Mezhepçilik mi, Mezhepsizlik mi?
İran-ABD+İsrail Gerilimi Vesilesiyle Müslümanların Tavrı Üzerine Bir Tahlil
Giriş
İran ile ABD ve İsrail arasında artan gerilim ve savaş, İslâm dünyasında yalnızca siyasî ve askerî bir çatışma olmanın ötesine geçmiş; derin bir ahlâk ve itikad münakaşasını da hararetlendirmiştir.
Müslümanlar arasında iki ana temayül belirgin hâle gelmiştir:
- Bir kesim, İran’ın bilhassa Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’daki siyasetini “zulüm” olarak değerlendirerek nedamet ve ıslah çağrısında bulunmaktadır.
- Diğer bir kesim ise bu tenkitleri mezhepçilik olarak niteleyip İran’a kayıtsız destek verilmesini savunmaktadır.
Bu çalışma, söz konusu ihtilafı İslâm’ın adalet, merhamet ve hakkaniyet ölçüleri çerçevesinde ele almayı; mezhepçilik ile mezhepsizlik arasında sıkışan tartışmaya ilmî, delile dayalı ve mutedil bir zemin kazandırmayı hedeflemektedir. Gaye, hissî tepkilerden uzak, sahih bir bakış açısı ortaya koymaktır.
- Şia, Mezhep ve Mezhepçilik Ayrımı
Şia, İslâm tarihinde siyasî ve itikadî bir damar olarak teşekkül etmiştir. Ancak mezhep ile mezhepçilik aynı şey değildir:
- Mezhep: Dini anlama ve yaşama yoludur.
- Mezhepçilik: Mezhebi siyasî ve ideolojik bir vasıta hâline getirerek diğer Müslümanları dışlama ve tahakküm kurma tavrıdır.
Bu itibarla mezhebe mensubiyet tabiîdir ve meşrudur. Fakat mezhebi tahakküm ve ayrıştırma aracı hâline getirmek, İslâm’ın ruhuna aykırıdır.[1]
- 1979 İran İnkılabı ve Doğan Ümitler
1979 İran İnkılabı, İslâm dünyasında büyük bir heyecan uyandırmış; “Ne Doğu ne Batı” şiarıyla emperyalizme karşı bir diriliş olarak telakki edilmiştir.[2]
Başlangıçta birçok Ehl-i Sünnet mütefekkir de bu inkılabı ümmetin ihyası için mühim bir fırsat olarak görmüştür. Ne var ki zamanla:
- İnkılabın ihracı siyaseti,
- Mezhebî eksenli nüfuz arayışı,
- Vekâlet savaşları
bu ümitleri ciddi surette sarsmıştır. Araştırmalar, “sodûr-i inkılâb” anlayışının bölgede mezhebî ayrışmayı derinleştirdiğini ortaya koymaktadır.
- İran’ın Bölge Siyaseti ve Yöneltilen Tenkitler
İran’ın son kırk yıldaki bölge siyaseti şu başlıklarda temerküz etmiştir:
- Suriye: Esed rejimine askerî ve lojistik destek
- Irak: Şiî karakterli milis yapıların himayesi
- Yemen: Husiler üzerinden nüfuz tesis etme çabası
- Lübnan: Hizbullah vasıtasıyla siyasî ve askerî etki
Bu siyaset “Direniş Hattı” olarak takdim edilse de, geniş bir araştırmacı çevre tarafından mezhebî kutuplaşmayı artırdığı, Mezhepçilik anlayışını yaydığı, sivil kayıpları çoğalttığı ve İslâm dünyasında derin yarılmalara yol açtığı gerekçesiyle tenkit edilmektedir.[3]
“Müslüman ülke” vurgusu, icraatları tek başına meşru kılmaz; zira zulüm, failin kimliğine göre değil, mahiyetine göre değerlendirilir.
- “Mezhepsizlik” İddiası ve Hakikatteki Mahiyeti
Bazı çevreler, İran’a yönelik tenkitleri “mezhepçilik” diye yaftalayarak meseleyi saptırmaktadır. Hâlbuki:
- Mezhepçilik; hak ve adalet ölçüsünü terk ederek bir mezhebi mutlak doğru kabul edip diğerlerini peşinen mahkûm etme tavrıdır.
- “Mezhepçilik yapmayalım” söylemi üzerinden, farkında olarak ya da olmayarak mezhepsizliğin teşvik edilmesi de ayrı bir savrulmadır. Zira mezhepler, İslâm düşüncesinin köklü birikimini temsil eder; inkârı değil, sahih şekilde anlaşılması esastır.
- Yapılan tenkitler, mücerret (soyut) kimliklere değil; müşahhas (somut) siyasî tutum, fiil ve icraatlara yöneliktir.
Dolayısıyla zulme karşı duruş ne mezhepçiliktir ne de mezhepsizlik teşvikine kapı aralamalıdır. Esas olan, her hâlükârda adalet ve hakkaniyet ölçüsünü muhafaza etmektir.
- İslâm’da Adalet ve Merhamet Dengesi
Allah Teâlâ buyurur:
“Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır.” (Mâide, 8)[4]
Bu ilke şu dengeyi tesis eder:
- Mazluma merhamet farzdır.
- Zalime merhamet ise mazluma zulüm olur.
Bu sebeple herhangi bir devlete veya şahsa sırf “Müslüman” olduğu için kayıtsız destek vermek, İslâm’ın adalet ölçüsüyle bağdaşmaz.
- Şuur Sahibi Müslümanın Tavrı
Şuur sahibi Müslüman:
- Mezhebini inkâr etmez,
- Mezhepçiliği savunmaz,
- Zulme karşı sükût etmez,
- Mazlumun yanında yer alır.
Zalim bir Müslümana karşı hakikati söylemek mezhepçilik değil; emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker vazifesidir.[5]
- Nedamet ve Tövbe
İslâm’da tövbe yalnız sözden ibaret değildir; üç esasa dayanır:
1. Günahı terk etmek
2. Samimi nedamet duymak
3. Bozulanı ıslah etmek[6]
Büyük siyasî hatalarda, nedametin ilanı ve mağduriyetlerin telafisi zaruridir.
- Tövbe Olmadan Müsamaha
Tövbe eden affedilir. Lâkin tövbe gerçekleşmemiş ve zulüm devam ediyorsa, gösterilen müsamaha merhamet değil zaaf olur; yeni zulümlerin önünü açar.
- “Şimdi Sırası Değil” Söylemi
Zor zamanlarda nasihat etmeme iddiası İslamî geleneğe aykırıdır. Bilakis musibet ve kriz anları muhasebe ve hakikatin en çok ihtiyaç duyulduğu vakitlerdir. Peygamberlerin tebliğleri de genellikle buhran dönemlerinde olmuştur. Kavimler bazen imtihan için bazen de yaptıkları zulüm sebebi ile çile çeker fatura öderler. İmtihan için çile çekip sabrederek fatura öder; çok az kişiye nasip olan şeref ve ünvan kazanır; yaptıkları zulüm sebebi ile fatura ödeyenler ise günahlarını eritir; tevbe fırsatı bulurlar. Birinciye örnek Gazze, ikinciye örnek İran olup bunu söylemek asla Mezhepçilik değil bilakis İslam kardeşliğinin gereğidir[7]
- Şiî Çevrelerden Yükselen Tenkitler
İran siyasetine yönelik tenkitler yalnız dışarıdan gelmemiştir. Bazı mühim Şiî isimler de bu hususta dikkat çekici tenkitlerde bulunmuştur:
- Şeyh Subhi Tufeyli
- Faize Haşimi Rafsanjani
- Ayetullah Muhammed Kazım Şeriatmedari[8] (Konu ile ilgili Ayrıntı merak edenler alttaki linki tıklayıp ibretlik olayı okuyabilirler)👇https://www.aynamayansiyanlar.com/makalelerim/tercumeler/bir-icazetin-golgesinde-iranin-kaderini-degistiren-adam-ve-hazin-akibeti/
Bu iç tenkitler, meselenin özünün mezhep değil, adalet meselesi olduğunu teyit etmektedir.
- Büyük Güçlerin Rolü
ABD ve İsrail’in mezhebî ayrışmaları istismar ettiği ve vekâlet savaşlarıyla bölgeyi şekillendirmeye çalıştığı bir vakıadır. Bu tenkitleri Mezhepçilik olarak gösterip ihtilaf konusu kılmak da emperyalist bir telkin olabileceğini unutmamak gerekir. Ancak bu durum, yerel aktörlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.[9]
- Netice: Adalet Merkezli Tavır
Doğru tavır şudur:
- Mezhepçilikten uzak durmak,
- Mezhepsizlik savrulmasına kapılmamak,
- Adaleti mihenk taşı kabul etmek, zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almak,
- Kardeşimizde olsa yaptığı zulümden tevbe etmesini hatırlatıp yardımı tebliğe vesile kılmak.
Buna göre:
- Zulüm kimden gelirse gelsin reddedilir,
- Mazlum kim olursa olsun desteklenir,
- Destek ölçülü ve ahlâkî olmalıdır,
- Tövbe ve ıslah olmadan meşruiyet kazanmaz.
Son söz:
“Katil ile mazlum arasında tarafsızlık, zalimin safında yer almaktır.”
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
13 Nisan 2026 – Üsküdar
Dipnotlar
[1] Muhammed Ebu Zehra, İslam’da Siyasi Mezhepler Tarihi; ayrıca Subhi Tufeyli’nin açıklamaları için: Anadolu Ajansı (10 Kasım 2019), Middle East Eye (30 Aralık 2016).
[2] Nikki R. Keddie, Modern Iran: Roots and Results of Revolution.
[3] Vali Nasr, The Shia Revival.
[4] Kur’ân-ı Kerim, Mâide Suresi, 8.
[5] Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn.
[6] Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn.
[7] İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm.
[8] Şeriatmedari, Tufeyli ve Hashemi Rafsanjani’nin beyanları.
[9] Washington Institute raporları (2016) ve ilgili çalışmalar.
ترجمة من التركية إلى العربية: 👇
المذهبية أم عدم التذهب؟
دراسة تحليلية في موقف المسلمين على خلفية التوتر والحرب بين إيران والولايات المتحدة وإسرائيل
المقدمة
تجاوز التوتر والحرب المتصاعدة بين إيران من جهة، والولايات المتحدة وإسرائيل من جهة أخرى، كونه مجرد صراع سياسي وعسكري، ليُشعل في العالم الإسلامي نقاشاً أخلاقياً وعقدياً عميقاً.
وقد تبلور بين المسلمين اتجاهان رئيسيان:
- اتجاه يرى في سياسات إيران، خاصة في سوريا والعراق واليمن ولبنان، ظلماً واضحاً، ويدعو إلى الندم والإصلاح.
- واتجاه آخر يصف هذه الانتقادات بالمذهبية، ويطالب بدعم إيران دعماً مطلقاً غير مشروط.
تهدف هذه الدراسة إلى تناول هذا الخلاف في إطار مقاصد الإسلام في العدل والرحمة والحقانية؛ وتقديم أرضية علمية، دليلية ومعتدلة للنقاش المحصور بين المذهبية وعدم التذهب. الهدف هو طرح رؤية صحيحة بعيدة عن الردود الوجدانية العاطفية.
- التشيع والمذهب والمذهبية
نشأ التشيع في التاريخ الإسلامي كاتجاه سياسي وعقدي. وليس المذهب والمذهبية شيئاً واحداً:
- المذهب: طريقة فهم الدين وممارسته.
- المذهبية: تحويل المذهب إلى أداة سياسية وأيديولوجية لإقصاء بقية المسلمين وفرض الهيمنة.
لذلك فإن الانتماء إلى مذهب أمر طبيعي ومشروع، أما تحويل المذهب إلى أداة للتهميش والتسلط فهو مخالف لروح الإسلام.[1]
- الثورة الإيرانية 1979 والآمال التي أثارتها
أحدثت الثورة الإيرانية عام 1979 حماساً كبيراً في العالم الإسلامي، واعتُبرت بفضل شعار «لا شرقية ولا غربية» انتفاضة ضد الإمبريالية.[2]
في البداية، رأى كثير من مفكري أهل السنة في هذه الثورة فرصة مهمة لإحياء الأمة. غير أن هذه الآمال تعرضت للاهتزاز الشديد مع مرور الزمن بسبب:
- سياسة تصدير الثورة،
- السعي إلى النفوذ على أساس مذهبي،
- حروب الوكالة.
وتشير الدراسات إلى أن مفهوم «تصدير الثورة» ساهم في تعميق الانقسام المذهبي في المنطقة.
- السياسة الإقليمية الإيرانية والانتقادات الموجهة إليها
تركزت السياسة الإقليمية الإيرانية خلال الأربعين سنة الماضية في المجالات التالية:
- سوريا: الدعم العسكري واللوجستي لنظام الأسد،
- العراق: رعاية الميليشيات ذات الطابع الشيعي،
- اليمن: محاولة بناء النفوذ عبر الحوثيين،
- لبنان: التأثير السياسي والعسكري عبر حزب الله.
ورغم تقديم هذه السياسات تحت عنوان «خط المقاومة»، إلا أن قطاعاً واسعاً من الباحثين ينتقدها لأنها زادت الاستقطاب المذهبي، ونشرت ثقافة المذهبية، ورفعت حجم الخسائر المدنية، وأحدثت انشقاقات عميقة في العالم الإسلامي.[3]
إن التأكيد على «دولة مسلمة» لا يكفي وحده لتبرير السياسات؛ فالظلم يُقاس بماهيته لا بهوية فاعله.
- دعوى «عدم التذهب» وحقيقتها
يحاول بعض الأوساط تشويه الانتقادات الموجهة إلى إيران بوصفها «مذهبية». بينما:
- المذهبية هي التخلي عن معيار الحق والعدل، واعتبار مذهب معين مطلق الصواب، وإدانة الآخرين مسبقاً.
- أما الترويج لـ«عدم التذهب» تحت شعار «لا نريد مذهبية» فهو انحراف آخر. فالمذاهب تمثل تراثاً فكرياً إسلامياً غنياً، والمطلوب هو فهمها الصحيح لا إنكارها.
- والانتقادات المقصودة موجهة إلى مواقف وسياسات وأفعال ملموسة، لا إلى الهويات المجردة.
لذلك فإن الوقوف ضد الظلم ليس مذهبية، ولا ينبغي أن يكون مدخلاً للدعوة إلى عدم التذهب. الأساس هو الحفاظ على ميزان العدل والحقانية في كل ظرف.
- العدل والرحمة في الإسلام
قال الله تعالى:
﴿وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى﴾ (المائدة: 8)[4]
هذا المبدأ يؤسس للتوازن التالي:
- الرحمة بالمظلوم فرض،
- والرحمة بالظالم على حساب المظلوم تتحول إلى ظلم.
لذلك فإن تقديم الدعم المطلق لأي دولة أو شخص لمجرد أنه «مسلم» لا يتفق مع ميزان العدل الإسلامي.
- موقف المسلم الواعي
المسلم الواعي:
- لا ينكر مذهبه،
- لا يدافع عن المذهبية،
- لا يسكت أمام الظلم،
- ويقف إلى جانب المظلوم.
إن قول الحق أمام مسلم ظالم ليس مذهبية، بل هو أداء لواجب الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر.[5]
- الندم والتوبة
التوبة في الإسلام ليست مجرد كلام؛ إنها تقوم على ثلاثة أسس:
1. ترك الذنب،
2. الندم الصادق،
3. إصلاح ما أفسد.[6]
وفي الأخطاء السياسية الكبرى، يجب إعلان الندم وتعويض الضرر.
- المسامحة بدون توبة
التائب يُعفى عنه. أما إذا لم تحصل التوبة واستمر الظلم، فإن المسامحة تصبح ضعفاً يفتح الباب لمزيد من الظلم.
- مقولة «ليس هذا وقته»
ادعاء أن وقت المصائب ليس وقت النصيحة يخالف السنة النبوية. بل إن أوقات المصائب والأزمات هي بالذات أوقات المحاسبة والحقيقة. وقد جاءت رسالات الأنبياء غالباً في مثل هذه الأزمات.[7]
الأمم تُبتلى أحياناً اختباراً، وأحياناً بسبب ظلمها فتدفع الثمن. من يصبر على الابتلاء ينال شرفاً ومقاماً، ومن يدفع ثمن ظلمه يمحو سيئاته ويجد فرصة للتوبة. ومثال الأول غزة، ومثال الثاني بعض سياسات إيران. قول هذا ليس مذهبية، بل هو من مقتضيات الأخوة الإسلامية.
- انتقادات من داخل الأوساط الشيعية
لم تأتِ الانتقادات للسياسة الإيرانية من الخارج فقط، بل صدرت أيضاً من شخصيات شيعية بارزة:
- الشيخ صبحي الطفيلي
- فائزة هاشمي رفسنجاني
- آية الله محمد كاظم شريعتمداري[8]
- (لِمَن يَرْغَبُ في التَّفاصيلِ حولَ هذا الموضوع، يُمكِنُهُ الضَّغطُ على الرّابطِ أدناه وقراءةُ هذه الحادثةِ المُعبِّرةِ للعِبرة) 👇
- https://www.aynamayansiyanlar.com/makalelerim/tercumeler/bir-icazetin-golgesinde-iranin-kaderini-degistiren-adam-ve-hazin-akibeti/
هذه الانتقادات الداخلية تؤكد أن جوهر المسألة ليس مذهبياً، بل هو قضية عدل.
- دور القوى الكبرى
من المعلوم أن أمريكا وإسرائيل تستغلان الانقسامات المذهبية وتشكلان المنطقة عبر حروب الوكالة. ووصم كل نقد بالمذهبية قد يكون في حد ذاته تلقيناً إمبريالياً. ومع ذلك، فإن هذا لا يلغي مسؤولية الفاعلين المحليين عن أفعالهم.[9]
- الخاتمة: موقف يركز على العدل
الموقف الصحيح هو:
- الابتعاد عن المذهبية،
- عدم الوقوع في تيار عدم التذهب،
- اتخاذ العدل ميزاناً، والوقوف إلى جانب المظلوم، ومواجهة الظالم،
- تذكير الأخ بالتوبة من ظلمه وجعل المساعدة وسيلة للتبليغ.
وبناءً عليه:
- يُرفض الظلم مهما كان مصدره،
- يُناصر المظلوم أياً كان،
- يكون الدعم محدوداً وأخلاقياً،
- ولا تُمنح الشرعية بدون توبة وإصلاح حقيقيين.
الكلمة الأخيرة:
«الحياد بين القاتل والمظلوم هو وقوف في صف القتّال.»
أعده: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
13 نيسان (أبريل) 2026 – أوسكودار
الهوامش
[1] محمد أبو زهرة، تاريخ المذاهب السياسية في الإسلام؛ وتصريحات صبحي الطفيلي: وكالة الأناضول (10 نوفمبر 2019)، Middle East Eye (30 ديسمبر 2016).
[2] Nikki R. Keddie, Modern Iran: Roots and Results of Revolution.
[3] Vali Nasr, The Shia Revival.
[4] القرآن الكريم، سورة المائدة، الآية 8.
[5] النووي، رياض الصالحين.
[6] الغزالي، إحياء علوم الدين.
[7] ابن كثير، تفسير القرآن العظيم.
[8] تصريحات شريعتمداري والطفيلي وفائزة هاشمي.
[9] تقارير معهد واشنطن (2016) ودراسات أكاديمية أخرى.