Bin Gün Oldu Ey Gazze… Sen Hâlâ İzzetin Timsalisin
Bin gündür ey Gazze! Siyonist boğazlama bıçağının altında olmana rağmen hâlâ hayata tutunuyorsun.
Bin gündür ey Gazze! Soykırımın ve yakıp kavuran harbin ateşleri arasında kıvranmana rağmen vefanı, direncini ve izzetini koruyor ve dimdik ayakta duruyorsun.
Yetmiş üç binden fazla şehit, dokuz bin beş yüzden fazla kayıp, yüz yetmiş üç binden fazla yaralı… Buna rağmen dünya, utanmadan senin durmadan akan kanını sessizce seyrediyor.
Bin gündür ey Gazze! Çıplak ellerinle ümmetin izzetini, haysiyetini ve göğün maviliğini savunuyorsun.
Bin gündür ey Gazze! Düşman, bu müddet içinde iki bin yedi yüz aileyi nüfus kayıtlarından sildi; onları adeta yeryüzünden yok etti.
Bin gündür ey Gazze! Siyonist düşman başına iki yüz yirmi üç bin ton patlayıcı yağdırdı. Bu miktar, Hiroşima ve Nagazaki’yi yerle bir eden atom bombalarının katbekat üstündedir.
Bin gündür ey Gazze! Düşman füzeleriyle dört yüz on bin ev ve binayı yerle bir etti; üç yüz elli bin aileyi evsiz barksız bıraktı.
Bin gündür ey Gazze! Ne cadde kaldı, ne kamu hizmeti… Ne mektep, ne üniversite; ne hastane, ne müessese… Ne devlet dairesi, ne iş, ne geçim kapısı, ne de hayatı ayakta tutacak imkân… Ne rızık, ne bir lokma ekmek, ne elektrik, ne su, ne ilaç, ne gıda, ne de yerinden edilenlere sığınak olacak bir çadır… İki milyondan fazla Filistinli, korku, dehşet ve ıstırap içinde yaşamaya mahkûm edildi.
Gazze topraklarının ancak yüzde otuzuna sıkıştırılmış dar bir sahada, İsrail tankları ve silahlı insansız hava araçlarının kuşatması altında geçen bin gün… Ölüm fırınlarını andıran bir cehennem… Çünkü Gazze’nin yüzde yetmişi yeniden işgal edildi.
Bin gündür ey Gazze! Düşman, 7 Ekim’den sonra adını dünyanın hafızasından silmeye çalışıyor. Hâlbuki o gün izzet güneşi doğmuş, mücadelenin hoş esintisi yeryüzüne yayılmış, adın milletler arasında yücelmişti. Düşman dehşete kapılmış, darbelerin altında nefesi kesilmişti. Bunun üzerine bütün Batılı ittifaklarını ve elindeki bütün yıkım vasıtalarını üzerine sevk etti. Bin gündür o günü insanlığın hafızasından silmeye, onun mânevî ve askerî tesirlerini yok etmeye çalışıyor.
Sen, 7 Ekim’de tarihin sayfalarına silinmeyecek bir iz bıraktın ey Gazze! Düşmanlarının yüreğine korku saldın; uydurdukları efsaneleri paramparça ettin, geçici zafer iddialarını küle çevirdin. İşte bu yüzden kinleri ve dişleriyle üzerine saldırdılar. Bin gündür düşman, adını gönüllerden silmeye, yerleşimcilerinin hafızasından senden duydukları korkuyu söküp atmaya ve onların içine yeniden sahte bir güven duygusu yerleştirmeye çalışıyor.
Bin gündür düşman, yeryüzünün hafızasından tek bir günün kahramanlığını, iradesini ve şanını silmeye uğraşıyor.
Fakat bu bin gün, Gazze halkının iki defa mucize gerçekleştirdiğine şahitlik etmektedir.
Birincisi; kendilerini savunmak üzere ayağa kalktıkları ve Gazze’nin adını 7 Ekim sabahının nuruyla göğün sahifesine yazdırdıkları gündür.
İkincisi ise; Gazze’nin, yaşama iradesine ve umuduna sımsıkı sarılarak bütün yıkıma rağmen dimdik, sabırla ve metanetle ayakta kalmayı başarmasıdır.
Dr. Fayiz Ebû Şemâle
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
04.07.2026 – OF
ألفُ يومٍ يا غزّة… وما زلتِ رمزًا للعزّة
1000 يومٍ يا غزّة، وأنتِ تحت سكين الذبح الصهيونية، وما زلتِ تواصلين الحياة!
1000 يومٍ يا غزّة، وأنتِ تتقلّبين على نيران المحرقة وحرب الإبادة الجماعية، وما زلتِ تنبضين بالوفاء.
أكثر من 73 ألف شهيد، وأكثر من 9500 مفقود، وأكثر من 173 ألف جريح، والعالم يتفرّج بصمت على دمكِ النازف يا غزّة، دون حياء.
1000 يومٍ يا غزّة، وأنتِ تدافعين بيديكِ العاريتين عن كرامة الأمّة، وعن زرقة السماء.
1000 يومٍ يا غزّة، شطب العدو خلالها 2700 أسرة من السجل المدني؛ لقد محاهم من الوجود.
1000 يومٍ يا غزّة، صبّ العدو الصهيوني على رأسكِ 223 ألف طن من المتفجرات، تعادل أضعافًا مضاعفةً من القنابل النووية التي دمّرت هيروشيما وناجازاكي في اليابان.
1000 يومٍ يا غزّة، دمّر العدو بصواريخه 410 آلاف بيتٍ وعمارة، وخلّف 350 ألف أسرة بلا مأوى.
1000 يومٍ يا غزّة، بلا شوارع، ولا مرافق، ولا مدارس ولا جامعات، ولا مستشفيات ولا مؤسسات، ولا دوائر حكومية ولا معاملات، ولا عمل، ولا مصدر دخل، ولا مقومات حياة، ولا رزق، ولا رغيف خبز، ولا كهرباء، ولا ماء، ولا دواء، ولا غذاء، ولا خيام تؤوي النازحين، في قلقٍ وفزعٍ وشقاءٍ يطوق أكثر من مليوني عربي فلسطيني.
ألفُ يومٍ من الجحيم، في أفران الموت، داخل مساحة لا تتجاوز 30% من أرض غزّة، تحاصرها الدبابات الإسرائيلية والمسيّرات العدوانية، بعدما عاودت احتلال 70% من أرض غزّة.
1000 يومٍ يا غزّة، انصبّ فعل العدو خلالها على شطب اسمكِ من ذاكرة العالم بعد السابع من أكتوبر؛ ذلك اليوم الذي أشرقت فيه شمس كرامتكِ، وطابت نسائم فعلكِ، وعلا بين الأمم ذكركِ، فارتعب عدوكِ، واختنقت أنفاسه تحت ضرباتكِ، فتوجّه إليكِ بما يمتلك من تحالفات غربية وأدوات تدمير. 1000 يومٍ وعدوكِ يهدف إلى شطب ذلك اليوم من ذاكرة العالم، ومحو آثاره المعنوية والاستراتيجية من الوجود.
لقد تركتِ بصمتكِ في السابع من أكتوبر على صفحات التاريخ يا غزّة، وتركتِ رعبكِ في قلوب أعدائكِ، فاخترقتِ أكذوبتهم الزائفة، وأحرقتِ سجلّ انتصاراتهم الزائلة؛ لذلك انقضّوا عليكِ بأنيابهم وأحقادهم. 1000 يومٍ وعدوكِ يا غزّة يحاول أن يشطب اسمكِ من القلوب، وأن ينزع فعلكِ المرعب من ذاكرة مستوطنيه، وأن يبثّ في صفوفهم روح الطمأنينة.
ألفُ يومٍ وعدوكِ يا غزّة يحاول أن يمحو من ذاكرة الأرض فعل يومٍ واحدٍ من البطولة والإرادة.
ألفُ يومٍ تشهد لأهل غزّة بأنهم صنعوا المعجزة مرتين:
في المرة الأولى حين بادروا بالدفاع عن أنفسهم، ومارسوا حقهم في كتابة اسم غزّة على صفحة السماء بحروفٍ من ضياء صباح السابع من أكتوبر.
وفي المرة الثانية، وغزّة تقف صامدةً، صابرةً، شامخةً، على قدمين من غريزة البقاء، والتعلّق بالرجاء.
د. فايز أبو شمالة