Savaş Suçlusu “Sulh Meclisi”nde

Netanyahu’nun Katılımı Şiddetli Tepkilere Yol Açtı

İşgal hükümetinin başı Binyamin Netanyahu’nun sözde “Sulh Meclisi”ne katıldığının açıklanması, siyaset, din ve hukuk çevrelerinde sert itirazlara yol açtı. Birçok isim bu adımı açık bir ahlâk ve hukuk çelişkisi olarak değerlendirdi.

Kuveytli yazar Salih el-Mulla, X (eski adıyla Twitter) hesabında yaptığı paylaşımda yaşananları “rezaletlerin en büyüğü” diye niteledi. Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde savaş suçları ve insanlığa karşı suç isnadıyla aranan bir kişinin, “sulh” vasfı taşıyan bir meclise davet edilmesini hayretle karşıladığını ifade etti.

Yazar Abdülaziz el-Fudaylî de aynı mecrada, Netanyahu’nun Gazze’ye dair “Sulh Meclisi”ne katılımını “dünyanın en büyük rezaletlerinden biri” olarak değerlendirdi. Bunun, “rovaybıda çağı”nın bir tezahürü olduğunu belirterek, soykırım suçlusu diye anılan bir şahsın sulh adamı sûretinde takdim edilmesini siyasette çifte ölçünün ve ahlâkî düşüşün göstergesi saydı.

Kuveyt Evkaf ve İslâmî İşler Bakanlığı’nda imam ve hatip olan Salah el-Muhaynî ise “Bu nasıl bir tezat?” sözleriyle tepki gösterdi. Uluslararası hukuku tank paletleri altında ezen, masumların naaşları üzerinde her insanî ölçüyü çiğneyen bir kimsenin sulh adına kurulan bir mecliste yer almasının hangi esasa dayanabileceğini sordu ve şu ifadeyle sözünü tamamladı: “Sulh, kana bulanmış ellerde barınmaz.”

Fetih Hareketi sözcüsü Abdülfettah Devle de X hesabında, bir savaş suçlusunun sulh meclisinde bulunmasının temel bir soruyu gündeme getirdiğini yazdı. “Sulh, siyasî bir süs yahut suçları aklama belgesi değildir; önce adalet, sonra hesap, ardından musafaha gelir” diyerek vurguda bulundu.

Avukat Enver et-Tabtabâî ise sözde “Sulh Meclisi”ne katılan devletleri bu yapıdan çekilmeye ve boykot etmeye çağırdı. Netanyahu’nun Gazze’deki katliamlar ve yıkımdan birinci derecede sorumlu olduğunu belirterek, bu katılımın meclisin ahlâkî dayanağını ortadan kaldırdığını dile getirdi.

Hamas yöneticilerinden Mahmud Merdâvî de Netanyahu’nun bu meclise alınmasının, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkıyla bağdaşmadığını ifade etti. Bu adımın güven bunalımını derinleştirdiğini, baskı ve imha siyasetini ödüllendirdiğini, hesap sormak yerine üzerini örttüğünü belirterek, “Haklar sabittir; adalet, bir siyasî kararla yeniden tarif edilemez” dedi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Gazze için kurulan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği sözde “Sulh Meclisi”ne resmen katıldığını duyurdu.

Netanyahu, Washington’daki Blair House’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü; ardından White House’ta Trump ile yapacağı temas öncesinde İsrail’in üyelik belgesini imzaladığını bildirdi. Ayrıca İsrail ile ABD arasındaki sıkı ittifakı güçlendirmeyi sürdüreceklerini belirterek iki ülke arasındaki bağların sağlamlığına işaret etti.

Yazının Arapça Aslını Görmek İçin: 👇 https://qudspress.com/249491/

Tercüm: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
13 Şubat 2026 – Üsküdar

جرم حرب في مجلس السلام”.. موجة غضب واسعة من انضمام نتنياهو

أثار إعلان انضمام رئيس حكومة الاحتلال بنيامين نتنياهو إلى ما يُسمّى بـ«مجلس السلام» موجة واسعة من ردود الفعل الغاضبة والمنتقدة، وسط توصيفات اعتبرتها شخصيات سياسية ودينية وقانونية مفارقة سياسية وأخلاقية صارخة.

وقال الكاتب الكويتي صالح الملا، عبر حسابه على منصة إكس (تويتر سابقًا، إن ما جرى «مهزلة المهازل»، مستغربًا دعوة شخصية «مطلوبة جنائيًا وملاحقة دوليًا على خلفية جرائم حرب وجرائم ضد الإنسانية» للانضمام إلى مجلس يحمل صفة السلام.

بدوره، كتب الكاتب الكويتي عبدالعزيز الفضلي، عبر حسابه على منصة إكس، أن انضمام نتنياهو إلى «مجلس السلام» الخاص بغزة يُعدّ «من أكبر المهازل في العالم»، معتبرًا أن المشهد يعكس «زمن الرويبضة العالمية» الذي يُقدَّم فيه «مجرم الإبادة الجماعية» في صورة رجل سلام، في دلالة على ما وصفه بـ«الانفصام السياسي والسقوط الأخلاقي».

أما الإمام والخطيب في وزارة الأوقاف الكويتية صلاح المهيني، فقال عبر حسابه على منصة إكس: «أي مفارقة هذه؟»، متسائلًا عن مشروعية انضمام من «داس القانون الدولي تحت جنازير الدبابات وتجاوز كل عرف إنساني فوق أشلاء الأبرياء» إلى مجلس يُفترض أنه معني بالسلام، مؤكدًا أن «السلام لا يسكن الأيدي الملطخة بالدماء».

من جهته، كتب المتحدث باسم حركة فتح عبدالفتاح دولة، عبر حسابه على منصة إكس، أن وجود «مجرم حرب في مجلس السلام» يثير تساؤلًا جوهريًا، مشددًا على أن «السلام ليس ديكورًا سياسيًا ولا شهادة لتبييض الجرائم، بل عدالة أولًا ومساءلة قبل المصافحة».

وطالب المحامي أنور الطبطبائي، عبر حسابه على منصة إكس، الدول المنضمة إلى ما يُسمّى «مجلس السلام» بالانسحاب منه ومقاطعته، معتبرًا أن انضمام نتنياهو، بوصفه «مسؤولًا أول عن مجازر غزة وتدميرها»، يفقد المجلس مشروعيته الأخلاقية.

في السياق ذاته، قال القيادي في حركة حماس محمود مرداوي، عبر حسابه على منصة إكس، إن تعيين نتنياهو في هذا المجلس «يتنافى مع حق الشعب الفلسطيني في تقرير مصيره»، ويعمّق فقدان الثقة، ويكافئ سياسات الإبادة والقمع بدل مساءلتها، مؤكدًا أن «الحقوق ثابتة، والعدالة لا يمكن إعادة تعريفها بقرار سياسي».

وأعلن رئيس الوزراء الإسرائيلي بنيامين نتنياهو، الأربعاء، انضمام بلاده إلى ما يُسمّى بـ«مجلس السلام» في قطاع غزة، والذي يرأسه الرئيس الأمريكي دونالد ترامب.

وقال نتنياهو، عبر منصة «إكس» (تويتر سابقًا)، إنه اجتمع بوزير الخارجية الأمريكي ماركو روبيو في «بلير هاوس» بواشنطن، قبيل لقائه المرتقب مع الرئيس ترامب في البيت الأبيض، حيث وقّع على انضمام إسرائيل عضوًا في المجلس. وأضاف أن بلاده ستواصل «تعزيز التحالف الوثيق بين إسرائيل والولايات المتحدة»، في إشارة إلى متانة العلاقات الثنائية والدعم السياسي القائم بين الجانبين
https://qudspress.com/249491/