Kur’ânî Model Işığında Çağdaş Ahlâkî Çöküş

Kur’ân-ı Kerîm, hakikatte Batı’da ortaya çıkan çağdaş ahlâkî çöküş halini açıkça beyan etmiştir.

Nasıl mı?

Bu durum, Kur’ân nassıyla sabit şeytanî bir projenin tezahürüdür. Zira İblîs şöyle demiştir:

﴾Andolsun ki kullarından bir kısmını mutlaka kendime ayrılmış bir pay olarak alacağım﴿
(Nisâ, 118 – Diyanet Meali)

Burada soru şudur: Bu nasıl gerçekleşecektir? Hangi mekanizma ve taktikle?

İblîs cevabını verir:
﴾Onları mutlaka saptıracağım﴿
(Nisâ, 119 – Diyanet Meali)

Birinci Merhale: İdlâl (Saptırma)

İşte ilk merhale: idlâl, yani saptırma.

Lügavî anlamıyla idlâl, doğru yol üzere yürüyen bir kimseyi o istikametten uzaklaştırmaktır. Arapçada “dalâl”, yolun dışına sapmak demektir. Nitekim “فلان ضل الطريق” denildiğinde, “filan kişi yolu kaybetti” anlamı kastedilir.

Bu âyetler, özellikle şirk ve irtidat bağlamında nazil olmuştur.

İkinci Merhale: Emânî (Boş Arzular) Üretme

Saptırmadan sonra şeytan yeni bir merhaleye geçer:

﴾Ve onlara elbette emânî telkin edeceğim﴿
(Nisâ, 119 – Diyanet Meali)

Başlangıçtaki hakiki hedefler yerine, alternatif emeller ve gayeler icat edilir. İnsan başlangıçta Allah’ın rızasını hedeflemiş, hayatının merci’ini din olarak belirlemiştir. Bu merci’ kaldırıldığında yön kaybolur.

İşte bu noktada şeytan alternatif emeller sunar.

Batıda ortaya çıkan şu sloganlar tipik örnektir:
Hürriyet, Adalet, Tenvîr (Aydınlanma), İlim, Akıl.

Bunlar, dinin yerine ikame edildiğinde hakikatte serap ve vehimdir.

Evet, ilim ve akıl vardır; fakat bunlar dinin alternatifi değildir.

Batı -hatta Sovyetler Birliği- bilim sahasında ulaşılabilecek en yüksek mertebelere erişmiş, bir dönem Amerika’yı geçecek gibi olmuş, fakat inkırazdan kurtulamamıştır.

Çünkü ilim tek başına kâfi değildir.

Eğer bu sloganlar yeterli olsaydı, bugün insanlık çocukların cinsiyetini değiştirme gibi fıtratı tahrip eden uygulamaların peşine düşmezdi.

Üçüncü Merhale: Emretme

Saptırma ve sahte emeller üretildikten sonra şeytan hitabı değiştirir:

﴾Ve onlara elbette emredeceğim﴿
(Nisâ, 119 – Diyanet Meali)

Böylece emretme merhalesi başlar. Emir, ancak otorite sahibi birinden çıkar. Bu nedenle Kur’ân birçok yerde şöyle buyurur:

﴾O size ancak kötülüğü ve fuhşu emreder﴿
(Bakara, 268; Nûr, 21 – Diyanet Meali)

Yüce Allah ayrıca şöyle buyurur:

﴾Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın﴿
(Bakara, 208; Nûr, 21 – Diyanet Meali)

Tedricî adımlar şunlardır:
1. İdlâl (saptırma)
2. Emânî üretme
3. Emretme

Dördüncü Merhale: İstahvâz (Tam Hâkimiyet)

Kur’ân bunu şöyle bildirir:

﴾Şeytan onlara hâkim oldu﴿
(Mücâdele, 19 – Diyanet Meali)

İnsan artık şeytanın tasallutu altına girmiştir.

Şeytana Kulluk

Bu merhalede insan, şeytana tam anlamıyla tâbi olur.

Kur’ân bunu kulluk kavramıyla ifade eder:

﴾Ey Âdemoğulları! Size şeytana kulluk etmeyin diye ahdetmedim mi?﴿
(Yâsîn, 60 – Diyanet Meali)

Burada kastedilen, insanların şeytana secde etmesi değil; onun emirlerine kayıtsız şartsız itaat etmeleridir.

İşte gerçek kulluk budur.

Allah’ın Yaratılışını Değiştirme

İblîs der ki:

﴾Onlara emredeceğim de develerin kulaklarını yaracaklar; ve onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler﴿
(Nisâ, 119 – Diyanet Meali)

Hayvanların kulaklarını yarma meselesi, En‘âm Sûresi bağlamıyla müşriklerin uygulamalarıdır.

Fakat asıl dikkate alınması gereken ifade:

﴾Allah’ın yaratışını değiştirecekler﴿

Bugün bu durum apaçık görülmektedir.

Allah Teâlâ buyurur:

﴾Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık﴿
(Hucurât, 13 – Diyanet Meali)

İnsanın erkek veya dişi oluşunu belirleyen kimdir?

Allah Azze ve Celle.

Bugün ise Allah’ın yaratışını değiştirme teşebbüsleri vardır: erkeği dişi, dişiyi erkek kılma.

Âyetlerin Zaman İçinde Açığa Çıkması

Bazı âyetlerin anlamı zamanla tecellî eder.

﴾Biz onlara âyetlerimizi ufuklarda ve kendi nefislerinde göstereceğiz﴿
(Fussilet, 53 – Diyanet Meali)

Bazı müfessirler, anlamı kendilerine müşkil gelen âyetler için şöyle derler:
“Allah muradını daha iyi bilir.”

Bu, zamana bağlı ilmî disiplin anlayışını ifade eder.

İnsanî ve Toplumsal Hadiseleri Anlamada Kur’ânî Model

Kur’ân, insanî ve toplumsal olayları anlamak için derin modeller sunar.

Siyaset, bilgi, toplum ve insan davranışı bağlamında Kur’ânî modeli inceleyen, onun detay zenginliğine hayret eder.

Bunlardan biri de şeytanî saptırma modelidir.

Merhaleler:
• Nezğ (ilk dürtü)
• Vesvese
• İdlâl
• İstahvâz (tam hâkimiyet)

Nezğ, başlangıçtır; küçük bir fikir verir, sonra tedricen gelişir, insanı hataya sürükler.

Sonunda insan şeytanın tam tasallutu altına girer.

إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا﴿
“Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır; öyleyse onu düşman edinin.”
(Fâtır, 6 – Diyanet Meali)

Ve Allah en doğrusunu bilendir.

Şeyh Nayif bin Nehâr

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
13.03.2026 – Üsküdar

Yukarıda Tercümesi Yapılan Konuşmanın Linki https://m.facebook.com/watch/?v=4188865171442973&vanity=wlyd.al.qab

الانحدار الأخلاقي المعاصر في ضوء النموذج القرآني

القرآن -في الحقيقة- تحدث عن حالة الانحدار الأخلاقي المعاصر في الغرب.
كيف ذلك؟

إنه مشروع شيطاني، بنص القرآن. فعندما قال إبليس:
﴿لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَفْرُوضًا﴾
يبقى السؤال: كيف ستكون الآلية؟ وما هو التكتيك؟

قال إبليس: ﴿لَأُضِلَّنَّهُمْ﴾.

المرحلة الأولى: الإضلال

هذه هي المرحلة الأولى: مرحلة الإضلال.

ما معنى الإضلال؟
يعني أن تكون سائراً على الصراط المستقيم، فيأتي من يخرجك عنه. فالضلال في لغة العرب هو الانحراف عن الطريق. يقال: ضلّ فلان الطريق، أي لم يعد يسير على الطريق الصحيح.

وهذه الآيات جاءت في سياق الشرك والردة.

المرحلة الثانية: خلق الأماني

بعد الإضلال تأتي مرحلة أخرى، وهي ما عبّر عنه القرآن بقوله:
﴿وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ﴾.

أي يخلق لهم أماني وأهدافاً بديلة عن الهدف الحقيقي الذي كان عندهم في البداية.

فالإنسان كان هدفه رضا الله، وكانت مرجعيته الدين. فإذا أُزيلت هذه المرجعية، فإلى أين يتجه؟

هنا يقدّم الشيطان أماني بديلة.

في السياق الغربي ظهرت شعارات مثل:
الحرية، العدالة، التنوير، العلم، العقل.

هذه في حقيقتها أوهام إذا قُدّمت بديلاً عن الدين.

نعم، هناك علم وعقل، ولكنها ليست بديلاً عن الدين.

لقد وصل الغرب -بل وصل الاتحاد السوفيتي سابقاً- إلى أقصى ما يمكن أن يصل إليه في مجال العلم، بل كاد يتجاوز الولايات المتحدة الأمريكية في مرحلة من المراحل، ومع ذلك انهار.

لأن العلم وحده ليس كل شيء.

ولو كانت هذه الشعارات كافية لما وصلوا إلى ما وصلوا إليه اليوم، حتى صاروا يطاردون الأطفال لتغيير جنسهم.

المرحلة الثالثة: الأمر

بعد الإضلال وخلق الأماني ينتقل الخطاب إلى مرحلة أخرى، فيقول إبليس:
﴿وَلَآمُرَنَّهُمْ﴾.

هنا نصل إلى مرحلة الأمر.

والأمر لا يصدر إلا ممن هو أعلى منزلة من الآمر به؛ من سيد أو صاحب سلطة. ولهذا نجد القرآن يقول في مواضع متعددة:

﴿إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاءِ﴾

وقال تعالى:
﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ﴾.

فالمسألة خطوات متدرجة:
1. الإضلال
2. خلق الأماني
3. الأمر

ثم يصل الأمر إلى مرحلة أخطر، وهي ما عبّر عنه القرآن بقوله:
﴿اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ﴾.

أي صاروا تحت سيطرته.

المرحلة الرابعة: العبودية للشيطان

عند هذه المرحلة يتحول الإنسان إلى تابع كامل للشيطان.

ولهذا يستخدم القرآن مفهوم العبودية:

﴿أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ﴾.

وليس المقصود أن الناس يسجدون للشيطان، وإنما الانقياد التام لأوامره هو عبودية له.

تغيير خلق الله

ثم يقول إبليس:

﴿وَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الْأَنْعَامِ وَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللَّهِ﴾

أما مسألة تبتيك آذان الأنعام فلها سياقها المعروف في سورة الأنعام، حيث كان المشركون يقطعون آذان الأنعام ويجعلونها محرمة لأصنامهم.

لكن الذي يعنينا هنا هو قوله تعالى:
﴿فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللَّهِ﴾.

وهذا ما نراه اليوم بوضوح.

يقول الله تعالى:
﴿يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَى﴾.

فمن الذي حدّد كون الإنسان ذكراً أو أنثى؟
إنه الله عز وجل.

أما اليوم فهناك محاولة لتغيير خلق الله، بجعل الذكر أنثى والأنثى ذكراً.

فهم الآيات عبر الزمن

بعض الآيات القرآنية قد لا يتضح معناها الكامل إلا مع مرور الزمن.

قال تعالى:
﴿سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنْفُسِهِمْ﴾.

فبعض الآيات لا نفهمها تماماً في وقتها، ثم تتضح دلالتها مع مرور الزمن.

ولهذا كان بعض المفسرين إذا أشكل عليهم معنى آية قالوا:
الله أعلم بمراده.

وهذا منهج علمي مهم:
إذا لم يتضح معنى الآية فلا ينبغي التسرع في تفسيرها بالظنون.

النموذج القرآني لفهم الظواهر الإنسانية

القرآن يقدّم نماذج تفسيرية عميقة للظواهر الإنسانية والاجتماعية.

بل إن من يتأمل النموذج القرآني في السياسة أو المعرفة أو السلوك الإنساني قد يُفاجأ بكمّ التفاصيل التي يطرحها القرآن.

ومن أبرز هذه النماذج النموذج الشيطاني في إضلال الإنسان.

فهذا النموذج يقوم على مراحل وآليات، منها:
• النزغ
• الوسوسة
• الإضلال
• الاستحواذ

والنَّزغ هو البداية، وهو الإغراء الأول بالفكرة.

كما في مثال إنسان صالح قد يُوسوس له الشيطان في أمرٍ من الأمور، فيبدأ بإلقاء فكرة صغيرة، ثم تتطور الفكرة شيئاً فشيئاً حتى يقع الإنسان في المعصية.

وهكذا يتدرج الشيطان مع الإنسان حتى يصل في النهاية إلى مرحلة الاستحواذ الكامل.

الشيخ نايف بن نهار