Kanla Yazılmış, İmanla Yoğrulmuş Bir Gazze Destanı

Bu, Gazze’den; Şücâiyye Muharebesi’nden yükselen bir şehadet kıssasıdır.

Kanla yazılmış, imanla yoğrulmuş, gözyaşıyla arınmış bir destan…

Genç bir mücahit, yakınlarından birine savaşın en yakıcı anlarını şöyle naklediyor:

“Beş kişilik bir timdik. Yanımızda on zırhlı aracı imha etmeye yetecek mühimmat vardı. Düşman, Şücâiyye’nin tam kalbine yöneldi. Daha içeri adım atmadan yeri göğü inleten bir bombardımanla her yanı ateşe verdi.

Fakat biz zerre kadar korkmadık. Aksine içimizde bir izzet, bir metanet, tarifsiz bir kuvvet doğdu. Bu ânı uzun zamandır hasretle bekliyorduk.”

“Bir yıldır aynı kumandanın idaresinde, aynı timde, aynı iman halkasında omuz omuzaydık. Kumandanımız bizden kıdemliydi; önceki harplerden süzülmüş çelik bir tecrübe ve hikmet taşıyordu.”

Kumandan önümüzde durdu. Sözleri kalplerimize mühür gibi basıldı:

“Rahat günlerde Allah’ı tanıyanı, Allah da darlık gününde tanır. Yardımı yalnız O’ndan isteyin. Ne bekliyorsunuz? İşte cihad budur. Gül döşeli bir yol zanneden aldanmıştır.”

Sonra ellerini semaya kaldırdı; zafer ve sebat niyaz etti. O anda kalplerimize ilâhî bir sükûnet indi. Sanki üzerimize rahmet serpildi.

Genç mücahit anlatmaya devam ediyor:

“Allah bize büyük bir lütuf ihsan etti. Düşmana ait dokuz zırhlı aracı imha ettik yahut kullanılamaz hâle getirdik. Merkava tankları, Namer zırhlı personel taşıyıcıları… Sokaklar alev ve dumanla doldu.”

Çarpışma daracık sokaklarda üç gün üç gece sürdü. Bir hurma ve bir yudum suyla ayakta kaldık. Son gün geldiğinde elimizde yalnız tek bir mühimmat kalmıştı.

İşte tam o sırada yürekleri sarsan bir hâdise yaşandı.

Hedefi gözetliyor, en isabetli anı kolluyorduk. İçimizden hangimizin ateşleyeceği hususunda adeta yarış içindeydik. Hedef netleşti: Namer tipi bir zırhlı personel taşıyıcı.

Hiçbirimiz bu son vazifeyi diğerine bırakmak istemiyordu.

Kumandan kura teklif etti. Hepimiz razı olduk. Kura çekildi ve kardeşlerimizden birine çıktı.

Âdetimiz üzere helâlleşecektik; zira şehadet kapısı aralanmıştı.

Tam o esnada içimizden biri hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Yanına koştuk:

– “Kardeşim, neyin var?”

Konuşamıyordu. Yıkık bir duvarın dibine çöktü. Gözyaşları diner dinmez titreyen sesiyle şöyle dedi:

– “Siz beni cennetten mahrum mu etmek istiyorsunuz? Ben bugün oraya davetliyim!”

Hayretle birbirimize baktık:

– “Nasıl?”

Gözleri ışıl ışıldı:

– “Bu gece Resûlullah ﷺ’i rüyamda gördüm. Bana, ‘Yarın bizimle öğle yemeğine gel’ buyurdu.”

“Bunu kimseye söylemedim. Kur’anın bana çıkacağına yakîn bir inanç besliyordum…”

Sözünü tamamlayamadan yeniden ağlamaya başladı.

Bunun üzerine kur’a kendisine çıkan kardeşimiz yanına yaklaştı:

– “Hakkımı sana devrediyorum; fakat bir şartım var.”

– “Dile ne dilersen.”

– “Eğer Allah seni şehadetle aziz kılarsa, Resûlullah ﷺ’e benden selâm ulaştır. Kıyamet günü bana şefaatçi ol.”

Bu sözler karşısında hepimiz gözyaşına boğulduk. Büyük bir imtihanın içindeydik; neredeyse tükenmiş mühimmatla çarpışıyorduk.

Anlatan kardeşimiz şöyle devam ediyor:

“Kardeşimiz roketatarını omzuna aldı. Yüzü nurla aydınlanmıştı. Sanki başka bir âleme ait gibiydi. İçinde dağları yerinden oynatacak bir azim vardı. Onu hiç böyle görmemiştik.”

Son ricamız şu oldu:

– “Eğer şehadete ulaşırsan, kıyamet günü bize de şefaatçi ol.”

Mevzimize döndük. O, planı tatbik etti. Sızdı, hedefe yaklaştı ve vurdu.

Tam isabet.

Tekbir sesleri dar sokakları doldurdu. Zırhlı araç alev aldı; çelik eridi.

Emir “vur ve dön” idi.

Lâkin dönüş esnasında bölgede hususi bir düşman birliğinin bulunduğunu fark ettik. Bir an gözden kayboldu. Sonra gördük ki yönünü değiştirmiş, doğrudan o birliğin üzerine yürüyor!

Meğer bizi emniyete almak için onların dikkatini üzerine çekmişti.

Biz de ateşe katılıp geri çekilmeye başladık. Bombardıman şiddetlendi.

Biz selâmetle çekildik.

Fakat ondan haber alamadık.

Üç gün sonra ordu geri çekilince aynı yere döndük. Onu kanı üzerinde şehit bulduk. Mübarek bedeni tazeliğini muhafaza ediyordu; sanki az evvel ruhunu teslim etmişti.

Harap evlerin arasında bir yere defnettik; sonra nakletmek niyetiyle.

Bir ayı aşkın süre sonra bütün tehlikeyi göze alarak kabrini açtık.

Râvî diyor ki:

“Vallahi kabri açtığımızda sanki dün defnedilmiş gibiydi. Bedeni hâlâ kanıyordu. Ağladık ve dedik ki: ‘Allah doğru söyledi; O’nu doğrulayanı da doğruladı.’”

Bu yiğit henüz on dokuz yaşındaydı.

Rahmetullahi aleyh.

Rabb’i onu katında makbul kılsın, makamını âlî eylesin.

“Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; Biz de onların hidayetini artırdık.” (Kehf Sûresi, 13)

İşte bildiğiniz ve bilmediğiniz Gazze budur.

Ve Askalân diyarının nöbeti hâlâ sürmektedir.

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu.
22 Şubat 2026 – Üsküdar

هذه قصة قتــال حقيقية من قصص غزة في معـركة الشجاعية:

  • يقول أحد الشباب المقـ.ـاتلين ممن اشتركوا في المعـركة لأحد أقرباءه … كنا مجموعة مكونة من خمسة مقــ.ـاتلين ومعنا عتاد يكفي لتدمـ.ـير عشرة آليات، يقول دخل العــ.ـدو منطقتنا وبالتحديد وسط حي الشجـ.ـاعية، وبدأ العـ.ـدو القيام بعمليات قصـ.ـف مكثف للمكان تمهيداً للدخول، لم نخف أبداً بل على العكس، شعرنا بقوة وعزة وكنا ننتظر هذه اللحظة على أحر من الجمر ….
    يقول نحن الأربعة والقــ.ـائد كنا منظـمين في العقدة القتــ.ـالية منذ عام فقط!.. لكن مسؤولنا أسبق منا وله خبرة أكبر من تجارب حــ.ـروب سابقة،،،،

يتابع وقف القــ.ـائد أمامنا وأخذ يثبتنا بكلمات وكأننا أول مرة نسمعها…قال: من عرف الله بالرخاء، عرفه الله بالشدائد، استعينوا بالله، ماذا تنتظرون هذا هو طريق الجهـ.ــاد، من ظن أنه مفروش بالورود فهو واهم ..
وأخذ القـ.ـائد يدعوا الله بالنصر والثبات، حتى شعرنا أنه نزلت السكينة على قلوبنا فسبحان الله………

يقول أكرمنا الله كرماً كبيرا في تدمـير آليات العـ ـدو، دمرنا وأعطبنا مايقار تسعة آليات، بين ناقلـ.ـة جنـد ودبـ.ــابة ميــ.ـركافا..
هذه المعـ.ـركة استمرت بين الزقاق ثلاثة أيام، كنا نعيش على تمرة وشربة ماء فقط.. يتابع ويقول في اليوم الأخير ظلت معنا قـ.ــذيفة واحدة فقط ونحن خمسة أشخاص!
يقول حينها حصل موقف غريب!!!
كنا نرصد الهدف لنختار أفضل طريقة للتعامل معه، كنا نتدافع من سينفذ !! ..
يتابع وصل الهدف المُبتغى وكانت ناقــ.ـلة جنــ.ـد من نوع نمـ.ـر، الآن أصبحنا جميعا نتسابق من سيضرب القــ.ـذيفة… وكل مقــ.ـاتل فينا رافض أن يتنازل للآخر .. اقترح حينها القـائد أن نقوم بعمل قرعة… وافقنا .. بطريقة متبعة، و تم رسو القرعة على أحدنا..
يتابع من عادتنا قبل أي تنفيذ نقوم بتوديع بعضنا والمكلف المباشر بالإطـلاق لاحتمال الاستــ.ـشهاد …

-و فجأة!!!! اذ بأحد الأخوة ينفجـ.ـر بالبكاء … أصبحنا نسأله ماذا بك يافلان ماذا حصل؟!!! لم يستطع الحديث من شدة البكاء واتكأ على الأرض بجانب العمود المهدوم حتى هدأ..
ذهبنا له مرة أخرى وقلنا له ماذا بك!؟
قال حينها شيء عجيب…..
قال أنتم تريدون أن تحرموني من الجنة وأنا موعود بها اليوم؟!
نظرنا لبعضنا باستغراب وتعجب!
سألناه .. كيف .. ماذا تقول!؟
يرد ويقول … رأيت الليلة في المنام عندما ذهبت عيني للنوم النبي ﷺ وقال لي يافلان ندعوك للغداء معنا غداً…

(الله أكبر ولا إله إلا الله)..

ويقول لم أحب أن أبوح بهذا السر وكنت على يقين أني أنا من سيظفر بالقرعة، يتنهد بالبكاء مرة أخرى ويبكي..
👈🏼 سبحان الله “إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى”. الكهف 13

  • يقول جاء المقـ.ـاتل التي وقعت عليه القرعة وقال له أنا سأتنازل لك عن القرعة لكن بشرط…
    نهض وقال له أشرط ماتريد!
    قال إن أكرمك الله ونلت الشـهادة أن تبلغ النبي ﷺ السلام وأن يكون لي شفيعاً يوم القيامة ..
    فجأه هو قال هكذا وماتماسكنا جميعاً من كثر البكاء …. فنحن في ابتلاء عظيم نقـ.ــاتل بأقل أقل عتـاد…
    يتابع الرواي .. أخذ أخونا القــ.ـاذف وودعناه، و والله والله مارأيناه في هذه الهمة من قبل، وجهه يملأه نور وبه طاقة غير طبيعية، لو طلب منه ازاحة جبال تهامة لأزاحها….
  • أخذنا قبل المغادرة الأخيرة وعد منه أيضاً أن يكون لنا شفيعاً يوم القيامة إن أكرمه الله بالشـهادة..
  • الآن عدنا لعقدنا القتـ.ــالية وتابعنا الرصد… وبدأنا نتابعه .. خرج بنجاح وتسلل ونفذ الخطة التي خُطت .. ووصل للمكان المطلوب وضرب النـ.ـاقلة وكبرنا جميعا ..
    كانت الضــ.ـربة قوية وموفقة واشتعـ.ـلت النـ.ــار بالناقـ.ــلة حتى انصهـ.ـرت و صورت وشوهدت..
    كانت الأوامر له أن يضرب ويعود…
    لكن أثناء العودة اكتشفنا أن هناك قــ.ـوة خـ.ــاصة في المكان .. فوراً قمنا بإعادة التموضع و ذهب عن أعيننا برهة ونحن نرصـد له الطريق ..
    يتابع نراه الآن من بعيد وهو يغير مساره ونراه يذهب خلفنا!!!
    استغربنا.. ماذا يفعل!!؟؟
    فإذا به يشـتبك مع القـوة الخـاصة فلقد رآها… ليؤمن لنا الخروج ويشغلهم عنا .. بدأنا الاشتـ.ــباك معه والرجوع للانسحاب حيث بدأت تتوافد قـ.ــوات كبيرة وقصـ.ــف من طائــ.ـرات الاستـ.ــطلاع في كل مكان …
    انسحـ.ــبنا بسلام.. ولكننا لم نعرف عنه شيئاً …
    يقول بعد ٣ أيام تمكنا بعد انسحـ.ـاب الجيــ.ـش من العودة إلى نفس المكان .. ووجدناه بد ماءه شهـيـ.ـداً.. وجسده الطاهر كان طرياً كأنه استـشـ.ـهد لتوه..
  • يقول حملناه ودفـناه في أحد الأماكن في أزقات البيوت المهدمة حتى نعود إليه بعد انسحاب الجيـش مسافة أكبر لنقله لمكان آخر بعد ذلك…
    بعد شهر وأكثر ذهبنا مصرين مخاطرين لنبش قبره لنقوم بدفنه بمكان آخر معلوم ..
    اسمعوا ماذا يقول الراوي:
    يقول واللهِ عندما نبشنا قبره وكأنه دُفن الآن…وجسده لازال ينـزف .. بكينا وقلنا
    صَدَق الله فصدقه الله…
    هذا الشاب كان عمره ١٩ عاماً .. رحمه الله وتقبله

هذه غزة التي تعرفوها والتي لاتعرفوها ..
وصمد ربـ.ـاط عسقلان