Fıtratın İhmali, Güvenliğin Çöküşü: Gülistan Vak‘ası Üzerinden İslami Bir İrşad ve Tahlil

Özet

Bu çalışma, günümüzde artan cinayet ve şiddet vak‘alarını yalnızca asayiş çerçevesinde değil; fıtrat, Sünnetullah ve insanın yaratılış dengesi üzerinden ele almaktadır. Tıpta hastalığı doğmadan önlemeyi esas alan koruyucu yaklaşım gibi, İslam da kötülüğe giden yolları kapatmayı esas alır. Bu çerçevede, suçun yalnızca failiyle değil, onu doğuran zeminle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ortaya konulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Fıtrat, güvenlik, ahlâk, cemiyet, tedbir

Giriş: Faili Aramaktan Zemini Islah Etmeye

Bugün hâkim yaklaşım, suçu işlendikten sonra ele almak üzerine kuruludur:
Fail bulunur, yargılanır ve cezalandırılır.

Bu yaklaşım, adaletin bir yönünü temin etse de, aynı hadiselerin tekrarını engellemekte yetersiz kalır. Zira mesele, yalnızca suçlu değil; suçu doğuran zemindir.

Bir ağaç zehirli meyve veriyorsa, yalnızca meyveyi koparmak yeterli değildir; köküne inmek gerekir.

Gülistan vak‘ası da bu yönüyle bir neticedir. Asıl mesele, bu neticeyi doğuran hayat tarzı ve fıtrattan uzaklaşmadır.

1. Fıtrat: Güvenliğin İlk Kalesi

İnsan, belirli bir denge üzere yaratılmıştır. Bu denge, onun hem iç dünyasını hem de cemiyet hayatını muhafaza eder.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata yönel.” (Rûm, 30)

Fıtrat:

  • İnsanı sınır içinde tutar
  • Taşkınlığı dizginler
  • Ahlâkı korur

Bu sebeple fıtrat, insanın manevî muhafaza kalkanıdır.

Bu kalkan zayıfladığında:

  • Şehvet kontrolden çıkar
  • Öfke taşkınlığa dönüşür
  • İnsan, ölçüsünü kaybeder

2. Koruyucu Anlayış ve “Sedd-i Zerâi”

İslam, kötülüğü ortaya çıktıktan sonra bastırmakla yetinmez; ona giden yolları kapatır.

Bu ilke, fıkıhta “Sedd-i Zerâi” olarak bilinir:
Yani, harama götüren yolların baştan engellenmesi.

Kur’an’ın “Zinaya yaklaşmayın” (İsrâ, 32) emri, bu anlayışın açık bir ifadesidir.

Bu yaklaşım:

  • Tedaviden önce tedbiri
  • Cezadan önce korunmayı
    esas alır.

Tıpta hastalığa götüren alışkanlıklardan kaçınmak ne ise, cemiyet hayatında da harama götüren yollardan uzak durmak odur.

3. Şiddetin Kökleri: Çok Katmanlı Bir Okuma

Şiddet, tek bir sebebin ürünü değildir. Birkaç katmanın birleştiği noktada ortaya çıkar:

3.1. Ferdî Zemin

Bireyde biriken:

  • Öfke
  • Kıskançlık
  • Değersizlik hissi

kontrol edilmediğinde yıkıcı hâl alır.

Sigmund Freud, bastırılan dürtülerin taşkınlığa dönüşebileceğini ifade eder. İslam ise bu dürtülerin terbiye edilmesini esas alır.

3.2. Aile ve Terbiye

Aile zayıfladığında:

  • Sınır bilinci kaybolur
  • Sabır azalır
  • Empati zayıflar

Émile Durkheim’ın ifade ettiği normsuzluk hâli burada kendini gösterir.

3.3. Değerlerin Aşınması

Toplumda:

  • Mahremiyet zayıfladığında
  • Haya geri çekildiğinde
  • Sınırlar silikleştiğinde

şiddet daha kolay ortaya çıkar.

3.4. Tüketim ve Tatminsizlik

Sürekli daha fazlasını isteyen hayat düzeni:

  • Tatminsizlik üretir
  • İç huzuru bozar
  • Gerilimi artırır

Karl Marx, bunu insanın özünden uzaklaşması olarak açıklar.

3.5. Günlük Hayat ve Tahrik Unsurları

İnsanın nefsini sürekli tahrik eden bir ortamda:

  • Sabır azalır
  • Tahammül düşer
  • Tepkiler sertleşir

Bu da şiddeti daha kolay hâle getirir.

4. Modern Düzen ve Bunalım Üreten Zemin

Bugün kurulan hayat düzeni:

  • Tahrik eder
  • Serbest bırakır
  • Sonra da koruyamadığı bireyi cezalandırır

İnsana:
Keyfine bak” der,
ama sonuçlarına karşı koruyamaz.

Bu durum, iç dünyası sarsılmış bireyler üretir. Bu sarsıntı bazı hâllerde şiddet olarak ortaya çıkar.

5. Gülistan Vak‘ası: Bir İkaz

Gülistan vak‘ası, tek başına bir suç değil; bir uyarıdır.

Şu kalkanlar zayıfladığında:

  • Aile
  • Mahremiyet
  • Ahlâk

insan korunmasız hâle gelir.

Bu sebeple mesele, yalnızca bir fail meselesi değildir. O fiili doğuran zemin de sorgulanmalıdır.

6. Kahramanmaraş Hadisesi: Aynı Çözülmenin Başka Bir Yüzü

Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadise de farklı bir biçimde aynı çözülmeye işaret eder.

Şartlar farklı olsa da ortak zemin şudur:

  • Denge kaybı
  • Sınır zayıflığı
  • Ruhî çözülme

Bu sebeple bu vak‘alar ayrı değil, aynı meselenin farklı tezahürleridir.

Sonuç: İrşadın Amelî Ufku

Eğer yalnızca failleri aramaya devam edersek, her yeni hadise aynı acıyı yeniden üretecektir. Bu sebeple çözüm, teorik bir çağrı değil; hayatı dönüştüren bir yöneliş olmalıdır.

1. Fıtrata dönmek: Yaratılış ölçüsüne rücû etmek

Fıtrata dönüş, mücerret bir kavram değil; helal–haram çizgisini yeniden hayatın merkezine almak demektir.

Bu dönüş şu müşahhas adımları ihtiva eder:

  • İlişkileri meşru nikâh dairesine çekmek
  • Mahremiyet sınırlarını yeniden ihya etmek
  • Göz, dil ve kalp terbiyesini ihmal etmemek
  • Ahlâkı, ferdi tercih değil ilahî emir olarak görmek

Kur’an-ı Kerim bu dönüşü “hanif fıtrat” olarak tarif eder; yani ölçüden sapmadan dengeye bağlı kalmak.

2. Tedbiri öne almak: Günah kapılarını kapatmak

İslam’da tedbir, yalnızca güvenlik önlemi değil; günaha götüren yolları baştan kapatma sorumluluğudur.

Bu şu şekilde hayata geçer:

  • Haram ilişkilere götüren yalnız kalışları terk etmek
  • Tahrik edici ortam ve muhtevalardan uzak durmak
  • Aileyi zayıflatan alışkanlıkları terk etmek
  • Gençleri kontrolsüz özgürlük yerine sorumluluk bilinciyle yetiştirmek

Bu yaklaşımın fıkhî karşılığı Sedd-i Zerâi (kötülüğe götüren yolların kapatılması) dır. Yani kötülük ortaya çıktıktan sonra değil, ona giden yollar daha baştan kesilir.

3. Sınırları yeniden inşa etmek: Haya, mahremiyet ve sorumluluk

Sınırların yeniden inşası, modern anlamda bir “yasakçılık” değil; insanı koruyan ilahî çizgilerin ihyasıdır.

Bu çerçevede:

  • Mahremiyet yeniden içtimai bir değer hâline getirilmelidir
  • Kadın–erkek ilişkileri keyfîlikten çıkarılmalı, ölçüye bağlanmalıdır
  • Aile, duygulu ve hissi bir birliktelik değil, hukukî ve ahlâkî bir kurum olarak görülmelidir
  • Haya duygusu, içtimai baskı değil, iman terbiyesinin bir parçası olarak yaşatılmalıdır

Bu sınırlar zayıfladığında, insan yalnız kalır; yalnız kalan insan ise hem kendisine hem başkasına karşı kontrolünü kaybedebilir.

Nihai Değerlendirme

Şiddeti yalnızca cezai mekanizmalarla açıklamak, neticeyi korumaya çalışmak demektir. Oysa İslam’ın yaklaşımı nettir:
Neticeyi değil, neticeyi doğuran zemini ıslah etmek.

Bu yüzden gerçek çözüm:

  • Fıtratı yeniden merkeze almak
  • Tedbiri hayatın önüne geçirmek
  • Sınırları yeniden ilahî ölçüyle kurmaktır

Zira unutulmamalıdır:
Yaratılış ölçüsü ihmal edildiğinde, güvenlik tedbirleri tek başına koruyucu olamaz.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
22.04.2026 – Üsküdar

Dipnotlar
1. Ebu Hamid el-Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, “Mühlikât” bölümü.
2. Elmalılı Hamdi Yazır, Rûm Suresi 30. ayet tefsiri.
3. İbn Kayyim el-Cevziyye, er-Ruh.

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

إهمال الفطرة وانهيار الأمن: موعظة وتحليل إسلامي من خلال حادثة كوليستان

الملخص

تتناول هذه الدراسة حوادث القتل والعنف المتزايدة في عصرنا الحاضر، لا من زاوية أمنية بحتة فحسب، بل من خلال منظور الفطرة وسنن الله والتوازن الذي خُلق عليه الإنسان. وكما أن المنهج الوقائي في الطب يقوم على منع المرض قبل وقوعه، فإن الإسلام يقوم على سدّ الطرق الموصلة إلى الشر. وفي هذا الإطار، تُبيّن الدراسة ضرورة النظر إلى الجريمة لا من خلال فاعلها فقط، بل من خلال البيئة التي أفرزتها.

الكلمات المفتاحية: الفطرة، الأمن، الأخلاق، المجتمع، الوقاية

المقدمة: من البحث عن الجاني إلى إصلاح البيئة

إن المنهج السائد اليوم قائم على التعامل مع الجريمة بعد وقوعها:
يُعثر على الجاني، ويُحاكم، ويُعاقب.

وهذا المنهج، وإن حقق جانبًا من العدالة، إلا أنه يعجز عن منع تكرار مثل هذه الحوادث؛ لأن القضية ليست في الجاني وحده، بل في البيئة التي تُنتج الجريمة.

فإذا كانت الشجرة تُثمر ثمارًا سامة، فإن قطع الثمار وحده لا يكفي، بل لا بد من معالجة الجذور.

وحادثة غوليستان، من هذه الجهة، ليست إلا نتيجة. أما القضية الحقيقية فهي نمط الحياة الذي أفضى إلى هذه النتيجة، والابتعاد عن الفطرة.

1. الفطرة: الحصن الأول للأمن

خُلق الإنسان على توازن دقيق يحفظ له استقامته في ذاته ومجتمعه.

وقد جاء في القرآن الكريم:
﴿فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا ۚ فِطْرَتَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا﴾ (الروم: 30)

والفطرة:

  • تحفظ الإنسان ضمن حدوده
  • تكبح جماح الطغيان
  • تصون الأخلاق

ولذلك فهي بمنزلة درعٍ معنوي يحفظ الإنسان.

فإذا ضعُف هذا الدرع:

  • انفلتت الشهوة
  • تحوّل الغضب إلى طغيان
  • وفقد الإنسان ميزانه

2. المنهج الوقائي ومبدأ “سدّ الذرائع”

لا يكتفي الإسلام بردع الشر بعد وقوعه، بل يسدّ الطرق الموصلة إليه.

وهذا ما يُعرف في الفقه بـ سدّ الذرائع، أي منع الوسائل المؤدية إلى الحرام من أصلها.

وقول الله تعالى:
﴿وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَى﴾ (الإسراء: 32)
دليل واضح على هذا المنهج.

وهذا التصور يقوم على:

  • تقديم الوقاية على العلاج
  • وتقديم الحماية على العقوبة

فكما أن تجنب العادات المؤدية إلى المرض في الطب ضرورة، فكذلك تجنب الطرق المؤدية إلى الحرام في حياة المجتمع.

3. جذور العنف: قراءة متعددة الطبقات

العنف ليس نتاج سبب واحد، بل هو نتيجة تداخل عدة مستويات:

3.1. المستوى الفردي

ما يتراكم في نفس الإنسان من:

  • غضب
  • غيرة
  • شعور بالنقص

إذا لم يُضبط، يتحول إلى قوة مدمرة.

وقد أشار سيغموند فرويد إلى أن الدوافع المكبوتة قد تنفجر بصورة مدمرة، بينما يركز الإسلام على تهذيب هذه الدوافع وضبطها.

3.2. الأسرة والتربية

عندما تضعف الأسرة:

  • يختفي الوعي بالحدود
  • يقلّ الصبر
  • تضعف الرحمة

ويظهر ما سماه إميل دوركايم بحالة “اللانُّظُم” (انعدام الضوابط).

3.3. تآكل القيم

عندما:

  • تضعف الخصوصية
  • يتراجع الحياء
  • تضيع الحدود

يصبح العنف أكثر قابلية للظهور.

3.4. الاستهلاك وفقدان القناعة

النظام الذي يدفع الإنسان إلى طلب المزيد باستمرار:

  • يولّد عدم الرضا
  • يفسد السكينة الداخلية
  • يزيد التوتر

وقد وصف كارل ماركس ذلك باغتراب الإنسان عن ذاته.

3.5. الحياة اليومية ومثيرات الشهوة

في بيئة تستفز النفس باستمرار:

  • يضعف الصبر
  • تقلّ القدرة على التحمل
  • تشتد ردود الأفعال

مما يجعل العنف أقرب حدوثًا.

4. النظام المعاصر والبيئة المنتجة للاضطراب

إن نمط الحياة السائد اليوم:

  • يثير الغرائز
  • يطلق العنان لها
  • ثم يعاقب الإنسان الذي لم يستطع ضبطها

يقول للإنسان: “استمتع كما تشاء”،
لكنه لا يحميه من عواقب ذلك.

وهذا يفضي إلى إنتاج أفراد مضطربين، قد يظهر اضطرابهم في صورة عنف.

5. حادثة غوليستان: جرس إنذار

ليست حادثة غوليستان مجرد جريمة، بل هي إنذار.

فعندما تضعف هذه الحصون:

  • الأسرة
  • الخصوصية
  • الأخلاق

يصبح الإنسان مكشوفًا بلا حماية.

ولذلك فالقضية ليست قضية فاعل فقط، بل قضية البيئة التي أفرزت هذا الفعل.

6. حادثة قهرمان مرعش: وجه آخر لنفس الانهيار

إن الحادثة المؤلمة التي وقعت في قهرمان مرعش تشير، وإن اختلفت صورتها، إلى نفس حالة الانهيار.

فرغم اختلاف الظروف، فإن القاسم المشترك هو:

  • فقدان التوازن
  • ضعف الحدود
  • الاضطراب الداخلي

ولهذا فهذه الحوادث ليست منفصلة، بل هي تجليات متعددة لمشكلة واحدة.

الخاتمة: الأفق العملي للإرشاد

إذا استمررنا في البحث عن الجناة فقط، فإن كل حادثة جديدة ستعيد إنتاج الألم نفسه. لذلك فإن الحل ليس دعوة نظرية، بل هو توجه يُغيّر مجرى الحياة.

1. العودة إلى الفطرة: الرجوع إلى ميزان الخِلقة

العودة إلى الفطرة ليست مفهوماً مجرداً، بل تعني إعادة جعل حدود الحلال والحرام في مركز الحياة.

وتتجلى هذه العودة في خطوات عملية:

  • حصر العلاقات ضمن إطار النكاح المشروع
  • إحياء حدود العفّة والخصوصية
  • عدم إهمال تربية البصر واللسان والقلب
  • اعتبار الأخلاق أمراً إلهياً لا خياراً شخصياً

وقد وصف القرآن الكريم هذه العودة بأنها “الفطرة الحنيفية”؛ أي الميل المستقيم الذي لا اعوجاج فيه ولا إفراط ولا تفريط.

2. تقديم التدبير: سدّ أبواب المعصية

في الإسلام، التدبير ليس مجرد إجراء أمني، بل هو مسؤولية منع الطرق المؤدية إلى الذنب من الأصل.

ويتجلى ذلك عملياً في:

  • ترك الخلوات التي تفضي إلى العلاقات المحرمة
  • الابتعاد عن البيئات والمحتويات المثيرة للفتنة
  • ترك العادات التي تضعف بنية الأسرة
  • تربية الشباب على المسؤولية بدلاً من الحرية المنفلتة

والتأصيل الفقهي لهذا هو سدّ الذرائع (إغلاق الطرق المفضية إلى الشر)، أي منع الشر قبل وقوعه لا بعد ظهوره.

3. إعادة بناء الحدود: الحياء والخصوصية والمسؤولية

إعادة بناء الحدود ليست تشدداً ولا منعاً، بل هي إحياء للضوابط الإلهية التي تحفظ الإنسان.

وفي هذا السياق:

  • يجب إعادة اعتبار الخصوصية قيمة اجتماعية أصيلة
  • يجب ضبط العلاقات بين الرجل والمرأة ضمن حدود واضحة
  • يجب أن يُنظر إلى الأسرة بوصفها مؤسسة شرعية وأخلاقية لا مجرد علاقة عاطفية
  • يجب إحياء خلق الحياء بوصفه جزءاً من التربية الإيمانية لا ضغطاً اجتماعياً

وعندما تضعف هذه الحدود، يصبح الإنسان وحيداً، والإنسان الوحيد يفقد توازنه تجاه نفسه وتجاه غيره.

التقييم النهائي

إن تفسير العنف عبر الآليات العقابية وحدها هو محاولة لحماية النتيجة دون معالجة السبب. أما منهج الإسلام فهو واضح:

إصلاح البيئة التي تُنتج النتيجة، لا الاكتفاء بالنتيجة نفسها.

لذلك فإن الحل الحقيقي هو:

  • إعادة الفطرة إلى مركز الحياة
  • تقديم التدبير على ردّ الفعل
  • إعادة بناء الحدود وفق الميزان الإلهي

ولا بد من إدراك أن:

عندما يُهمل ميزان الخِلقة، فإن التدابير الأمنية وحدها لا تكفي للحماية.

إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
22.04.2026 – أُوسكُودار

الهوامش

  1. أبو حامد الغزالي، إحياء علوم الدين، كتاب المهلكات.
  2. محمد حمدي يازر، تفسير سورة الروم، الآية 30.
  3. ابن قيم الجوزية، الروح.