Moşe’den Begin’e, Hebron’dan Netanyahu Kabinesine:
Itamar Ben-Gvir’e Uzanan Yerleşimci Çizginin Tarihî Arka Planı
Giriş
İsrail-Filistin çatışması yalnızca askerî bir mücadele değildir. Bu çatışmanın derinliklerinde tarih, din, kimlik, hafıza ve toprak anlayışı iç içe geçmiş durumdadır. Bilhassa 1967 Altı Gün Savaşı’ndan sonra İsrail’in Batı Şeria’yı işgal etmesiyle başlayan süreç, sadece coğrafî sınırları değil, İsrail siyasetinin ruhunu da değiştirmiştir.[1]
Bugün İsrail kabinesinde yer alan aşırı sağcı isimler, bir anda ortaya çıkmış şahsiyetler değildir. Özellikle Itamar Ben-Gvir gibi figürlerin temsil ettiği çizgi; köklerini 1968 yılında Hebron’da gerçekleştirilen sembolik fakat son derece stratejik bir yerleşim hamlesinden almaktadır.[2]
Bu hadise, birkaç ailenin bir otele yerleşmesinden ibaret değildir. Bu olay, devletin tereddüdünü aşmak için “fiilî durum oluşturma” yönteminin ilk büyük örneklerinden biri olmuş; sonraki yıllarda Kiryat Arba’dan Gush Emunim’e, Menachem Begin döneminden Netanyahu hükümetlerine kadar uzanan ideolojik yerleşim siyasetinin temelini atmıştır.
1967 Sonrası: İşgalin Yerleşim Siyasetine Dönüşmesi
1967’de gerçekleşen Altı Gün Savaşı sonunda İsrail; Doğu Kudüs, Batı Şeria, Gazze, Sina ve Golan Tepeleri’ni ele geçirdi.[3] İsrail kamuoyundaki dindar milliyetçi çevreler bunu yalnızca askerî bir zafer olarak değil, “Tevrat topraklarına dönüş” şeklinde değerlendirdi.
Bu anlayışın öncü isimlerinden biri Rabbi Moşe Levinger’di.[4] Rabbi Zvi Yehuda Kook’un tesiri altında yetişen Levinger’e göre Yehuda ve Samiriye olarak adlandırılan Batı Şeria, siyasî pazarlık konusu yapılamayacak kadar mukaddes bir coğrafyaydı.
İşte bu düşünce, ilerleyen yıllarda İsrail’deki yerleşimci hareketin ana omurgasını oluşturdu.
Hebron’un Sembol Oluşu
Hebron (El Halil), Yahudi dinî hafızasında son derece önemli bir yere sahiptir. Hz. İbrahim’in kabrinin burada bulunduğuna inanılır. Ancak şehir, 1929 Hebron olaylarından sonra Yahudi nüfusunun büyük kısmını kaybetmişti.[5]
1948-1967 arasında Ürdün idaresinde kalan şehir, Altı Gün Savaşı sonrasında İsrail’in kontrolüne geçti. Bu durum, dindar Siyonistler tarafından “tarihî dönüş fırsatı” olarak görüldü.
Fakat dönemin İsrail hükümeti, uluslararası baskılar ve güvenlik kaygıları sebebiyle Hebron’da açık bir yerleşim siyaseti yürütmekte çekingen davranıyordu. İşte tam bu noktada Moşe Levinger ve arkadaşları devreye girdi.
1968 Park Otel Hamlesi: “Turist” Kılığında Yerleşim
1968 yılının Pesah döneminde Levinger öncülüğündeki grup, Hebron’daki Park Otel’i kiralamak için harekete geçti.[6] Kendilerini “İsviçreli turistler” olarak tanıttılar. Otelin tamamını nakit ödeme ile kiraladılar ve kısa süre içinde burayı fiilî bir yerleşim merkezine dönüştürmeye başladılar.
Yanlarında kadınlar ve çocuklar da vardı. Otel kosher kurallarına uygun hâle getirildi; kapılara mezuzalar yerleştirildi. Ardından Pesah sederi düzenlendi.
Fakat bu sadece dinî bir merasim değildi. Aynı zamanda açık bir siyasî ilandı:
“Biz buraya ziyaret için değil, geri dönmek için geldik.”
Kısa süre sonra Levinger basına yaptığı açıklamada grubun Hebron’dan ayrılmayacağını ilan etti.[7] Böylece mesele küçük bir dinî girişim olmaktan çıkıp, İsrail’in geleceğini etkileyen siyasî bir kırılmaya dönüştü.
İsrail Hükümetinin Tereddüdü ve Kiryat Arba’nın Doğuşu
Savunma Bakanı Moşe Dayan başta olmak üzere İsrail hükümeti, başlangıçta grubu tahliye etmeye çalıştı.[8] Ancak yerleşimciler geri adım atmadı.
Haftalar süren gerilim sonunda hükümet uzlaşma yolunu tercih etti. Levinger grubunun Hebron yakınındaki askerî bir bölgeye taşınmasına izin verildi.
Bu “geçici çözüm”, kısa süre sonra kalıcı hâle geldi.
1971 yılında Kiryat Arba resmen kuruldu.[9] Böylece İsrail devleti ilk kez, ideolojik yerleşimci baskısıyla ortaya çıkan bir fiilî durumu dolaylı biçimde kabul etmiş oldu.
Bu gelişme, sonraki bütün yerleşim hareketleri için örnek teşkil etti.
Gush Emunim ve Yerleşimci İdeolojinin Devletleşmesi
1974 yılında kurulan Gush Emunim hareketi, Levinger’in başlattığı çizgiyi örgütlü ve sistematik bir yapıya dönüştürdü.[10]
Hareketin temel düşüncesi şuydu:
“İşgal edilen topraklardan çekilmek yalnızca siyasî değil, aynı zamanda dinî bakımdan da haramdır.”
1977’de Menachem Begin liderliğindeki Likud’un iktidara gelmesiyle birlikte yerleşim siyaseti devlet desteği kazandı.[11]
Böylece yerleşimci hareket, marjinal bir ideolojik akım olmaktan çıkarak İsrail devlet siyasetinin merkezine yerleşmeye başladı.
Şiddetin Meşrulaştırılması ve Ben-Gvir Çizgisi
Hebron ve Kiryat Arba çevresi zamanla İsrail’in en sert ve radikal yerleşimci merkezlerinden biri hâline geldi.[12]
Moşe Levinger, çeşitli şiddet olayları ve hukuk ihlalleriyle gündeme geldi. Buna rağmen yerleşimci çevrelerde “toprak uğruna mücadele eden öncü” şeklinde takdim edildi.[13]
Bugün Netanyahu hükümetlerinde etkili olan aşırı sağcı isimler, büyük ölçüde bu siyasî mirasın devamıdır. Özellikle Itamar Ben-Gvir, Hebron merkezli radikal yerleşimci anlayışın günümüzdeki en görünür temsilcilerinden biri kabul edilmektedir.[14]
Ben-Gvir’in siyasî çizgisi; sert güvenlik politikaları, Filistinlilere karşı tavizsiz yaklaşım ve Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi fikri üzerine kuruludur.
Bu sebeple onun yükselişi, 1968’de Park Otel’de başlayan sürecin günümüzdeki devamı olarak değerlendirilmektedir.
Hebron Protokolü ve Bitmeyen Gerilim
1997’de imzalanan Hebron Protokolü ile şehir iki bölgeye ayrıldı.[15] Filistin nüfusunun yoğun olduğu alanlar Filistin yönetimine bırakılırken, Yahudi yerleşimcilerin bulunduğu H2 bölgesi İsrail kontrolünde kaldı.
Ancak bu düzenleme çatışmayı sona erdirmedi. Bilakis Hebron, İsrail-Filistin meselesinin en gergin merkezlerinden biri hâline geldi.
Bugün şehir; askerî kontrol noktaları, ağır güvenlik tedbirleri, baskınlar ve sürekli gerilimlerle anılmaktadır.
Sonuç
1968 yılında birkaç yerleşimcinin “turist” kimliği altında bir otele yerleşmesi, ilk bakışta küçük bir hadise gibi görünebilir. Fakat tarih bazen en büyük dönüşümleri sessiz başlayan küçük hamlelerle başlatır.
Moşe Levinger’in Hebron’da uyguladığı “fiilî durum oluşturma” yöntemi, zamanla sistematik bir siyasî stratejiye dönüşmüş; İsrail’in yerleşim politikalarının temel mekanizması hâline gelmiştir.
Menachem Begin döneminde devlet desteği kazanan bu anlayış, Netanyahu hükümetlerinde daha sert ve daha ideolojik bir karaktere bürünmüş; Itamar Ben-Gvir gibi isimlerle günümüzde yeni bir safhaya ulaşmıştır.
Bugün Hebron yalnızca bir şehir değildir.
O, dinin siyasete; siyasetin işgale; işgalin ise ideolojik bir projeye dönüştüğü tarihî bir düğüm noktasıdır.
1968’de Park Otel’de başlayan süreç ise hâlâ Ortadoğu’nun kaderini etkileyen uzun mücadelenin en kritik halkalarından biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
16.05.2026 – Üsküdar
NOT:
Yukarıdaki Yazıyı Okuyanlar Aşağıda Linki Verilen Videoyu da İzlemeli👇
İşgalin Merkez Üssü Park Otel mi?
Moşe’den Günümüze Siyonist Plan
https://youtube.com/watch?v=gvFmp6Yp7Kk&si=nxTm9JAguFSJTHt_
Dipnotlar
[1] Michael Oren, Six Days of War, Oxford University Press.
[2] Anshel Pfeffer, Bibi: The Turbulent Life and Times of Benjamin Netanyahu.
[3] Avi Shlaim, The Iron Wall: Israel and the Arab World.
[4] Gershom Gorenberg, The Accidental Empire: Israel and the Birth of the Settlements.
[5] Hillel Cohen, Year Zero of the Arab-Israeli Conflict 1929.
[6] JTA Archives, “Hebron Settlers at Park Hotel”, 1968 arşiv kayıtları.
[7] Gershom Gorenberg, aynı eser.
[8] Moshe Dayan’ın döneme ait hatırat ve hükümet zabıtları.
[9] Ian Lustick, For the Land and the Lord.
[10] Ehud Sprinzak, The Ascendance of Israel’s Radical Right.
[11] Menachem Begin dönemi Likud yerleşim politikaları üzerine İsrail devlet arşivleri.
[12] Human Rights Watch ve B’Tselem raporları, Hebron saha incelemeleri.
[13] Zeev Drory, İsrail yerleşim hareketi üzerine akademik çalışmalar.
[14] Contemporary Israeli Politics Studies, Ben-Gvir ve Otzma Yehudit hareketi üzerine incelemeler.
[15] Hebron Protocol (1997), İsrail-Filistin geçiş anlaşmaları metinleri.
ترجمة من التركية إلي العربية:👇
من موشيه ليفنغر إلى بيغن… ومن الخليل إلى حكومة نتنياهو:
الخلفية التاريخية للمسار الاستيطاني الذي انتهى إلى إيتمار بن غفير
مقدّمة
إنّ الصراع الفلسطيني الإسرائيلي ليس مجرّد نزاع عسكري أو سياسي فحسب، بل هو صراع تتداخل فيه الذاكرة الدينية، والهُوية القومية، وفكرة الأرض، والتاريخ، والسيادة. ومنذ احتلال إسرائيل للضفة الغربية عقب حرب الأيام الستة سنة 1967، دخلت المنطقة مرحلة جديدة لم تغيّر الخرائط الجغرافية فقط، بل أعادت تشكيل البنية الفكرية والسياسية داخل الكيان الإسرائيلي نفسه.[1]
والشخصيات اليمينية المتطرّفة التي تتصدّر المشهد الإسرائيلي اليوم، وفي مقدّمتها إيتمار بن غفير، لم تظهر فجأة من فراغ؛ بل تمثّل امتدادًا لمسار عقائدي وسياسي بدأ عمليًّا سنة 1968 في مدينة الخليل، عبر خطوة استيطانية صغيرة في ظاهرها، لكنها كانت شديدة الأثر في مستقبل الصراع.[2]
فما جرى آنذاك لم يكن مجرّد إقامة عائلات يهودية في فندق، بل كان تأسيسًا لمنهج جديد يقوم على فرض الأمر الواقع، وتجاوز تردّد الدولة بواسطة المبادرة الميدانية، وهو الأسلوب الذي أصبح لاحقًا قاعدة أساسية للمشروع الاستيطاني الإسرائيلي.
ما بعد 1967: من الاحتلال إلى العقيدة الاستيطانية
انتهت حرب الأيام الستة سنة 1967 بسيطرة إسرائيل على القدس الشرقية، والضفة الغربية، وقطاع غزة، وسيناء، وهضبة الجولان.[3]
وقد رأت الأوساط الصهيونية الدينية في هذا الانتصار أكثر من كونه تفوقًا عسكريًا؛ إذ اعتبرته “عودةً إلى أرض الميعاد” وتحقيقًا لوعد ديني تاريخي.
ومن أبرز الشخصيات التي حملت هذا الفكر الحاخام موشيه ليفنغر، المتأثر بأفكار الحاخام تسفي يهودا كوك.[4] فقد كان يرى أنّ ما يُسمّى “يهودا والسامرة” ليس أرضًا قابلة للتفاوض السياسي، بل جزء من عقيدة دينية يجب استعادتها وتثبيتها مهما كانت الظروف.
ومن هنا بدأت النواة الفكرية للحركة الاستيطانية الحديثة.
الخليل: المدينة التي تحوّلت إلى رمز
تحتلّ مدينة الخليل مكانة محورية في الوعي الديني اليهودي بسبب الاعتقاد بوجود قبر النبي إبراهيم عليه السلام فيها. غير أنّ الوجود اليهودي في المدينة تراجع بصورة كبيرة بعد أحداث سنة 1929.[5]
وخلال الفترة الممتدة بين 1948 و1967 بقيت الخليل تحت الإدارة الأردنية، إلى أن احتلتها إسرائيل بعد حرب حزيران.
وبالنسبة للتيار الصهيوني الديني، شكّل ذلك فرصة تاريخية لإعادة تأسيس الوجود اليهودي داخل المدينة.
لكن الحكومة الإسرائيلية آنذاك كانت مترددة في تبنّي مشروع استيطاني صريح في الخليل، بسبب الحساسيات الدولية والاعتبارات الأمنية. وهنا قرّر موشيه ليفنغر ورفاقه تجاوز تردّد الدولة بأسلوب جديد يقوم على خلق واقع ميداني يصعب التراجع عنه.
عملية فندق بارك سنة 1968: الاستيطان تحت غطاء “السياحة”
في عيد الفصح اليهودي سنة 1968، تحرّكت مجموعة يقودها موشيه ليفنغر لاستئجار فندق “بارك” في الخليل.[6]
وقد قدّم أفراد المجموعة أنفسهم على أنهم “سياح سويسريون”، ودفعوا قيمة استئجار الفندق نقدًا، ثم شرعوا تدريجيًا في تحويله إلى مركز إقامة دائم.
وكانت العائلات والنساء والأطفال جزءًا من هذه العملية. فتمّ تجهيز المكان وفق الطقوس اليهودية، ووُضعت “المزوزاه” على الأبواب، ثم أُقيمت شعائر عيد الفصح داخل الفندق.
لكن الرسالة الحقيقية لم تكن دينية فقط، بل سياسية أيضًا:
“نحن لم نأتِ زائرين… بل عائدين.”
وبعد وقت قصير أعلن ليفنغر لوسائل الإعلام أنّ المجموعة لن تغادر الخليل.[7]
ومنذ تلك اللحظة تحوّلت القضية من حدث محدود إلى نقطة تحوّل كبرى في المشروع الاستيطاني الإسرائيلي.
تردّد الحكومة الإسرائيلية وولادة “كريات أربع”
حاولت الحكومة الإسرائيلية، وعلى رأسها وزير الدفاع موشيه ديان، إخلاء المجموعة من الفندق.[8]
لكن المستوطنين رفضوا الانسحاب، واستمرّ التوتر لأسابيع طويلة، قبل أن تنتهي الأزمة بتسوية تقضي بنقل المجموعة إلى موقع عسكري قريب من الخليل.
غير أنّ “الحل المؤقت” تحوّل سريعًا إلى واقع دائم.
وفي سنة 1971 أُعلن رسميًا عن إقامة مستوطنة “كريات أربع”.[9]
وكان ذلك منعطفًا بالغ الخطورة؛ إذ أصبح واضحًا أنّ فرض الأمر الواقع يمكن أن يجبر الدولة نفسها على التراجع والاعتراف بالمشروع الاستيطاني.
ومنذ تلك اللحظة، تكرّر الأسلوب نفسه في مناطق عديدة من الضفة الغربية.
“غوش إيمونيم” وتحويل الاستيطان إلى مشروع دولة
في سنة 1974 تأسست حركة “غوش إيمونيم”، التي قامت بتحويل أفكار ليفنغر إلى مشروع تنظيمي واسع النطاق.[10]
وكانت عقيدتها الأساسية تقوم على أنّ الانسحاب من الأراضي المحتلة ليس خطأً سياسيًا فحسب، بل معصية دينية أيضًا.
ثم جاءت سنة 1977 بوصول مناحيم بيغن وحزب الليكود إلى الحكم، فدخل المشروع الاستيطاني مرحلة جديدة من الدعم الرسمي.[11]
ومنذ ذلك الحين لم يعد الاستيطان مجرد نشاط هامشي تقوم به جماعات متطرفة، بل أصبح جزءًا أصيلًا من سياسة الدولة الإسرائيلية.
من ليفنغر إلى بن غفير: مسار التشدّد والعنف
تحوّلت الخليل و”كريات أربع” مع مرور الوقت إلى أحد أكثر معاقل المستوطنين تشددًا وتطرفًا.[12]
وأصبح موشيه ليفنغر رمزًا للحركة الاستيطانية الراديكالية، رغم تورّطه في عدد من قضايا العنف والاعتداءات.[13]
واليوم يُنظر إلى إيتمار بن غفير باعتباره أحد أبرز الورثة السياسيين لهذا الخط الفكري.[14]
فخطابه السياسي يقوم على التشدد الأمني، ورفض أي تنازل للفلسطينيين، وتوسيع الاستيطان، وفرض السيادة الإسرائيلية الكاملة على الضفة الغربية.
ولهذا يرى كثير من الباحثين أنّ صعود بن غفير ليس ظاهرة طارئة، بل نتيجة طبيعية لمسار بدأ فعليًا في فندق صغير بمدينة الخليل سنة 1968.
بروتوكول الخليل واستمرار التوتر
في سنة 1997 تم توقيع “بروتوكول الخليل”، الذي قسّم المدينة إلى منطقتين.[15]
فأصبحت المناطق ذات الكثافة الفلسطينية تحت إدارة السلطة الفلسطينية، بينما بقيت منطقة المستوطنين تحت السيطرة الإسرائيلية المباشرة.
غير أنّ هذا الاتفاق لم يُنهِ الصراع، بل تحوّلت الخليل إلى واحدة من أكثر المدن توترًا في فلسطين، حيث تنتشر الحواجز العسكرية، والاقتحامات، والاحتكاكات اليومية بين الفلسطينيين والمستوطنين.
خاتمة
قد تبدو حادثة استئجار فندق في الخليل سنة 1968 حدثًا صغيرًا في ظاهره، لكنّ التاريخ كثيرًا ما يبدأ تحوّلاته الكبرى بخطوات محدودة تبدو عابرة في لحظتها.
لقد نجح موشيه ليفنغر في تحويل “فرض الأمر الواقع” إلى منهج سياسي متكامل، أصبح لاحقًا أحد أعمدة المشروع الاستيطاني الإسرائيلي.
ومع وصول مناحيم بيغن إلى الحكم، ثم تعاظم نفوذ اليمين الديني في عهد بنيامين نتنياهو، انتقلت هذه العقيدة من هامش السياسة إلى مركزها.
أما إيتمار بن غفير، فهو ليس سوى امتداد معاصر لذلك المسار الذي بدأ في الخليل، حين تحوّل الاستيطان من مبادرة محدودة إلى مشروع عقائدي مفتوح ما تزال المنطقة كلها تدفع ثمنه حتى اليوم.
إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
16.05.2026 – أوسكودار
الهوامش
[1] مايكل أورِن، ستة أيام من الحرب، منشورات جامعة أكسفورد.
[2] أنشيل فِفِر، بيبي: الحياة المضطربة لبنيامين نتنياهو.
[3] آفي شلايم، الجدار الحديدي: إسرائيل والعالم العربي.
[4] غيرشوم غورنبرغ، الإمبراطورية العَرَضية: إسرائيل ونشأة المستوطنات.
[5] هليل كوهين، السنة الصفر للصراع العربي الإسرائيلي 1929.
[6] أرشيف وكالة التلغراف اليهودية (JTA)، سجلات مستوطني الخليل سنة 1968.
[7] غيرشوم غورنبرغ، المرجع السابق.
[8] مذكّرات موشيه ديان ومحاضر جلسات الحكومة الإسرائيلية في تلك المرحلة.
[9] إيان لوستيك، من أجل الأرض والرّب.
[10] إيهود سبرينزاك، صعود اليمين الإسرائيلي المتطرّف.
[11] وثائق وسياسات حكومة مناحيم بيغن المتعلّقة بالمشروع الاستيطاني.
[12] تقارير منظّمتي “هيومن رايتس ووتش” و“بتسيلم” حول أوضاع الخليل والانتهاكات المرتبطة بالمستوطنين.
[13] دراسات أكاديمية إسرائيلية تناولت شخصية موشيه ليفنغر والحركة الاستيطانية الدينية.
[14] دراسات معاصرة حول السياسة الإسرائيلية وحركة “عوتسما يهوديت” التي ينتمي إليها إيتمار بن غفير.
[15] بروتوكول الخليل لسنة 1997 والاتفاقات المرحلية الفلسطينية الإسرائيلية