Kandil Geceleri Meselesine Usûl Dairesinde Bir Değerlendirme
“Miraç, Regaib ve Mevlid gibi gecelerin diğer gecelerden daha hayırlı olduğunu söylemenin delili var mıdır?” sorusu, ancak usûl ölçüsü korunarak cevaplanırsa sahih bir zeminde kalır. Aksi hâlde ya nassın sınırları daraltılır ya da din, ölçüsüz bir genişliğe sürüklenir.
1. Asıl ile Tertip Arasındaki Ayrım
Resûlullah ﷺ ve sahâbe:
• Cüz dağıtarak hatim yapmamıştır.
• Fakat Kur’ân okumayı yasaklamamış,
• Okumayı belli bir şekle bağlamamış,
• Okuma tertibini sınırlamamıştır.
Bu durum bize şunu öğretir:
Asıl ibadet, nass ile sabit olduğunda; onun uygulama biçimleri, maksada aykırı olmadığı sürece ictihad alanına girer.
Kur’ân okumanın meşruiyeti sabittir.
Cüzlere bölünerek okunması ise yeni bir ibadet değil, meşru bir ibadetin düzenlenmiş şeklidir. Bu sebeple bid‘at sayılmaz; tertibe dair bir tercih olarak değerlendirilir.
Eğer her tertibin mutlaka nassla sabit olması şart koşulursa, ümmet:
• Zamanın değişimine cevap veremez,
• İmkânların genişlemesini değerlendiremez,
• Hayrı çoğaltacak yolları kapatmış olur.
2. Gecelerin Fazileti ile Fırsat Bilinci Arasındaki Fark
Kadir Gecesi’nin üstünlüğü:
• Ayetle bildirilmiştir,
• Açık ve bağlayıcıdır,
• Tartışmaya kapalıdır.
Bunun dışında kalan geceler için ise iki ayrı mesele vardır:
1. “Bu gece diğer gecelerden mutlaka daha hayırlıdır” diye kesin hüküm koymak
2. “Bu geceyi hayra vesile kılarak ibadeti çoğaltmak”
Birincisi nass ister.
İkincisi ise yasaklanmadığı sürece meşrudur.
Burada yapılması gereken ayrım şudur:
Bir geceye mutlak fazilet isnat etmek başka,
O geceyi hayra yöneliş için bir vesile kılmak başkadır.
3. Resûlullah’ın Yolundan Çıkan Bir Uygulama Var mı?
Resûlullah ﷺ:
• Hayrı çoğaltmayı teşvik etmiş,
• Belirli zamanlarda ibadeti artırmayı yasaklamamış,
• İbadeti dar kalıplara hapsetmemiştir.
Ashab da:
• Hayrı artıran tertipleri bütünüyle reddetmemiş,
• Asla haram kılınmamış olanı yasak saymamıştır.
Dolayısıyla:
• Miraç,
• Regaib,
• Mevlid gibi geceleri,
ibadete yöneliş için bir hatırlatma ve fırsat olarak görmek, ibadetin aslını bozmaz. Aksine birçok insan için gafletten uyanmaya vesile olur.
4. Denge Noktası: İsnat ile Vesileyi Karıştırmamak
Asıl tehlike şurada başlar:
• Bu geceleri, Allah ve Resûlü adına kesin üstünlük hükmüyle sunmak,
• Yapılmadığında eksiklik varmış gibi bir algı üretmek,
• Bu tertipleri dinin değişmez bir parçası hâline getirmek.
Bunlar doğru değildir.
Doğru olan şudur:
• Bu geceler, hayra yöneliş için bir davet,
• İbadeti artırmak için bir vesile ve imkân,
• Kalbi diri tutmak için bir hatırlatmadır.
5. Sonuç
İslam, hayrı daraltan bir din değildir.
Nass ile sabit olan ibadetlerin biçim ve tertip alanı, ümmetin ictihadına bırakılmıştır.
Kadir Gecesi:
• Vahiy ile sabittir,
• Üstünlüğü kesindir.
Diğer geceler:
• Üstünlük hükmüyle değil,
• Hayra vesile kılınarak değerlendirilir.
Bu ayrım korunduğu sürece:
• Ne bid‘at ithamı isabetli olur,
• Ne de delilsiz hüküm dine eklenmiş sayılır.
Hayra yöneliş ve ibadet her vesileyle çoğaltılabilir; fakat Allah’ın beyan etmediği bir hükmü yahut fazileti O’na nispet ederek ilan etmek doğru olmaz.
Bu denge muhafaza edildiğinde, ümmet hem geleneğini korur hem de sahih çizgiden ayrılmaz.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
11.01.2026 – Üsküdar
ترجمة من التركية إلى العربية: 👇
قراءة أصولية في بعض الليالي المشهورة وكيفية التعامل معها
إنّ سؤال:
«هل هناك دليل شرعي على أنّ ليالي كالمعراج والرغائب والمولد خيرٌ من سائر الليالي؟»
لا يمكن أن يُجاب عنه جوابًا صحيحًا إلا في إطار المنهج الأصولي المنضبط.
فإن أُهمل هذا الميزان، وقعنا إمّا في تضييق النصوص عمّا تحتمله، أو في توسيع الدين بلا حدّ ولا قيد.
أولًا: التمييز بين أصل العبادة وترتيبها
لم يكن رسول الله ﷺ ولا الصحابة رضي الله عنهم:
• يوزّعون القرآن إلى أجزاء بقصد ختمه جماعة،
• لكنهم لم ينهوا عن قراءة القرآن،
• ولم يقيّدوها بهيئة مخصوصة،
• ولم يحدّدوا لها ترتيبًا لازمًا.
وهذا يقرّر قاعدة مهمّة، وهي أنّ أصل العبادة إذا ثبت بالنص، فإنّ صور أدائها وتنظيمها تدخل في مجال الاجتهاد، ما دامت لا تصادم المقصد ولا تخالف أصلًا ثابتًا.
فمشروعية قراءة القرآن ثابتة بلا نزاع.
وأمّا قراءته مقسّمًا إلى أجزاء، فليس إحداث عبادة جديدة، بل هو تنظيم لعبادة مشروعة، ولذلك لا يُعدّ بدعة، بل يُنظر إليه على أنّه اختيار في باب الترتيب.
ولو اشترطنا ثبوت كل ترتيب بنص خاص، لتعطّلت قدرة الأمة على:
• التفاعل مع تغيّر الأزمنة،
• الإفادة من اتساع الوسائل،
• فتح الأبواب التي تُعين على تكثير الخير.
ثانيًا: الفرق بين فضل الليلة واغتنامها
فضل ليلة القدر:
• ثابت بالقرآن،
• واضح الدلالة،
• ملزم لا مجال للنزاع فيه.
أمّا سائر الليالي المشهورة، فالبحث فيها يدور حول مسألتين مختلفتين:
1. الجزم بأنّ هذه الليلة خيرٌ من غيرها.
2. اغتنام هذه الليلة لزيادة الطاعة وجعلها وسيلة للخير.
فالأولى تحتاج إلى نص صريح.
وأمّا الثانية فهي جائزة ما لم يرد نهي.
والفرق بين الأمرين دقيق، لكنه أساس الفهم الصحيح:
• إسناد فضلٍ مطلقٍ لليلة شيء،
• وجعلها مناسبة للإقبال على العبادة شيء آخر.
ثالثًا: هل في ذلك مخالفة لهدي النبي ﷺ؟
كان رسول الله ﷺ:
• يحثّ على الإكثار من الخير،
• ولا ينهى عن زيادة العبادة في أزمنة معيّنة،
• ولا يحصر العبادة في قوالب جامدة.
وكذلك الصحابة رضي الله عنهم:
• لم يرفضوا كل ترتيب يُعين على الطاعة،
• ولم يحرّموا ما لم يحرّمه الله ورسوله.
وعليه، فإنّ النظر إلى ليالي المعراج أو الرغائب أو المولد على أنّها تذكير وفرصة للإقبال على العبادة لا يُبطل أصل العبادة، بل قد يكون سببًا في يقظة كثير من القلوب من الغفلة.
رابعًا: موضع التوازن – عدم الخلط بين الإسناد والوسيلة
إنّ الخلل يبدأ حين:
• تُقدَّم هذه الليالي على أنّ لها فضلًا ثابتًا عن الله ورسوله،
• أو يُوهم الناس بأنّ تركها نقص،
• أو تُجعل هذه الترتيبات جزءًا لازمًا لا يتغيّر من الدين.
فهذا كلّه غير صحيح.
والصواب أنّ:
• هذه الليالي دعوة إلى الخير،
• ووسيلة وإمكان لزيادة العبادة،
• وتذكرة تحفظ للقلب يقظته.
خامسًا: الخلاصة
الإسلام ليس دينًا يضيّق أبواب الخير.
ومجال ترتيب العبادات الثابتة بالنص تُرك لاجتهاد الأمة.
ليلة القدر:
• ثابتة بالوحي،
• وفضلها قطعي.
وأمّا غيرها من الليالي:
• فلا يُحكم لها بفضلٍ قطعي،
• بل تُغتنم بوصفها وسائل للخير.
ومتى حُفظ هذا الفرق:
• لم يصحّ اتهام الناس بالبدعة،
• ولم يُضف إلى الدين ما لا دليل عليه.
فالإقبال على الخير والعبادة يمكن أن يزداد بكل مناسبة؛
غير أنّ نسبة حكم أو فضلٍ لم يُبيّنه الله إليه، وإعلانه على أنّه منه، ليس أمرًا صحيحًا.
وبحفظ هذا التوازن، تحفظ الأمة تراثها، وتبقى على الجادّة المستقيمة.
إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
11 / 01 / 2026 – أُوسْكُودار