Teknoloji İle İslamın Ahlak ve Medeniyetini Buluşturan Nesil
- Giriş: Meseleyi Doğru Yerden Okuyup Yerine Koymak
Günümüz dünyasında yaşanan gerilimler çoğu zaman “medeniyetler çatışması” başlığı altında ele alınmaktadır. Oysa bu yaklaşım, meselenin özünü örtmekte; hakikati açıklamak yerine onu basitleştirmektedir. Asıl mesele, medeniyetler arası bir çekişme değil; teknoloji ile ahlak, kudret ile insanlık, güç ile sorumluluk arasındaki kopuştur¹.
Bu kopuş doğru okunmadığında, teknoloji ilerleme; güç ise medeniyet zannedilmektedir. Hâlbuki tarih, ilerlemenin her zaman insanlığı yüceltmediğini açıkça göstermektedir. Kimi dönemlerde bilgi artmış; fakat insan küçülmüştür. Bu sebeple mesele, önce doğru yerden okunmalı; ardından hak ettiği yere konulmalıdır.
- Teknoloji İle Medeniyet Arasındaki Fark
Teknoloji, insanın tabiatı anlama, dönüştürme ve kendi hizmetine alma çabasının ürünüdür. Bilgi, tecrübe ve uygulama birikiminin neticesidir. Bu yönüyle teknoloji, araçtır; kendi başına bir gaye değildir.
Medeniyet ise insanın insanla, toplumla ve güçle kurduğu ilişkinin adıdır. Merkezinde değer, ölçü ve sorumluluk bulunur. Medeniyet, yalnızca “ne yapılabildiği” ile değil; “yapılan şeyin insanı neye dönüştürdüğü” ile ölçülür².
Bu ayrım ihmal edildiğinde, teknik ilerleme ahlaki yükseliş sanılır. Oysa ahlaktan kopmuş teknoloji, düzenli ama merhametsiz bir yapıya dönüşür.
- Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin İkazı
Osmanlı Devleti’nin son şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi, modern çağın bu açmazını tek cümlede ifade etmiştir:
“Nizamlı bâtıl, tertipsiz hakka üstün gelir.”
Bu söz, bir serzeniş değil; tarihî ve fikrî bir ölçüdür³. Hak, doğru olduğu hâlde tertipten ve nizamdan yoksunsa, hayatta tutunamaz. Buna karşılık bâtıl, yanlış olduğu hâlde; düzenli, örgülü ve kararlıysa yürürlük kazanabilir.
Buradaki mesele inanç değil; taşıma biçimidir.
- Teknoloji İle Ahlakı Buluşturan Tecrübe
Yakın dönemde Türkiye’de ortaya çıkan bazı çalışmalar, teknolojinin ahlak ve sorumluluk bilinciyle birlikte yürütülebileceğini göstermiştir. Selçuk Bayraktar ve Mahmut Akşit Hoca’nın öncülük ettiği tecrübeler, yalnızca teknik başarı olarak değil; emanet şuuru ile yürütülen bir inşa olarak değerlendirilmelidir⁴.
Bu başarıyı anlamlı kılan husus, yalnız bilgi değil;
• hedefe sadakat,
• tertipli çalışma,
• kurumsal devam
• ve ahlakın başarıya feda edilmemesidir.
Bu yönüyle söz konusu tecrübe, Batının tekniğini alıp ruhunu reddeden değil; tekniği medeniyet ölçüsüyle terbiye etmeye çalışan bir çizgiyi temsil etmektedir.
- Görünmeyen Ama Belirleyici Unsur: Siyasi İrade
İlim, ahlak ve tertip; ancak onları koruyan ve sürdüren bir irade ile anlam kazanır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’de uçak üretilebilmiş olması, kabiliyetin mevcut olduğunu göstermektedir. Buna rağmen bu hamlenin devam edememesi, meselenin teknik değil; siyasi irade meselesi olduğunu ortaya koymaktadır⁵.
Teknoloji, sabır ister. Süreklilik ister. Dış baskılara karşı direnç ister. Bunlar olmadan bilgi dağılır, emek heba olur.
- Ahlaksız Teknolojik Gücün İbretlik Misali: Epstein Vakası
Jeffrey Epstein vakası, teknolojik kudretin ahlaktan koparıldığında neye dönüşebileceğini açık biçimde göstermektedir. Bu hadise, münferit bir suç dosyası değil; ahlaksız bir düzenin aynasıdır⁶.
Yüksek teknoloji, dünya çapındaki ağlar ve resmî himaye; insan onurunu muhafaza etmek için değil, istismarı örtmek için işletilmiştir. Buradaki mesele teknoloji değil; onu dizginleyecek ahlâk ve ölçünün yokluğudur.
- Sonuç: Hakkın Galibiyeti, Tertip ve Nizamla Mümkündür
Hak, tek başına doğru olmakla galip gelmez. Onu taşıyan tertip, koruyan nizam ve sürdüren irade olmadıkça hak savunmada kalır. Tarih boyunca bâtılın üstün göründüğü dönemler, hakkın zayıflığından değil; dağınıklığından doğmuştur.
Bugün ihtiyaç duyulan nesil;
• ilmi küçümsemeyen,
• ahlakı terk etmeyen,
• tertibi ihmal etmeyen,
• nizamı yük saymayan bir nesildir.
Ancak böyle bir nesil ile teknoloji, medeniyetin hizmetine girer; güç, insanlığın emrine verilir; hak ise savunulan değil, galip gelen bir hakikat hâline gelir.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
05.02.2026 – Üsküdar
Dipnotlar:
1. Medeniyet–güç ayrımı üzerine genel çerçeve için bkz. klasik İslam düşüncesinde ahlak–amel ilişkisi.
2. Medeniyet kavramının ahlaki temeli için: İbn Haldun, Mukaddime.
3. Mustafa Sabri Efendi, İslam düşüncesi ve modernleşme tenkitleri.
4. Yerli savunma sanayii tecrübeleri üzerine genel değerlendirme.
5. Erken Cumhuriyet dönemi sanayi ve havacılık teşebbüsleri.
6. Epstein vakası üzerine küresel medya ve hukuk tartışmaları.
ترجمة من التركية إلى العربية: 👇
الجيل الذي يجمع بين تكنولوجيا وأخلاق الإسلام وحضارته
- المقدمة: قراءة المسألة من موضعها الصحيح ووضعها في نصابها
تُتناول التوترات التي يشهدها عالمنا المعاصر في الغالب تحت عنوان «صدام الحضارات». غير أنّ هذا الطرح يُغفل جوهر المسألة، ويُبسّط الحقيقة بدل أن يكشف عنها. فالقضية الحقيقية ليست صراعاً بين حضارات، وإنما هي انفصام بين التكنولوجيا والأخلاق، وبين القدرة والإنسانية، وبين القوة والمسؤولية¹.
وحين لا تُقرأ هذه القطيعة قراءة صحيحة، تُحسب التكنولوجيا تقدّماً، وتُعدّ القوة حضارة. بينما يشهد التاريخ بوضوح أنّ التقدّم لم يكن دائماً باعثاً على ارتقاء الإنسان؛ بل إن المعرفة ازدادت في بعض العصور، في حين تضاءلت إنسانية الإنسان. ومن هنا، لا بد من قراءة المسألة من موضعها الصحيح، ثم وضعها في مكانها اللائق.
- الفرق بين التكنولوجيا والحضارة
التكنولوجيا ثمرة سعي الإنسان إلى فهم الطبيعة وتطويعها وتسخيرها لخدمته، وهي حصيلة تراكم المعرفة والخبرة والتطبيق. وبهذا المعنى، فإن التكنولوجيا وسيلة وليست غاية في ذاتها.
أما الحضارة فهي التعبير عن علاقة الإنسان بالإنسان، وبالمجتمع، وبالقوة. وهي تقوم في جوهرها على القيم والمعايير وتحمل المسؤولية. فالحضارة لا تُقاس بما يستطيع الإنسان فعله فحسب، بل بما يُحدثه فعله في إنسانيته².
وعندما يُهمل هذا الفرق، يُظن أن التقدم التقني ارتقاء أخلاقي. غير أن التكنولوجيا المنفصلة عن الأخلاق تُنتج نظاماً منضبطاً، لكنه خالٍ من الرحمة.
- تنبيه شيخ الإسلام مصطفى صبري أفندي
لخّص شيخ الإسلام الأخير للدولة العثمانية، مصطفى صبري أفندي، هذا المأزق الحديث في عبارة واحدة جامعة:
«الباطل المنظَّم يغلب الحق غير المنظَّم».
ليست هذه العبارة شكوى، بل مقياساً فكرياً وتاريخياً³. فالحق، وإن كان حقاً، إذا خلا من النظام والترتيب لا يصمد في ميدان الحياة. في المقابل، قد يفرض الباطل نفسه، لا لأنه حق، بل لأنه منظَّم ومتماسك ومثابر.
فالمسألة هنا ليست مسألة إيمان، وإنما مسألة حملٍ وتمكين.
- تجربة الجمع بين التكنولوجيا والأخلاق
تشير بعض التجارب التي برزت في تركيا خلال السنوات الأخيرة إلى إمكان السير بالتكنولوجيا جنباً إلى جنب مع الأخلاق والشعور بالمسؤولية. ويمكن النظر إلى الأعمال التي قادها المهندس سلجوق بيرقدار والأستاذ محمود أكشيت، لا بوصفها نجاحاً تقنياً فحسب، بل باعتبارها بناءً أُنجز بروح الأمانة⁴.
وما يمنح هذه التجربة معناها الحقيقي ليس المعرفة وحدها، بل:
• الوفاء للهدف،
• والعمل المرتَّب،
• والاستمرار المؤسسي،
• وعدم التضحية بالأخلاق في سبيل النجاح.
وبهذا المعنى، فإن هذه التجربة لا تمثل أخذاً أعمى لتقنية الغرب مع رفض روحه، بل سعياً إلى تهذيب التقنية بمقياس حضاري.
- العنصر غير المرئي لكنه الحاسم: الإرادة السياسية
إن العلم والأخلاق والترتيب لا تكتسب معناها إلا بوجود إرادة تحميها وتضمن استمراريتها. وإن تمكّن تركيا في السنوات الأولى للجمهورية من إنتاج الطائرات يدل على توفر القدرة، غير أن عدم استمرار هذا المشروع يكشف أن الإشكال لم يكن تقنياً، بل إشكال إرادة سياسية⁵.
فالتكنولوجيا تحتاج إلى صبر، واستمرار، ومقاومة للضغوط الخارجية. ومن دون ذلك، يتبدد العلم ويضيع الجهد.
- مثال معبّر عن القوة التكنولوجية المنفصلة عن الأخلاق: قضية إبستاين
تكشف قضية جيفري إبستاين بوضوح إلى أي مدى يمكن أن تنحدر القوة التكنولوجية حين تنفصل عن الأخلاق. فهذه القضية ليست مجرد ملف جنائي فردي، بل هي مرآة لنظام فاقد للضوابط الأخلاقية⁶.
لقد سُخّرت التكنولوجيا المتقدمة، والشبكات العالمية، وآليات الحماية المؤسسية، لا لصون كرامة الإنسان، بل للتستر على الاستغلال. وهنا لا تكمن المشكلة في التكنولوجيا ذاتها، بل في غياب القيم التي تقيدها.
- الخاتمة: غلبة الحق لا تكون إلا بالترتيب والنظام
إن الحق لا يغلب لمجرد كونه حقاً. فإذا لم يحمله ترتيب، ولم يصنه نظام، ولم تسنده إرادة، بقي في موضع الدفاع. وقد كان تفوق الباطل في مراحل كثيرة من التاريخ ناتجاً لا عن قوة الباطل، بل عن تشتت أهل الحق.
والجيل الذي تحتاجه الإنسانية اليوم هو جيل:
• لا يستخف بالعلم،
• ولا يتخلى عن الأخلاق،
• ولا يهمل الترتيب،
• ولا يرى في النظام عبئاً.
فبمثل هذا الجيل تدخل التكنولوجيا في خدمة الحضارة، وتُسخّر القوة لصالح الإنسان، ويغدو الحق لا مجرد مدافع عن نفسه، بل غالباً منتصراً.
إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
05.02.2026 – أُوسْكُودار
الهوامش
1. في التمييز بين الحضارة والقوة: انظر العلاقة بين الأخلاق والعمل في الفكر الإسلامي الكلاسيكي.
2. في الأساس الأخلاقي لمفهوم الحضارة: ابن خلدون، المقدمة.
3. مصطفى صبري أفندي، نقد الحداثة في الفكر الإسلامي.
4. دراسات عامة حول تجارب الصناعات الدفاعية المحلية.
5. المبادرات الصناعية والطيران في السنوات الأولى للجمهورية.
6. النقاشات الإعلامية والقانونية العالمية حول قضية إبستاين.