Cehalet Macunu: Mezhepli ile Mezhepçiyi Ayıramayan Zihniyet

Mezhepçiliğe Karşı Dururken Mezhepçilik Yapmamanın Zarureti Üzerine Bir İnceleme

Özet

Günümüz İslam dünyasında mezhep merkezli gerilimler ümmet birliğini tehdit eden önemli meselelerden biri hâline gelmiştir. Bu gerilimlerin önemli bir kısmı, mezhebe bağlılık ile mezhep taassubu arasındaki farkın doğru kavranmamasından doğmaktadır. Mezhep, İslam ilminin asırlar boyunca oluşmuş ictihad mirasını temsil eden meşru bir ilim yoludur. Buna karşılık mezhepçilik, cehaletin, kör bağlılığın ve ayrımcı zihniyetin ortaya çıkardığı marazi bir hâlidir.

Bu çalışmada mezhep, mezheplilik ve mezhepçilik kavramları ilmî ve tarihî çerçevede ele alınmakta; mezhepçiliğe karşı duruşun hangi şartlarda mezhepçiliğe dönüşebileceği incelenmektedir.
Çalışmanın temel tezi şudur: Mezhepçiliğe karşı çıktığını söyleyen fakat mezhepçileri himaye eden, zulümlerini mazur gösteren veya görmezden gelen tavır, mezhepçiliğin en sinsi ve en tehlikeli biçimini üretmektedir.

Makale ayrıca tarih boyunca mezhep çatışmalarının siyasî araç hâline getirilmesini ele almakta ve güncel İran tartışması üzerinden mezhepçilik tuzağını analiz etmektedir. Sonuç olarak, İslam düşüncesinde adalet ve mazlumiyet ölçüsünün mezhep kimliğinden bağımsız olduğu vurgulanmakta; mezhep farklılıklarının ümmet içinde ilim zenginliği olarak görülmesi gerektiği ortaya konmaktadır.

1. Giriş

İslam dünyasında mezhep meselesi asırlardır doğru kavranamayan bir konu olagelmiştir. Bir tarafta mezhebi bütünüyle reddederek İslam ilminin asırlık birikimini yok sayan yaklaşımlar ortaya çıkmakta; diğer tarafta mezhep kimliği siyasî ve içtimaî çatışmanın aracı hâline getirilmektedir.

Bu iki yaklaşımın ortak noktası, mezhep ile mezhepçilik arasındaki farkın gözden kaçırılmasıdır.

Mezhep, İslam ilminin asırlık usul ve metot birikimini temsil eder; oysa mezhepçilik, ilmin yerini cehaletin, adaletin yerini taassubun aldığı bir zihniyet olarak zuhur eder.

Bugün en büyük yanılgılardan biri şudur: Mezhepçiliğe karşı çıktığını söyleyen bazı çevreler, mezhepçileri koruyarak veya onların zulmünü mazur göstererek farkında olmadan mezhepçiliğin en tehlikeli biçimini üretmektedir. Bu tavır, karşıtlık kisvesi altında mezhep taassubunu sürdürmekte ve fitneyi büyütmektedir.[^1]

Bu çalışmanın amacı şu sorulara cevap aramaktır:
• Mezhep ile mezhepçilik arasındaki fark nedir?
• Mezhepçiliğe karşı duruş hangi noktada mezhepçiliğe dönüşür?
• İslam düşüncesinde mazlumun yanında durmanın ölçüsü nedir?
• Modern politika mezhep tartışmalarını nasıl araç hâline getirmektedir?

2. Nazari Çerçeve: Mezhep, Mezheplilik ve Mezhepçilik Analizi

2.1 Mezhep Kavramı

Mezhep, Kur’ân ve Sünnet’ten hüküm çıkarma metodudur. İslam tarihinde bu metodlar farklı ictihad ekolleri şeklinde gelişmiştir. En yaygın kabul gören fıkıh ekolleri şunlardır:
• Hanefî Mezhebi
• Mâlikî Mezhebi
• Şâfiî Mezhebi
• Hanbelî Mezhebi

Bu mezhepler, İslam hukukunun farklı coğrafya ve şartlar içinde düzenli biçimde uygulanmasını sağlayan ilmî mirası temsil eder.

Âlimlerin ihtilafı İslam ilim geleneğinde çoğu zaman rahmet olarak görülmüş ve ictihad zenginliği olarak değerlendirilmiştir.[^2]

2.2 Mezhebe İntisabın Meşruiyeti

Şuurlu Müslüman mezheplidir. Çünkü mezhep:
• ilmî bir usul sunar,
• hüküm çıkarma disiplinini korur,
• keyfî yorumların önünü kapatır.

Gazâlî ve İbn Teymiyye gibi birçok âlim, mezhebe bağlılığın dinî hayatın düzen içinde yaşanması için tabiî bir yol olduğunu belirtmiştir.[^3]

Dolayısıyla mezheplilik, dinin yaşanmasında meşru ve gerekli bir bağlılıktır.

2.3 Mezhepçilik

Mezhepçilik ise mezhebi hak arama yolu olmaktan çıkarıp kimlik çatışmasına dönüştürmektir.

Başlıca belirtileri şunlardır:
• kendi mezhebini mutlak hak görmek
• diğer mezhepleri dışlamak
• mezhebi politik rekabet aracı hâline getirmek

Mehmet Ali Büyükkara mezhepçiliği şöyle tanımlar:

“Kendinden olmayanı sapkın ilan ederek sosyal ve politik ayrımcılık üretmek.”[^4]

Bu hâl, ilmî bir yaklaşım değil; cehalet ve taassubun ürünüdür.

Cehaletin mezhebi yoktur; fakat körlüğü ve taassubu vardır.

3. Mezhepçilik ve Asabiyet

İslam düşüncesinde mezhepçilik çoğu zaman asabiyetin dinî biçimi olarak değerlendirilir.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Asabiyet üzere savaşan bizden değildir.”[^5]

Bu hadis, kabile, soy veya mezhep temelli kör bağlılıkların İslam ahlakıyla bağdaşmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

4. Tarih Boyunca Mezhep Çatışmaları

4.1 Abbasî Dönemi

Abbâsî döneminde fıkıh ekolleri arasında ilmî tartışmalar yaygın olmakla birlikte bu tartışmalar umumiyetle ilmî çerçevede kalmıştır. Ancak siyasî güç mücadeleleri zaman zaman mezhep farklılıklarını derinleştirmiştir.

4.2 Safevî–Osmanlı Gerilimi
16. yüzyılda Safevî Devleti’nin Şiiliği resmî mezhep hâline getirmesi, Osmanlı ile olan siyasî rekabeti mezhep boyutuna taşımıştır.

Bu çatışma çoğu zaman mezhep farklılığından ziyade siyasî nüfuz mücadelesi olarak ortaya çıkmıştır.[^6]

4.3 Modern Dönem

Modern çağda devletler mezhep kimliğini propaganda ve jeopolitik rekabet aracı olarak kullanmaktadır. Bu durum, mezhep farklılıklarını politik gerilimlerin merkezine yerleştirmiştir.

5. Mezhepçilikle Mücadelede Tezat 

Bu çalışmanın en mühim tespiti bu bölümde ortaya çıkmaktadır. Mezhepçiliğe karşı olduğunu ileri süren bazı kimseler, mezhepçileri himaye ederek yahut onların işlediği zulmü görmezden gelerek mezhepçiliğin en sinsi biçimini üretmektedir. Böylece mezhepçilik yalnız açık bir tavır olarak değil, farklı görünümler altında da varlığını sürdürebilmektedir. Bu durum başlıca üç şekilde ortaya çıkar:
1. Açık mezhepçilik
2. Mezhepsiz görünerek mezhepçilik yapmak
3. Mezhepçiliğe karşı olduğunu söyleyip mezhepçileri korumak

Bu tavırlar içinde en tehlikelisi üçüncüsüdür. Zira bu yaklaşım, mezhepçiliği sözde reddederken fiilen onun devamını temin eder. Böylece kişi, farkında olsun yahut olmasın, mezhepçiliğin en sinsi ve en gizli biçimini üretmiş olur.[^7]

Bu noktada şu hakikatin açıkça ifade edilmesi gerekir: Mezhepçilikten kaçınmak, zulmü görmezden gelmek değildir. Bir mezhep yahut siyasî aidiyet sebebiyle ortaya çıkan haksızlıkları fark etmemek veya bunları dile getirip tenkit etmekten kaçınmak, mezhepçiliğin örtük bir biçimine dönüşebilir. Nitekim İran’ın Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan’da gerçekleştirdiği zulüm ve haksızlıkları görmezden gelmek yahut bunları gündeme getirip tenkit etmemek, mezhepçilikten uzak durmak değil; bilakis mezhepçi bir tavrın başka bir tezahürüdür.

Buna karşılık Allah’ın kullarına ve kavimlerine asla zulmetmeyeceğini hatırlatarak İran’ın yaptığı hataları ve işlediği zulümleri zikretmek, zamanını ve zeminini gözetmek şartıyla mezhepçilik değildir ve olamaz. Aksine bu tavır, İslâm ahlâkının temel esaslarından biri olan emr-i bi’l-ma‘rûf vazifesinin bir gereğidir. Nitekim deprem gibi büyük musibetlerden zarar gören Ehli Sünnet mensuplarının kendi aralarında birbirlerine günahları terk etmeyi, hatalardan dönüp tevbe etmeyi ve hâllerini ıslah etmeyi hatırlatmaları da aynı sorumluluk şuurunun bir tezahürüdür. Zira yerinde ve hikmetle yapılan ikaz, fert ve cemiyet hayatında ıslahın mühim bir vasıtasıdır.

Dolayısıyla mezhepçiliğe karşı dururken dile getirilen her tenkit ve hatırlatma, zaman ve zemin gözetildiğinde nazarî çerçevenin içinde kalmakta ve mezhepçilikle mücadelede ortaya çıkan bu tezatın bertaraf edilmesine hizmet etmektedir.[^8]

6. Güncel Örnek: İran Tartışması

Bugün İran etrafında yürütülen tartışmaların önemli bir kısmı mezhep eksenine indirgenmektedir.

Bir devletin politikası tenkit edilebilir. Ancak tenkidi mezhep düşmanlığına dönüştürmek mezhepçiliğin başka bir biçimidir.

Zalimin zulmüne karşı çıkmayı onun mezhebine karşı çıkmak gibi göstermek de aynı şekilde mezhepçilik üretmektedir.

Dolayısıyla ölçü mezhep değil adalet olmalıdır.

7. Mazlumun Yanında Durmak

İslam’ın temel ilkelerinden biri mazlumun yanında durmaktır.

Mazlum:
• Sünnî olabilir
• Şiî olabilir
• hatta Yahudi olabilir

Mazlumun yardım görmesi onun mezhebine bağlı değildir.

Adalet mezhebe göre değişmez.[^9]

8. Sonuç

Bu incelemeden şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:
1. Mezhep, İslam ilminin köklü mirasıdır.
2. Mezhepçilik cehalet ve taassubun ürünüdür.
3. Mezhepçiliğe karşı dururken mezhepçileri korumak mezhepçiliğin en sinsi biçimini üretir.
4. Mezhepçiliğe karşı durmak mezhepçilik değil adaletin gereğidir.
5. Müslümanın ölçüsü mezhep değil hak ve adalettir.

Son söz olarak şunu söylemek mümkündür:

Şuurlu Müslüman mezheplidir; fakat mezhepçi değildir.
Mezhepçiliğe karşı dururken de mezhepçiliğin hiçbir biçimini himaye etmez.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
06 Mart 2026 – Üsküdar

Kaynakça
[^1]: Mehmet Ali Büyükkara, “Mezhep ve Mezhepçilik”, İlahiyat Akademi Dergisi, sayı 5 (2017), s. 1-10.
[^2]: Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ; ayrıca bkz. Buhârî, el-Câmiʿu’s-Sahîh, Kitâbü’l-İlim.
[^3]: Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn; İbn Teymiyye, Mecmûʿu’l-Fetâvâ.
[^4]: Büyükkara, a.g.m., s. 6-8.
[^5]: Buhârî, el-Câmiʿu’s-Sahîh, Kitâbü’l-Fiten, hadis no: 7094.
[^6]: Safevî-Osmanlı ilişkileri üzerine bkz. Hakan M. Eravcı, Osmanlı-Safevî İlişkileri.
[^7]: Büyükkara, a.g.m., s. 9.
[^8]: Mezhepçiliğe karşı dururken yapılacak her eleştiri ve uyarının, zaman ve zemin seçimine dikkat edildiğinde mezhepçilik sayılmayacağı ve bu eylemin emri bil maruf görevi kapsamında değerlendirileceği hususu, nazari ve felsefi açıdan önemlidir.
[^9]: Buhârî, el-Câmiʿu’s-Sahîh, Kitâbü’l-İman.

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

عجينة الجهل: الذهنية التي تعجز عن التمييز بين التمذهب والتعصب المذهبي

دراسة في ضرورة عدم الوقوع في التعصب المذهبي أثناء مقاومته

الملخص

أصبحت التوترات المذهبية في العالم الإسلامي المعاصر من القضايا التي تهدد وحدة الأمة. ويرجع جزء كبير من هذه التوترات إلى الخلط بين الانتماء المشروع إلى المذهب الفقهي وبين التعصب المذهبي القائم على العصبية والتمييز.

فالانتماء إلى المذهب يمثل طريقاً علمياً مشروعاً نشأ عبر قرون من الاجتهاد الفقهي في إطار القرآن الكريم والسنة النبوية. أما التعصب المذهبي فهو حالة مرضية تنتج عن الجهل والانغلاق الفكري وتحويل المذهب إلى أداة صراع وهويّة متعصبة.

تهدف هذه الدراسة إلى تحليل مفاهيم المذهب والتمذهب والتعصب المذهبي في إطارها المفهومي والتاريخي، كما تبحث في المفارقة الخطيرة التي تظهر عندما يدّعي بعضهم معارضة التعصب المذهبي، بينما يقوم في الواقع بحماية المتعصبين المذهبيين أو تبرير ظلمهم أو التغاضي عنه. إن مثل هذا السلوك لا يقاوم التعصب، بل ينتج أخطر صوره دهاءً وخفاءً.

كما تتناول الدراسة توظيف الصراعات المذهبية في التاريخ الإسلامي، وتحلل نموذج النقاش الدائر حول إيران في العصر الراهن بوصفه مثالاً معاصراً لاستغلال الانقسام المذهبي في الصراعات السياسية. وتخلص الدراسة إلى أن معيار العدالة في الإسلام لا يرتبط بالانتماء المذهبي، بل يقوم على نصرة المظلوم ومقاومة الظلم أياً كان مصدره.

  1. المقدمة

ظلّ موضوع المذهب في العالم الإسلامي عبر العصور من القضايا التي يساء فهمها كثيراً. فهناك اتجاه يرفض المذاهب الفقهية جملةً، متجاهلاً بذلك التراث العلمي الذي تشكّل عبر قرون من الاجتهاد. وفي المقابل، هناك اتجاه آخر يحوّل الانتماء المذهبي إلى أداة صراع سياسي واجتماعي.

ويشترك هذان الاتجاهان في خطأ واحد، وهو عدم التمييز بين المذهب والتعصب المذهبي.

فالمذهب يمثل منهجاً علمياً في فهم النصوص الشرعية واستنباط الأحكام منها. أما التعصب المذهبي فهو حالة تتحول فيها الرابطة المذهبية إلى عصبية مغلقة تحجب العدل وتثير الفتنة.

ومن أخطر الأخطاء المعاصرة أن بعض من يعلنون معارضة التعصب المذهبي يمارسون في الواقع نوعاً آخر منه؛ إذ يقومون بحماية المتعصبين المذهبيين أو تبرير ظلمهم أو التغاضي عنه. وهكذا يتحول الادعاء بمحاربة التعصب إلى غطاء يستمر من خلاله التعصب في أكثر صوره مكراً وخفاءً.[^1]

وتهدف هذه الدراسة إلى الإجابة عن الأسئلة التالية:
• ما الفرق بين المذهب والتعصب المذهبي؟
• متى يتحول الموقف المعارض للتعصب إلى تعصب جديد؟
• ما معيار نصرة المظلوم في الفكر الإسلامي؟
• كيف تستغل السياسة المعاصرة الانقسامات المذهبية؟

  1. الإطار المفهومي: المذهب والتمذهب والتعصب المذهبي

2.1 مفهوم المذهب

المذهب في الاصطلاح الفقهي هو منهج في استنباط الأحكام الشرعية من القرآن الكريم والسنة النبوية. وقد تطورت في التاريخ الإسلامي مدارس فقهية متعددة نتيجة لاجتهاد العلماء في فهم النصوص الشرعية.

ومن أبرز هذه المدارس:
• المذهب الحنفي
• المذهب المالكي
• المذهب الشافعي
• المذهب الحنبلي

وقد شكّلت هذه المذاهب الإطار العلمي الذي حافظ على انتظام الفقه الإسلامي عبر العصور.

وقد اعتبر كثير من العلماء اختلاف الفقهاء نوعاً من الرحمة والسعة في الشريعة الإسلامية.[^2]

2.2 مشروعية الانتساب إلى المذهب

إن المسلم الواعي يكون منتسباً إلى مذهب فقهي؛ لأن المذهب يوفر منهجاً علمياً منضبطاً لفهم النصوص الشرعية ويمنع التفسيرات العشوائية للأحكام.

وقد أكد علماء كبار مثل الإمام الغزالي وابن تيمية أن الانتساب إلى المذهب الفقهي يعد طريقاً طبيعياً لتنظيم الحياة الدينية للمسلمين.[^3]

وعليه فإن التمذهب ليس تعصباً، بل هو التزام بمنهج علمي متوارث في الفقه الإسلامي.

2.3 التعصب المذهبي

أما التعصب المذهبي فهو تحويل المذهب من منهج علمي إلى أداة صراع وهوية مغلقة.

ومن مظاهره:
• اعتبار المذهب الخاص هو الحق المطلق
• إقصاء المذاهب الأخرى أو تكفيرها
• توظيف الانتماء المذهبي في الصراعات السياسية

ويعرّف محمد علي بيوك قرة التعصب المذهبي بأنه:

“إعلان من يخالفنا ضالاً وإنتاج تمييز اجتماعي وسياسي ضده”.[^4]

وهذه الحالة ليست منهجاً علمياً، بل نتيجة مباشرة للجهل والانغلاق الفكري.

فالجهل لا مذهب له؛ ولكن له عمى وتعصب.

  1. التعصب المذهبي والعصبية

في الفكر الإسلامي يعد التعصب المذهبي شكلاً من أشكال العصبية.

وقد قال النبي ﷺ:

«من قاتل تحت راية عمية يدعو عصبية فقتل فقتلته جاهلية».[^5]

وهذا الحديث يبين أن العصبية – سواء كانت قبلية أو مذهبية – تتعارض مع القيم الإسلامية القائمة على العدل والحق.

  1. الصراعات المذهبية عبر التاريخ

4.1 العصر العباسي

شهد العصر العباسي ازدهار المدارس الفقهية، وكان الاختلاف بينها في الغالب اختلافاً علمياً مشروعاً. إلا أن الصراعات السياسية في بعض الفترات ساهمت في تأجيج التوترات المذهبية.

4.2 الصراع الصفوي العثماني

في القرن السادس عشر أدى إعلان الدولة الصفوية للمذهب الشيعي مذهباً رسمياً إلى إدخال البعد المذهبي في الصراع السياسي بينها وبين الدولة العثمانية.

غير أن هذا الصراع كان في جوهره صراعاً سياسياً على النفوذ أكثر منه صراعاً عقائدياً.[^6]

4.3 العصر الحديث

في العصر الحديث أصبحت الهويات المذهبية في كثير من الأحيان أدوات في الصراعات السياسية والإقليمية.

  1. مفارقة مقاومة التعصب المذهبي

تتجلّى أهم نتيجة في هذا البحث في هذا القسم. فبعض الذين يزعمون معارضة الطائفية يقومون بحماية الطائفيين أو التغاضي عن ظلمهم، وبذلك يُنتجون أخطر صور الطائفية وأكثرها خفاءً. وهكذا لا تظهر الطائفية دائماً في صورة صريحة، بل قد تستمر تحت صور مختلفة. ويمكن ملاحظة ذلك في ثلاثة أشكال رئيسة:
1. الطائفية الصريحة
2. ممارسة الطائفية مع التظاهر بعدم الانتماء المذهبي
3. الادعاء بمعارضة الطائفية مع حماية الطائفيين

وأخطر هذه المواقف هو الثالث؛ لأنه يرفض الطائفية في الظاهر بينما يضمن استمرارها في الواقع. وبهذا يكون المرء قد أسهم، عن قصد أو غير قصد، في إنتاج أخفى صور الطائفية وأكثرها مكرًا.[^7]

وهنا ينبغي تقرير حقيقة واضحة: إن تجنب الطائفية لا يعني التغاضي عن الظلم. فإن عدم الانتباه إلى المظالم التي تقع بدافع الانتماء المذهبي أو السياسي، أو الامتناع عن ذكرها وانتقادها، قد يتحول إلى صورة مستترة من الطائفية. ومن ثم فإن التغاضي عن الظلم والانتهاكات التي ارتكبتها إيران في العراق وسوريا واليمن ولبنان، أو الامتناع عن طرحها موضع النقد، ليس تجنباً للطائفية؛ بل هو في حقيقته مظهر آخر من مظاهرها.

وفي المقابل، فإن تذكير الناس بأن الله لا يظلم عباده ولا الأقوام، وذكر الأخطاء والظلم الذي ارتكبته إيران، مع مراعاة اختيار الوقت والظرف المناسبين، لا يُعدّ طائفية ولا يمكن أن يكون كذلك. بل إن هذا الموقف يُعدّ من مقتضيات مبدأٍ راسخ في الأخلاق الإسلامية، وهو الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر. وكما أن أبناء أهل السنة الذين تضرروا من الكوارث الكبرى كالزلازل يذكّر بعضهم بعضاً بترك الذنوب والرجوع عنها بالتوبة وإصلاح الحال، فإن هذا أيضاً مظهر من مظاهر الشعور بالمسؤولية. إذ إن النصح إذا قُدِّم في موضعه وبحكمة، كان وسيلة مهمة للإصلاح في حياة الأفراد والمجتمع.

وعليه، فإن كل نقدٍ أو تذكير يُطرح في سياق مواجهة الطائفية، إذا روعي فيه اختيار الزمان والمكان المناسبين، يبقى ضمن الإطار النظري لهذا البحث ويسهم في دفع هذا التناقض الذي قد يظهر عند مكافحة الطائفية.[^8]

6. مثال معاصر: الجدل حول إيران

تشهد النقاشات المعاصرة حول إيران كثيراً من الاختزال المذهبي.

فالدفاع عن دولة ما أو معارضتها قد يتحول إلى موقف مذهبي متعصب إذا بني على الانتماء المذهبي لا على معيار العدل.

إن نقد سياسات دولة ما أمر مشروع، لكن تحويل النقد السياسي إلى عداء مذهبي يؤدي إلى إنتاج تعصب جديد.

  1. نصرة المظلوم في الإسلام

إن المعيار الأساسي في الإسلام هو العدل.

فالمظلوم قد يكون:
• سنياً
• شيعياً
• أو حتى يهودياً

ونصرة المظلوم لا تتوقف على انتمائه الديني أو المذهبي.

[^9]فالعدل في الإسلام قيمة مطلقة لا تتغير بتغير الهويات

  1. الخاتمة

تصل هذه الدراسة إلى النتائج الآتية:
1. المذهب يمثل تراثاً علمياً راسخاً في الفقه الإسلامي.
2. التعصب المذهبي نتاج للجهل والعصبية.
3. حماية المتعصبين أثناء ادعاء معارضة التعصب تعد أخطر أشكال التعصب المذهبي.
4. مقاومة التعصب المذهبي ليست تعصباً، بل هي دفاع عن العدل.
5. معيار المسلم في مواقفه يجب أن يكون الحق والعدل لا الانتماء المذهبي.

وخلاصة القول:

إن المسلم الواعي قد يكون متمذهباً، لكنه لا يكون متعصباً. كما أنه حين يقاوم التعصب المذهبي لا يسمح بوجود أي صورة من صوره.

إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
6 مارس 2026 – أوسكودار

المصادر
[^1]: Mehmet Ali Büyükkara، “Mezhep ve Mezhepçilik”، İlahiyat Akademi Dergisi، العدد 5 (2017)، ص 1–10.
[^2]: البيهقي، السنن الكبرى؛ وانظر كذلك: البخاري، الجامع الصحيح، كتاب العلم.
[^3]: الغزالي، إحياء علوم الدين؛ ابن تيمية، مجموع الفتاوى.
[^4]: Büyükkara، مرجع سابق، ص 6–8.
[^5]: البخاري، الجامع الصحيح، كتاب الفتن، حديث رقم 7094.
[^6]: Hakan M. Eravcı، Osmanlı-Safevî İlişkileri.
[^7]: Büyükkara، مرجع سابق، ص 9.
[^8]: إن أي نقد أو تذكير يُقدَّم أثناء مواجهة الطائفية، مع مراعاة اختيار الوقت والمكان المناسبين، لا يُعدّ طائفية، بل يُعدّ من واجبات الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر. وهذه المسألة ذات أهمية من الناحية النظرية والفلسفية.
[^9]: البخاري، الجامع الصحيح، كتاب الإيمان.