İslâm Dünyasında Âlimlerin Hâli:Adalet, İnsaf ve Hakikat Ölçüsünde Bir Değerlendirme

Aziz kardeşim,

“İslâm dünyasında ilim nerede?” sorusu, gerçekten de sorulabilecek en sahih sorulardan biridir. Ne var ki bu soruyu sorarken kullandığımız dil, tartı ve ölçü çoğu zaman sorunun kendisinden daha mühim hâle gelmiştir. Zira Yüce kitabımız Kur’ân’ı Kerim şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan, Allah için şahitlik eden kimseler olun; bu, ister kendi aleyhinize, ister ana-babanızın ve yakınlarınızın aleyhine olsun… Bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun; bu, takvaya daha yakındır.” (Mâide, 8)

Bu ilahî buyruk, âlimlere yöneltilen tenkidi de kuşatır.

Son günlerde sıkça dolaşıma giren bir metin münasebetiyle, işte bu hassas dengeyi hatırlatmak istedim.

1. Tarih ve Hakikat Karşısında Toptancı Suçlamalar

“Rivayet ehli”, “taklitçiler”, “içtihat kapısı kapalıdır” gibi sözler, yaklaşık bir asırdır tekrar edilen modernist bir karikatürden ibarettir. Bu ifadeler, birbirinden bütünüyle farklı ilim miraslarını tek bir “tekrar” kalıbına sıkıştırmaya çalışır:
• Gazâlî’nin İhyâ’u Ulûmi’d-Dîn’ini,
• İbn Hacer’in Fethu’l-Bârî’sini,
• Şah Veliyyullah Dihlevî’nin Hüccetullahi’l-Bâliğa’sını,
• Ahmed Cevdet Paşa’nın Mecelle’sini,
• Said Nursî’nin Risale-i Nur’larını,
• Yusuf el-Karadâvî’nin Fıkhu’z-Zekât’ını…

Bunların tamamını aynı kefeye koymak, ilim tarihine karşı açık bir haksızlıktır.

İçtihat, “öncekilere muhalefet etmek” değildir; metne ve maslahata en yakın hükmü arayıp çıkarmaktır. İmam Şâfiî’nin mezhebinde yüzlerce görüşünü değiştirmesi, Nevevî’nin mezhep içi tercihleri, İbn Teymiyye’nin derin çözümlemeleri; “içtihat kapısı kapalıdır” iddiasının kapalı olanın kapı değil, iddia sahibinin basireti olduğunu gösteren açık delillerdir.

2. Âlimden “Olağanüstü Kahraman” Bekleme Yanılgısı

Toplumda futbolcuların ve sanatçıların yüceltildiği, âlimin ise değersizleştirildiği bir ortamda, yine de âlimden şunlar beklenmektedir:
• Sabah tefsir dersini versin,
• Öğle vakti yapay zekâ toplantısına katılsın,
• İkindi vakti iktisat alanında doktora yapsın,
• Akşam küresel siyaset tahlili yazsın,
• Gece milyonlarca takipçiye hitap etsin…

Bu beklenti gerçekçi değildir. Tarih boyunca hiçbir âlim her şeyi bilen biri olmamıştır. İbn Sînâ tıp ve hikmette derinleşti, Gazâlî kelâm ve tasavvufta, İbn Haldun toplum ilmi alanında temayüz etti; kendi sahaları dışında ise ehline başvurdular. Bugün de durum farklı değildir.

3. Devlet, Medya ve Sermaye Arasında Sıkışmış Âlim

Bugün hangi İslâm ülkesinde âlim tam manasıyla serbesttir?
Mısır’da, Suudi Arabistan’da, Türkiye’de, İran’da, Pakistan’da…

Açık konuşanlar ya zindandadır (Muhammed Bediî, Selman el-Avde gibi), ya sürgündedir, ya da “aşırılık” damgasıyla itibarsızlaştırılmıştır.

Böylesi bir zeminde “Niçin daha fazla Seyyid Kutub çıkmıyor?” diye sormak, neredeyse “Niçin herkes idam edilmiyor?” demeye benzer.

4. Gerçek Çözümün Dört Temel Direği

Romantik “içtihat devrimi” sloganları yerine şu dört esas üzerinde durmak gerekir:

a. Âlime maddî ve manevî itibarın iadesi
Bir âlime, bir futbolcuya verilenin binde biri dahi verilseydi, bu başlı başına büyük bir dönüşüm olurdu.

b. Bağımsız ilim müesseselerinin kurulması
Devlet memurluğuna bağlı olmayan; vakıf, dayanışma ve dijital imkânlarla ayakta duran ilim ocakları (Türkiye’de İLKE ve İSAR, Mısır’daki bazı araştırma merkezleri, Endonezya’da Nahdatu’l-Ulemâ bünyesindeki mesele heyetleri gibi).

c. Müşterek içtihadın ihyası
Çağın karmaşık meseleleri; fakih, iktisatçı, hekim, mühendis ve toplum ilmiyle meşgul olanların birlikte çalışmasıyla ele alınabilir. Klasik çağlardaki “ehl-i hall ve akd” anlayışı tam da buydu.

d. Toplumsal beklentilerin gerçekçi hâle getirilmesi
Her mesele için tek bir âlimden hüküm beklemek yerine, ihtisasına saygı duyulmalı ve farklı alanlarla iş birliği teşvik edilmelidir.

Sonuç

Bugün ilmin zayıflaması yalnızca âlimlerin kusuru değildir. Bu durum; devlet baskısının, yüzeyselleştirilmiş popüler kültürün, gerçek dışı toplumsal beklentilerin ve sermayenin eğlenceye yöneltilmesinin bir neticesidir.

Bu yüzden mesele suçlamakla değil, dört şuurlu duruşla çözülür:
• İlme değer vermek,
• Âlimi maddî ve manevî yönden desteklemek,
• Bağımsız ilim yuvaları kurmak,
• Ve hepsinden önemlisi: adalet ve insaftan sapmamak.

Âlim masum değildir; fakat masum bir âlim beklemek, ilme karşı işlenen en büyük haksızlıktır.

İnsaf, bu meselenin hem anahtarı hem de nihai sözüdür.

Selâm dua ve muhabbetlerimle,

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
10.01.2026 – Üsküdar

ترجمة من التركية إلى العربية: 👇

حالُ أهل العلم في العالم الإسلامي: تقييمٌ على أسس العدل والإنصاف والحقيقة

أخي الفاضل،
سؤال «أين العلم في العالم الإسلامي؟» من أصح الأسئلة على الإطلاق. غير أن اللغة والميزان والمقياس الذي نستخدمه حين نطرحه أصبح في كثير من الأحيان أهم من السؤال نفسه. ذلك أن القرآن الكريم يقول: ﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰ أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْأَقْرَبِينَۖ … وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُواۚ اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ﴾ (المائدة: 8). وهذا الأمر يشمل النقد الموجَّه إلى العلماء أيضاً.
بمناسبة نصٍّ تداول كثيراً في الآونة الأخيرة، أردتُ أن أذكِّر بهذا التوازن الدقيق.
١- الاتهامات الشاملة في مواجهة التاريخ والحقيقة
عبارات مثل «علماء النقل»، «أهل التقليد»، «باب الاجتهاد مغلق» ليست إلا إعادة إنتاج لكاريكاتير حداثوي يُكرَّر منذ قرن من الزمان. هذه العبارات تحاول أن تضع في قالب «التكرار» الواحد:

  • إحياء علوم الدين للغزالي،
  • فتح الباري لابن حجر،
  • حجة الله البالغة لشاه ولي ولي الله الدهلوي،
  • مجلة الأحكام العدلية لأحمد جودت باشا،
  • رسائل النور لسعيد النورسي،
  • فقه الزكاة ليوسف القرضاوي…
    وهذا ظلم كبير بحق تاريخ العلم.
    الاجتهاد ليس «مخالفة القدماء»، بل هو «استنباط الحكم الأقرب إلى النص والمصلاح». تغيير الإمام الشافعي لمئات الآراء في مذهبه، وترجيحات النووي داخل المذهب، واجتهاد ابن تيمية البياني، كلها أدلة واضحة على أن «باب الاجتهاد مغلق» دعوى لا تغلق الباب، بل تغلق بصيرة صاحبها.
    ٢- توقُّع «البطل الخارق» من العالم
    في ثقافة شعبوية تُمجِّد لاعبي الكرة والفنانين وتُفرِّغ قيمة العالم تماماً، لا يزال يُطلب منه ما يلي:
  • أن يُدرِّس التفسير صباحاً،
  • أن يحضر ندوة الذكاء الاصطناعي ظهراً،
  • أن يُكمل الدكتوراه في الاقتصاد عصراً،
  • أن ينشر تحليلاً جيوسياسياً مساءً،
  • وأن tيكون لديه ملايين المتابعين ليلاً…
    هذا التوقع غير واقعي. لم يكن عالمٌ في التاريخ «يعرف كل شيء»؛ ابن سينا تعمَّق في الطب والفلسفة، والغزالي في الكلام والتصوف، وابن خلدون في علم الاجتماع، واستعانوا في غير تخصصهم بأهل الاختصاص. والأمر اليوم على حاله.
    ٣- العالم المحاصر بين الدولة والإعلام ورأس المال
    في أي بلد إسلامي اليوم العالم حرٌّ تماماً؟ مصر، السعودية، تركيا، إيران، باكستان… الذين يتكلمون بجرأة إما في السجن (محمد بديع، سلمان العودة…)، وإما في المنفى، وإما مُوسَمون بـ«التطرُّف».
    في مثل هذه الظروف، سؤال «لماذا لا يخرج المزيد من سيد قطب؟» يشبه قليلاً سؤال «لماذا لا يُعدم الجميع؟».
    ٤- أركان الحل الحقيقي الأربعة
    بدلاً من الشعارات الرومانسية عن «ثورة اجتهاد»، ينبغي التركيز على الأسس الأربعة التالية:
    أ. إعادة المكانة المادية والمعنوية للعالم
    لو أُعطي العالم ألفُ ما يُعطى للاعب كرة قدم لكان ذلك ثورة بحد ذاتها.
    ب. إنشاء مؤسسات علمية مستقلة
    مؤسسات بعيدة عن وظيفة الدولة، تعيش على نظام الوقف والتعاونيات والمنصات الرقمية (مثل: إلكه وإسار في تركيا، وبعض مراكز البحوث في مصر، وهيئات بحث المسائل في نهضة العلماء بإندونيسيا).
    ج. إحياء الاجتهاد الجماعي (هيئة الاجتهاد)
    لا يمكن معالجة قضايا العصر المعقدة إلا بهيئات تجمع بين الفقيه والاقتصادي والطبيب والمهندس وعالم الاجتماع. هكذا كان «أهل الحل والعقد» في العصور الكلاسيكية.
    د. تهيئة توقعات المجتمعية واقعية
    بدلاً من انتظار فتوى من عالم واحد في كل قضية، ينبغي احترام تخصصه وتشجيعه على التعاون مع غيره من المتخصصين.
    الخاتمة
    ضعف العلم اليوم ليس خطأ العلماء فقط؛ بل هو نتيجة ضغط الدولة، وتسطيح الثقافة الشعبوية، وتوقعات المجتمع غير الواقعية، وتوجيه رأس المال نحو صناعة التسلية.
    ولذلك لا يُحلُّ الموضوع باللوم، بل بأربعة وعي:
  • تقدير العلم،
  • دعم العالم مادياً ومعنوياً،
  • إنشاء بيوت علم مستقلة،
  • والأهم: عدم التفريط في العدل والإنصاف.
    العالم ليس معصوماً، لكن انتظار عالم معصوم هو أكبر خطأ يُرتكب بحق العلم.
    الإنصاف مفتاح هذا الأمر وختامه.
    والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته،
    مع التحية والدعاء

أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
10.01.2026 – أوسكودار