Gazze’de Kefili Olduğumuz 200 Yetim Velisine Yazdığım Mektup
Aziz kardeşlerim,
Hepinizi Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum.
Gazze halkı bugün dünyaya ait her şeyini yitirmiş olabilir; lâkin imanına, hürriyetine ve yurduna sımsıkı sarılmaktan vazgeçirilemedi.
Evleri yerle bir edildi, malları yağmalandı, şehirleri viraneye çevrildi; ne var ki izzetleri sarsılmadı, şerefleri çiğnenemedi, başları asla eğilemedi.
Dünya insanlığının bütünüyle zillet ve çözülme yaşadığı bir dönemde, Gazze halkı izzeti yaşadı; hâlâ da yaşamaya devam ediyor.
Bugün nice insanlar bolluk ve rahatlık içinde olabilir;
fakat kalpleri yıkık, ruhları esirdir.
Siz ise aile reisini, evinizin direğini kaybetmiş olsanız da, dünyada yetimliği ve yokluğu tatmış olsanız da, pek çok insan size hayranlık ve gıptayla bakıyor.
Çünkü siz, izzetin ve onurun ne olduğunu bütün dünyaya gösterdiniz; hatta bunu fiilen öğrettiniz.
Bundan daha önemlisi şudur:
Allah Teâlâ sizleri bizzat himayesine aldı ve sizi yalnız bırakmadı.
Bizi de sizlere hizmetçi ve yardımcı kıldı.
Bu ağır imtihan sadece bir acı değildir;
aynı zamanda büyük bir şereftir.
Ahirette peygamberlerle, salihlerle ve şehitlerle beraber olma umudunun kapısını aralayan bir şereftir.
Şehadeti tatmış yakınlarınızın, ahirette size şefaatçi olacağına olan iman, insana hayata tutunma gücü, dirayet ve metanet verir.
Bu duygunun kıymetini ancak onu yaşayan bilir.
Biz sizden özellikle şunu istirham ediyoruz:
Bütün gücünüzle çocuklarınıza İslâm’ı öğretin; İslâm’ı onların hayatında diri tutun.
Kalplerine imanı, ahlakı ve izzeti yerleştirin.
Çünkü bu çocuklar sadece sizin evlatlarınız değil,
aynı zamanda bu ümmetin yarınlarıdır.
Bilin ki biz daima yanınızda olacağız ve sizi asla yalnız bırakmayacağız.
Şunu da açık ve samimi bir şekilde ifade etmek isterim:
Eğer ilkokuldan sonra çocuklarınızın eğitimlerini Türkiye’de sürdürmelerini arzu ederseniz, medreselerimiz ve eğitim müesseselerimiz
maddi ve manevi olarak hizmetinize hazırdır.
Çocuklarınızı bir emanet bilinciyle sahiplenmeyi,
onları kendi evlatlarımız gibi gözetmeyi kendimiz için bir şeref sayarız.
Hatta istenirse hocalarını dahi Gazze’den seçip getirmeyi bizim için ayrı bir izzet vesilesi kabul ederiz.
Bugün, Allah’ın izni ve hayır sahiplerinin desteğiyle,
Gazze’deki iki yüz yetimin zaruri ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ediyoruz.
Bu, büyük bir fedakârlık sayılmayabilir; fakat kardeşliğin gereğidir, vefanın icabıdır.
Bu, “acınızı hissediyoruz” demenin sözle değil, fiille ifadesidir.
Gelin, bu emaneti birlikte taşıyalım.
Biz imkânımız nispetinde vermeye devam edelim,
siz izzetinizle direnmeye devam edin.
Biz desteği sürdürelim,
siz onuru ayakta tutun.
Çünkü bu bağ sadece dünyaya ait bir bağ değildir;
ahirete uzanan, kopmayan bir kardeşliktir.
Yüce Allah’tan niyazımız şudur:
Sizleri muhafaza etmesi,
çocuklarınızı salih kullarından kılması, yaralılarınıza şifa vermesi, şehitlerinizi rahmetiyle kuşatması ve bu sabrı hepimiz için kurtuluşa vesile kılmasıdır.
Hepinizi tekrar Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum.
Hayır Ortaklığı Adına: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
10.02.2026 – Üsküdar
ترجمة من التركية إلى العربية:👇
أُمَّهَاتُ غَزَّةَ الْكَرِيمَاتُ الشَّرِيفَاتُ، إِخْوَتِيَ الْأَعِزَّاءَ الْقَائِمِينَ عَلَى رِعَايَةِ الْأَيْتَامِ،
أُحَيِّيكُمْ جَمِيعًا بِسَلَامِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ وَبَرَكَاتِهِ.
قَدْ فَقَدَ شَعْبُ غَزَّةَ الْيَوْمَ كُلَّ مَا يَتَعَلَّقُ بِالدُّنْيَا،
وَلٰكِنَّهُ لَمْ يُزْحَزَحْ عَنْ تَمَسُّكِهِ بِإِيمَانِهِ، وَحُرِّيَّتِهِ، وَوَطَنِهِ.
هُدِّمَتْ بُيُوتُهُمْ، وَنُهِبَتْ أَمْوَالُهُمْ، وَحُوِّلَتْ مُدُنُهُمْ إِلَى خَرَابٍ؛
غَيْرَ أَنَّ عِزَّتَهُمْ لَمْ تَهْتَزَّ، وَشَرَفَهُمْ لَمْ يُنْتَهَكْ، وَرُؤُوسَهُمْ لَمْ تَنْحَنِ أَبَدًا.
فِي زَمَنٍ تَعِيشُ فِيهِ الْإِنْسَانِيَّةُ كُلُّهَا الذُّلَّ وَالِانْكِسَارَ،
عَاشَ أَهْلُ غَزَّةَ الْعِزَّةَ، وَمَا زَالُوا يَحْيَوْنَهَا.
قَدْ يَعِيشُ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ الْيَوْمَ فِي رَغَدٍ وَتَرَفٍ،
وَلَكِنَّ قُلُوبَهُمْ خَرِبَةٌ، وَأَرْوَاحَهُمْ أَسِيرَةٌ.
أَمَّا أَنْتُمْ،
فَمَعَ أَنَّكُمْ فَقَدْتُمْ رَبَّ الْأُسْرَةِ وَعَمُودَ الْبَيْتِ،
وَعِشْتُمُ الْيُتْمَ وَالْفَقْدَ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا،
فَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ يَنْظُرُونَ إِلَيْكُمْ بِإِعْجَابٍ وَغِبْطَةٍ؛
لِأَنَّكُمْ أَرَيْتُمُ الْعَالَمَ مَعْنَى الْكَرَامَةِ وَالْعِزَّةِ،
وَعَلَّمْتُمُوهُ حَقِيقَتَهُمَا.
وَالأَعْظَمُ مِنْ ذَلِكَ كُلِّهِ
أَنَّ اللهَ تَعَالَى تَوَلَّاكُمْ بِعِنَايَتِهِ، وَلَمْ يَتْرُكْكُمْ وَحْدَكُمْ،
وَجَعَلَنَا نَحْنُ خُدَّامًا لَكُمْ وَأَعْوَانًا عَلَى أَمْرِكُمْ.
وَإِنَّ هَذَا الِابْتِلَاءَ الثَّقِيلَ
لَيْسَ أَلَمًا فَقَطْ،
بَلْ هُوَ شَرَفٌ عَظِيمٌ
يَفْتَحُ بَابَ الرَّجَاءِ فِي مُجَاوَرَةِ الْأَنْبِيَاءِ، وَالصَّالِحِينَ، وَالشُّهَدَاءِ فِي الْآخِرَةِ.
إِنَّ الْإِيمَانَ بِأَنَّ أَحِبَّاءَكُمُ الَّذِينَ ذَاقُوا الشَّهَادَةَ
سَيَكُونُونَ لَكُمْ شُفَعَاءَ فِي الْآخِرَةِ،
يَمْنَحُ الْإِنْسَانَ قُوَّةَ التَّمَسُّكِ بِالْحَيَاةِ، وَالصُّمُودَ وَالثَّبَاتَ.
وَهَذَا شُعُورٌ لَا يَعْرِفُ قِيمَتَهُ إِلَّا مَنْ عَاشَهُ.
وَنَحْنُ نَرْجُوكُمْ رَجَاءً خَاصًّا:
أَنْ تُعَلِّمُوا أَوْلَادَكُمُ الْإِسْلَامَ بِكُلِّ مَا اسْتَطَعْتُمْ،
وَأَنْ تُحْيُوا الْإِسْلَامَ فِي قُلُوبِهِمْ وَحَيَاتِهِمْ.
اِغْرِسُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ، وَالْأَخْلَاقَ، وَالْعِزَّةَ؛
فَهَؤُلَاءِ الْأَطْفَالُ لَيْسُوا أَبْنَاءَكُمْ فَقَطْ،
بَلْ هُمْ مُسْتَقْبَلُ هَذِهِ الْأُمَّةِ.
وَاعْلَمُوا أَنَّنَا سَنَبْقَى دَائِمًا إِلَى جَانِبِكُمْ،
وَلَنْ نَتْرُكَكُمْ أَبَدًا.
وَأُصَرِّحُ لَكُمْ بِكُلِّ صِدْقٍ وَوُضُوحٍ:
إِذَا أَرَدْتُمْ، بَعْدَ الْمَرْحَلَةِ الِابْتِدَائِيَّةِ،
أَنْ يُكْمِلَ أَوْلَادُكُمْ تَعْلِيمَهُمْ فِي تُرْكِيَا،
فَإِنَّ مَدَارِسَنَا وَمَعَاهِدَنَا الدِّينِيَّةَ
مُسْتَعِدَّةٌ لِخِدْمَتِكُمْ مَادِّيًّا وَمَعْنَوِيًّا.
نَحْمِلُ أَوْلَادَكُمْ عَلَى أَنَّهُمْ أَمَانَةٌ فِي أَعْنَاقِنَا،
وَنَعُدُّ رِعَايَتَهُمْ شَرَفًا لَنَا،
وَنَتَشَرَّفُ بِاخْتِيَارِ مُعَلِّمِيهِمْ مِنْ غَزَّةَ وَإِحْضَارِهِمْ مَعَهُمْ.
وَالْيَوْمَ، بِإِذْنِ اللهِ وَبِدَعْمِ أَهْلِ الْخَيْرِ،
نَسْعَى إِلَى تَأْمِينِ الِاحْتِيَاجَاتِ الضَّرُورِيَّةِ
لِمِائَتَيْ يَتِيمٍ مِنْ أَيْتَامِ غَزَّةَ.
وَإِنْ كَانَ ذَلِكَ يَسِيرًا فِي الْمِيزَانِ،
فَهُوَ وَاجِبُ الْأُخُوَّةِ، وَعَهْدُ الْوَفَاءِ،
وَتَعْبِيرٌ بِالْفِعْلِ لَا بِالْقَوْلِ عَنْ أَنَّنَا نَشْعُرُ بِأَلَمِكُمْ.
فَتَعَالَوْا نَحْمِلْ هَذِهِ الْأَمَانَةَ مَعًا.
نَحْنُ نُوَاصِلُ الْعَطَاءَ بِمَا نَمْلِكُ،
وَأَنْتُمْ تُوَاصِلُونَ الصُّمُودَ بِعِزَّتِكُمْ.
نَحْنُ نَسْتَمِرُّ فِي الدَّعْمِ،
وَأَنْتُمْ تَسْتَمِرُّونَ فِي حِفْظِ الْكَرَامَةِ.
فَهَذِهِ لَيْسَتْ رَابِطَةَ دُنْيَا فَقَطْ،
بَلْ أُخُوَّةٌ مَمْدُودَةٌ إِلَى الْآخِرَةِ لَا تَنْقَطِعُ.
نَسْأَلُ اللهَ الْعَلِيَّ الْعَظِيمَ
أَنْ يَحْفَظَكُمْ،
وَأَنْ يَجْعَلَ أَوْلَادَكُمْ مِنْ عِبَادِهِ الصَّالِحِينَ،
وَأَنْ يَشْفِيَ جَرْحَاكُمْ،
وَأَنْ يَتَقَبَّلَ شُهَدَاءَكُمْ فِي رَحْمَتِهِ،
وَأَنْ يَجْعَلَ هَذَا الصَّبْرَ سَبَبًا لِنَجَاتِنَا جَمِيعًا.
وَأُحَيِّيكُمْ مَرَّةً أُخْرَى
بِسَلَامِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ وَبَرَكَاتِهِ.
نِيَابَةً عَنْ شُرَكَائِنَا فِي أَعْمَالِ الْخَيْرِ
أَحْمَدُ ضِيَاءُ إِبْرَاهِيمُ أُوغْلُو