Mübarek Aksâ Tufanı’nın Üçüncü Yıl Dönümünde…

Dr. Teysir Şenâbile
Akademisyen ve eski diplomat

Soykırım savaşı devam ediyor; sessizlik ise hâlâ sürüyor… Hatta artık bu sessizlik, daha da gürültülü bir hâl aldı…

Şehid kafileleri peş peşe yürüyor…

Evet; yıkım, şehidlerin kanları, yaralıların ve hastaların iniltisi, yetimlerin, dulların ve evlâtlarını kaybedenlerin feryatları… Sonu gelmeyen açlık ve susuzluk… Sınır tanımayan yaralar ve acılar… Gözlerimizin önünde elimizden alınan bir vatan… Acının ve ıstırabın büyüklüğünü kelimelerle ifade etmek mümkün değil…

Peki ya sonra?

Ümitsizlik mi, ümit mi?

Teslimiyet mi, direniş mi?

Asıl mes’ele şudur:

Mübarek Aksâ Tufanı bizim için neyi gerçekleştirdi?

Bütün bu sıkıntıların, felâketlerin ve soykırımın yaşanması, şu olmasaydı mümkün olabilir miydi?

Evet; kardeşlerin kurduğu tuzaklar, suç ortaklığı ve sessizliği; bütün İslâm ümmetinin gevşekliği ve zilleti olmasaydı…

Suçlu Netanyahu’ya, direnişi ezip yok etmek üzere ilerlemesi için yeşil ışık yakılmasaydı, bütün bu yıkımı ve soykırımı gerçekleştirme fırsatını bulabilir miydi?

Elbette hepimiz, Tufan’ın ertesi sabahından itibaren bir aydan fazla süren Blinken turunu hatırlıyoruz. Blinken, Netanyahu’ya Gazze’de istediğini yapması ve direnişi ortadan kaldırıncaya kadar sonuna kadar gitmesi için hükümdarlarımızdan yetki aldığını bildirmek üzere bölgeyi dolaştı…

Dâvamızın haklılığına hâlâ inanan ve yüz yılı aşkın cihadımızın henüz kurtuluşla taçlanmadığını düşünenlere ise şunu söylüyorum:

Siyonist projenin bütünüyle çöküşünün eşiğine gelmiş bulunuyoruz.

Bu çöküşle birlikte bütün Sykes-Picot düzenleri ve bölgedeki bütün Amerikan projeleri de onunla beraber tarihin derinliklerine gömülecektir…

Siyonist yapı ateşten bir çukurun kenarındadır ve yakında, kaçınılmaz olarak o çukura yuvarlanacaktır…

Tufan’ın bereketleri, önceden tahmin edilebilecek olanın çok ötesine geçmiştir.

Gelin, bu bereketlerin en mühimlerinden bazılarına bakalım.

I. Siyonist Projenin Zihinler Üzerindeki Hâkimiyetinin Sarsılması

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Siyonist proje, yüz yılı aşkın bir zaman içerisinde, özellikle Arap dünyasında, daha geniş manada ise İslâm dünyasında düşünceyi yeniden şekillendirmeyi başardı.

Böylece Siyonistler; mültecilerden terör çetelerine, oradan bir varlığa ve devlete, nihayetinde ise düşmandan müttefike dönüştüler!

Bu başarının en mühim dayanaklarından biri, ülkelerimizdeki eğitim faaliyetinin tedricen tahrip edilmesiydi.

Yetmişli yılların başından itibaren bütün mağlûp ülkelerimizdeki hükümetlerin “müfredat geliştirme” adını verdikleri süreçle bu tahribat yürütüldü.

Bununla eş zamanlı olarak Arap ve İslâm dünyamızdaki bütün siyasî ve içtimâî hareketlerin —milliyetçiler, sosyalistler, Baasçılar ve hatta İslâmcılar dâhil— Siyonist projeye karşı koymadaki başarısızlığı ortaya çıktı.

Hatta bunların birçoğu, istemeden de olsa, bu projeye yardımcı oldu…

Bunun sebebi ise bütün bu akımların fikirlerini, anayasalarını, hatta sloganlarını, esas itibarıyla Siyonist projenin sahibi olan güç merkezlerinden ve emperyalist çevrelerden ithal etmeleriydi…

İslâmî hareketler dahi -bu adlandırmaya dair çekincemi belirtmek isterim- Siyonist projeye karşı koymada başarısız oldular. Hatta çoğu zaman kendileri için biçilen istikamette yürüdüler…

Bu da onların çöküşüne, dışlanmasına ve hatta suçlu ilân edilmesine yol açtı!

Bu husustaki söz uzar gider. Bütün bunların izahı bir kitaptan fazlasını gerektirir…

II. Tufan’ın Bereketleri Ve Siyonist Projenin Teşhiri

Tufan’ın bereketlerine gelince:

Dünya Siyonizmi artık sanık sandalyesine oturmuş durumdadır.

Batı dünyasında Batı’nın değerler düzeni çöktü…

Sokaklar ayağa kalkıyor ve bir türlü sakinleşmiyor…

Gençler, Siyonist lobinin hâkimiyetine karşı daha şuurlu ve daha reddedici bir tavır almaya başladı.

Batı’daki gençler, hükümetlerinin kendilerini aldattığını ve sömürgeci menfaatlerini gerçekleştirmek için değerler ve ahlâk düzeninin ardına sığınarak beyinlerini yıkadığını keşfettiklerinde, ilk defa ayağa kalktılar…

Felâket, göç, kuşatma ve tehcir düzenlerini yöneten hükümdarların ve rejimlerin yüzlerindeki maskeler düşürüldü…

Siyonist yapının temelleri içeriden çatırdamaya başladı.

Dokuz yüz binden fazla Siyonist sömürgeci, asıl vatanlarına veya birer geçiş durağı sayılan ülkelere geri döndü ve bir daha dönmemek üzere gittiler.

Tıpkı Filistin’e gelirken, başta Kıbrıs Adası olmak üzere geçiş duraklarından geçerek geldikleri gibi…

Üstelik bunu, Siyonistlerin mânevî babası olan İngilizlerin himaye ve gözetimi altında yaptılar…

İktisadî çöküş yaşandı; ticaret ve sanayi sektörlerinin durması büyük tesir meydana getirdi.

Eğer Batı’dan ve “Doğu’dan” Siyonist yapıyı destekleyenlerin sürekli kan nakli olmasaydı, Siyonist yapı son nefesini çok daha erken verecekti…

Siyonist sömürgecilerin cemiyetlerinde sert ve köklü ayrılıklar baş gösterdi. Bunlar, yaklaşmakta olan bir iç savaşın habercisidir…

Dünya Siyonizmi yeniden ırkçılığın bir şekli olarak nitelendirilmeye başladı.

Oysa 1975 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Siyonizmi bu şekilde değerlendiren 3379 sayılı kararını ortadan kaldırmak için milyarlarca dolar harcanmıştı…

Uluslararası Ceza Mahkemesinin suçlu Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama müzekkeresi çıkarma kararı ve Uluslararası Adalet Divanının soykırıma ilişkin kararı…

Bütün bunlar ve daha nice gelişme, Tufan’ın bereketlerindendir.

Son Söz

Allah’ım, ferahı ve kurtuluşu yakın eyle…

Nehirden denize kadar hür ve izzetli Filistin!

Beraberinde sâlih şehidlerimize izzet ve ebedî şeref…

Siyonistlerle normalleşenlere, Siyonistleşenlere, işbirlikçilere, hainlere, Abbas yönetimine ve iki milyarlık ümmete ise zillet ve utanç olsun!

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
08.10.2026 – OF

في الذكرى الثالثة لطوفان الأقصى المبارك…

د. تيسير شنابلة
أكاديمي ودبلوماسي سابق

حرب الابادة مستمرة والصمت لا زال… بل اصبح اكثر صخبا…
قوافل الشهداء تمضي تباعا…
نعم الدمار ودماء الشهداء وانين الجرحى والمرضى وصرخات الايتام والارامل والثكلى… وجوع وعطش بلا نهاية… وجراحات وآلام بلا حدود… ووطن يسلب على اعيننا… حدود الألم والمعاناة لا يمكن ان يختصر بكلمات…
وماذا بعد؟؟؟ يأس ام امل؟ استسلام ام صمود؟
والنتيجة… ماذا حقق لنا الطوفان المجيد؟
هل كانت هذه المعاناة والكوارث والابادة لتحدث لولا….
نعم لولا تآمر وتواطئ وصمت الأشقاء وتخاذل الأمة الإسلامية باسرها؟
هل كان هناك فرصة لدى المجرم نتنياهو بان يقوم بكل هذا الدمار والابادة لولا انه اعطي الضوء الأخضر للمضي قدما في سحق المقاومة؟؟؟ وبالطبع كلنا نذكر جولة بلنكن والتي استمرت لاكثر من شهر منذ صباح اليوم الذي تلى الطوفان… ليخبر نتنياهو انه اخذ التفويض من حكامنا بان يفعل بغزة ما يريد وان يذهب للنهاية حتى القضاء على المقاومة…
اما من يزال يؤمن بعدالة قضيتنا وان جهاد المائة عام وأكثر لم يتوج بعد بالتحرير… فاقول انما أصبحنا قاب قوسين او ادنى من انهيار المشروع الصهيوني برمته ومع هذا الانهيار ستغور معه كل انظمة سايكس وبيكو وكل المشاريع الأمريكية في المنطقة…
الكيان الصهيوني على شفا حفرة من النار سيهوي فيها قريبا لا محالة…
بركات الطوفان تفوق بكثير ما كان ممكن توقعه… دعونا نرى بعض الإنجازات الاهم:
نعرف جميعا حق المعرفة ان المشروع الصهيوني نجح خلال مائة عام ونيف ان يعيد تشكيل الفكر في العالمين العربي على وجه الخصوص والإسلامي بشكل أوسع بحيث انتقل الصهاينة من لاجئين الى عصابات إرهابية الى كيان ودولة وفي نهاية المطاف من عدو الى حليف! وكانت اهم ركائز هذا النجاح هو هدم العملية التعليمية في بلادنا بالتدريج عبر ما اسمته حكوماتنا العتيدة في كل بلاد الانهزام منذ بداية سبعينيات القرن الماضي بعملية “تطوير المناهج” وتزامن مع هذا فشل لكل الوان العمل السياسي والاجتماعي في عالمنا من قوميين واشتراكيين وبعثيين وحتى اسلاميين في مواجهة المشروع الصهيوني لا بل في كثير من الأحيان كانت عونا لهذا المشروع ولو من غير قصد… والسبب ان كل هذه التيارات كانت تستورد أفكارها ودساتيرها وحتى شعاراتها من مراكز القوى والامبريالية والتي هي في الأساس صاحبة المشروع الصهيوني… حتى التيارات الاسلامية (مع تحفظي على التسمية) فشلت ايضا في مواجهة المشروع الصهيوني بل واحيانا كثيرة سارت تماما كما اريد لها ان تكون… مما أدى إلى انهيارها واستبعادها وحتى تجريمها!
والحديث هنا يطول وتفسير كل هذا يحتاج إلى اكثر من كتاب…
اما عن بركات الطوفان فان الصهيونية العالمية اصبحت في موقع الاتهام … انهارت منظومة القيم الغربية في بلاد الغرب … شوارعهم تثور ولا تهدأ ابدا… وشبابهم اصبح اكثر وعيا ورفضا لهيمنة اللوبي الصهيوني …
وثار الشباب في الغرب ابتداء عندما اكتشف ان حكوماته كانت تسغفله وتغسل دماغه تحقيقا لمصالحها الاستعمارية تحت غطاء منظومة القيم والأخلاق…
تم كشف القناع عن وجوه حكام وأنظمة النكبة والنزوح والحصار والتهجير…
بدأت أركان الكيان الصهيوني في التصدع من الداخل وعاد اكثر من 900 الف مستعمر صهيوني الى بلادهم الأصلية او بلاد تعتبر محطة ترانزيت وبلا عودة تماما كما جاؤوا الى فلسطين عبر محطات الترانزيت واهما جزيرة قبرص تحت حماية ورعاية الانجليزي (الاب الروحي للصهاينة)..
انهيار اقتصادي أثر توقف قطاعات الاعمال والصناعة ولولا عمليات نقل الدم المتواصلة من داعمي الكيان غربا “وشرقا” لنفث الكيان الصهيوني انفاسه الأخيرة مبكرا…
انقسامات حادة وجذرية في مجتمعات المستعمرين الصهاينة تبشر بقرب حرب أهلية…
تعود الصهيونية العالمية لتصنف على انها شكل من أشكال العنصرية… بعد ان بذلت المليارات من الدولارات لإلغاء قرار الجمعية العامة للأمم المتحدة رقم 3379 الذي اعتبرها كذلك في عام 1975…
قرارات محكمة الجنايات الدولية بإصدار مذكرة اعتقال بحق المجرم نتنياهو ووزير حرية يواف غالانت وقرار المحكمة الدولية بشأن الابادة كل هذا وغيره كثيرا من بركات الطوفان…
اللهم اجعل الفرج قريبا… فلسطين حرة ابية من النهر الى البحر والمجد والخلود لشهدائنا الابرار. . والخزي والعار للمطبعين المتصهينين والعملاء والخونة وسلطة عباس وامة المليارين!