İran Kavmiyetçiliğinin Boyutu: Halid b. Velid mi Hürmüz mü?
Gelin Birlikte Mazimizi Öğrenelim: 👇
Hakikatlerin tahrifi: Asıl olan, “Hürmüz Boğazı” değil; “Hâlid bin Velîd Boğazı”dır.
⚔️ Hâlid bin Velîd ile Hürmüz arasında tarihî bir mübareze
Irak’ın fethinin ilk demlerinde, hicrî 12 (milâdî 633) yılında Müslüman ordusu ile Fars kuvvetleri, “Zâtü’s-Selâsil” namıyla maruf muharebede karşı karşıya geldi. O devrin harp usulüne uygun olarak, önce kumandanlar iki ordunun önünde teke tek çarpışmak üzere meydana çıktı.
Müslümanların serdarı Hâlid bin Velîd (radıyallâhu anh) ileri atıldı; karşısına Fars ordusunun başkumandanı Hürmüz çıktı. İki kumandan birbirine yaklaştı; öyle ki, Fars safına Müslüman saflarından daha yakın bir noktaya vardılar.
Bunun üzerine Hürmüz atından indi ve eğer yiğitse yerde dövüşmesi için Hâlid’i işaretle davet etti. Hâlid (radıyallâhu anh) meydan okuyuşu kabul etti; o da atından indi ve her ikisi de atlarını kendi ordularına geri gönderdi.
İki ordu, derin bir heyecan ve gerilim içinde bu sahneyi seyre koyuldu:
Müslümanların başkumandanı ile Farsların başkumandanı karşı karşıya… Harp tarihinde nadir görülen bir hâdise. Üstelik çarpışma yaya olarak icra edilecekti; bu da kurtuluş ihtimalini azaltıyor, akıbetin neredeyse kesin olduğunu gösteriyordu.
Ne var ki Hürmüz, mübareze öncesinde bir hile tertiplemişti. En kuvvetli beş süvarisini hazırlamış, çarpışma başlar başlamaz Hâlid’e hücum etmelerini emretmişti.
Kılıçlar tokuşur tokuşmaz Hürmüz işareti verdi. Beş süvari birden Hâlid’e doğru atıldı; maksatları onu ansızın öldürmekti.
O anda Hâlid bin Velîd (radıyallâhu anh) vaziyetin vehametini kavradı. Müslümanlar kendisinden uzaktı; bu süvariler ona ulaşmadan yardım gelmesi neredeyse imkânsızdı.
Lâkin ilâhî inayet yetişti.
Ka‘kā‘ bin Amr et-Temîmî, süvarilerin hareketini fark etti ve bunun bir ihanet teşebbüsü olduğunu derhâl anladı. Atını bir ok gibi sürerek mübareze meydanına daldı.
Kritik anda yetişen Ka‘kā‘, ilk süvariyi öldürdü; ardından ikincisini de kısa sürede yere serdi. Bu esnada bazı Müslüman süvariler de yetişti ve meydan, birden çok ferdî çarpışmanın yaşandığı bir sahaya dönüştü.
Bu hengâmda Hâlid bin Velîd, hileden kurtulduktan sonra yeniden Hürmüz ile çarpışmaya koyuldu. Büyük bir maharet ve sebat gösterdi. Çok geçmeden, Hâlid’in ayakta durduğu; kılıcının ise Fars kumandanı Hürmüz’ün kanıyla ıslandığı görüldü.
Kumandanlarının ölümü Fars ordusunda derin bir sarsıntı doğurdu. Zira onlar, Arapları kendi büyük devletleri ve muntazam orduları karşısında daha aşağı görmeye alışmışlardı. Fakat Hâlid, bu sarsıntının atlatılmasına fırsat vermedi; ordusuna umûmî hücum emrini verdi.
Kumandanın ölümü ve safların karışması sebebiyle Fars ordusu uzun müddet dayanamadı. Safları çözüldü; Müslümanlar ordunun içine nüfuz etti. Neticede “Zâtü’s-Selâsil” muharebesi, tarihin en büyük askerî kumandanlarından biri olan:
“Seyfullâh el-Meslûl” – Hâlid bin Velîd (radıyallâhu anh) kumandasında Müslümanların zaferiyle nihayete erdi.
📚 Kaynaklar:
• Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk – Taberî
• el-Kâmil fi’t-Târîh – İbnü’l-Esîr
• el-Bidâye ve’n-Nihâye – İbn Kesîr
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
30.03.2026 – Üsküdar
تعال معي وتعلّم تاريخك👇
تزوير الحقائق الأصل هو مضيق خالد بن الوليد وليس هرمز
⚔️ خالد بن الوليد ومبارزة تاريخية أمام هرمز
في بدايات الفتح الإسلامي للعراق، التقى جيش المسلمين بجيش الفرس في معركة ذات السلاسل سنة 12 هـ / 633م. وكما كان معتادًا في الحروب آنذاك، خرج القادة أولًا للمبارزة أمام الجيشين.
خرج خالد بن الوليد رضي الله عنه قائد جيش المسلمين، وخرج لملاقاته هرمز قائد جيش الفرس.
اقترب القائدان من بعضهما حتى أصبحا أقرب إلى صفوف الفرس من صفوف المسلمين. ثم نزل هرمز من فرسه، وأشار إلى خالد أن يقاتله على الأرض إن كان بطلًا. فقبل خالد التحدي، ونزل من فرسه كذلك، وأعاد كل منهما فرسه إلى جيشه.
وقف الجيشان يراقبان المشهد في توتر شديد:
قائد المسلمين الأعلى يبارز قائد الفرس الأعلى… وهو أمر نادر في تاريخ الحروب. وكان القتال سيرًا على الأقدام، ما يعني أن النجاة صعبة وأن نهاية أحدهما تكاد تكون حتمية.
لكن هرمز كان قد دبّر خديعة قبل المبارزة؛ إذ جهّز خمسة من فرسانه الأقوياء ليهجموا على خالد مع بداية القتال.
وما إن التحمت السيوف بين القائدين حتى أعطى هرمز الإشارة، فانطلق الفرسان الخمسة نحو خالد يريدون قتله غدرًا.
في تلك اللحظة أدرك خالد رضي الله عنه خطورة الموقف؛ فالمسلمون بعيدون عنه، وهؤلاء الفرسان سيصلون إليه قبل أن يتمكن أحد من نجدته.
لكن العناية الإلهية كانت أقرب.
فقد لمح القعقاع بن عمرو التميمي حركة الفرسان، وأدرك فورًا أنها محاولة للغدر بخالد. فانطلق بفرسه كالسهم نحو ساحة المبارزة.
وصل القعقاع في اللحظة الحاسمة، فقتل أول فارس، ثم لم يمهل الثاني طويلًا حتى أرداه قتيلًا. وفي هذه الأثناء وصل بعض فرسان المسلمين، فتحولت الساحة إلى عدة مبارزات فردية.
أما خالد بن الوليد، فبعد أن نجا من الغدر، عاد إلى مبارزة هرمز، وأظهر مهارة عظيمة في القتال. ولم تمضِ دقائق حتى كان خالد واقفًا وسيفه يقطر بدم قائد الفرس هرمز.
بمقتل قائدهم، أصيب الفرس بصدمة شديدة؛ فقد كانوا يرون العرب أقل شأنًا من دولتهم العظيمة وجيوشهم المنظمة. لكن خالد لم يمنحهم وقتًا ليستفيقوا من الصدمة، فأمر جيشه بالهجوم العام.
وبسبب مقتل القائد واضطراب الصفوف، لم يستطع جيش الفرس الصمود طويلًا، فتفرقت صفوفهم، واخترق المسلمون جيشهم، حتى انتهت المعركة بانتصار المسلمين في معركة ذات السلاسل بقيادة أحد أعظم القادة العسكريين في التاريخ:
سيف الله المسلول – خالد بن الوليد رضي الله عنه.
📚 المصدر:
الطبري، تاريخ الأمم والملوك.
ابن الأثير، الكامل في التاريخ.
ابن كثير، البداية والنهاية.