصالحين، وادعيتم نور الإلهية».
فأمر جوهر بتشهيره وضربه، ثم أمر يهوديًّا فسلخه حيًّا.
وقال الذهبي رحمه الله:
«سُلِخ النابلسي من مفرق رأسه حتى بلغ الوجه، فكان يذكر الله ويصبر، حتى بلغ الصدر، فرحمه السلاخ، وكان يهوديًّا، فطعنه بالسكين موضع قلبه فقضى عليه».
ما رُوي من كرامته بعد استشهاده
ثم إن من الروايات التي نقلها بعض أهل العلم أن كرامة ظهرت له بعد استشهاده؛ فقد صُلب بعد سلخه، ورُوي أن القرآن الكريم كان يُسمع من جسده.
قال الذهبي رحمه الله:
«كان إمامًا في الحديث والفقه، صائم الدهر، كبير الصولة عند العامة والخاصة، ولما سُلخ كان يُسمع من جسده قراءة القرآن».
ونقول:
إن صحّت هذه الرواية، فهي من الكرامات التي يُكرم الله بها من شاء من عباده الصالحين.
رحم الله أبا بكر النابلسي، ورضي عنه وأكرم نزله، وجعل مقامه في جنات النعيم.
كلمة المترجم:
إن حادثة استشهاد أبي بكر محمد بن أحمد بن سهل الرَّمْلي النابلسي على يد الفاطميين -المعروفين في عدد من المصادر ببني عبيد- حادثةٌ مذكورة في كتب التاريخ والطبقات والتراجم، وقد نقلها عدد من أئمة هذا الشأن في عصور متقدمة.
ومن أبرز المصادر التي تناولت سيرته واستشهاده:
١. الذهبي، سير أعلام النبلاء، ج ١٦، ص ١٤٨ وما بعدها.
٢. الذهبي، تاريخ الإسلام، حوادث ما بين ٣٥١ و٣٨٠هـ.
٣. ابن الجوزي، المنتظم في تاريخ الملوك والأمم.
٤. ابن الأثير، اللباب في تهذيب الأنساب.
٥. ابن كثير، البداية والنهاية.
٦. الصفدي، الوافي بالوفيات.
٧. السيوطي، حسن المحاضرة.
٨. محمد علي سونمز، مادة «ابن النابلسي»، دائرة المعارف الإسلامية التركية.
وقد ذكرت هذه المصادر، بدرجات متفاوتة من التفصيل، قصة القبض على النابلسي واستجوابه ثم قتله على يد الفاطميين، كما نقل بعضها الحوار المشهور المتعلق بـ «السهام العشرة».
أما الرواية التي تذكر أن القرآن الكريم كان يُسمع من جسده بعد سلخه وصلبه، فهي مذكورة في بعض المصادر في سياق الحديث عن كراماته، ولذلك ينبغي عرضها على أنها رواية منقولة، لا على أنها أمر تاريخي قطعي ثبت بنفس درجة ثبوت أصل حادثة استشهاده.
والذي يهم هنا أن حادثة استشهاد ابن النابلسي ليست مجرد قصة متداولة في المصادر المتأخرة، بل لها أصل في كتب التاريخ والتراجم القديمة، وإن كانت تفاصيل الروايات تختلف من مصدر إلى آخر.
رحم الله الإمام الشهيد أبا بكر النابلسي، وجزاه عن ثباته على ما كان يراه حقًّا خير الجزاء.