Ölülere Yasin Okumanın Usul Açısından Değerlendirilmesi

Giriş

İslâm düşünce geleneğinde ibadetle irtibatlı bazı uygulamalar, doğrudan naslarla belirlenmiş alanların dışında kalmakta; bu durum, farklı içtihadların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Yasin sûresinin vefat eden kimseler için okunması meselesi de bu çerçevede ele alınması gereken konulardan biridir. Tartışma, uygulamanın meşruiyetinden ziyade, hangi delil düzeyine dayandığı ve dinî hüküm hiyerarşisinde hangi konuma yerleştirileceği noktasında yoğunlaşmaktadır.

Bu çalışmada söz konusu uygulama, rivayetler, sahabe ve tâbiîn dönemi tatbikatı ile fıkıh mezheplerinin yaklaşımları ışığında; hüküm verici bir tavırdan uzak durularak, usul ilkeleri çerçevesinde değerlendirilecektir.

Rivayetler ve Delil Değeri

Yasin sûresinin ölülere okunmasına dair en çok zikredilen rivayet, “Ölülerinize Yasin okuyunuz” lafzıyla nakledilen hadistir. Bu rivayet, hadis âlimleri arasında farklı değerlendirmelere konu olmuş; isnadı bakımından zayıf kabul edenler bulunduğu gibi, hasen derecesine yakın görenler de olmuştur. Bu ihtilaf, rivayetin bağlayıcı bir emir ifade edip etmediği hususunda belirleyici rol oynamıştır.

Hadisin delil değeri konusundaki bu farklı yaklaşım, meselenin kesin hükümler alanına değil, içtihad sahasına ait olduğunu göstermektedir.

“Ölüleriniz” İfadesinin Yorumu

Rivayette geçen “ölüleriniz” ifadesi, erken dönemden itibaren iki şekilde anlaşılmıştır. Bir kısım âlimler bu lafzı, ölüm hâline yaklaşmış kimseler olarak yorumlamış; Yasin sûresinin can çekişme anında okunmasını uygun görmüştür. Diğer bir grup ise lafzı zahiri anlamıyla ele alarak, vefat etmiş kimseleri kapsadığı kanaatine ulaşmıştır.

Bu farklı yorumlar, uygulamanın tarihi süreç içerisinde tek biçimli bir anlayışla ele alınmadığını ortaya koymaktadır.

Sahabe ve Tâbiîn Dönemi Uygulamaları

Sahabe dönemine dair kaynaklarda, kabir başında Yasin sûresinin okunmasına ilişkin yaygın ve yerleşik bir tatbikat tespit edilememektedir. Bununla birlikte, sahabenin bu uygulamayı açık biçimde yasakladığına veya bid‘at olarak nitelediğine dair sahih bir rivayet de mevcut değildir.

Uygulamanın belirgin hâle gelmesi daha çok tâbiîn döneminde gerçekleşmiştir. Özellikle Basra ve Kûfe ilim çevrelerinde Kur’an okunması ve sevabının ölüye bağışlanması anlayışı zamanla yaygınlık kazanmıştır. Bu durum, söz konusu tatbikatın sonraki nesillerde içtihadî bir zemin üzerinde geliştiğini göstermektedir.

Mezheplerin Yaklaşımı

Fıkıh mezheplerinin konuya yaklaşımı da bu tarihî seyirle uyum arz etmektedir.

Hanefî ve Hanbelî âlimler, Kur’an okunmasını ve sevabının ölüye bağışlanmasını caiz görmüşlerdir. Şafiî ve Malikî mezheplerinde ise erken dönemde daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmiş; ilerleyen asırlarda bu tutum büyük ölçüde yumuşamış ve uygulamaya cevaz verilmiştir.

Bu tablo, meselenin ümmet nezdinde kesin bir reddiye ile değil, çoğulcu bir içtihad anlayışıyla ele alındığını ortaya koymaktadır.

Usul Açısından Değerlendirme

Bu noktada belirleyici olan husus, meselenin hangi hüküm alanına dâhil olduğudur. Yasin sûresinin ölüler için okunması ne farz ne vacip ne de kesin sünnet kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı şekilde açık bir yasaklama veya men edici sahih delil de bulunmamaktadır.

Bu çerçevede şu usul ilkesi hatırlanmalıdır:

Kandil geceleri bahsinde benimsediğimiz usul açıktır: Şer‘î naslarla yasaklanmamış, men edildiğine dair sahih bir delil bulunmayan alanlarda ortaya konan içtihadî yaklaşımlar ihtilaf sebebi değil, rahmet vesilesidir. Bu meseleyi de aynı usul bakışıyla değerlendirmek gerekir.

Dolayısıyla mesele, iman ölçüsü hâline getirilemeyeceği gibi, bütünüyle reddedilecek bir bid‘at olarak da görülmemelidir.

Sonuç

Yasin sûresinin vefat eden kimseler için okunması uygulaması, sahabe döneminde yerleşik bir tatbikat olmamakla birlikte, tâbiîn devrinden itibaren içtihadî bir zemin üzerinde şekillenmiş ve İslâm ilim geleneği içerisinde kabul gören bir uygulama hâline gelmiştir.

Bu sebeple konu, kesin hükümler alanında değil; ihtilaf adabının geçerli olduğu içtihad sahasında değerlendirilmelidir. En isabetli yaklaşım, farklı görüşleri dışlayıcı bir dile başvurmadan, selefi salihinin ilim ahlâkını muhafaza ederek meseleye yaklaşmaktır.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
28.01.2026 – Üsküdar

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

دراسة مسألة قراءة سورة يس على الموتى من منظور أصولي

المقدمة

تشتمل المدرسة الفكرية الإسلامية على جملة من الممارسات المتصلة بالعبادات، إلا أنّ بعضها لا يندرج ضمن المجالات التي حُدِّدت أحكامها بنصوص قطعية، الأمر الذي أفسح المجال لاختلاف الاجتهادات وتنوّع الآراء الفقهية. وتُعدّ مسألة قراءة سورة يس على من توفّاهم الله من القضايا التي ينبغي تناولها ضمن هذا الإطار المنهجي.

فمحور الخلاف لا يتمحور حول مشروعية الفعل في ذاته، بقدر ما يتركز حول طبيعة الدليل الذي يستند إليه، والموقع الذي يشغله ضمن سلّم الأحكام الشرعية.

تهدف هذه الدراسة إلى تناول هذه المسألة في ضوء الروايات الواردة، وممارسات الصحابة والتابعين، ومواقف المذاهب الفقهية، مع الالتزام بالمنهج الأصولي، وتجنّب الأسلوب الحُكمي الجازم.

الروايات وقيمتها الاستدلالية

أشهر ما استُدلّ به على قراءة سورة يس للموتى هو الحديث المروي بلفظ:

«اقرؤوا يس على موتاكم».

وقد كان هذا الحديث محلّ نقاش بين علماء الحديث؛ فمنهم من ضعّفه من جهة السند، ومنهم من قرّبه إلى مرتبة الحسن. وقد انعكس هذا الاختلاف بصورة مباشرة على مدى اعتباره دليلاً ملزِماً.

ويُفهم من هذا التباين في التقويم الحديثي أنّ المسألة لا تدخل في دائرة الأحكام القطعية، بل تنتمي إلى مجال الاجتهاد.

دلالة لفظ «موتاكم»

اختلف العلماء منذ العصور الأولى في تفسير لفظ «موتاكم» الوارد في الحديث على اتجاهين رئيسين:

ذهب فريق إلى أنّ المقصود به من حضره الموت وبلغ سكراته، فرأوا استحباب قراءة سورة يس عند الاحتضار. بينما حمل فريق آخر اللفظ على ظاهره، فاعتبره شاملاً لمن فارق الحياة بالفعل.

ويُظهر هذا الاختلاف أنّ الفهم لم يكن واحداً، وأنّ التطبيق لم يستقر على صورة واحدة عبر التاريخ.

تطبيقات عصر الصحابة والتابعين

لا تُسجّل المصادر المعتمدة وجود ممارسة مستقرة أو شائعة لدى الصحابة رضي الله عنهم في قراءة سورة يس عند القبور. كما لا يثبت في المقابل وجود نهي صريح أو إنكار معتبر عنهم في هذا الشأن.

أما بروز هذه الممارسة بصورة أوضح فقد كان في عصر التابعين، ولا سيما في مدرستي البصرة والكوفة، حيث شاع القول بقراءة القرآن وإهداء ثوابه للأموات. ويشير ذلك إلى أنّ هذا العمل نشأ ضمن اجتهادات الأجيال اللاحقة، لا بوصفه عبادة توقيفية ثابتة.

مواقف المذاهب الفقهية

جاءت مواقف المذاهب الفقهية منسجمة مع هذا المسار التاريخي.

فقد ذهب فقهاء الحنفية والحنابلة إلى جواز قراءة القرآن وإهداء ثوابه للميت. أما في المذهبين الشافعي والمالكي، فقد غلب التحفّظ في المراحل الأولى، ثم اتجه كثير من متأخريهم إلى القول بالجواز.

ويكشف هذا التنوّع أنّ المسألة لم تُقابل برفض قاطع في التراث الإسلامي، بل عولجت ضمن إطار تعدد الاجتهاد.

التقييم من المنظور الأصولي

تتمحور المسألة الأساس حول تحديد المجال الذي تنتمي إليه هذه الممارسة من حيث الحكم الشرعي. فقراءة سورة يس على الموتى لم تُدرج في باب الفرائض، ولا في الواجبات، ولا في السنن المؤكدة، كما لم يثبت في شأنها نص صحيح صريح ينهى عنها.

وفي هذا السياق يبرز الأصل الأصولي الآتي:

المنهج الذي اعتمدناه في مسألة ليالي القدر والفضائل الموسمية واضح: فكل ما لم يَرِد في الشرع نصٌّ صحيح يحرّمه أو يمنعه، فإنّ الاجتهاد فيه لا يكون سبباً للنزاع، بل مجالاً للسَّعة والرحمة. وينبغي النظر إلى هذه المسألة من الزاوية الأصولية نفسها.

وعليه، فلا يصح جعل هذه القضية معياراً للإيمان، كما لا يصح الحكم عليها بالبدعة على وجه الإطلاق.

الخاتمة

يتبيّن من مجموع ما سبق أنّ قراءة سورة يس على من توفّاهم الله لم تكن ممارسة راسخة في عصر الصحابة، غير أنّها تبلورت منذ عصر التابعين في إطار اجتهادي مشروع، ثم استقرّ قبولها ضمن التراث العلمي الإسلامي.

ومن ثمّ فإنّ هذه المسألة لا تنتمي إلى مجال الأحكام القطعية، بل إلى دائرة الاجتهاد التي يسودها أدب الخلاف. وإنّ المنهج الأقوم يتمثل في مقاربة القضية بروح علمية منضبطة، مع الحفاظ على أخلاق السلف في التعامل مع مواطن الاختلاف.

إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
28 / 01 / 2026 – أوسكودار