Okyanusta Pusulasız Kaptan Olmak: Kuru ve Öztürk’ün Tavrı – Şaşkınlık mı, Sapma mı?

Giriş: Hakikatin Pusulası

Çağımızda ilim ve fen, insanın ufkunu her geçen gün daha da genişletmektedir. Bu genişleme, Kur’an’ın haşmet ve heybetini küçültmek şöyle dursun, onun rehberliğini daha da parlak bir surette gözler önüne sermektedir. Kur’an-ı Kerim’in delaleti kati ve açık olan hiçbir hükmü, zaman içinde zuhur eden ilmi keşiflerle çelişmemiş; bilakis her yeni bulgu onu doğrulamış ve teyit etmiştir[^1]. Bu hakikat, Kur’an’ın yalnız bir asra değil, bütün insanlığa ve kıyamete kadar geçerli ebedi bir rehber olduğunu gösteren en kuvvetli ve sarsılmaz delildir; burhandır.

Modernist ve tarihselci yaklaşımlar ise bu apaçık burhanı görmezden gelerek kendi dar ve beşeri bakışlarını hakikat diye takdim etmektedir[^2]. Onlar, okyanusun ortasında pusulasız seyre çıkan bir kaptan misali, dalgalar arasında istikametlerini yitirmektedir. Fırtınalı denizde pusulasız kaptanlık, yalnız gemiyi değil, içindekilerin tamamını da felakete götürür. Ahmet T. Kuru ve Mustafa Öztürk’ün tavırları, işte bu pusulasız kaptanlığın bariz misallerindendir.

  1. Kur’an’ın Mücmel Ayetleri ve Asırları Aydınlatan Nuru

Kur’an’ın pek çok ayeti mücmeldir; yani veciz, çok katmanlı ve derin manalar ihtiva eder. Bu vasıf, tesadüf değil, ilahi hikmetin bir tecellisidir. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili’nde beyan buyurduğu üzere, mücmel ayetler ilmin ve aklın tekamülüyle birlikte daha engin ve derin surette idrak olunur[^3]. Bu suretle:
• İlimdeki terakki ile ayetlerin mana ufukları genişler ve her devirde taze nurlar saçar.
• Asırlar boyunca ortaya çıkan keşifler, Kur’an’ın hakikatlerini tasdik eder mahiyettedir[^4].
• Kur’an, insanı taharriye (araştırmaya), tefekküre ve akletmeye davet eder; hakikatin nurunu daima canlı tutar[^5].

İmam Gazali, İhya-u Ulumiddin’de Kur’an’ın mücmel beyanlarının her asırda yeni açılımlar kazandığını ifade eder. İbn Kayyim el-Cevziyye de Bedai’ul-Fevaid’te mücmel ayetlerin, ümmetin ilmi birikimiyle birlikte daha fazla hikmeti zuhur ettirdiğini kaydeder[^6]. Bu yaklaşım, Kur’an’ın her devirde yol gösterici olduğunu açıkça ortaya koyar.

  1. Ahmet T. Kuru’nun Otoriterliğe Bakışı

Ahmet T. Kuru, Islam, Authoritarianism, and Underdevelopment adlı eserinde İslâm âlemindeki otoriter yapıları ve geri kalmışlığı, ulema ile devlet arasındaki ittifak üzerinden izah etmeye çalışır[^7]. Bu tahlil, bazı tarihî ve içtimai unsurları aydınlatabilir. Ancak Kur’an’ın rehberliğini ve ilahi ölçüyü ihmal ettiği vakit büyük bir sapma ve noksanlık meydana gelir.

İslâm geleneğinde ulemanın asli vazifesi, devrin şartlarıyla mahdut değildir; zulme karşı durmak, insanlara hidayet etmek ve vahyin hakikatini muhafaza etmektir[^8].

Kuru’nun bakışı, pusulasını yitirmiş bir kaptana benzer: Geçmişin haritaları titizlikle tetkik edilir, fakat istikameti tayin eden asıl pusula göz ardı edilir. Hâlbuki Kur’an, her türlü otoriteyi ilahi adalet ve hikmetle sınırlar.

  1. Mustafa Öztürk ve Tarihselcilik Tuzağı

Mustafa Öztürk, Kur’an’ı indiği asrın şartlarıyla sınırlı bir hitap olarak değerlendirme meyli gösterir[^9]. Bu tavrın neticeleri şunlardır:
• Peygamberlik sürecinin henüz tamamlanmamış gibi telakki edilmesi[^10],
• Kur’an’ın bütün zamanlara şamil rehberliğinin gölgelenmesi[^11],
• Metnin, zamanla hükmü kalkan bir vesika hâline indirgenmesi tehlikesi[^12].

Oysa Kur’an, “Âlemler için bir zikir” (Kalem, 52) buyurarak bütün insanlığa hitap ettiğini açıkça beyan eder. İbn Cerir et-Taberi ve İmam Fahruddin er-Razi de mücmel ayetlerin her asırda daha derin biçimde anlaşılacağını ifade eder[^13]. Bu da Kur’an’ın her devirde hidayet kaynağı olduğunu ortaya koyar.

Mustafa Öztürk, kendi anlayışını merkeze koyup her şeyi kendi kavrayışıyla ölçüp tartmakta ısrar ederek, ortak ölçüyü inkâr edenler kervanına katılmaktadır. Ne sahih bir şahit, ne de ilmin kabul edebileceği sağlam bir dayanak, bu yaklaşımın doğruluğunu teyit edemez. Bu tavır, kaçınılmaz olarak, onun karanlık mahfillere hizmet ettiği yönünde ithamlarla karşılaşmasına yol açmaktadır.

  1. Miyar (Ölçü), Hakikat ve İstikamet Kaybı

Modernist ve tarihselci yaklaşımlar, hakikati merkeze almadan kendi anlayışlarını ölçü kabul eder[^14]. Bu hâl, pusulasız kaptanın istikametini yitirmesine tıpatıp benzer.

Hâlbuki asırlardır ortaya çıkan her ilmi keşif, Kur’an’ın rehberliğini perçinlemektedir[^15]. Vahyin miyarını terk eden yaklaşımlar, ne kadar mütekamil görünürse görünsün, hakikatin yolunu bulamaz. Zira hakikat, beşeri aklın dar çerçevesine sığmaz; o, ilahi vahyin gösterdiği istikamettir.

  1. Sonuç ve İkaz

Kur’an pusuladır; hakikat ise varılacak limandır. Pusulayı terk eden, istikametini de kaybeder[^16].

Asrımızın ilmi terakkileri, Kur’an’ın rehberliğini aralıksız tasdik etmektedir. Bu apaçık burhana rağmen vahyin pusulasını bir kenara bırakanlar, yalnız kendi yollarını değil, başkalarının istikametini de karanlık sulara sürükler.

Miyar (ölçü) bellidir: Kaynağı vahiy olan ve insanlığa Kur’an-ı Kerim ile tecelli eden hakikat. Onu terk edenin hakikate ulaşması mümkün değildir; istikameti sapar, zulmette kaybolur[^17].

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
08.04.2026 – Üsküdar

Dipnotlar
[^1]: Maurice Bucaille, The Bible, the Quran and Science, s. 50-52.
[^2]: Ahmet T. Kuru, Islam, Authoritarianism, and Underdevelopment, Cambridge University Press, 2019, s. 23-25.
[^3]: Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Cilt I, s. 56-57.
[^4]: Fazlur Rahman, Islam, s. 101-103.
[^5]: A.g.e., s. 105-106.
[^6]: İmam Gazali, İhya-u Ulumiddin; İbn Kayyim, Bedai’ul-Fevaid.
[^7]: Kuru, a.g.e., s. 67-68.
[^8]: Ahmed bin Hanbel, Müsned, Kitap 2, Hadis 123.
[^9]: Mustafa Öztürk, Kur’an Yorumunda Tarihsel Yaklaşım, s. 12-15.
[^10]: A.g.e., s. 18-22.
[^11]: A.g.e., s. 22-24.
[^12]: A.g.e., s. 25.
[^13]: İbn Cerir et-Taberi, Cami’ul-Beyan; Fahruddin er-Razi, Mefatih-ul-Gayb.
[^14]: Kuru, a.g.e., s. 88-90; Öztürk, a.g.e., s. 28-30.
[^15]: Bucaille, a.g.e., s. 50.
[^16]: Kuru, a.g.e., s. 92.
[^17]: Fazlur Rahman, a.g.e., s. 108.

ترجمة من التركية إلى العربية:👇

كقبطانٍ في المحيط بلا بوصلة: هل موقف قورو وأوزتورك حيرة أم انحراف؟

المقدمة: بوصلة الحقيقة

في عصرنا الحاضر، يتسع أفق الإنسان يوماً بعد يوم بفضل تقدّم العلم والمعرفة. غير أنّ هذا الاتساع لا يُضعف هيبة القرآن وعظمته، بل يُظهر هدايته على نحوٍ أشد إشراقاً ووضوحاً. فما من حكمٍ قطعي الدلالة في القرآن الكريم إلا وقد وافق ما استجدّ من الكشوف العلمية، بل إن كل اكتشاف جديد جاء مؤكِّداً له ومؤيِّداً[^1]. وهذه الحقيقة تمثّل دليلاً قاطعاً وبرهاناً راسخاً على أنّ القرآن ليس لزمنٍ مخصوص، بل هو هادٍ للبشرية جمعاء إلى قيام الساعة.

أما المناهج الحداثية والنزعات التاريخية، فإنها تُعرض عن هذا البرهان الواضح، وتُقدّم رؤيتها البشرية الضيقة على أنها الحق. وهؤلاء كمن يبحر في عرض المحيط بلا بوصلة، تتقاذفه الأمواج فيفقد وجهته[^2]. ولا ريب أن قيادة السفينة في بحرٍ هائج دون بوصلة لا تُهلك صاحبها فحسب، بل تُعرّض الركّاب جميعاً للهلاك. وهكذا تبدو مقاربات أحمد ط. قورو ومصطفى أوزتورك مثالاً جلياً لهذه القيادة الضائعة.

  1. الآيات المجملة في القرآن ونورها عبر العصور

يشتمل القرآن على آيات كثيرة مجملة، أي موجزة عميقة المعاني متعددة الدلالات. وهذه السمة ليست أمراً عارضاً، بل هي من تجليات الحكمة الإلهية. وقد بيّن المفسّر التركي الكبير الملقّب بألمالي في تفسيره حق ديني قرآن دلي أنّ هذه الآيات تتكشف معانيها على نحوٍ أوسع وأعمق كلما ارتقى العلم ونضج العقل[^3]. ومن ثمّ:
• يتسع أفق المعاني مع تقدّم العلم، فتُشرق الآيات بأنوارٍ جديدة في كل عصر.
• وتأتي الكشوف عبر العصور شاهدةً على صدق حقائق القرآن[^4].
• ويدعو القرآن الإنسان إلى البحث والتفكّر والتعقّل، ليظل نور الحقيقة متقداً[^5].

وقد أشار الإمام الغزالي في إحياء علوم الدين إلى أن دلالات القرآن المجملة تتجدّد مع تعاقب العصور، كما قرّر ابن القيم في بدائع الفوائد أن ازدياد العلم يكشف عن حكمٍ جديدة في هذه الآيات[^6]. وهذا يؤكد أنّ القرآن هادٍ لكل زمان.

  1. قراءة أحمد ط. كورو للسلطوية

يحاول أحمد ط. قورو في كتابه Islam, Authoritarianism, and Underdevelopment تفسير ظاهرة الاستبداد والتأخر في العالم الإسلامي من خلال التحالف بين العلماء والسلطة السياسية[^7]. ولا شك أن هذا التحليل يسلّط الضوء على بعض العوامل التاريخية والاجتماعية، غير أنه يبقى قاصراً حين يُغفل هداية القرآن ومعياره الإلهي.

فوظيفة العلماء في الإسلام لا تنحصر في إطار تاريخي محدود، بل تتمثل في مقاومة الظلم، وهداية الناس، وصيانة حقائق الوحي[^8].

ومن ثمّ، فإن مقاربة كورو تشبه حال قائدٍ فقد بوصلة الاتجاه؛ يدرس الخرائط ويحلّل الماضي، لكنه يغفل الأداة التي تحدد الوجهة. بينما يقرّر القرآن أن الميزان الحق هو ما جاء به الوحي.

  1. مصطفى أوزتورك ومأزق التاريخية

يميل مصطفى أوزتورك إلى النظر في القرآن باعتباره خطاباً مرتبطاً بظروف نزوله، فيقيّده بإطارٍ زمنيّ مخصوص[^9]. وتفضي هذه الرؤية إلى نتائج خطيرة، منها:
• الإيحاء بأن مسار النبوة لم يكتمل[^10]،
تهميش هداية القرآن الشاملة لكل زمان[^11]،
• اختزال النص إلى وثيقة يفقد حكمها بمرور الزمن[^12].

غير أن القرآن يصرّح بأنه “ذِكرٌ للعالمين” (القلم: 52)، وهو بذلك خطاب موجّه للبشرية كافة. وقد بيّن الطبري والرازي أن الآيات المجملة تنكشف معانيها مع تطور العلم عبر العصور[^13]. وهذا يدل على أن القرآن باقٍ هادياً في كل زمان.

مصطفى أوزتورك، بإصراره على جعل فهمه الخاص محورًا لكل شيء وقياس الأمور بحسب إدراكه الشخصي، ينضم إلى قافلة الذين ينكرون المعيار المشترك. وليس لديهم أي شهود صادقون يثبتون صحة هذا المنهج، ولا أي سند متين يمكن أن يقبله العلم. وهذه المواقف تؤدي حتمًا إلى مواجهته باتهامات بأنه يخدم مجالس الظلام.

  1. المعيار والحقيقة وفقدان الاتجاه

تجعل المناهج الحداثية والتاريخية من الفهم البشري معياراً، دون أن تجعل الحقيقة في مركز النظر[^14]. وهذا بعينه حال من يفقد بوصلة الاتجاه في عرض البحر.

بينما تشهد الاكتشافات العلمية المتتابعة بصدق هداية القرآن[^15]. أما من يترك معيار الوحي، فإنه مهما بلغ من التعقيد النظري، لا يهتدي إلى سبيل الحق. لأن الحقيقة لا تُحاط بها العقول المحدودة، بل تُدرك في ضوء الوحي الإلهي.

  1. الخاتمة والتنبيه

القرآن هو البوصلة، والحقيقة هي المرفأ. ومن ترك البوصلة، فقد ضلّ الطريق[^16].

إن التقدم العلمي في عصرنا لا يزال يؤكد هداية القرآن على الدوام. ومن أعرض عن هذا البرهان الواضح، فإنه لا يضلّ بنفسه فحسب، بل يُضلّ غيره أيضاً.

المعيار واضح: الحقيقة التي مصدرها الوحي، والمتجلية للبشرية في القرآن الكريم. ومن أعرض عنها فلا يمكنه بلوغ الحق؛ يزيغ عن الصراط، ويتيه في الظلمات[^17].

إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
08.04.2026 – أوسكودار

الهوامش
[^1]: موريس بوكاي، التوراة والإنجيل والقرآن والعلم الحديث، ص 50-52.
[^2]: أحمد ط. كورو، Islam, Authoritarianism, and Underdevelopment، ص 23-25.
[^3]: ألمالي حمدي يازر، حق ديني قرآن دلي، ج1، ص 56-57.
[^4]: فضل الرحمن، Islam، ص 101-103.
[^5]: المرجع نفسه، ص 105-106.
[^6]: الغزالي، إحياء علوم الدين؛ ابن القيم، بدائع الفوائد.
[^7]: كورو، المرجع السابق، ص 67-68.
[^8]: أحمد بن حنبل، المسند، حديث 123.
[^9]: مصطفى أوزتورك، Kur’an Yorumunda Tarihsel Yaklaşım، ص 12-15.
[^10]: المرجع نفسه، ص 18-22.
[^11]: المرجع نفسه، ص 22-24.
[^12]: المرجع نفسه، ص 25.
[^13]: الطبري، جامع البيان؛ الرازي، مفاتيح الغيب.
[^14]: كورو، ص 88-90؛ أوزتورك، ص 28-30.
[^15]: بوكاي، ص 50.
[^16]: قورو، ص 92.
[^17]: فضل الرحمن، ص 108.