Kudüs’e “Vali” atayacak mıyız? “Valilik” ne ki.. Tarih nasıl akacak ona bak sen!

İbrahim Karagül / Yeni Şafak
09/06/2026, Salı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin; “İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu: Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et” mesajı bu coğrafyanın ülküsünü, kalbindeki hasreti, akli ve vicdani hedefi yansıtır.

1917’de “Kudüs’ün düşmesi”nin yol açtığı travma, Gazze’de yapılan soykırım ile bir kez daha canlandı. Emperyalizmin Osmanlı’yı dağıtıp ülkelerimizde talana başlamasına, milletlerimizi en aşağılık kıyımlara maruz bırakmasına yönelik öfke hiçbir zaman bitmedi. Hafızalarımızın yenilendiği bu dönemlerde eski defterlerin tamamı masaya sürüldü.

BİN YILIN GERİ DÖNÜŞÜ.KİMSE DURDURAMAZ!

Coğrafyamızın paramparça edilişine, ardından gelen yüz yıl boyunca bir daha toparlanamamasına, kaos coğrafyası olarak sonsuz savaşlara ve işgallere mahkum edilmesine ve bunun hala devam ediyor oluşuna sessiz kalmamızı kimse beklemesin.
Tarih ve coğrafyanın yeniden inşa edilmeye çalışıldığı bu dönemde, bu ses çok daha yüksek sesle duyulacak, çok daha büyük iddialar sahne alacaktır. Çünkü tarih artık böyle akacak, bu fırtına hızla büyüyecek, bin yıllık siyasi genetiğin bu topraklarda ve denizlerde yeniden sahne olmasına kimse engel olamayacaktır.

BU COĞRAFYA TSUNAMİSİ İSRAİL’İ BOĞAR İSRAİL “GELMEKTE OLANI” BİLİYOR!

İsrail’in soykırımcı Savunma Bakanı Israel Katz’ın aniden tepki vererek; “Sen ve Erdoğan’ın hayalini kurduğunuz Osmanlı İmparatorluğu çöktü ve bir daha asla geri dönmeyecek” cümleleri bir paniğin ifadesidir. Bu millet, bu sözü onların ağzına tıkmasını bilecektir.
Katz ve İsrail yöneticiler, gelmekte olanı pekala biliyor. “20. Yüzyıl Garnizonu” olarak kurulan İsrail’in siyasi ömrünün bittiğini pekala biliyor. Bugün her ne kadar arkalarında olan Batılı dünyanın bile zaman içinde kendilerine koruyamayacağını çok iyi biliyor.
Osmanlı’dan daha büyük, daha geniş, daha güçlü bir ortaklıklar yapısının adım adım kurulduğunu hepsi görüyor. Coğrafyanın tamamına saldırmalarının sebebi, tehlikeyi bu saldırılarla geciktirme telaşıdır.
Güya kendilerince “önleyici saldırılar” yapıyorlar. Ama coğrafya tsunamisi onları boğacak kadar hızla büyüyor ve İsrail’in bunu durdurma gücü yok.

İSRAİL’İN BÜYÜK HEDEFİ TÜRKİYE’DİR.
ÇÜNKÜ KORKUNUN KAYNAĞI BURASI.

Geciktirmeyi başarsalar bile o “malum son”u engelleyemeyeceklerini pekala biliyorlar. Bu yüzden insanlığı imha etmeye dönük çılgınlıklara girişiyorlar. Bir şekilde insan ırkına ve “Tanrı”ya savaş ilan ediyorlar.
Bugünkü İsrail’in Yahudilikle hiçbir alakası, bağı yoktur. Tamamen Avrupa ve Doğu Avrupa’dan gelmiş olanların, Yahudiliği kullanarak Filistin’de ayakta tuttukları işgalleri, sömürge yönetimleri söz konusu.
İsrail’in nihai hedefi Türkiye’dir. Çünkü korku kaynağı burasıdır. Osmanlı’yı yıkan akıl onların aklıdır. Coğrafyayı parçalayan akıl onların aklıdır.
Cumhuriyet’le kurdukları ideolojik yakınlıkla Türkiye’yi onlarca yıl “düşman olamayacak” bir eksende tuttular. Ama o eksin dağıldı. Coğrafya tahakkümü dağıldı. Hafızaları silme projesi, Selçuklu-Osmanlı siyasi aklının geri dönüşüyle çöktü. İçeride ürüttükleri siyasi operasyonlara, yetiştirdikleri siyasi çevrelene karşı hangi akılla müdahale edildiğini biliyorlar.

ARTIK “MÜDAHALE EDİLEMEZ”, “DURDURULAMAZ” TÜRKİYE VAR.

Onlar tarih inşa etmenin, coğrafya formatlamanın siyasi genetiğinin kimlerde olduğunu çok iyi biliyorlar. Birinci Dünya Savaşı ve sonrası yaşananların bir rövanşının olacağını çok iyi biliyorlar. İsrail’in siyasi varlığını sona erdirecek aklın kimde ve nerede olduğunu çok biliyorlar.
28 Şubat darbesiyle dizayn etmeye çalıştıkları, ardından 15 Temmuz saldırısıyla ele geçirmeye çalıştıkları Türkiye’nin güç yükselişinin kendileri için nasıl bir tehlike büyüttüğünü biliyorlar. Artık “müdahale edilemez” hale gelen, Batı gücünün provoke edilmesiyle bile durdurulamaz hale gelen Türkiye’den korkuyorlar.

RUM KESİMİ, YUNANİSTAN ŞİMDİ DE ARNAVUTLUK…
D. AKDENİZ’DEN ADRİYATİK’E SAVAŞ…

Bu yüzden de Türkiye’yi yavaşlatmak için yaygın bir savaş başlattı. Libya’dan Sudan’a, Kızıldeniz’den Balkanlar’a, Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne hatta Karadeniz’e kadar her alanda Türkiye’ye saldırıyor.
Türkiye’nin komşuları ile askeri anlaşmalar yapıyor, sınırlarımızda onlarla tatbikatlar yapıyor, terör kartını büyük ölçüde kaybettikten sonra içeride siyasi terörizm girişimleri yapıyor, Türkiye’nin ortaklarını düşmana, ortak cepheye dönüştürmeye çalışıyor.
Bunun son örnekleri Rum Kesimi ve Yunanistan’dan sonra Arnavutluk oldu. Rum Kesimi İsrail askeri üssü oldu. Yunanistan’ı zehirledi ve cepheye sürdü. Doğu Akdeniz’den Ege ve Adriyatik’e kadar askeri bölgeler oluşturarak, Türkiye için bir Batı Cephesi oluşturmaya çalışıyor.

İSRAİL ASKERİ VARLIĞI ARNAVUTLUK’A TAŞINACAK!

Arnavutluk’ta Edi Rama’nın “Sazan” Adası’nı Trump’ın damadı ve kızına vermesi bir turizm projesi değildir. İsrail telkinleri ile yapılmış, İsrail askeri varlığını Arnavutluk’a taşımanın ilk adımlarıdır. Arnavutluk halkı bunu farkettiği için günlerdir protesto gösterileri yapıyor, projeyi engellemeye çalışıyor. Engelleyecek de.
Edi Rama, siyasi protestoları “Arnavutluk ve İsrail’e karşı” başka ülkelerin provoke ettiğini söylüyor. Bu cümle bile her şeyi açıklamaya yeterli. Muhtemelen protestolar, Edi Rama’nın siyasi hayatını da bitirecek.

YUNAN HALKI AYAĞA KALKMALI: İSRAİL ÜLKELERİNİ REHİN ALIYOR. İSRAİL İÇİN SAVAŞMAYI REDDEDİN!

Benzer bir tepkinin Yunan halkından da gelmesi gerekir. Ülkeyi İsrail’e rehin veren, Yunanistan’ı Türkiye ile savaştırmaya ayarlı İsrail planlarını anlamaları, Yunanistan’ı mahvedecek böyle bir savaşı engellemenin yollarını bulmaları gerekiyor. Bunun bir İsrail-Türkiye savaşı olduğunu kavramaları gerekiyor.
Bu yöntemlerle Türkiye’yi ürkütmeleri mümkün değil. Yunan halkı, İsrail için savaşmayı reddetmeli. İsrail’in tetikçisi olmamalı. Buradan kazanabilecekleri hiçbir şey yok. Kaybedecekleri çok şey var. Peki ne diye İsrail için ülkelerini mahvedecekler? Bir an önce ayağa kalkıp, İsrail ile siyasi ve “ekonomik ortak” olan liderlerden hesap sorabilirler.
Arnavutluk’takine benzer bir durumun Yunanistan’da da ortaya çıkabileceğini tahmin ediyorum ve bu Ege’nin iki yakasının huzuru için son derece sağlıklı bir siyasi tavır olacaktır. Hiçbir millet, başka bir ülke için kendini imha etmez. Yunanistan da etmemeli.

Rabbim Size Kudüs Valiliğini Nasip Etsin Bizde Ziyaretinize Gelelim 👇
https://youtube.com/shorts/z96E5jbRAqM?si=x3QrZd-imvTRCv4O

Kaynak: İbrahim Karagül | Yeni Şafak
https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahim-karagul/kuduse-vali-atayacak-miyizvalilik-ne-kitarih-nasil-akacak-ona-bak-sen-4830844?utm_source=whatsapp&utm_medium=social&utm_campaign

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

هل سنعين “والياً” للقدس؟ ما قيمة “الولاية” أصلاً.. بل انظر كيف سيجري التاريخ!

إبراهيم قراكول / صحيفة يني شفق (Yeni Şafak)
الثلاثاء، 09/06/2026

إن رسالة وزير الداخلية، مصطفى تشيفكتشي، التي قال فيها: “كان دعائي الذي أنمّيه في أعماق قلبي هو: اللهم ارزقني ولاية القدس ولو ليوم واحد”، تعكس غاية هذه الجغرافيا، والشوق الكامن في قلبها، وهدفها العقلي والوجداني.
إن الصدمة التي سببتها “سقوط القدس” عام 1917 قد انبعثت من جديد مع حرب الإبادة الجماعية التي تشهدها غزة. ولم تنتهِ أبداً الغضبة العارمة ضد الإمبريالية التي فككت الدولة العثمانية وبدأت في نهب بلداننا، وعرّضت أممنا لأبشع المجازر. وفي هذه الفترات التي تتجدد فيها ذاكرتنا، طُرحت كل الملفات القديمة على الطاولة مجدداً.
عودة الألف عام.. لا أحد يمكنه إيقافها!
لا ينتظرنّ أحد منا أن نلتزم الصمت إزاء تمزيق جغرافيتنا إرباً، ثم عجزها عن النهوض مجدداً طيلة القرن الماضي، ومحكوميتها بالحروب والاحتلالات الأبدية كمنطقة فوضى، واستمرار هذا الوضع حتى اليوم.
في هذا العصر الذي يُعاد فيه بناء التاريخ والجغرافيا، سيُسمع هذا الصوت بنبرة أعلى بكثير، وستتصدر المسرح طموحات وأهداف أكبر بكثير. لأن التاريخ من الآن فصاعداً سيجري على هذا النحو، وستكبر هذه العاصفة بسرعة، ولن يتمكن أحد من منع الجينات السياسية الممتدة لألف عام من البروز مجدداً على هذه الأراضي وفي هذه البحار.

هذا التسونامي الجغرافي سيغرق إسرائيل.. وإسرائيل تعلم “ما هو آت”!
إن الرد المفاجئ لوزير الدفاع الإسرائيلي الإبادي، يسرائيل كاتس، وقوله: “إن الإمبراطورية العثمانية التي تحلم بها أنت وأردوغان قد انهارت ولن تعود أبداً”، هو تعبير عن حالة من الذعر. وهذه الأمة ستعرف جيداً كيف تُلجم أفواههم وتقحم هذه الكلمات في حلقومهم.
إن كاتس وقادة إسرائيل يعلمون تماماً ما هو آت. ويعلمون جيداً أن العمر السياسي لإسرائيل، التي تأسست كـ “ثكنة عسكرية في القرن العشرين”، قد انتهى. وهم يدركون جيداً اليوم أن العالم الغربي الذي يقف خلفهم لن يتمكن من حمايتهم مع مرور الوقت.

الجميع يرى أن هناك هيكلية شراكات أكبر، وأوسع، وأقوى من الدولة العثمانية تتشكل خطوة بخطوة. وإن سبب هجومهم على الجغرافيا بأكملها هو ذعرهم ومحاولتهم تأخير الخطر عبر هذه الهجمات.
إنهم يقومون بما يسمونه “ضربات استباقية” حسب زعمهم. لكن تسونامي الجغرافيا ينمو بسرعة تكفي لإغراقهم، ولا تملك إسرائيل القدرة على إيقافه.
هدف إسرائيل الأكبر هو تركيا.. لأنها مصدر الخوف!
حتى لو نجحوا في تأخير الأمر، فإنهم يعلمون يقيناً أنهم لن يتمكنوا من منع تلك “النهاية المحتومة”. ولهذا السبب، ينخرطون في حماقات تهدف إلى إبادة البشرية. إنهم، بشكل أو بآخر، يعلنون الحرب على الجنس البشري وعلى “الله”.
لا علاقة لإسرائيل الحالية باليهودية ولا رابط يجمعها بها. إنما هي إدارة استعمارية واحتلالات يقيمها في فلسطين أولئك الذين جاءوا تماماً من أوروبا وشرق أوروبا، مستغلين اليهودية كغطاء.
إن هدف إسرائيل النهائي هو تركيا؛ لأنها مصدر رعبهم. فالأيديولوجية التي دمرت الدولة العثمانية هي أيديولوجيتهم، والعقلية التي مزقت الجغرافيا هي عقليتهم.

ومن خلال التقارب الأيديولوجي الذي أسسوه مع الجمهورية، أبقوا تركيا لعقود في محور “لا يمكن أن يكون عدواً”. لكن ذلك المحور قد تفكك، وتبددت الهيمنة على الجغرافيا. كما انهار مشروع محو الذاكرة مع عودة العقل السياسي السلجوقي-العثماني. وهم يدركون جيداً بأي عقل تم التدخل ضد العمليات السياسية التي أداروها في الداخل، وضد الأوساط السياسية التي قاموا بتربيتها.
الآن هناك تركيا “لا يمكن التدخل في شؤونها” و”لا يمكن إيقافها”
إنهم يعلمون جيداً من يملك الجينات السياسية لبناء التاريخ وصياغة الجغرافيا. ويعلمون جيداً أنه سيكون هناك جولة تصفية حسابات واسترداد لما حدث في الحرب العالمية الأولى وما بعدها. ويعلمون جيداً من يملك العقل الذي سينهي الوجود السياسي لإسرائيل وأين يكمن.

إنهم يعرفون أي نوع من الخطر يمثله صعود القوة التركية بالنسبة لهم؛ تركيا التي حاولوا هندستها عبر انقلاب 28 شباط، ثم حاولوا الاستيلاء عليها عبر هجوم 15 تموز. إنهم يخافون من تركيا التي أصبحت الآن “عصية على التدخل”، والتي لا يمكن إيقافها حتى وإن جرى استفزاز القوة الغربية ضدها.
الشطر الرومي، اليونان، والآن ألبانيا… حرب من شرق المتوسط إلى الأدرياتيكي…
لهذا السبب، شنت إسرائيل حرباً واسعة النطاق لإبطاء حركة تركيا. فهي تهاجم تركيا في كل مجال؛ من ليبيا إلى السودان، ومن البحر الأحمر إلى البلقان، ومن شرق البحر الأبيض المتوسط إلى الخليج العربي، وحتى البحر الأسود.
وتبرم اتفاقيات عسكرية مع جيران تركيا، وتجري مناورات معهم على حدودنا، وتقوم بمحاولات إرهاب سياسي في الداخل بعد أن فقدت ورقة الإرهاب إلى حد كبير، وتحاول تحويل شركاء تركيا إلى أعداء وجبهة موحدة ضدها.
وآخر الأمثلة على ذلك، بعد الشطر الرومي واليونان، كانت ألبانيا. فقد تحول الشطر الرومي إلى قاعدة عسكرية إسرائيلية. وقامت إسرائيل بتسميم اليونان ودفعها إلى الجبهة. وتحاول إنشاء “جبهة غربية” ضد تركيا من خلال إقامة مناطق عسكرية تمتد من شرق المتوسط إلى بحر إيجة والأدرياتيكي.

الوجود العسكري الإسرائيلي سينتقل إلى ألبانيا!
إن قيام إيدي راما في ألبانيا بمنح جزيرة “سازان” لزوج ابنة ترامب وابنته ليس مشروعاً سياحياً. بل هي الخطوات الأولى لنقل الوجود العسكري الإسرائيلي إلى ألبانيا، بتوجيه وإيعاز من إسرائيل. ولأن الشعب الألباني أدرك هذا الأمر، فإنه ينظم تظاهرات احتجاجية منذ أيام، محاولاً منع المشروع، وسيمنعه بالفعل.
يقول إيدي راما إن دولاً أخرى تحرض على هذه الاحتجاجات السياسية “ضد ألبانيا وإسرائيل”. وهذه الجملة وحدها كافية لتفسير كل شيء. ومن المحتمل أن تنهي هذه الاحتجاجات الحياة السياسية لإيدي راما نفسه.

على الشعب اليوناني أن ينتفض: إسرائيل تأخذ بلادهم رهينة. ارفضوا القتال من أجل إسرائيل!
ينبغي أن يأتي رد فعل مماثل من الشعب اليوناني أيضاً. يجب عليهم أن يفهموا الخطط الإسرائيلية التي تأخذ بلادهم رهينة وتهيئ اليونان لخوض حرب ضد تركيا، وأن يجدوا السبل لمنع حرب كهذه من شأنها أن تدمر اليونان. يجب عليهم أن يدركوا أن هذه حرب إسرائيلية-تركية.

ليس من الممكن إخافة تركيا بهذه الأساليب. يجب على الشعب اليوناني أن يرفض القتال من أجل إسرائيل، وألا يكون أداة مأجورة لها. فليس هناك ما يربحونه من هذا، بل لديهم الكثير ليخسروه. فلماذا يدمرون بلادهم من أجل إسرائيل؟ يمكنهم الانتفاض فوراً ومحاسبة القادة الذين يشكلون “شراكة اقتصادية” وسياسية مع إسرائيل.
أتوقع أن ينشأ في اليونان وضع مشابه لما يحدث في ألبانيا، وسيكون هذا موقفاً سياسياً صحياً للغاية من أجل سلام واستقرار ضفتي بحر إيجة. لا توجد أمة تبيد نفسها من أجل دولة أخرى، ولا ينبغي لليونان أن تفعل ذلك.

المترجم: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
١٢ / ٠٦ / ٢٠٢٦ م – أوف

المصدر (Kaynak): إبراهيم قراكول | يني شفق (İbrahim Karagül | Yeni Şafak)
https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahim-karagul/kuduse-vali-atayacak-miyizvalilik-ne-kitarih-nasil-akacak-ona-bak-sen-4830844?utm_source=whatsapp&utm_medium=social&utm_campaign