Sabırla Gelen Evlilik Saadeti

Gerçek Yaşanmış Bir Aşk Hikâyesi

Yaşım 25’ti. “Evlilik zamanı geldi geçti” derken annem yuva kurma konusunu açtı. Ben ise yalnızca “Saliha bir eş olsun, gerisi gelir” diye düşünüyordum.
Yakın bir akrabamızdan haber geldi. Komşularının çok dindar olduğunu, kızlarının da ailesinden daha bağlı yaşadığını duyunca sevindim. “Gidip bir görelim, görüşelim” dedim.
İlk önce ailesiyle konuştum. Hatta ben konuşmadım; sürekli onlar konuştu. Şaşırıp kaldım…
— Kına gecesinde en iyi müzisyenler olacakmış…
— Düğünde de aynı şekilde…
— Ev dayalı döşeli olacakmış, hem de hepsi en pahalısından…
— Son model bir araba olacakmış; çünkü komşunun damadı geçenlerde sıfır araba almış…
“Anne, hadi kalkalım” diyecektim ama utandım.
Sonra kızla görüştürmek istediler. İslâm’a uygun şekilde görüştük. Kız da başladı isteklerini sıralamaya:
— On beş bilezik…
— En güzel gelinlik (10 bin TL)…
— En büyük düğün salonu…
Ne diyeceğimi bilemedim. Ben sadece saliha bir eş istiyordum. İstekleri bir türlü bitmiyordu.
O anda yan taraftaki aynaya göz ucuyla baktım. Görünüşümde iş adamı havası da yoktu. Yirmi beş dakika konuştuktan sonra istekleri bitince sıra bana geldi:
Senin isteklerin nelerdir?” dedi.
Bir an önce kalkıp gitmek istiyordum. Sıkılmıştım. Geleli bir saat olmasına rağmen dünya malına bağlananlarla oturmak içimi karartmıştı.
Tekrar sordu: “İsteklerin nelerdir?”
Hayırlısı olsun” dedim ve kalktım. Nezaketle evden ayrıldık.
Yolda giderken telefon geldi. Amcam arıyordu. Yan komşuları Serhat Amca’nın kızı varmış. Serhat Amca çok iyi bir insandı; çocukluğumdan beri tanırdım.
Tamam amca, geliriz” dedim.
Annemle hazırlanıp yola koyulduk. On beş dakika sonra evlerine ulaştık. Sohbet çocukluğumuzdan açıldı. Serhat Amca beni övmeye başladı. Utancımdan kızarıp duruyordum, bir şey diyemiyordum.
Sonra konu evliliğe geldi.
“Evladım, seni severim. Maksat gençleri mutlu etmek, Allah’ın izniyle” dedi ve isteklerini saymaya başladı. O kadar çok şey saydı ki uykum gelmeye başladı.
En sonunda şöyle dedi:
“Benim oğlumun kumar borcu var; onu ödemeden evlilik olmaz zaten.”
Birden gözlerim açıldı, şaşırmıştım. Uzun süre gözümü yerden kaldıramadım.
Serhat Amca “Gençler konuşsun” dedi. Bir odaya geçtik. Kız konuşmaya başladı. Önceki kız gibi her şeyi istiyordu. Tam konuşurken telefonu çaldı, açıp konuştu, kapattı. Tekrar çaldı.
Dayanamadım, sordum:
“Arayan kim?”
“Eski nişanlım. Ayrılalı on gün oldu” dedi.
Sebep sordum. Çay bahçesinde bir erkekle otururken görmüş, tartışmışlar, ayrılmışlar.
“Yanındaki kimdi?”
“Çalıştığım yerdeki müşterilerden biri.”
“Demek çalışıyordun?”
“Evet, masörüm” dedi.
Şok üstüne şok yaşıyordum. Beş dakikada bilmediğim bir sürü şey ortaya çıkmıştı.
Evlilik amacını sordum.
“Nişanlım çok rahatsız ediyordu. Farklı bir hayat, farklı bir ortam istiyorum” dedi.
Daha fazla dayanamayıp izin istedim, kalktım.
Ben sadece saliha bir eş istiyordum.
Daha sonra öğrendim ki Serhat Amca arkamdan bir sürü laf etmiş. İçimden “Bugün öven yarın söver” dedim gülümseyerek.
Artık evlilikten vazgeçmek üzereydim. Haftalarca dışarı çıkmadım. Akşamları balkonda oturup kitap okuyordum.
Karşı komşumuz gece çalıştığı için akşam dokuz gibi evden çıkıyordu. On yaşındaki oğlu her gece babasının peşinden ağlardı. Ablası çocuğu oyalamak için balkona çıkarır, bazen benimle konuşmaya çalışırdı.
Bu sıklaşınca bunaldım. Bir akşam kıyamet ve ahiret kitabını alıp balkona çıktım. Beni görünce o da çıktı.
“Her akşam ne okuyorsun?” diye sordu.
“İstersen vereyim” dedim.
“Olur” dedi.
Besmele çekip kitabı iki-üç metre karşıya attım.
“Hadi gir de evde oku” dedim.
Kitabı okumuş olacak ki bir daha balkona çıkmadı.
Evlilikten vazgeçmiştim. Aylar geçti. Bu sürede annemle birkaç kızla daha görüştüm ama netice aynıydı.
Bir Salı akşamı içim çok daralmıştı, adeta boğuluyordum. İki rekât namaz kılıp yattım. Acayip bir rüya gördüm:
Tozlu bir köy yolunda gidiyordum. Elimde kılıç vardı. Etrafımda yılanlar kafalarını kaldırmış üzerime atılmak için bekliyordu. Kılıçla kendimi savunuyor, yaklaşanları öldürüyordum.
İleride uyuyan biri vardı. Bir ses duydum:
“Bu yatan Mus‘ab bin Umeyr’dir.”
Sonra ileride iki kişi gördüm. Biri Peygamber Efendimiz’di (s.a.v.), diğerini göremedim.
Ertesi gün arkadaşıma Ali’ye anlattım.
“Sabırla düşmanlarını yenecek, iyi bir neticeye ulaşacaksın” dedi.
Sonra konu evliliğe geldi. Dertlerimi dinledi.
“Annem bizim mahallede bir kız varmış, onunla görüştürmek istiyor” dedi.
Başta istemedim ama “Kız da pek istekli değil, birkaç kişiyle görüşüp soğumuş” deyince kabul ettim.
Ertesi gün annemle gittik. Kapıyı babası açtı, buyur etti. Sohbetten sonra:
“Evladım, benim söyleyeceğim bir şey yok. Sen kızımla konuş bu konuları” dedi.
Şaşırmıştım; ilk defa dünyalık konu açılmamıştı.
Odaya geçtik. Kız girdi, nurani yüzlüydü. Başını eğerek başladı:
İlk sorusu namazdan oldu:
“Öğle namazını kaç dakikada kılıyorsun?”
“On beş dakika civarı” dedim. Memnun oldu.
Sonra:
“Birikmiş ne kadar paran var?”
45 bin lira.”
“Zekâtını veriyor musun?”
“Evet.”
Devam etti:
“Namazı huşu ile kılan bir insandan zarar gelmez. Ailesine zulmetmez, kimseyi hor görmez. Mahlûkat onu sever, Allah da sevdiğini sever.”
“Zekâtı sordum çünkü parada fakirlerin hakkı var. Fakir hakkını gözetmeyen eşinin hakkını da gözetmez.”
Sözleri kalbime işliyordu. Dünyalık hiçbir şey istemediğini söyledi. Kitaplığını gösterdi; Ehl-i Sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyordu.
Elimdeki mendil terden ıslanmıştı. Ben sormadan her şeyi anlattı. Ayağa kalkarken mendil yere düştü ama bulamadım.
Annemle de konuştular. Anneme ailemle ilişkilerimi sormuş. “Anne-babanın razı olmadığı evlattan Allah razı olmaz” demiş.
İki taraf da memnun ayrıldık. Eve gelince babamla konuştuk, çok sevindi.
Kısa sürede söz kesildi, yüzük takıldı. Düğün hazırlıklarında akrabalar çalgı ısrar etti. Ben haram olduğunu anlattım ama dinlemediler.
Bir akşam toplandık. “Bir şartla kabul ederim” dedim.
“Öldüğümde mezara benimle girecek, yerime hesap verecek varsa kabul” dedim.
Herkes utandı, sustu. Konu kapandı.
Düğün günü sade ve İslâm’a uygun geçti. Evliliğimiz huzur içindeydi. Akşamları kitap okurduk. Eşimin ilmine, ahlâkına hayrandım.
Kapalı kapıyı “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek açmadan çıkması, Mektubat’ı ezberden okuması gibi kerametlerini gördükçe hürmetim arttı. O bir evliya gibiydi.
Hamile olduğunu söylediğinde ayaklarım boşaldı, yere düştüm. Oğlumuz olunca eğitim hayalleri kurduk: Önce namaz, sonra ahlâk, iman, halifelerin menkıbeleri…
Bir akşam komşu kızının düğününe gittik. Orada bana verdiği kitap sayesinde değiştiğini, teşekkür ettiğini öğrendim.
Zamanla eşim hastalandı. Bir akşam eve geldiğimde kapıyı açmadı. İçeri girdim; güzel bir koku vardı. Yatağında yatıyordu, uyuyor sandım ama vefat etmişti.
Dünyam yıkıldı. Defnettik. Mezardan o koku geliyordu. Her gittiğimde hissediyordum.
Bir gece rüyamda nurlar içinde gördüm. “Sabret” dedi.
Uyandığımda sabah ezanı okunuyordu. Cebimde mendil vardı; ilk görüşmemizde düşürdüğüm mendil. Demek saklamış, hâlâ kokuyordu.
Allah hepimize iki dünyamızı mamur edecek eşler ve nesiller nasip etsin. Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun.

08.03.2026
Yusuf Şahin
Emekli Müftü
Orhangazi / Bursa

Not: Okuduysanız paylaşalım ki herkes istifade etsin.

ترجمة من التركية إلى العربية:👇

السعادة الزوجية التي جاءت بالصبر

قصة حب واقعية

كان عمري خمسًا وعشرين سنة. وبينما كنت أقول في نفسي: «قد مر وقت الزواج وانتهى»، فتحت أمي موضوع تأسيس بيت والارتباط.
كنت أقول لنفسي فقط: «دعها تكون زوجة صالحة، والباقي يأتي بعد ذلك».
ثم جاءنا خبر من قريب لنا.
قيل إن جيرانهم رجل وامرأة ملتزمان بالدين جدًا، وابنتهما أكثر تعلقًا بالدين منهما.
فلما سمعت ذلك فرحت وقُلت: «لنذهب ونراهم ونلتقي بهم».
في البداية تحدثت مع أهلها.
بل في الحقيقة لم أتكلم أنا؛ بل كانوا هم الذين تكلموا طوال الوقت.
اندهشت من حديثهم…
قالوا:
— في ليلة الحناء سيكون أفضل الموسيقيين…
— وفي العرس كذلك…
— سيكون البيت مؤثثًا ومجهزًا بكل شيء من الأغلى والأفخر…
— وسيكون هناك سيارة من آخر موديل، لأن صهر الجيران اشترى سيارة جديدة قبل أيام…
كنت أريد أن أقول: «يا أمي، هيا ننهض ونذهب».
لكني خجلت وامتنعت.
ثم أرادوا ترتيب لقاء بيني وبين الفتاة.
قابلناها بما يناسب الشرع.
وبدأت الفتاة تتحدث:
— خمسة عشر سوارًا…
— أفضل فستان عرس (تكلفته عشرة آلاف ليرة)…
— أكبر صالة أعراس…
لم أعرف ماذا أقول.
كنت أريد زوجة صالحة فقط.
وكانت طلباتهم لا تنتهي.
وفي تلك اللحظة نظرت نظرة جانبية إلى المرآة بجانبي…
لم يكن في مظهري أي أثر لملامح رجل أعمال…
وبعد أن تحدثنا نحو خمس وعشرين دقيقة، وبعد انتهاء طلباتهم، جاء دوري.
قالت لي:
«ما هي طلباتك أنت؟»
كنت أرغب في النهوض والمغادرة، فقد شعرت بالضيق الشديد.
رغم أن ساعة واحدة فقط مرت منذ قدومي، إلا أن الجلوس مع أناس يربطون كل شيء بالمادة أثقل قلبي.
عادت وسألت:
«ما هي طلباتك أنت؟»
فقلت:
«بكل خير إن شاء الله».
ثم نهضت وغادرت المنزل بأدب.
وفي طريق العودة رن هاتفي. كان عمي يتصل.
قال إن لجارنا سيرهات عمّ ابنة للزواج.
كان سيرهات عمّ رجلاً صالحًا جدًا، أعرفه منذ طفولتي.
فقلت: «حسنًا يا عمي، سنأتي».
حضّرنا أنا وأمي أنفسنا وانطلقنا.
وبعد خمس عشرة دقيقة وصلنا إلى منزلهم.
بدأ الحديث عن طفولتنا، ثم بدأ سيرهات عمّ يمدحني.
كنت أحمرّ وجهي من الخجل.
ثم جاء الموضوع إلى الزواج.
قال:
«يا ابني، أحبك، والهدف هو إسعاد الشباب بإذن الله».
وبدأ يسرد طلباته…
كانت كثيرة جدًا حتى شعرت بالنعاس تقريبًا.
وفي النهاية قال:
«لدي ابن مدين بالقمار، ولن يتم الزواج إلا بعد سداد دينه».
انفتح بصري فجأة وذهلت.
لم أستطع رفع عيني عن الأرض لفترة.
ثم قال سيرهات عمّ:
«دعوا الشباب يتحدثان».
ذهبنا إلى غرفة منفردين.
بدأت الفتاة تتحدث.
مثل الفتاة السابقة، كانت تطلب كل شيء…
وأثناء حديثها رن هاتفها، فتحدثت وأغلقت. ثم رن مرة أخرى…
لم أتحمل فسألت:
«من الذي يتصل؟»
قالت:
«خطيبي السابق. انفصلنا منذ عشرة أيام».
سألت عن السبب.
قالت: رآها مع رجل في مقهى الشاي فتشاجرا وانفصلا.
سألت:
«من كان بجانبك؟»
قالت: «أحد زبائن مكان عملي».
قلت:
«كنتِ تعملين هناك؟»
قالت: «نعم، كنتُ مدلكة».
كنت أعيش صدمة تلو الأخرى…
في خمس دقائق ظهرت أمامي أمور كثيرة لم أكن أعلمها.
سألتها عن هدفها من الزواج.
قالت:
«خطيبي كان يزعجني كثيرًا. أريد حياة مختلفة وبيئة مختلفة».
لم أعد أتحمل، فاستأذنت وخرجت.
كنت أريد زوجة صالحة فقط.
لاحقًا علمت أن سيرهات عمّ تكلم عني بكلام سيء من ورائي.
قلت في نفسي مبتسمًا: «اليوم يمدح وغدًا يسب».
في تلك الفترة كنت على وشك التخلي عن فكرة الزواج.
لم أخرج أسابيع طويلة.
كنت أجلس على الشرفة مساءً أقرأ كتابًا وأتنفس الهواء.
كان جارنا يعمل ليلًا، يخرج حوالي الساعة التاسعة مساءً.
وكان ابنه البالغ عشر سنوات يبكي وراء والده كل ليلة.
فكانت أخته تصعد به إلى الشرفة لتلهيه، وأحيانًا تحاول التحدث معي.
في إحدى الأمسيات أخذت كتابًا عن القيامة والآخرة وخرجت إلى الشرفة.
فلما رآني خرج هو أيضًا.
سألني:
«ماذا تقرأ كل ليلة؟»
قلت:
«إن أحببت أعطيك إياه».
قال: «حسنًا».
ألقيت الكتاب بعد البسملة وقلت:
«اقرأه في البيت».
ويبدو أنه قرأه، فلم يعد يخرج إلى الشرفة بعد ذلك.
مرت شهور، وخلالها ذهبت لزيارة عدة فتيات مع أمي، لكن النتيجة كانت نفسها.
في ليلة ثلاثاء شعرت بضيق شديد، كأنني أغرق.
صليت ركعتين ثم نمت، فرأيت حلمًا عجيبًا:
كنت أسير في طريق ترابي في قرية، وبيدي سيف، وحولي ثعابين كثيرة ترفع رؤوسها لتهاجمني، وكنت أدافع عن نفسي بالسيف وأقتل المقتربين مني.
أمام الطريق كان شخص نائم، وسمعت صوتًا يقول:
«هذا النائم هو مصعب بن عمير».
ثم رأيت شخصين يمشيان أمامي، أحدهما نبينا محمد ﷺ، ولم أتمكن من رؤية الآخر.
في اليوم التالي أخبرت صديقي عليًّا بالحلم.
قال لي: «بصبرك ستتجاوز كل العقبات وتصل إلى نتيجة جيدة».
ثم حدثني عن فتاة في الحي يريدون تعريفي بها.
رفضت في البداية، لكن بعد الإلحاح وافقت.
في اليوم التالي ذهبنا أنا وأمي.
فتح والد الفتاة الباب ودعانا للدخول.
جلسنا قليلاً نتحدث، ثم قال:
«يا ابني، ليس لدي شيء أقوله، تحدث أنت مع ابنتي في هذه الأمور».
اندهشت حقًا، فهذه أول مرة لا يُفتح فيها أي موضوع دنيوي.
دخلت الفتاة، وجهها مشرق ونوراني.
بدأت تتحدث برأسها منخفض.
أول سؤال لها كان:
«كم دقيقة تستغرق صلاة الظهر؟»
أجبت: «حوالي خمس عشرة دقيقة».
أبدت رضاها.
ثم سألت:
«كم لديك من المال؟»
قلت: «خمسة وأربعون ألف ليرة».
وسألت:
«هل تؤدي الزكاة؟»
قلت: «نعم».
ثم قالت:
«من يصلي صلاته بخشوع لا يضر أحدًا، ولا يظلم أهله، ولا يحتقر أحدًا. المخلوقات تحبه، والله يحب من تحبه المخلوقات».
وأضافت:
«سألت عن الزكاة لأن في المال حقًّا للفقراء، ومن لا يلتزم بحق الفقراء لن يلتزم بحق زوجته».
كانت كلماتها تدخل قلبي مباشرة.
قالت أيضًا إنها لا ترغب في أي شيء دنيوي.
وأشارت إلى مكتبتها، فوجدت أنها تقرأ كتب علماء أهل السنة.
شعرت بسعادة كبيرة في قلبي.
أثناء الحديث سقط منديلي على الأرض لكني لم أجده.
تحدثت أمي معها أيضًا، فسألتها عن علاقتي بأهلي.
قالت: «من لم يرضَ والداه عنه لم يرضَ الله عنه».
بعد فترة قصيرة خطبنا وتزوجنا.
كان عرسنا بسيطًا ومتوافقًا مع الشرع.
أثناء التحضير للعرس أصرت الأقارب على الموسيقى، فأخبرتهم أنها حرام.
لم يقتنعوا، فقلت في إحدى الجلسات:
«إن قبلتم بشرط واحد أقبل: من يدخل معي القبر ويحاسب عني مكاني فليكن».
فسكتوا خجلًا وانتهى الموضوع.
استمر زواجنا في سلام وهدوء.
كنا نقرأ الكتب معًا كل مساء، وكنت معجبًا بعلمها وأخلاقها.
رأيت منها كرامات: تخرج من غرفة مغلقة بالمفتاح دون أن تمسكه، تقول «بسم الله الرحمن الرحيم» وتخرج، وتقرأ مكتوبات الإمام الرباني من الحفظ.
كانت كأنها ولية.
عندما أخبرتني بحملها سقطت أرضًا من الفرح.
أنجبنا ولدًا، وكنا نحلم بتربيته: أولًا كتاب الصلاة، ثم الأخلاق، ثم الإيمان، ثم مناقب الخلفاء…
في إحدى الأمسيات ذهبنا إلى عرس بنت الجارة التي أعطيتها الكتاب.
علمت أنها تغيرت بسببه وترسل شكرها.
مرت السنوات، ثم مرضت زوجتي.
في إحدى الأمسيات عدت فلم تفتح الباب.
دخلت، ورائحة طيبة تفوح.
وجدتها في سريرها، ظننتها نائمة لكنها توفيت.
تحطم عالمي.
دفناها، وكانت رائحتها الطيبة تفوح من قبرها.
كنت أشعر بها في كل زيارة.
وفي ليلة رأيتها في المنام نورانية، وقالت لي:
«اصبر».
فلما استيقظت كان الأذان للفجر.
وجدت في جيبي المنديل الذي سقط في أول لقاء، وقد احتفظت به، ولا يزال له رائحة جميلة.
الدعاء:
نسأل الله أن يمنّ علينا جميعًا بأزواج وذرية صالحة تعمر دنيانا وآخرتنا.
ربنا وليّنا ومعيننا.

08.03.2026
يوسف شاهين
مفتي متقاعد
أورهانغازي / بورصة

وفي الختام:
إذا قرأتم هذه القصة فانشروها، لعل فيها عبرة ونفعًا للغير.

المترجم: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو