ABD İçin Grönland’ın Ehemmiyeti ve Yeni Dünya Düzenine Etkisi
Filistin-Gazze, Çin ve Rusya Bağlamında İslâmî Bir Okuma
Giriş
Grönland, yaklaşık 2.166.086 kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın en büyük adasıdır. Türkiye’nin yüzölçümünün yaklaşık üç katına yaklaşan bu geniş coğrafyanın yüzde seksene yakını kalın buz tabakalarıyla kaplıdır. Buna rağmen ada, Kuzey Kutbu’na hâkim konumu, yeni deniz yollarına yakınlığı ve zengin yeraltı varlığı sebebiyle günümüzde dünya siyasetinin en dikkat çekici sahalarından biri hâline gelmiştir.
Uzun yıllar boyunca donmuş bir coğrafya olarak görülen Grönland, XXI. yüzyılla birlikte büyük devletlerin rekabet alanına dönüşmüştür. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin bu adaya yönelik ilgisi, yeni dünya düzeninin hangi istikamette şekillendiğini anlamak bakımından mühim ipuçları sunmaktadır.
Bu çalışma; ABD’nin Grönland’a neden önem verdiğini, Çin ve Rusya’nın bu sahadaki konumunu, Filistin–Gazze hattında yaşananlarla ortaya çıkan çarpıcı tezatı ve bütün bu gelişmeleri İslâmî dünya görüşü çerçevesinde okumayı hedeflemektedir.
- Grönland’ın Stratejik Konumu
Grönland, Atlantik Okyanusu ile Arktik havza arasında tabii bir geçit durumundadır. Bu konum;
• Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki askerî hattı,
• yeni açılan kutup deniz yollarını,
• erken uyarı ve savunma sistemlerini
doğrudan etkilemektedir.
Buzulların çözülmesiyle birlikte Arktik bölge, yalnız iklim tartışmalarının değil; ticaret, enerji ve askerî rekabetin de merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bu sebeple Grönland artık uzak bir ada değil, küresel hesapların düğüm noktasıdır.
- ABD Açısından Grönland’ın Ehemmiyeti
ABD’nin Grönland’a ilgisi, dönemlik bir siyaset değil uzun vadeli bir devlet aklının ürünüdür. Trump’ın “satın alma” söylemi bu niyetin yalnızca açık dile getirilmiş şeklidir.
Bu ilginin temel sebepleri şunlardır:
• Arktik hâkimiyeti: Yeni ticaret yolları küresel iktisadın yönünü değiştirmektedir.
• Çin’i kuşatma gayesi: Çin’in “Kutup İpek Yolu” hamlesi ABD açısından ciddi bir tehdit olarak görülmektedir.
• Rusya’nın askerî varlığı: Moskova, Kuzey Kutbu boyunca üsler kurarak nüfuz sahasını genişletmiştir.
• Stratejik madenler: Lityum, uranyum ve nadir toprak unsurları modern harp düzeninin bel kemiğidir.
ABD için Grönland, geleceğin savaşlarını bugünden kontrol etme arzusunun coğrafî karşılığıdır.
- Yeni Dünya Düzeni ve Güç Mücadelesi
Bugün dünya, hukukun değil kudretin belirleyici olduğu bir döneme girmiştir. Uluslararası kurumlar zayıflamış, ahlâk yerini menfaate bırakmıştır.
Yeni dünya düzeni;
• hakka değil çıkara,
• mazluma değil güçlüye,
• adalete değil hâkimiyete dayanmaktadır.
Bu düzenin en açık göstergesi, Grönland’a gösterilen hassasiyet ile Gazze’ye reva görülen muamelenin aynı anda yaşanmasıdır.
- Filistin–Gazze: Vicdanın Ölçü Taşı
Gazze’de hastaneler bombalanırken, çocuklar açlıktan can verirken ve şehirler yerle bir edilirken dünya susmaktadır. Aynı devletler, Grönland halkının iradesini “dokunulmaz” saymaktadır.
Bu durum şunu açıkça göstermektedir:
İnsan hakları evrensel değil, seçicidir.
Hukuk değil, güç konuşmaktadır.
Filistin meselesi, yeni dünya düzeninin ahlâkî iflas belgesidir.
- Çin ve Rusya Açısından Grönland
Çin
Çin’in yaklaşımı daha çok ticaret ve enerji yollarına dayanmaktadır. Kuzey güzergâhları, Batı denetimindeki boğazlara alternatif sunmaktadır. Bu durum ABD’nin küresel üstünlüğünü doğrudan tehdit etmektedir.
Rusya
Rusya için Arktik bölge savunma hattıdır. NATO’nun kuzeyden kuşatma ihtimali, Moskova’yı bu sahada kalıcı varlık kurmaya sevk etmiştir. Grönland bu denge içerisinde hayati bir konumdadır.
- İslâmî Zaviyeden Okuma
İslâm, yeryüzünü bir tahakküm sahası değil emanet alanı olarak görür.
Kur’ân açıkça bildirir:
“Yeryüzünde büyüklük taslayanlar bozgunculardır (Kasas, 83)
İslâm’a göre:
• Toprak Allah’ındır.
• Güç emanet hükmündedir.
• Devlet adaletle ayakta durur.
• Zulüm ise yıkım sebebidir.
Bugün Grönland üzerinde kurulan hesaplar ile Gazze’de işlenen zulüm, insanlığın vahiyden uzaklaştığında nasıl bir karanlığa sürüklendiğini göstermektedir.
Sonuç: Yeni Düzen, Eski Zulüm
Grönland meselesi, bir adadan ibaret değildir. Bu ada üzerinden:
• yeni ticaret yolları çizilmekte,
• askerî denge yeniden kurulmakta,
• dünya siyasetinin yönü tayin edilmektedir.
Ancak aynı dünya, Filistin’de çocukların ölümünü seyretmektedir.
Bu tablo bize açık bir hakikati göstermektedir:
Güç adaletle birleşmediğinde,
medeniyet değil tahakküm doğar.
Bugün değişen yalnız haritalardır.
Zulüm ise isim değiştirerek varlığını sürdürmektedir.
İslâm ümmeti için bu gelişmeler, sadece siyasî bir okuma değil; itikadî bir uyanış çağrısıdır. Çünkü Kur’ân’ı Kerim’in vaadi kesindir:
“Zulüm ile abad olanın sonu berbat olur.”
Yeni dünya düzeni kurulurken asıl soru şudur:
İnsanlık gücün peşinden mi yürüyecek,
yoksa adaletle yeniden dirilmeyi mi seçecektir?
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
24.01.2026 – Üsküdar
ترجمة من التركية إلى العربية: 👇
أهمية غرينلاند بالنسبة للولايات المتحدة وتأثيرها في النظام العالمي الجديد
قراءة من منظور إسلامي في ضوء فلسطين–غزة والصين وروسيا
المقدمة
تُعدّ غرينلاند أكبر جزيرة في العالم من حيث المساحة، إذ تبلغ مساحتها نحو 2,166,086 كيلومتراً مربعاً، أي ما يقارب ثلاثة أضعاف مساحة تركيا. وعلى الرغم من أن ما يقارب ثمانين في المئة من أراضيها مغطّى بطبقات كثيفة من الجليد، فإن موقعها الجغرافي المتحكم في منطقة القطب الشمالي، وقربها من الممرات البحرية الجديدة، وغناها بالثروات الباطنية، جعلها في السنوات الأخيرة إحدى أكثر المناطق جذباً لانتباه القوى الكبرى.
لقد تحوّلت غرينلاند، التي كانت تُعدّ زمناً طويلاً أرضاً متجمّدة هامشية، إلى ساحة تنافس دولي مع مطلع القرن الحادي والعشرين. ويكشف الاهتمام المتزايد للولايات المتحدة بهذه الجزيرة عن ملامح النظام العالمي الجديد والاتجاه الذي يسير فيه العالم.
تهدف هذه الدراسة إلى بحث أسباب الأهمية التي توليها الولايات المتحدة لغرينلاند، وموقع كل من الصين وروسيا في هذا الصراع، والمفارقة الصارخة مع ما يجري في فلسطين وقطاع غزة، وقراءة هذه التحولات جميعاً من زاوية الرؤية الإسلامية.
أولاً: الموقع الاستراتيجي لغرينلاند
تقع غرينلاند في نقطة وصل طبيعية بين المحيط الأطلسي ومنطقة القطب الشمالي، ما يجعلها ذات تأثير مباشر في:
• الخطوط العسكرية بين أميركا الشمالية وأوروبا،
• الممرات البحرية القطبية الناشئة،
• أنظمة الإنذار المبكر والدفاع الصاروخي.
ومع ذوبان الجليد تدريجياً، لم تعد منطقة القطب الشمالي موضوعاً بيئياً فحسب، بل أصبحت ميداناً للتجارة والطاقة والصراع العسكري. ومن هنا لم تعد غرينلاند جزيرة نائية، بل عقدة مركزية في الحسابات الدولية.
ثانياً: أهمية غرينلاند من منظور الولايات المتحدة
لا يُعدّ الاهتمام الأميركي بغرينلاند نتاجاً لسياسة عابرة، بل هو امتداد لعقل الدولة العميقة. وما طرحه الرئيس دونالد ترامب حول “شراء الجزيرة” لم يكن سوى التعبير الصريح عن هذا التوجه.
وتتمثل دوافع هذا الاهتمام في ما يأتي:
• الهيمنة على القطب الشمالي: حيث إن الممرات الجديدة تعيد رسم خريطة التجارة العالمية.
• محاصرة التمدد الصيني: إذ أعلنت الصين ما سمّته “طريق الحرير القطبي”، وهو ما تعتبره واشنطن تهديداً مباشراً لنفوذها.
• الوجود العسكري الروسي: فقد أقامت موسكو قواعد متقدمة على امتداد القطب الشمالي.
• المعادن الاستراتيجية: مثل الليثيوم واليورانيوم والعناصر النادرة، وهي أساس الصناعات العسكرية والتقنية الحديثة.
وبذلك تمثّل غرينلاند بالنسبة للولايات المتحدة بوابة التحكم في صراعات المستقبل قبل وقوعها.
ثالثاً: النظام العالمي الجديد وصراع القوة
يشهد العالم اليوم مرحلة يتراجع فيها القانون أمام منطق القوة، وتضعف فيها المؤسسات الدولية، لتحلّ محلها سياسات المصلحة المجردة.
فالنظام العالمي الراهن يقوم على:
• المنفعة لا الحق،
• القوة لا العدالة،
• السيطرة لا القيم.
ويظهر هذا التناقض بوضوح في المقارنة بين الحرص الدولي على سيادة غرينلاند، والصمت العالمي تجاه ما يتعرض له قطاع غزة.
رابعاً: فلسطين–غزة… معيار الضمير
بينما تُقصف المستشفيات في غزة، ويُقتل الأطفال، وتُدمّر المدن، يلوذ العالم بالصمت. وفي الوقت ذاته تُعدّ إرادة شعب غرينلاند “مقدّسة لا تُمسّ”.
وهذا يكشف حقيقة مؤلمة:
حقوق الإنسان ليست شاملة،
بل انتقائية تخضع لموازين القوة.
وتغدو فلسطين بذلك شهادة حيّة على الانهيار الأخلاقي للنظام العالمي المعاصر.
خامساً: غرينلاند في نظر الصين وروسيا
الصين
تتعامل الصين مع المنطقة من زاوية اقتصادية وتجارية، وتسعى إلى تأمين طرق طاقة وتجارة بديلة عن الممرات الخاضعة للنفوذ الغربي، وهو ما تعتبره الولايات المتحدة تهديداً مباشراً لهيمنتها العالمية.
روسيا
أما روسيا فتنظر إلى القطب الشمالي بوصفه خط دفاع استراتيجي. ويأتي توسّعها العسكري هناك خشية تطويق حلف الناتو لها من الجهة الشمالية، ما يجعل غرينلاند عنصراً حاسماً في ميزان الردع.
سادساً: قراءة من المنظور الإسلامي
ينظر الإسلام إلى الأرض لا باعتبارها مجال سيطرة، بل أمانة إلهية.
قال تعالى:
﴿تِلْكَ الدَّارُ الْآخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِي الْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا﴾ (القصص: 83)
وفي المنظور الإسلامي:
• الأرض ملك لله،
• والسلطة أمانة،
• والقوة ابتلاء،
• والظلم سبب الهلاك.
وما يجري في غرينلاند من صراع محموم، وما يُقترف في غزة من عدوان، يكشف بجلاء ما تؤول إليه البشرية حين تنفصل عن الوحي.
الخاتمة: نظام جديد… بظلم قديم
ليست قضية غرينلاند شأناً جغرافياً محدوداً، بل هي عنوان لمرحلة يُعاد فيها:
• رسم طرق التجارة،
• وبناء موازين الردع،
• وتشكيل خريطة النفوذ العالمي.
وفي المقابل، تُترك فلسطين تنزف أمام أنظار العالم.
وهذا يثبت حقيقة ثابتة:
حين تنفصل القوة عن العدل،
لا تولد حضارة بل طغيان.
تبدّلت الخرائط،
لكن الظلم ما زال قائماً بأسماء جديدة.
وبالنسبة لأمة الإسلام، فإن هذه التطورات ليست قراءة سياسية فحسب، بل نداء يقظة عقدية، إذ يصدح وعد القرآن:
«وَتِلْكَ الْقُرَىٰ أَهْلَكْنَاهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا»
ويبقى السؤال المصيري:
هل يمضي العالم خلف منطق القوة،
أم يعود من جديد إلى ميزان العدل الذي به وحده تحيا الإنسانية؟
إعداد: أحمد ضياء إبراهيم أوغلو
24 / 01 / 2026 – أُوسكُودار