Suriye İsrail’e Savaş İlan Etmeli mi?

Murat Özer Yazdı

Cemal Abdünnâsır 1952 yılında askeri bir darbeyle Mısır’da iktidarı ele geçirmişti. Ancak tasarladığı pek çok devrimi gerçekleştirmek için “güçlü bir otoriteye” ihtiyaç duyuyordu.

Ülkedeki en etkili siyasi yapı 1928’de kurulan İhvan-ı Müslimin yani Müslüman Kardeşler’di. Abdünnâsır’ın El Ezher’den sendikalara kadar tüm kurumlarda etkili olan bu yapının desteğine ihtiyacı vardı.

Bu sebeple İhvan’ın lideri Hasan Hudeybi ile 1953’te görüşerek taleplerini dinlemeye hazır olduğunu duyurdu. Görüşmeye giderken İhvan’ın sadece Mısır’ı değil tüm Arap dünyasını ilgilendiren siyasi taleplerde bulunacağından emindi. Oysa Hudeybi’nin Nasır’dan istediği ilk şey ülkede kadınların başörtüsü takmasının zorunlu hale getirilmesi oldu. Nasır bu talepten sonra oldukça rahatlamış olmalı. Çünkü aralarında geçen bu diyaloğu yıllar sonra bir konuşmasında gülerek anlatacaktı. Sonra ne mi oldu?

İhvan liderleri düzmece bir suikast iddiasıyla idam edildi ve parti yasaklandı. Siyasetten men edilen Hudeybi 1973’te vefat ettiğinde hâlâ ev hapsindeydi. Nasır’ın Arap dünyasındaki etkisi ise yarım asır sürecekti.

İslamcıların “öncelikleri” dikkate almayan siyasi basiretsizliğine tek örnek Hudeybi değil elbet. 1991’de Sovyetler dağıldığında Türkistan’ın kalbi olan Özbekistan da bağımsızlığına kavuşmuştu. Ülkenin en etkili siyasi figürlerinden biri genç yaşına rağmen Tahir Can Yoldaşev’di. Ülkenin nasıl bir yönetime dönüşeceği tartışılıyordu. Sovyet dönemi Özbekistan’ın lideri olan İslam Kerimov binlerce taraftarının önünde Tahir Can’la buluştu ve taleplerini sordu.

Bundan sonrasını ömrü sürgünde geçip, İstanbul’da vefat eden Matematik profesörü Alibey Yolyahşi’den dinledim. Tahir Can’ın Kerimov’dan talebi “yemin ederken Kur’an’ın üzerine el basılması ve Cuma gününün tatil edilmesi” olmuştu. Muhtemelen Kerimov da Nasır gibi derin bir oh çekmiştir.

Oysa dünyanın en büyük pamuk üreticilerinden biri olan bu ülke sefaletle boğuşuyor, kaynakları adaletsizce dağıtılıyor, devlet yapısı nepotizmle çürüyordu. Milli bir ordu dahi kurulamamıştı. Ama bunların hiçbiri Tahir Can’ın önceliği değildi. Sonrası ise ibretliktir.

Tahir Can ve arkadaşları kısa sürede terörist damgası yedi. Afganistan’a sürüklendiler, Veziristan’da çatışmaların içinde eriyip gittiler. Kerimov ise geride, 26 yıl sürecek bir diktatörlük inşa etti.

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi başarısının sırrı burada saklıdır: “Öncelikleri önemsemek”.

Dindarların en yakıcı meselesi olan başörtüsü yasakları dahi ancak iktidarının yedinci yılında kaldırılabildi. Zira önce devletin iskeleti onarıldı; vesayet geriletildi, refah artırıldı, savunma sanayii tahkim edildi. Çünkü diğer tüm meseleler, bu temel atılmadan çözülemezdi.

Bugün 14 yıl süren yıkıcı savaşın ardından enkaza dönmüş Suriye’nin İsrail’le savaşmasını isteyenler, aslında Nasır ve Kerimov’un karşısındaki Müslümanların akıbetini öneriyorlar.

Suriye’nin ihtiyacı olan şey savaş değil, harabe halindeki şehirlerini ayağa kaldırmak, sanayi ve ticaretini güçlendirmek, milli bir ordu kurmak ve Şam’ı dünyada yeniden saygın hale getirmek olmalı.

Her sabah “İsrail’e ölüm” şarkısını söyleyerek güne başlayan İran ancak 47 yıl sonra o da İsrail liderlerini öldürdüğünde Tel Aviv’e füze atmaya başlayabildi.

Coğrafyamızın HAMASETE ayıracak bir dakikası bile yok artık.

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

هل ينبغي لسوريا أن تُعلن الحرب على إسرائيل؟

بقلم: مراد أوزر

كان جمال عبد الناصر قد استولى على الحكم في مصر عام 1952 عبر انقلاب عسكري. غير أنه كان بحاجة إلى “سلطة قوية” ليتمكن من تنفيذ كثير من المشاريع التي كان يخطط لها.

وكانت أبرز قوة سياسية في البلاد هي الإخوان المسلمون التي تأسست عام 1928. وقد احتاج عبد الناصر إلى دعم هذا التيار الذي كان له نفوذ واسع، من الأزهر إلى النقابات.

لذلك أعلن عام 1953 استعداده للاستماع إلى مطالب الجماعة، والتقى بمرشدها حسن الهضيبي. وكان يظن أنهم سيطرحون مطالب سياسية كبرى تتعلق بمصر والعالم العربي. غير أن أول ما طلبه الهضيبي من عبد الناصر كان فرض الحجاب على النساء في البلاد.

ولعل عبد الناصر شعر بارتياح كبير بعد هذا الطلب، إذ روى هذه الحادثة ضاحكًا في إحدى خطاباته بعد سنوات. لكن ماذا حدث بعد ذلك؟

أُعدم قادة الإخوان بتهمة محاولة اغتيال مفبركة، وحُظرت الجماعة. أما الهضيبي، فقد مُنع من العمل السياسي، وبقي رهن الإقامة الجبرية حتى وفاته عام 1973. في المقابل، استمر تأثير عبد الناصر في العالم العربي قرابة نصف قرن.

وليست هذه الحالة المثال الوحيد على سوء تقدير الأولويات لدى الإسلاميين. ففي عام 1991، ومع انهيار الاتحاد السوفيتي، نالت أوزبكستان، قلب تركستان، استقلالها. وكان من أبرز الشخصيات السياسية فيها الشاب طاهر جان يولداشيف. وكانت البلاد تناقش شكل نظامها الجديد.

التقى رئيس أوزبكستان آنذاك إسلام كريموف بطاهر جان أمام آلاف من أنصاره، وسأله عن مطالبه.

وقد سمعت بقية القصة من أستاذ الرياضيات الراحل علي باي يولياشي، الذي عاش في المنفى وتوفي في إسطنبول. فقد كان مطلب طاهر جان أن يُقسم المسؤولون بوضع أيديهم على القرآن، وأن يُجعل يوم الجمعة عطلة رسمية.

وربما شعر كريموف، كما فعل عبد الناصر، بارتياح عميق.

غير أن هذا البلد، الذي يُعد من أكبر منتجي القطن في العالم، كان يعاني الفقر، وسوء توزيع الثروات، وفساد البنية الحاكمة القائمة على المحاباة، بل ولم يكن قد أنشأ جيشًا وطنيًا متماسكًا. ومع ذلك، لم تكن هذه القضايا ضمن أولويات طاهر جان.

أما ما حدث بعد ذلك، فهو عبرة:

وُصم طاهر جان ورفاقه بالإرهاب، ودُفعوا إلى أفغانستان، ثم تلاشت قواهم في صراعات وزيرستان. في حين أقام كريموف نظامًا استبداديًا دام 26 عامًا.

إن سر النجاح السياسي لـ رجب طيب أردوغان يكمن هنا: فهم الأولويات.

حتى حظر الحجاب، وهو من أشد القضايا إيلامًا للمتدينين، لم يُرفع إلا في العام السابع من حكمه. إذ تم أولًا إصلاح بنية الدولة، وتقليص هيمنة الوصاية، وتحسين مستوى المعيشة، وتعزيز الصناعات الدفاعية. لأن سائر القضايا لا يمكن حلها دون ترسيخ هذه الأسس.

واليوم، فإن من يدعو سوريا، التي دمرتها حرب استمرت 14 عامًا، إلى مواجهة إسرائيل، إنما يقترح في الحقيقة المصير ذاته الذي آل إليه أولئك.

إن ما تحتاجه سوريا ليس الحرب، بل إعادة إعمار مدنها المدمرة، وتقوية اقتصادها وصناعتها، وبناء جيش وطني، وإعادة مكانة دمشق على الساحة الدولية.

أما إيران، التي بدأت يومها منذ عقود بشعار “الموت لإسرائيل”، فلم تتمكن إلا بعد 47 عامًا -وبعد اغتيال قادة إسرائيليين- من إطلاق الصواريخ نحو تل أبيب.

إن منطقتنا لم يعد لديها دقيقة واحدة تُهدر في الشعارات الجوفاء.

المترجم: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو

08.04.2026 – أوسكودار